Bildiri Koleksiyonu | İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 58
  • Yayın
    Akıllı ofislerde mahremiyet kavramının iç mekân tasarımı üzerinden okunması
    (Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, 2025-10) Güneş, Beyza; Yolcu, Fatma Zişan
    Dijitalleşme ile yakın geçmişten günümüze çalışma mekân kurgusu dönüşüme uğramış; akıllı sistemlerle donatılmış ofisler, verimlilik, konfor ve sürdürülebilirlik açısından kullanıcılara yeni standartlar sunmaya başlamıştır. Bu dönüşüm, kullanıcıların mahremiyet algısını sosyolojik ya da hukuki bir konu olmaktan çıkarmış, mekânsal bir çözümleme konusu olarak da tartışılan bir konu haline getirmiştir. Bu bağlamda, kullanıcıların kişisel mahremiyet gereksinmelerini karşılayan mekânsal düzenlemeler akıllı ofislerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışma dijitalleşmiş akıllı ofislerde, kullanıcı mahremiyetinin hangi mekânsal düzenlemelerle desteklendiğini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, dijital mahremiyetin iç mekân tasarımındaki temsil biçimlerini, örneklem alan olarak seçilen uluslararası platformlarda ödüllendirilmiş 5 akıllı ofis üzerinden ele alınmıştır. Seçilen projelerin; mimari planları, iç mekân görselleri ve literatür taramasından elde edilen kuramsal bilgileri ışığında, kişisel mahremiyetin mekânsal temsili görsel mekânsal analiz yöntemiyle irdelenmiştir. Dijitalleşmiş çalışma ortamlarında kullanıcı mahremiyetinin hangi iç mekân tasarım kararlarıyla sağlandığı; mekân planlaması, donatı yerleşimi ile malzeme ve renk kullanımıyla nasıl çözümlemeler yapıldığı değerlendirilmiştir. Çalışma bulguları, akıllı ofislerde iç mekân tasarımında kullanıcı mahremiyetinin sağlanmasına yönelik, sabit ya da hareketli bölücülerle ve donatıların konumlandırılmasıyla mekânsal zonlama yapıldığını göstermektedir. Bununla birlikte iç mekânda renk (koyu ve doygun tonlar) ve malzeme seçimleri (cam, ahşap, keçe vb.) kullanıcıların fiziksel, görsel, işitsel (akustik) ve dijital mahremiyetini sağlamaya yöneliktir. Bu tasarım parametrelerinin doğru kullanımı, akıllı ofislerde kullanıcıların farklı mahremiyet gereksinimlerine yanıt veren çok katmanlı bir mekân kurgusu oluşturduğunu göstermektedir.
  • Yayın
    Decoding ivy behavior for a performative flow model
    (Cambridge University Press, 2025-05-27) Kahraman, Ataberk; Cimşit Koş, Fitnat; Delerel, Zehra; Kavurmacıoğlu, Özgür; Ozar, Betül
    Ivy plants exhibit a biologically driven growth pattern that intertwines adaptation with structural interaction. Their ability to climb vertical surfaces, such as walls and trees, establishes a complex relationship with built environments. This study develops a computational model to analyze ivy’s growth behavior and water absorption dynamics, utilizing parametric design techniques for an integrative simulation. Through Python scripting in Rhino, growth and flow parameters were systematically modeled to replicate natural processes. The first experiment simulates ivy’s exploratory growth, visualizing its organic expansion through curves and mass structures. Beyond adherence to surfaces, ivy interacts with material properties, particularly mortar, which retains moisture. As ivy roots absorb this water, mortar dries, leading to material degradation. To capture this phenomenon, the second experiment employs a dynamic flow simulation, illustrating how moisture migrates through walls and how ivy’s absorption alters its distribution over time. Furthermore, the model examines the long-term impact of ivy on structural integrity, where root penetration widens mortar joints, accelerating architectural decay. By integrating principles from complex adaptive systems and performative design, the study emphasizes self-organizing behaviors within dynamic environments. Flow-based models require an elastic topology that responds to natural forces, reinforcing bio-responsive design strategies. This research provides insights into material resilience, ecological interdependencies, and regenerative design, contributing to discussions on responsive architecture. The proposed computational framework enhances the understanding of nature’s influence on built environments, offering strategies for sustainable architectural adaptation.
  • Yayın
    Transcalar materials as narrative agents: challenging traditional metrics of originality
    (2025-04) Çimşit Koş, Fitnat; Ozar, Betül; Kavurmacıoğlu, Özgür; Aşkın Kütükçü, Seben
    Authorship in “Transcalar Material” is reconceived as an entanglement of agency among designers, materials, and technological systems. Rather than positioning the designer as the sole creator, this approach foregrounds materials as active participants, shaping outcomes through their intrinsic properties, environmental interactions, and computational extensions. This shift moves beyond symbolic authorship, proposing a material-driven epistemology where knowledge emerges through adaptive, multi-scalar processes. Parametric and AI-driven experiments reveal transcalarity as a continuous negotiation between material agency and systemic frameworks. The study unfolds through three iterative phases: Tangible Mapping, documenting symbiotic relationships between organisms and materials; Keep Information Alive, integrating AI to encode and evolve material intelligence; and Digital Crafting, constructing tectonic augmentations informed by material behavior. Rather than static components, materials operate as mediators across morphological, technological, and architectural dimensions, actively shaping design methodologies. This process reframes materials as co-authors, generating novel morphologies and ecological futures.
  • Yayın
    The changing meaning of urban open spaces through the pandemic process: workshop experiences
    (University of Thessaly, Department of Planning and Regional Development, Laboratory of Urban Morphology & Design, 2022-06) Süyük Makaklı, Elif; Engincan, Pınar; Gülersoy, Nuran Zeren; Özsoy, Fatma Ahsen; Kepsutlu, Gülay; Zeycan, Dicle; Yücesan Altay, Ebru; Ozar, Betül; Yılmaz, Ö. Çelik
    Covid 19 epidemic has been effective since the beginning of 2020 and is one of the most widespread pandemics with its global spread rate and area. In the historical process, pandemics have had a substantial impact on the city and urbanization, and in this context, urban transformations have been associated with pandemics. The emergence and spread of pandemics are directly related to urban conditions under the headings of collective life, architecture and urban planning, infrastructure services, settlement, and population density. The rapidly implemented measures for controlling the pandemic affected different parts of the society in psychological, social, physical, and economic terms at different levels, and the powersociety relationship is questioned. The use of public spaces has been restricted, cultural and social life has decreased considerably due to the risk of transmission of the virus. While the pandemic has affected our lives at different layers, it has changed our perception of space, architecture, urban space, and landscape. Living in the residences located in the densely populated area in the city center and those living in the residences located on the periphery and having their common areas or gardens have experienced the quarantine process differently. The location, typology, size, open and semi-open spaces of the house have differentiated the experience. As part of the "The Use of Indoor and Outdoor Space during the lockdown in Pandemic" research project, the concepts related to the changing use of outdoor space during the pandemic have been discussed at workshops. In the research, our aim is to determine the density of using open areas regarding various activities of people during the pandemic process and to understand the alterations made and their reasons in using the space. The use and transformation of open spaces and surroundings were examined in multiple layers through users' perceptions and relationships. In addition, we created an online workshop and survey series with undergraduate and graduate students from various design disciplines to demonstrate the transformation of space. The suggestions on open space and its surroundings' experiences and needs were discussed through the workshops. The importance of having a residential garden and balcony was emphasized during the pandemic process, and also have open areas such as parks, urban forests, open sports fields, walking track, sea/lakeside, children's gardens, children's playgrounds within walking distance was emphasized. The analysis highlighted the importance and necessity of open spaces. Additionally, workshops have looked beyond physical boundaries and reconsidered our living environments. However, we do not yet know whether Covid 19 will cause a systemic transformation in our city life.
  • Yayın
    Banknot tasarımında mimari imgeler ve değerler: T.C. E1. emisyon grubu
    (Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, 2023-12) Süyük Makaklı, Elif; Ozar, Betül
    [No abstract available]
  • Yayın
    Örgün ve uzaktan eğitim sürecinde mimari sunum/anlatım teknikleri: öğrenci ve eğitimci deneyimleri üzerinden bir değerlendirme
    (Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, 2021-04) Nane, Pelin; Ozar, Betül; Seyhan, Ekin Can; Öztürk, Selim Sertel
    Yaşanan pandemi süreciyle birlikte fziki mekânlarda bir arada bulunamama hali eğitim modellerinde de yeni yaklaşımların oluşmasını sağlamış, bu duruma çözüm ise uzaktan eğitim uygulamalarında bulunmuştur. Lisans düzeyinde hem teorik hem de uygulamalı birçok dersin uzaktan eğitim modeline adapte olmaya çalıştığı görülmektedir. Bu süreçte yüz yüze eğitime dayalı olan uygulamalı derslerin, uzaktan eğitim sürecine adapte olma durumlarının teorik derslere oranla daha zor olduğu deneyimlenmiştir. Çalışma bu kapsamda İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümü birinci sınıf stüdyo dışı uygulamalı dersleri olan ‘Teknik Çizim’ ve ‘Desen’ derslerinin uzaktan eğitime geçilmesiyle birlikte eğitim ortamı ve sürecinde yaşanan değişimlerin incelenmesini amaçlar. Ayrıca öğrenim çıktıları ve içerikleri birbirini destekleyecek şekilde kurgulanan bu iki ders üzerinden ders işbirliklerinin verimliliği de tartışmaya açılmasını hedefer. Örgün eğitimde manuel (uygulamalı) yöntemler üzerinden ilerleyen bir eğitim kurgusuna sahip olan bu iki ders uzaktan eğitim süreciyle birlikte sadece ders ortamını değil aynı zamanda çizim ve sunum yöntemlerini de dijitale taşımıştır. Bu değişimin getirdiği yeni verilere süreci aktif bir biçimde deneyimleyen öğrencilere uygulanan anket yöntemiyle ulaşılmıştır. Aynı zamanda süreci kurgulayan ve deneyimleyen ders yürütücülerinin öznel değerlendirmeleri anket çıktıları ile paralel olarak okunmuş ve yorumlanmıştır. Başkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü lisans öğrencilerine yönelik yapılan çalışma; birinci sınıf ‘teknik çizim ve desen’ dersini alan iki farklı öğrenci grubu üzerinden kurgulanmıştır. Yüz yüze eğitim alan grup (2019-2020 güz dönemi) ve uzaktan eğitimle lisans eğitimine başlayan grup (2020-2021 güz dönemi) üzerinden veriler toplanmıştır. Bu kapsamda yüz yüze ve uzaktan eğitime ilişkin program içerikleri incelenmiş, dersin dönem bazlı yöntem değişiklikleri yorumlanmış ve dersin hedef çıktıları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Yapılan çalışmanın değişen tasarım eğitimi yaklaşımlarının değerlendirilmesi, dersler arası işbirliklerinin kurgulanması ve örgün-uzaktan eğitim ikilemi arasında kalan sistemin geliştirilmesi adına önem taşıdığı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Örgün’den dijital’e temel tasarım eğitimi: öğrenci ve eğitimci deneyimleri üzerinden bir değerlendirme
    (Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, 2021-04) Öztürk, Selim Sertel; Seyhan, Ekin Can; Ozar, Betül; Nane, Pelin
    Pandemi koşullarında gündelik hayat pratikleriyle paralellik gösterecek şekilde eğitim-öğretim süreci de yeniden şekillenmektedir. İçinde bulunulan salgınla birlikte eğitimci ve öğrenci rolüne ilişkin yaşanan tüm deneyimler de eğitim sürecinin geleceğine dair olasılıkları sorunsallaştırmaktadır. Bu çalışma, pandemi süreciyle birlikte örgün eğitim yapısının sanal ortamdaki karşılıklarını, uygulama ve pratik sürece ilişkin yeni olasılıkları birinci sınıf stüdyo dersi üzerinden tartışmayı amaçlar. Tasarım eğitimi atölye ortamında, usta-çırak ilişkisi üzerine şekillenirken çoğunlukla yüz yüze ve birebir eğitimin yapıldığı bir öğrenim sürecini içerir. Bu çalışma kapsamında atölye pratiğine dayanan geçmişi de göz önünde bulundurarak, temel tasarım eğitiminin uzaktan eğitime geçilmesiyle birlikte eğitim ortamı ve sürecinde yaşanan değişimlerin incelenmesi hedeflenmiştir. Süreci aktif olarak üç ayrı biçimde deneyimleyen öğrencilere uygulanan anket, çalışmanın yöntemini oluşturmuştur. Aynı zamanda süreci aktif olarak kurgulayan ve deneyimleyen ders yürütücülerinin öznel değerlendirmeleri anket çıktıları ile paralel olarak okunmuş ve yorumlanmıştır. Başkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü lisans öğrencilerine yönelik yapılan çalışma; birinci sınıf ‘temel tasarım’ dersini alan üç farklı öğrenci grubu üzerinden kurgulanmıştır. İlk olarak yüz yüze eğitim alan grup (2019-2020 güz dönemi), ikinci olarak dönem ortasında geçiş yapılan uzaktan eğitimi deneyimleyen grup (2019-2020 bahar dönemi), son olarak uzaktan eğitim süreci ile lisans eğitimine başlayan grup (2020-2021 güz dönemi) üzerinden veriler toplanmıştır. Bu kapsamda yüzyüze ve uzaktan eğitime ilişkin program içerikleri incelenmiş, dersin dönem bazlı yöntem değişiklikleri yorumlanmış ve dersin hedef çıktıları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Yapılan çalışmanın değişen tasarım eğitimi yaklaşımlarının değerlendirilmesi ve örgün-sanal eğitim ikilemi arasında kalan sistemin geliştirilmesi adına önem taşıdığı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Fiziksel mekanın dijital platformlardaki temsili:Topkapı Sarayı müzesi örneği
    (Trakya Üniversitesi, 2018-11) Süyük Makaklı, Elif; Ozar, Betül; Benian, Esin; Canıtez, Tülay; Hatipler Çelik, Tuba
    Günümüzde gelişen teknolojiler ve değişen bilgi çağı ile birlikte dijital platformlar sıklıkla kullanılır hale gelmiştir. Farklı arayüzlerden oluşan dijital platformlar yoluyla, mimari ve insan etkileşimi sanal olarak sağlanmaktadır. İnternet ortamında oluşturulan ve sonsuz veri hacmine sahip olan dijital platformlarla, zaman ve mekandan bağımsız bir ortamda algılama imkanı mümkün kılınmıştır. Fiziksel mekana ait veriler farklı ölçekler ve katmanlar ile birleşerek bireyin zihninde çeşitli imgeler oluşturmaktadır. İnternet üzerinden hizmet veren platformlarda imge oluşturmaya imkan veren görsel ve işitsel veriler; aynı zamanda mobil platformlara da uyum sağlayan nitelikte tasarlanmıştır. Topkapı Sarayı; Osmanlı tarihini ve kültürünü yansıtan, günümüze ulaşmış olan en önemli eserlerden biridir. 1459 yılında inşasına başlanan Topkapı Sarayı uzun yıllar boyunca yapılan eklenmesi ile genişlemeye ve büyümeye devam etmiştir. 9 Ekim 1924’ten itibaren ise müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Topkapı Sarayı bulunduğu lokasyon, yapısal özellikleri ve içinde barındırdığı yapı bütünlüğü ile kent tarihinin en önemli simge yapılarından biridir. Kültürel mirasın dünya ölçeğinde tanıtılmasını sağlayan müzeler, dijital platformları geniş kitlelere ulaşmak için etkin bir araç olarak kullanmaktadır. Bununla birlikte bireyler de güncel ve güvenilir bilgi edinebilmek amacıyla bu platformlardan destek almaktadır. Dijital platformlardaki verilerin (360 derece sanal turlar, gezi rotaları, yazılı bilgiler, görsel imajlar ve işitsel araçlar) kullanımıyla yapıların fiziksel durumlarının ne ölçüde algılanabileceği araştırmanın ana konusu olarak belirlenmiştir. Mimarinin görsel temsili tarihsel süreç içinde farklı aşamalardan geçmiştir. Günümüzde ise fiziksel mekanları sanal ortamlarda anlatabilmek amacıyla çeşitli temsil araçları kullanılmaktadır. Fakat dijital platformlar halen mekanı durağan bir şekilde deneyimletmekte ve gerçek ortamdaki akışkanlık hissini bireyin zihninde yeterli düzeyde oluşturamamaktadır. Mekanın tam anlamıyla deneyimlenmesi beden zaman-mekan kesişiminin sağlanması ile gerçekleşebilmektedir. Bu bağlamda Topkapı Sarayı Müzesi örneği üzerinden dijital platformlar yoluyla aktarılan yazılı, görsel ve işitsel araçlarla mekanın fiziksel niteliklerinin, hacimsel ilişkilerinin ve 3 boyutlu kütle düzeninin algılanmasının ne ölçüde mümkün olduğunun anlaşılması amaçlanmaktadır. Çalışmada literatür taraması yapılmış, dijital platformlardaki ilgili imajlar, haritalamalar, videolar, 3D turlar, sanal gezinti uygulamaları vb. dokümanlar incelenerek sınıflandırılmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi’nin dijital platformlarda hangi araçlar kullanılarak temsil edildiği incelenmiştir. Temsil yöntemi olarak seçilen araçların, mekan algısının oluşumunda beden-mekan-zaman kesişiminin anlaşılması bakımından önem taşıdığı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Computational design tools in architectural education
    (Get It Published, 2018-05) Karadağ, Derya; Bolca, Pelin
    Architecture is a discipline that continuously produces information through research in the field of education and professional practice. This process of ‘knowledge generation’ is also influenced significantly by the act of developing new technology and digital tools as well as by an interdisciplinary approach to architecture. In the framework of digital technologies, ‘Computational design’ provides an innovative alternative to design researches. This method makes it possible to design innovative forms and building systems based on environmental data and also helps us understand the architectural/historical outcomes within a different perspective by using digital tools. These tools are also useful for obtaining and processing the data gathered from direct and indirect sources. According to architectural design ontology, the cognitive process of design is defined by the interaction between the designer and the phenomenon or artefact that she is working on. This interaction is explained by a loop system consisting of the phases of designer’s perception and her decision of intervention. The loop system can be done in a logical way only if the data is processed correctly in a controllable way by the designer. Computational design methods make it possible to achieve this goal and to control the outcomes by different parameters provided by its dataset. Digital tools influence today’s architecture, from the design process to investigating materials and from collecting environmental data to understanding relevant sources. Thus, this method makes the designer think in a more integrated framework with simulation, visualization and the spatialization of outcomes. The reflection of this interaction in architectural education is inevitable. Besides, in architectural education, analysis-oriented design studies that are compatible with the built and natural environment are essential phases. But, such studies can only be possible with a holistic view. An architectural education based on this method allows us to understand the qualitative and quantitative results of a design process. In other words, such studies in architectural education give the future architects the possibility to design with a holistic view. In short, the aim of this paper is twofold; the first one is to introduce the ‘Computational Design’ as a methodology. And the second one is to investigate the pros and cons of this methodology on the architectural education.
  • Yayın
    A woman pioneer in archeology and conservation in Turkey: Halet Çambel
    (Politecnico di Torino, 2018-06) Bolca, Pelin; Karadağ, Derya
    It is known that traditional Ottoman culture has always discriminated women in everyday life as well as in the workplace. However, with the foundation of the Republic of Turkey in 1923, modernisation studies have been started throughout the country. This “modern movement” has led to change the perception of gender discrimination. One of the important Republican reforms was equality of women and men. Thus, the achievements of women have been getting visible since then. Although in the last period of the Ottoman Empire, the prevalence of archaeology was understood, archaeological research had a limited place in the architectural context. However, after the Republican reforms, archaeology world saw the first woman figure as well as one of the most important archaeologists, Halet Çambel. In 1938, she received her undergraduate degree in archaeology from the Sorbonne University in Paris. Then she came back to Turkey and started working at Istanbul University. Her career has gained a remarkable advance with the excavation of Karatepe-Arslantaş Mound at the southern side of Turkey. In the present days, these excavations, which continued under Çambel’s leadership, are known as the site where Hittite hieroglyphs became understandable. She also was leading the conservation and restoration studies of the archaeological finds. Therefore, she established an open-air museum which is the first for Turkey. Çambel’s achievements were not limited to archaeology. She was also teaching at Istanbul University and she contributed to the creation of a modern method of archaeological research in Turkey. This paper examines the achievements of Halet Çambel on her particular legacy. The focus of the paper is to investigate the influences of Modern Movement to Halet Çambel’s career. By doing such analysis, women achievements in the architecture and archaeology after the foundation of the Republic of Turkey are discussed.
  • Yayın
    İç mekân akustiğinin kullanıcı deneyimine etkisi: Kadıköy kafeleri üzerine alan çalışması
    (IKSAD Publishing House, 2025-09) Nizam, Begüm; Karadağ, Derya
    Günlük hayat akışında sıkça vakit geçirilen kafeler, yalnızca yeme-içme gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılamakla kalmayıp; aynı zamanda sosyalleştiğimiz, çalıştığımız ve dinlendiğimiz iç mekânlardır. Bu mekânlarda fiziksel konfor kadar akustik konfor da kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Özellikle, Kadıköy gibi kalabalık bölgelerde bulunan mekânlarda, artan ses düzeyleri hem müşterilerin hem de çalışanların memnuniyetini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu nedenle, iç mekânlardaki akustik düzenlemelerin doğru ve uygun yapılması; kullanıcı deneyimi ve kullanım konforu açısından büyük önem taşır. Bu çalışma, Kadıköy ilçesinde bulunan benzer büyüklük ve mekânsal düzene sahip üç kafe üzerinden yapılan ölçümlerle, akustik konforun mevcut durumunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Kafelerde gerçekleştirilen ölçümler sırasında Decibel X Pro uygulaması kullanılmış, mekânların çeşitli bölgelerinde ses düzeyleri kaydedilmiş; yankı süresi ise malzeme özelliklerine göre hesaplanmıştır. Buna ek olarak, mekân içerisindeki çalışanlara ve müşterilere uygulanan kısa anketlerle nitel veriler elde edilmiş, kullanıcı deneyimi ve mekânsal algı arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, iç mekânlarda kullanılan malzemelerin, oturma düzeninin ve tavan yüksekliğinin akustik performansı belirlemede kritik rol oynadığını göstermektedir. Çalışma, bu doğrultuda incelenen mekânlara yönelik akustik açıdan daha konforlu ortamlar oluşturulmasına katkı sağlayacak öneriler sunmaktadır.
  • Yayın
    Online workshop experience as an informal learning environment: gamification and space
    (İstanbul Kültür Üniversitesi, 2022-06) Karadağ, Derya; Gülbahar, Simge; Ozar, Betül
    The workshops contribute to design education by creating an informal learning area. The workshop environment is defined as an experience and interaction-oriented platform where students participate voluntarily, goes beyond formal education restrictions, and depends on the curriculum developed in line with measurement and evaluation systems. (Ciravoğlu, 2003; Yürekli & Yürekli, 2004). Due to these features, the workshops allow restrictions of disciplinary education to be dissolved through a specific problem or theme. It also helps to create an environment that supports peer learning while embodying creative mental activity. Today, due to the Covid 19 pandemic, online design education has become widespread. (Kılıç & Arabacıoğlu, 2021; Peimani & Kamalipour 2021; Alawad, 2021; Gogu & Kumar, 2021). As a result, students start using digital interfaces actively in both formal and informal studio environments to meet, to Access educational materials, and to produce projects. Digital tools and virtual reality provide a major contribution to the curriculum of design schools by creating new learning environments. (Olmos, 2006; Gül et al., 2008; Liu, 2017; Karadağ & Tüker, 2020). In addition, as a result of the widespread use of Information and Communication Technologies (ICTs) in many fields to gain the attention of researchers of different disciplines, 'gamification' has emerged as a popular phenomenon that is used in learning processes. It has been observed that the concept of gamification, which can be defined as 'using game components and game dynamics for a specific purpose' in non-game environments, has an effect that increases student motivation and augments the learning process (Kapp, 2012; Mekler et al., 2013; Behl et al., 2022). In this study, an online workshop which was organized with the theme of "Gamification and Space", hosted by Işık University in the Department of Interior Architecture and Environmental Design, between 26-30 July 2021 is investigated as a case study. 23 workshop instructors contributed to the workshop with 11 different workshop themes. 53 students applied as participants and 49 completed the workshop. 6 workshops were scheduled weekly, and 5 workshops were scheduled as single-day. On the first day of the workshop, two seminars titled “Gamification and Space” and “Gamification for the Conservation of Historical Sites and Awareness” were held. On the last day of the workshop week, the process and the results of the workshops were shared by the instructors and participants. In the study, the contribution of the concept of gamification to design education has been evaluated in line with the observations and experiences gained. The data was gathered from the workshop presentations held on the last day and the final manuscripts of the workshops. The collected data was analyzed by the workshop coordination team, and classifications were made regarding the strategies used in the design education process by the concept of gamification. In addition, it was aimed to discuss the potentials of ICTs enabling online interaction. When the findings of the workshop were analyzed, it was revealed that there was a rich research environment for problems in various fields of design disciplines. Accordingly, the findings were analyzed under three headings as student experiences, instructor experiences and workshop experiences. In terms of the student experiences, students gained new technical knowledge and developed presentation skills through virtual environments and digital interfaces during the workshop. The important contribution of the informal workshops to the educational processes is that they bring different design disciplines together. Thus, the students had the opportunity to go beyond the boundaries of their disciplines and experience different ways of thinking and producing. In addition to weekly workshops, one-day workshops were also included in the workshop. In the one-day workshops, working areas such as performance art and computational thinking were addressed in the design processes, thereby expanding the perspectives of the participants. The fact that the workshop offered an informal experience and was based on volunteerism had a positive effect on the motivation of the students. In addition, the workshop instructors stated that they observed that the informal working environment helped students feel free and behave comfortably during the design process. Considering the experiences of the instructors, the workshop allowed instructors, who have different expertise in the design field, to organize a workshop and to work with students who want to improve their skills in the instructors’ field of expertise. On the closing day of the workshop, works produced in workshops were presented by the instructors and students to all participants. Thus, instructors living in different cities had an opportunity to come together and share their knowledge. The establishment of these sharing environments is important in terms of providing potential for future scientific studies. Regarding the workshop experiences, it is analyzed how the concept of 'gamification' is used in the structure of the workshops. The workshops are grouped under three main headings; 1. Gamification for the design process, 2. Gamification for the learning process, 3. Using the concept of gamification as a design theme. The concept of gamification is observed to be mainly associated with the design process considering the methods of the workshops. The theme of the gamification was mostly used to motivate the design process and was used to add creativity to the design process. Gamification elements are used for the learning process in order to transfer and reproduce a theoretical knowledge within the scope of workshops. One workshop used gamification as a design theme for the final product. The tools used in the workshops are varied throughout the workshop process. The workshops started on Blackboard, which is a 'virtual learning environment', but instructors added online virtual tools such as Zoom and Miro to support their workshop process. Workshops supported by computer-aided design tools and methodologies contribute to enriching the informal learning environments in the future. It has also emerged that online tools and environments constitute an important interface in terms of using the concept of gamification in the design workshops. However, virtual learning environments within the framework of technological infrastructure include some limitations when design disciplines are considered. Therefore, the study suggests that a comparative analysis between online and face-to-face environments is necessary for further studies. In addition, it is thought that the experiences gained from online workshops as an informal learning tool have the potential to contribute to fourteen-week design studios at various levels in the future.
  • Yayın
    Temel tasarım derslerinde algoritmik düşünce egzersizlerinin yaratıcılığa etkisi
    (Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, 2020-10) Karadağ, Derya; Ünal, Faruk Can
    Tasarım eğitiminin birinci senesinde, öğrencilerin tasarım yöntemleri, elemanları ve prensipleri ile uygulamalı olarak tanıştığı temel tasarım dersleri, yaratıcılığın geliştirilmesinde de büyük rol oynamaktadır. Hesaplamalı tasarım yaklaşımlarının eğitim alanındaki potansiyeli, birçok üniversitede akademisyenlerin üzerinde çalışmakta olduğu bir alandır. Hesaplamalı yöntemlerin öğrenme süreçlerine etkilerinin saptanabilmesi için bu çalışmaların yaygın bir biçimde devam ettirilmesi önemlidir. Temelde hesaplamalı yaklaşımların eğitim alanındaki potansiyellerine dair mevcut çalışmaların yaygınlaştırılması ve gözlem alanlarının artmasını amaçlayan bu çalışma, temel tasarım dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, dersi alan birinci sınıf öğrencileri, algoritmik tasarım egzersizleri yardımıyla tasarım sürecinde hesaplama kavramını kullanma yöntemleri ile tanıştırılmıştır. Daha sonra, öğrencinin algoritmik düşünce hakkındaki bilgilenme öncesi ve sonrası üretilen çalışmalarını kendi öz değerlendirmeleri ile karşılaştırmaları istenmiştir. Gerçekleştirilen çalışmalar dersin yürütücüleri tarafından da soyutlama, tasarım dili oluşturma ve mekansal algının geliştirilmesi açısından değerlendirilmiştir. Bu çalışma kapsamında edinilen çıktılar üzerinden, temel tasarım derslerine hesaplamalı tasarım yaklaşımlarının katkıları ve gelecekte yeni bir çerçeve/strüktür kazandırabilme potansiyelleri tartışılmaktadır.
  • Yayın
    Mobilya tasarımında Pop Art akımının tüketime etkileri
    (Niğde Ömer HalisDemir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, 2021-06-22) Çubukçu, Emre; Akçaözoğlu, Semiha; Sakarya, Menekşe; Varol, Esra; Akbulut, Ayşe
    Endüstri devrimi ile birlikte sanat alanındaki yeniliklerde, bilimsel yöntemlerden faydalanılmaya başlanmıştır. Bu durum, 17.yy’dan 21.yy’a kadar geçen süreç içerisinde, bilimsel yöntemlerin deneysel platforma oturtulması ile sonuçlanmıştır. Sanatsal yeniliklerde olduğu gibi iç mekân kullanıcıları da bilimsel gelişmelerden faydalanmış, teknolojik gelişimin getirdiği yenilikleri iç mekân öğelerinde kullanmışlardır. Bu yenilikler özellikle ekonomik, siyaset, kültür gibi farklı alanlarda benimsenirken, dünya coğrafyasında sahnelenen gelişmeler sanat çevrelerinde de etkili olmuştur. Özellikle 20. yy, yeniliklere karşı olan oluşan tepkilerle birlikte sanatçıların yaratıcılık yetisini doruğa çıktığı dönem olarak gözlenmiştir. Bu dönemde ortaya çıkan birçok sanat akımında olduğu gibi Pop Art akımının felsefesi; toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için ucuz, basit, çabuk tüketilen, çevreye uyumlu ürünler tasarlamaktır. Bu akıma mensup sanatçılar, birçok faktörü ele alarak, dönemin tüketici toplumuna tasarımlarını sunmuştur. Çalışmanın amacı, Pop Art akımının, popüler kültür ve tüketim kültürü yansımalarıyla mobilya tasarımlarında yaratmış olduğu etkiyi incelemektir. Literatürde Pop Art akımına ait pek çok çalışma bulunmasına rağmen pop art akımının yansımaların mobilya tasarımına etkileri konusunda boşluk görüldüğü için bu çalışma gerçekleşmiştir. Bu bağlamda araştırmanın hipotezi; “döneminde yenilikçi olarak kabul edilen pop art akımının, mobilya tasarımında ucuz, basit ve değersiz tasarım yaklaşımlarını kullanması, kullanıcıları tüketime yöneltmiştir” olarak belirlenmiştir. Belirlenen hipotez dâhilinde alt araştırma sorusu; Pop Art’ın hangi ucuz, basit ve değersiz tasarım yaklaşımlarını benimsediği ve bunların mobilya tasarımındaki etkileri nelerdir? Mobilya kullanıcı ilişkisi açısından ise Pop Art hangi özellikleri nedeniyle kullanıcıyı tüketime nasıl yönlendirmektedir? olarak belirlenmiştir. Araştırma nitel yöntemlerden faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu yaklaşım dâhilinde araştırma deseni betimsel analiz olarak belirlenmiştir. 17.yy-21.yy’daki dönemin mobilya dergileri taranmış, Pop Art ikonu olarak kabul edilmiş mobilyalar tespit edilmiştir. Örneklem kümesini oluşturan mobilyalar, tasarım yaklaşım, malzeme, renk, doku ve ergonomik özellikler bakımından analiz edilmiştir. Sonuç olarak belirlenen dönemde Pop Art Akımının mobilyaya etkisi tespit edilmeye çalışılmış ve bu durum dönemin tüketim alışkanları ile ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında birinci eksende Pop Art akımının felsefesi, ikinci eksende Pop Art akımının mobilya tasarımına hazırlayan evreleri, üçüncü eksende ise ortaya çıkan mobilya tasarımlarına yansımaları incelenmiştir.
  • Yayın
    Pop Art akımındaki sinemalarda kullanılan mobilya tasarımları
    (UKSEK Publications, 2021-10-15) Çubukçu, Emre; Polat, Cavit; Gümüş, Abdullah
    Endüstri Devrimi’nden sonra birçok sanat alanlarında yenilikler, çözümlemeler ve gelişmeler yaşanmıştır. Pop Art akımının sanat alanları içerisinde gelişen teknoloji ile birlikte ortak payda da buluşan birçok alanları da içinde barındırmaktadır. Bu alanlar içerisinde sinema ve mobilya tasarımı da bulunmaktadır. Pop Art felsefesi içerisinde yer alan düşünsel yapının; ekonomi, siyaset, kültür başlıklarında toplumun yansımaları gerçekleşerek sanat alanlarında etkisini sürdürmüştür. 20. yüzyıl ile birlikte yeniliklere karşı olan sanatçı grubuyla, yaratıcılık yetisini yükseltmeye çalışan bir diğer sanatçı gruplarının olduğu gözlemlenmiştir. Pop Art akımı felsefesi içerisinde yer alan; toplumun ihtiyaçlarını karşılamak, ucuz, basit, sıradan, çabuk tüketilen, çevreye uyumlu mobilya tasarlarımlar üretilerek mobilya tasarımları tasarlamaktır. Tüketime odaklı bir anlayış içerisinde olan sanatçıların topluma halk ile sanat arasındaki mesafeyi azaltmak içgüdüsüyle çalışmalarını yapmışlardır. Bu tüketim olgusunu sunarken birçok kitle iletişim araçlarından da destek görmüştür. Örneğin dönemin sanatçılarına katkı sağlayıp; gazete, televizyon, radyo ve sinema gibi birçok alanda mobilya tasarımlarını reklam pazarlamasıyla halka sunulmuştur. Pop Art akımı ile birlikte aynı yıllarda Amerika ve Sovyetlerin uzaya gitme denemelerinin gerçekleşmesi toplumdaki birçok kitleyi etkilemiş‘bilim kurgu’, ‘uzay çağı’ türlerinin sayısının artmasına neden olmuştur. Bununla birlikte film sahnelerinde oluşacak iç ve dış mekânlarda kullanılan mobilya tasarımlarında da yansımaları gerçekleşmiştir. Çalışmanın amacı, Pop Art Akımındaki sinemalarda kullanılan mobilya tasarımlarının incelenmesidir. Popüler kültür, tüketim kültürü sinema alanında ön plana çıkan bilimkurgu, uzay çağı başta olmak üzere birçok yansımalarını mobilya tasarımlarında örneklerle görmektir. Bu bağlamda araştırmanın hipotezi; “Dönemin sinema filmlerinde kullanılan mobilyalar, sonra ki yıllarda yapılacak mobilya tasarımlarına yön çizmiştir.’’ olarak belirlenmiştir. Araştırma nitel yöntemlerden faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu yaklaşım dâhilinde araştırma deseni betimsel analiz olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında birinci eksende Pop Art akımının felsefesi, ikinci eksende Pop Art akımının mobilya tasarımına hazırlayan evreleri, üçüncü eksende ise sinema filmlerinde kullanılan mobilya tasarımlarının örnekleri incelenmiştir.
  • Yayın
    Yüksek binalardaki çatı teras bahçelerinin tasarım yaklaşımlarıyla birlikte kullanıcı açısından etkileri
    (IKSAD Publications, 2022-10-12) Çubukçu, Emre; Özel, Agit Ferhat; Turun, Gamze; Şenışık, Ahmet Murat
    21. yüzyıl ile birlikte özellikle büyükşehirlerde küreselleşme, nüfus artışı, teknolojinin gelişimiyle yeni yapılaşma türleri arasına giren yüksek binalar kullanıcı açısından fiziksel, sosyal ve psikolojik boyutlarda da önem arz etmektedir. Bu boyutların içinde kullanıcı açısından, yüksek binalarda iç ve dış mekânlarla birlikte yapılaşma, bitki ve ağaç türlerine göre çatı tipi uygulama yaklaşımları, sosyokültürel, aidiyet, çevre ve psikolojik gibi birçok kavram da irdelenmektedir. Daha önceki yıllarda tek fonksiyonlu mekân organizasyonu olarak işlevini sürdürürken, kullanıcıların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda 21. Yüzyılla birlikte çok fonksiyonlu mekân organizasyonuna dönüşmektedir. Aynı çatı altında karma fonksiyonlu yapı olma özelliğini taşıyarak, sürdürebilir ve ekolojik açıdan da alternatif çözüm yaklaşımları da üretilmektedir. Alternatif çözüm yaklaşımları arasında yer alan çatı-teras bahçelerinin çatı tiplerine göre yüksek binalarda açık, yarı açık ve kapalı olmak üzere tasarım yaklaşımlarıyla birlikte kullanıcılar için yeni bir yön çizmektedir. Bu yöntem kullanıcılar için fiziksel, sosyal ve psikolojik açıdan bir değerlendirme yapmasına neden olmakta ve yüksek binalarda çatı-teras bahçeli bir yapıyı tercih etme sebepleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı; yüksek binaların çatı ve teras bahçelerinin tasarım yaklaşımlarıyla birlikte kullanıcılar açısından etkileri incelenmiştir. Literatürde konuyla ilgili pek çok çalışma bulunmasına rağmen, yüksek bina açısından merkeze alan yeterli sayıda araştırma olmadığı tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak araştırma için; yüksek binalardaki çatı ve teras bahçelerinin kullanıcıya park ve bahçeler gibi dış mekân deneyimi sunması konu olarak seçilmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden, betimsel durum analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında birinci eksende yüksek binalarda çatı teras bahçelerinin tasarım yaklaşımları, ikinci eksende bu tasarım yaklaşımların örneklerle incelenmesi, üçüncü eksende kullanıcı açısından etkileri incelenmiştir.
  • Yayın
    Karma fonksiyonlu yapılarda sürdürebilir yaklaşım alanlarından çatı ve teras bahçeleri: Uzakdoğu örnekleri
    (Academy Global Publishing House, 2023-10-20) Çubukçu, Emre; Bilgili, Ali
    Uzakdoğu ülkelerinde 21. yüzyılın ilk çeyreği ile birlikte etkisini gösteren çatı ve teras bahçeleri, özellikle nüfusu yoğun olan büyük şehirlerdeki konut, ofis, otel, alışveriş merkezi gibi yapıların tasarım yaklaşımlarıyla birlikte karma fonksiyonlu yapılar olmak üzere etkisini göstermektedir.Büyük şehirlerde artan nüfusun, yeni kentleşme yapılarına yön çizerek, azalan yeşil ve boş alanların yerine tasarım yaklaşımlarıyla birlikte çatı ve teras bahçeleri kullanıcılara alternatif bir çözüm yolu sunmaktadır. Gelişmiş birçok teknik detay, yeni malzemelerin ortaya çıkışı, yapım-çözüm teknikleri olmak üzere kullanıcıların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda, ortaya çıkan ekolojik, sürdürebilir sorunlarını minimum seviyeye çekerek; şehir-kullanıcı-çevre bağlamında katkı sunan uygulama yaklaşımlarını ortaya çıkarmaktadır. Birçok gelişen Uzakdoğu’daki büyük şehirlerde, hızla artan nüfus ve düzensiz gelişim neticesinde yaşam alanlarında büyük oranda beton ve çarpık yapılaşma ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum karşısında gerek şehir gerekse kullanıcı açısından olumsuz birçok faktör ortaya çıkmaktadır. Yeşil alanların yerine çok amaçlı çeşitli mimari yapıların yapılması ve talepler doğrultusunda artan sayıları kentsel çevre sorunlarının başında bulunmaktadır. Binaların yaşayan çevreye uyum sağlaması ve ilerleyen süreçte de diğer nesillere daha iyi bir yaşam kalitesi sunabilmesi için yeşil çatılara ihtiyaç duyulma noktasına gelinmektedir. Uzakdoğu’nun birçok gelişmiş şehirlerinde önemi git gide artan çatı bahçelerinin şehir ekolojisine sağladığı fiziksel faydalar yanında ekonomik, ekolojik, sosyal, fiziksel ve psikolojik olarak birçok şehir ve kullanıcı açısından katkı sağlamaktadır. Kullanıcılarda oturma-dinlenme, yürüyüş-koşu, spor ve oyun alanları gibi birçok aktivitenin gerçekleşmesini sağlayan alanların yaratılmasına olanak sağlamaktadır. Diğer canlı türleri için yaşam alanı olanakları tanımaktadır. Bu çalışmanın amacı; Uzakdoğu ülkelerinde mimaride sürdürebilir bir yaklaşım olan çatı ve teras bahçelerinin karma fonksiyonlu yapıların örneklerle incelenmesidir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden, betimsel durum analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında birinci eksende çatı ve teras bahçeleri, ikinci eksende karma yapılarındaki çatı ve teras bahçeleri, üçüncü eksende Uzakdoğu ülkelerinde yer alan çatı ve teras bahçeli karma yapıları örneklerle incelenmiştir.
  • Yayın
    Karma fonksiyonlu yapılarda sürdürebilir yaklaşım alanlarından çatı ve teras bahçeleri: Avrupa örnekleri
    (Academy Global Publishing House, 2023-10-20) Çubukçu, Emre; Bilgili, Ali
    20. yüzyılın son çeyreği ile birlikte birçok Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde özellikle sürdürebilir yaşam alanlarında etkisini gösteren tasarım yaklaşımlarından olan çatı ve teras bahçeleri, nüfusu yoğun olan büyük şehirlerdeki çeşitli fonksiyonlu yapılarda karşımıza çıkmaktadır. Bu fonksiyonlu yapılar içerisinde kullanıcıların ihtiyaç ve taleplerini karşılayabilecek karma fonksiyonlu yapılarda da görmek mümkün olmaktadır. Gelişen teknoloji, yeni malzeme, yeni çözüme teknikleri ile birlikte kullanıcıların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda, ekolojik, sürdürebilir sorunlarını minimum seviyeye çekerek; şehir-kullanıcı çevre bağlamında katkı sunan uygulama yaklaşımlarını ortaya çıkarmaktadır. Sürdürebilir yaşam alanları süreç içerisinde; gerek şehre, gerekse kullanıcılara kaliteli bir yaşam süreci yaşatabilmesi için geleceğe dönük tasarım kriterleri belirleyerek birçok çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Karma fonksiyonlu yapılarda da yeşil alanların önemi her geçen süreçte artarak bulunduğu coğrafi yapı üzerinde kent dokusu, siluet, estetik, kullanıcı-çevre ilişkisi gibi önemli konularda etkili olmaktadır. Yeşil alanların ileriye yönelik yapılan çalışmalarında sadece kullanıcı üzerindeki sürdürebilirlik kavramı değil, diğer canlılarını da üzerindeki etkisi önemli olmaktadır. Çatı ve teras bahçeleri, sadece estetik, siluet gibi amaçların dışında sürdürebilir bina ve şehir bakış açısıyla uygulanan yeşil çatı, sürdürebilir çatı ya da ekolojik çatı olarak adlandırılmaktadır. Karma fonksiyonlu yapıların yaşayan çevreye uyum sağlaması ve ilerleyen süreçte de diğer nesillere daha iyi bir yaşam kalitesi sunabilmesi için yeşil çatılara ihtiyaç duyulma noktasına gelinmektedir. Nüfusu yoğun büyük şehirlerde açık-yeşil alan varlığının tekrar geri kazanılmasının yönünden bir Bu çalışmanın amacı; sürdürebilir bir yaklaşım olan çatı ve teras bahçelerinin karma fonksiyonlu yapılarda örneklerle incelenmiştir Literatürde konuyla ilgili pek çok çalışma olmasına rağmen karma fonksiyonlu yapılar açısından çatı ve teras bahçeleri çerçevesi üzerinde yeterli sayıda araştırma olmadığı tespit edilmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden, betimsel durum analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında birinci eksende çatı ve teras bahçeleri, ikinci eksende karma fonksiyonlu yapılarındaki çatı ve teras bahçeleri, üçüncü eksende Avrupa ülkelerinde yer alan çatı ve teras bahçeli konut yapıları örneklerle incelenmiştir.
  • Yayın
    Roof terrace garden in high buildings with wire function sustainable living area: examples of Singapore
    (IKSAD Publishing House, 2023-08-21) Çubukçu, Emre; Ayyıldız, Ayşegül
    [No abstract available]
  • Yayın
    Entansif çatı tipli mimari yapılarda tasarım yaklaşımlarıyla birlikte rekreasyon alanları: Uzakdoğu örnekleri
    (Global Publishing House, 2023-10-15) Çubukçu, Emre; Solisworo, Dwi
    21. yüzyıl ile birlikte çağın yeni teknolojik gelişmelere açık olması, yeni malzeme ve teknik/çözümlemelerin uygulanması, kullanıcıların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda çeşitliliğe yol açabilmektedir. Günün mimari yapı anlayışı doğrultusunda, bulunduğu konum, coğrafya, bitkiörtüsü, iklim etkenlerinin dışında sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan da kullanıcı profilleri oluşmaktadır. Bu anlayış ile birlikte farklı fonksiyonlu mimari yapılar oluşturularak, yapının ve çevrenin sürdürebilir ve ekolojik açıdan da katkı sağlaması açısından da çeşitli peyzaj uygulamaları da geliştirilmektedir. İki çatı modelinden biri olan entansif (yoğun) çatı tipi modeli, başta kullanıcılar olmak üzere yapıya, komşu yapılara ve çevreye de katkı sağladığı görülmektedir. Özellikle nüfusun yoğun olduğu büyükşehirlerde kullanıcıların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda şehir hayatındaki karşılığı olumlu ya da olumsuz olabilmektedir. Mimari yapıların artmasıyla birlikte yeşil ve kullanılmayan atıl alanların azalması birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle mimari yapılardaki kullanıcıların; yeşil alan, rekreasyon alanı, spor ve aktivite alanı gibi alanların kullanılmasına olanak sağlanması için çeşitli alan ve uygulama çözümlemeleri yapılmaktadır. Kullanıcıların ihtiyaçlarına karşılık verebilmek adına, dünyadaki birçok ülkede şehir planlaması yapılırken yeşil alan, rekreasyon alanları göz önünde tutularak, projelendirmeler bu çerçeve içerisinde gelişmektedir. Yeşil alanların kullanıcılarda yaşam kalitesine katkı sağlarken, ayrıca fiziksel, psikolojik ve ekolojik açıdan da katkı sağladığı görülmektedir. Çalışmanın amacı, entansif çatı tipli mimari yapılar başta olmak üzere Uzakdoğu ülkelerindeki örnekler incelenerek, rekreasyon alanları üzerinden karşılaştırma yapmaktır. Kapsam dahilinde rekreasyon alanlarının; açık, yarı açık ve kapalı alanlarda uygulanan çatı ve teras bahçeleri, kat bahçeleri, kış bahçesi, iç bahçe gibi çeşitli bitkilendirme yaklaşımlarıyla kullanıcılara bireysel ya da çoklu kullanım için alanlarda dahil olmaktadır. Araştırma kapsamında birinci eksende entansif çatı tipi tanımı, özellikleri, uygulama örnekleri ele alınırken, ikinci eksende mimari yapılardaki rekreasyon alan tanımı ve özelliklerinin incelenmesi, üçüncü eksende ise Uzakdoğu’da yapımı gerçekleşmiş çatı tipine uygun yapıların rekreasyon alanların örnekler üzerinden incelenmesi ele alınacaktır.