4 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Yayın Psychometric properties of the pathological buying screener: reliability and validity study(Kare Publishing, 2021-06) Dikbaş, Ganime Tuba; Acartürk, Ceren; Akyunus, MirayObjective: The Pathological Buying Screener (PBS) is a self-report scale used to evaluate compulsive buying behavior. The aim of this study was to assess the validity and reliability of a Turkish version of the PBS in a nonclinical sample. Method: A total of 457 adult participants aged 18-64 years were enrolled in this study. Internal consistency, test-retest reliability and structure, concurrent and criterion-related predictive validity analyses were conducted to ensure reliability and validity for use of the scale with a Turkish population. As part of the validity study, all of the participants were asked to complete a battery of self-report scales: the Compulsive Buying Scale, the Brief Symptom Inventory, the Rosenberg Self-Esteem Scale, the Barratt Impulsiveness Scale-Short Form, and the PBS. In order to examine the test-retest reliability, 75 participants were asked to complete the questionnaire once again 2 weeks after the first administration. Results: The results of this study revealed that the PBS had good internal consistency and test-retest reliability. The findings supported concurrent and criterion-related predictive validity, and a 2-factor structure, consistent with the original form. Conclusion: The Turkish version of the PBS is a valid and reliable measurement tool that will add to understanding of pathological buying behavior.Yayın Kişiler arası problemler ile cinsel işlev ve cinsel doyumun ilişkisi(Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği, 2021) Üzülmez, Duygu Rabia; Akyunus, Miray[No abstract available]Yayın Erken dönem uyum bozucu şemaların ve işlevsel olmayan şema baş etme modlarının kişilerarası baskınlık ve boyun eğicilik ile ilişkisi: çiftlerde algılanan benzerlik(Klinik Psikoloji Araştırmaları Derneği, 2022-04) Gültekin, Büşra Fatma; Akyunus, MirayŞema Terapi Modeli ve Kişilerarası Kişilik Kuramı, kişilik ve kişilerarası ilişki örüntüsünün gelişimsel açıklaması açısından tutarlılık göstermektedir. Şema modeline göre, yakın ilişkilerde erken dönem uyum bozucu şemalarının yanı sıra işlevsel olmayan şema baş etme modları da ilişkilenme örüntüsünü etkileyebilir. Kişilerarası döngüsel modelin tamamlayıcılık ilkesi ise kişilerarası ilişkilerde davranışların baskınlık boyutunda karşılıklılık gösterdiğini öne sürer. Bu çalışmada, erken dönem uyum bozucu şemalar ve işlevsel olmayan baş etme modlarının kişilerarası baskınlık ve boyun eğicilik ile ilişkisi romantik ilişkiler bağlamında incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 18-61 yaş arasında 731 (408 kadın ve 317 erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Kişilerarası Problemler Envanteri-Döngüsel Ölçekleri-Kısa Formu öz bildirim ve gözlemci versiyonu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 ve Şema Mod Envanteri aracılığı ile toplanmıştır. Şema alanları ve şema baş etme modlarının (aşırı telafi ve teslimci) etkisi kontrol edildiğinde, baskınlık ve boyun eğiciliğin, algılanan partner-baskınlığı ve algılanan partner-boyun eğiciliği ile ilişkisini belirlemek amacıyla çoklu hiyerarşik regresyon analizleri uygulanmıştır. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi bulgularına göre iki bağımsız sıralı aracılık modeli test edilmiştir. Sonuçlar, kopukluk şemasının partnerde algılanan kişilerarası problemler (algılanan partner boyun eğiciliği ve baskınlığı) ile ilişkisinde sırasıyla kişinin kullandığı baş etme şema modları (teslimci ve aşırı telafi) ve kendi kişilerarası problemlerinin (boyun eğicilik ve baskınlık) aracı rolünü göstermiştir. Kişilerarası problemlerde, katılımcılar partnerlerini kendilerine benzer algılamıştır. Elde edilen bulgular alanyazın kapsamında tartışılmış ve klinik doğurguları değerlendirilmiştir.Yayın Algılanan ebeveyn reddi ve borderline kişilik inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolü: cinsiyet temelli sıralı aracı etki modeli(İstanbul University Press, 2025-07-29) Önürme, Güneş Beyza; Akyunus, Miray; Ünver, BuketBilişsel kurama göre borderline kişilik bozuklukluğu, kökeni çocukluk çağı deneyimlerine dayanan kendine özgü işlevsiz inançlar ile karakterizedir. Çaresizlik, güvensizlik ve terkedilme korkusunu merkezine alan bu inançlar, yoğun öfke tepkileri ve davranışlarda aşırılıklar gibi belirtilere neden olmaktadır. Çocuklukta ebeveynden algılanan red, ilerleyen yıllarda reddedilme duyarlılığının gelişmesine, bu duyarlılık ise kişiler arası ilişkilerde algılanan red deneyimlerinde artışa yol açabilmektedir. Tekrarlayan reddedilme algısı hayal kırıklığı, acı ve öfke gibi tepkileri şiddetlendirebilir. Yıkıcı duygusal ve davranışsal tepkilerin ilişkilere verdiği zarar ise mevcut işlevsiz inançları pekiştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, çocuklukta algılanan ebeveyn reddi ile borderline kişilik bozukluğu inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracı etkisinin sınanmasıdır. Araştırma Türkiye toplumu örnekleminden 18-72 yaş arası 550 katılımcı ile yürütülmüştür. Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form, Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği-Sürekli Öfke alt ölçeği ve Kişilik İnanç Ölçeği/Kısa Formu-Borderline Kişilik Bozukluğu alt ölçeği aracılığıyla çevrimiçi veri toplanmıştır. Araştırma bulguları hem anneden hem de babadan algılanan reddin, reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracılığıyla borderline kişilik bozukluğu inançlarını yordadığını göstermiştir. Ayrıca kadınlarda hem anneden hem de babadan algılanan reddin önce reddedilme duyarlılığını, ardından sürekli öfkeyi artırarak, borderline kişilik bozukluğu işlevsiz inançlarının gelişiminde rol oynadığını ortaya koymuştur. Erkeklerde ise, algılanan anne ve baba reddinin, reddedilme duyarlılığı ve borderline kişilik bozukluğu inançları ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, ancak mevcut çalışmada önerilen sıralı aracı etki mekanizmasının yordayıcı gücünün olmadığı görülmüştür. Bu çalışma borderline kişilik özelliklerinin ve bilişsel işleyişinin cinsiyet temelli farklılıklarının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bulgular, kadınlarda işleyen mekanizmayı açıklamakla birlikte, erkeklerde alternatif modellerin test edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.












