Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Ballets Russes kostümleri üzerinden Avrupa'da sanat ve tasarım ortamına bakış (1910'lar ve 1920'ler)
    (Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, 2017) Günay, Ayşe
    20. yüzyılın ilk çeyreği, Avrupa sanatında yeniliğin, deneyselliğin, disiplinler arası işbirliği ve karşılıklı etkileşimin öne çıktığı, üretken ve zengin içerikli bir dönem olarak nitelenir. Avrupa'nın bu ruhu, teknolojik gelişmeler sonucu dünyayı gezen Avrupalıların yaratıcı ve diğer kültürlere meraklı ve açık tavrı ile şekillenmiştir. Bu dönemin öne çıkan değerlerinden ikisi oryantalizm ve modern sanattır. Farklı kültür ve fikirlerin dinamik ve zengin karmasından oluşan bu dönemde Rusya'dan gelen sanat yönetmeni Sergei Diaghilev, dönemin kimliğinin bir yansıması olan Ballets Russes topluluğunu Paris'te kurmuştur. Bu bale topluluğunun sergilediği eserler, başta kostümleri olmak üzere sahne dekorları, dansları ve müziğiyle hem dönemin kültürel ve sanatsal atmosferini yansıtmış hem de onu biçimlendirerek seyirciye ulaştırmıştır. Bu sebeple, 1910 ve 1920'lerin Avrupa'sını anlamak için bu baleyi, en başta kostümleri olmak üzere çok yönlü inceleyip değerlendirmek yol gösterici olacaktır.
  • Yayın
    Kübizm ve Art Deco örneğinde 20. Yüzyıl başlarında Avrupa'da moda ve plastik sanat ilişkisi
    (Istanbul Univ, Research Inst Turkology, Dept Art History, 2017) Günay, Ayşe
    20. yüzyılın ilk çeyreği geçirdiği toplumsal dönüşüm, yarattığı sanatsal anlayış ve buna uyumlu tasarım anlayışı ile hem plastik sanatlar, hem de dekoratif sanatlar açısından önemli değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Başta Kübizm ve Art Deco olmak üzere ortaya çıkan zengin ve çeşitli sanat ve tasarım stilleri dönemin ruhunu yansıtmış ve tüm yaratıcı disiplinlerde kendini göstermiştir. Dönemin giysi modası ve yaratılan resimler hem Kübizm, hem de Art Deco’da var olan yeni ve ortak plastik sanat ve tasarım dilini yansıtmış ve vurgulamıştır. Giysi modasında Kübizmin etkisiyle üç boyutlu, katı, yuvarlak, kavisli, statik ve abartılı biçimlerin yerini, daha çok iki boyutlu hissedilen, yumuşak, akışkan, dörtgen, düz, çizgisel, sade ve basit biçimlerin aldığını söylemek mümkündür. Benzer şekilde Kübist sanat da figürleri iki boyutta algılamış; onları geometrik biçimler olarak görüp yeniden yapılandırmıştır. Biçim, hacim ve kütleyi soyutlayan her iki anlayış da birbirinden esinlenmiş ve dönemin ortak sanat ve tasarım dilini yansıtmıştır.
  • Yayın
    20. Yüzyıl giysi tasarımında Pli ve farklı yorumları
    (İstanbul Aydın Üniversitesi, 2015-12-01) Günay, Ayşe
    Tasarımcılar, giysi tasarımında yeni biçimler ve farklı atmosferler yaratmak için giysinin rengi, dokusu, yüzey kompozisyonu, malzemesi, hacmi ve silüet özellikleri üzerinde oynayarak bunları kendi tasarım felsefeleri doğrultusunda yorumlarlar. Bu deneme ve arayışlar içerisinde giysinin yapısı ve yüzeyini kurgulamada öne çıkan tekniklerden birisi plidir. Pli sonsuz sayıda yüzey, biçim ve etki üretmeye uygundur. Bu sebeple yeni, deneysel ve özgün bir tasarım deneyimi için başlıca bir unsur olarak öne çıkar. Endüstri devriminden günümüze pli yaygın olarak hemen her tasarımcının uyguladığı bir teknik olmuştur. Ancak bu tekniği tasarım dilinin temeli olarak gören az sayıda tasarımcı vardır. Mariano Fortuny, Madame Grès, Roberto Capucci ve İssey Miyake, pliyi tasarımlarını oluşturan temel öge olarak görmüş ve kendi özgün tasarım anlayışları doğrultusunda yorumlayıp kullanmışlardır. Her birinde pli tekniği giysinin yapısına ve görüntüsüne farklı özellikler katmış, bu tasarımcıların tasarım dillerinin yansımasının aracı olmuştur.