3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın Beliren yetişkinlikte depresyon, intihar olasılığı ve çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişki: psikolojik acı ve koruyucu faktörlerin rolü(Işık Üniversitesi, 2024-02-07) Kılıç, Bengü Sare Sevda Pelin; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora ProgramıAmaç: Çalışmanın ilk aşamasında beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerden intihar olasılığı ve diğer değişkenlerine yönelik nicel verinin toplanması ve depresyon, çocukluk çağı travmaları, çok boyutlu algılanan sosyal destek ve psikolojik acının intihar olasılığı üzerindeki yordayıcı rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Diğer amaç ise depresyonun intihar olasılığı üzerindeki yordayıcı etkisine psikolojik acının aracı etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Ayrıca, intihara karşı koruyucu olan/risk oluşturan klinik ve sosyodemografik faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise beliren yetişkinlik dönemindeki depresyon tanısı almış ve ayaktan tedavisi devam eden bireylerin intihar riskine ilişkin özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmaya 18-25 yaş aralığında 1189 katılımcı (773 kadın ve 416 erkek) dahil edilmiştir. Birinci aşamada İntihar Olasılığı Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Çocukluk Çağı Travmaları Anketi, Psikolojik Acı Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise nitel yöntem kullanılarak 18-25 yaş aralığında depresyon tanısı almış 10 katılımcı (6 kadın ve 4 erkek) ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Depresyon puanları intihar olasılığı puanlarındaki varyansın yaklaşık %54’ünü açıklarken, bu oran çocukluk çağı travmaları puanları için yaklaşık %6, psikolojik acı puanları için %3.4 ve çok boyutlu algılanan sosyal destek için %1.8 olmuştur. Depresyonun intihar olasılığı üzerindeki yordayıcı etkisinde psikolojik acının kısmi aracı etkiye sahip olduğu görülmektedir. İntihara dair belirlenen koruyucu faktörler içerisinde ortalama üzeri eğitim, algılanan sosyal desteğin yüksek olması, romantik bir ilişkiye ve orta veya yüksek sosyoekonomik duruma sahip olmak tespit edilmiştir. İntihar olasılığına dair belirlenen risk faktörleri ise yüksek depresyon, çocukluk çağı travmaları ve psikolojik acı puanlarına sahip olmak, parçalanmış bir ailede büyümek, bireyde kronik ağrı, fiziksel bir hastalık tanısı, bireyde veya ailesinde psikiyatrik bir hastalık tanısı, daha önce intihar düşüncesine ve girişime sahip olmak ve sosyal çevrelerinde intihar girişiminde bulunan birinin olması şeklindedir. Araştırmanın ikinci aşamasında katılımcıların intihar düşüncelerini belirginleştiren temalar: bireyde veya ailesinde psikiyatrik tanı olması, yalnızlık, kişilerarası ilişki sorunları, yaşamsal zorluk ve sorunlar şeklindedir. İntihar düşüncelerine karşı koruyucu olduğu belirlenen durumlar ise geride kalan insanların duyguları, sosyal desteğe sahip olma ve rahatlatıcı etkinliklere başvurmadır. Sonuç: İntihar olasılığı kişilerarası ilişkiler, çocukluk/yetişkinlik çağı travmaları ve birçok sosyodemografik-klinik faktörlerden etkilenmektedir. Depresyon, çocukluk çağı travmaları, psikolojik acı ve çok boyutlu algılanan sosyal destek puanlarının intihar olasılığı üzerinde yordayıcı rolü bulunmaktadır. Bununla birlikte, depresyonun intihar olasılığını üzerindeki yordayıcı rolünde psikolojik acının kısmi aracı etkisi tespit edilmiştir.Yayın Obsesif kompulsif belirtilerin çocukluk çağı travma türleri ve dissosiyatif yaşantılarla ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Kılıç, Bengü Sare Sevda Pelin; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın amacı obsesif kompulsif belirtilerin, çocukluk çağı travmaları ve dissosiyasyonla olan ilişkisini klinik olmayan bir örneklemde travma alt boyutları bakımından değerlendirmektir. Yöntem: İnternet üzerinden 18-66 yaş aralığında 313’ü kadın, 75’i erkek olmak üzere toplam 388 katılımcıya ulaşılmıştır. Örneklemin yaş ortalaması 29,09±7,63’dir. Araştırmada çoğunluğunu kadın (%80,1), üniversite eğitim seviyesine sahip (%84,2) ve halen evli (%54,1) bireyler oluşturmaktadır. Çalışmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Padua Envanteri, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, frekans dağılımları oluşturulmuş normallik dağılımlarında Kolmogorov–Smirnov testi, frekans analizi ve Pearson Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Bulgulara göre obsesif kompulsif belirtilerin çocukluk çağı travma alt boyutlarıyla ilişkili olduğu, ayrıca kirlenme obsesif kompulsif belirtisiyle çocukluk çağında deneyimlenen cinsel istismar yaşantısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Diğer yandan düşüncelere dalma obsesif belirtisi ile derealizasyon/ depersonalizasyon; dissosiyatif amnezi ile kontrol obsesif kompulsif belirti ve arasındaki anlamlı düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Obsesif kompulsif belirtilerinin artmasıyla kişilerin belleklerine duydukları güvenin azalmasına bağlı olarak tekrarlayan kontrol davranışları edinmesi şeklinde açıklanmıştır. Sonuç: Bu bulgular doğrultusundan obsesif kompulsif belirtilerin, çocukluk çağı travmaları ve dissosiyasyon alt boyutları ile aralarında anlamlı bir ilişki olduğu her bir alt maddeye dair verilen puan arttıkça ilgili travma, dissosiyasyon ve obsesif kompulsif belirtinin de arttığı gözlemlenmiştir.Yayın Effects of early psychological trauma on limbic system structure and function(Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2024-12-25) Kılıç, Bengü Sare Sevda Pelin; Saltoğlu, Seren; Erdoğdu, EmelThis paper aims to review the subtypes of childhood trauma and its effects on brain structures and function, especially the hippocampus and amygdala within the limbic system, in the context of clinical psychology. For this purpose, original articles published between 1996 and 2024 were systematically searched in major databases such as PubMed, PsycArticles, Web of Science, and Google Scholar using keywords such as early childhood trauma, psychological trauma, limbic system, hippocampus, amygdala, and neuroimaging. The articles were initially screened based on their titles, and those meeting the search criteria, including study population, investigated brain regions, and types of traumas, were further assessed for relevance. Ultimately, 136 articles were selected and discussed in this review. Trauma experiences in early life can have a significantly negative influence on a person's psychological health by causing neurodevelopmental impairments, especially in the limbic system. While it is understood that trauma influences how individuals think, behave, and feel, the results of neuroimaging studies reveal variations in the amygdala and hippocampus based on different trauma subtypes. These changes merit deeper investigation in future research to fully understand the reasons behind the diverse findings in existing literature.












