Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 783
Yayın Diyarbakır hazır giyim sektöründe markalaşmanın moda ve tasarım çalışmaları açısından önemi(Işık Üniversitesi, 2021-06-14) Arı, Asiye; Atlı, Betül; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Moda ve Tekstil Tasarımı Yüksek Lisans ProgramıModa ve tasarım; ABD, Avrupa, Çin gibi küresel ölçekli ülkelerin pazarda etki sahibi olduğu bir alandır. Bu ülkeler içerisinde gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye’nin hazır giyim ve tekstil sektöründe söz sahibi olduğu görülmektedir. Markalaşma ve moda anlamında Türkiye’nin gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada yerel bir bölge olan Diyarbakır’da tekstil sektörüne yönelik durum ortaya konulmaya çalışılacaktır. Çalışmanın amaçları temel olarak Diyarbakır hazır giyim sektöründeki moda ve tasarım faaliyetlerinin durumunu öğrenmek, mevcut problemleri tespit etmek ve potansiyel dinamiklerini keşfetmektir. Bunlara ek olarak hazır giyim firmalarına ciddi anlamda değer katan markalaşma durumunu öğrenmek ve markalaşma için verilen teşviklerin yeterliliği katılımcılarla birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Diyarbakır'da yer alan ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren 9 adet markalaşmış firmanın sahipleri ile mülakat analizi gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda mülakat analizlerine ek olarak, Diyarbakır’ın makro durumunu değerlendirebilecek 2 adet röportaj yapılmıştır. Mülakat analizi sonucunda katılımcıların markalaşma eğiliminin olduğu tespit edilmiştir. Bu eğilimlerinin de en büyük sebebinin firmaların pazarda kalıcı ve belirgin yer edinmek ile kurumsal olarak profesyonelliği arttırmak olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan bir diğer sonuç ise Diyarbakır’daki birçok firmanın moda ve tasarım faaliyetleri alanında tasarımcıların olmamasıdır. Bunun nedeni olarak tasarımcıların diğer illerden buraya gelmeyi tercih etmemesi, ekonomik ve teknik anlamda yeterli bir zeminin olmaması olarak özetlenmiştir. Gerçekleştirilen röportajlarda ise yetişmiş insan kaynağının çok önemli olduğunu ve bunun gün geçtikçe Diyarbakır lehine arttığını vurgulamıştır. Son olarak firmaların finansal anlamda sıkıntı yaşadıklarını belirtmiş, verilen teşviklerin markalaşma ve tasarım alanlarında ilerlemek için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Yayın Yeraltı sanatının kurumsallaşması(Işık Üniversitesi, 2022-06-13) Ergen, İpek; Kara Sarıoğlu, Didem; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora ProgramıYeraltı kültürünün kimi iletişim ve ifade biçimleri; kısıtlı bir gruba yönelik ve çoğu zaman yasa dışı ilerleyen uygulamalardan, geniş bir izleyici kitlesine sahip, kabul edilmiş sanatsal pratiklere evrilmişlerdir. Galeri ve müze gibi kurumlar bir zamanlar dışlanan ve hatta suç unsuru olarak kabul edilen bu sanat türlerine programlarında yer vermeye başlamıştır. Böylelikle yeraltı sanatı terimi altında toplanan bu alternatif sanat pratiklerinin kurumsallaşma ile artan görünürlüğü, ardından akademik kabul, popülerleşme ve ticarileşme gibi adımları getirmiştir. Yeraltı sanatının kurumsallaşma aşamaları bu tezde ilk olarak graffiti ve sokak sanatı hareketlerinin sanat galerilerine geçiş süreci açısından ele alınmıştır. Günümüzde sokak sanatı kavramının bir çağdaş sanat akımı, pek çok yapıtın adı altında incelendiği bir tür olarak literatüre geçmesi sonucunda bu kavram dönüşüm geçirmiş ve sokak sanatı atölye ortamında üretilen, galerilerde, müzelerde, müzayedelerde sergilenen çalışmaları da kapsayacak şekilde genişlemiştir. Bu durum, yeraltı sanatının yaşadığı kurumsallaşma ardından gelen dönüşümü ortaya koyan en net örnek olarak paylaşılmıştır. Ardından Amerikan yeraltı kültürünün, sokak sanatı, çizgi roman gibi ifade biçimlerinden ilhamla hareket eden lowbrow sanat akımı üzerinden kurumsallaşma aşamaları ele alınmış; yaşanan dönüşüm bu hareketin temsilcisi olan galerilerin zaman içerisinde yaşadıkları gelişim şeması üzerinden irdelenmiştir. Son olarak Japonya'da iletişim, ifade ve hareketlerini kapalı gruplar ve daha önceki yeraltı kültürü örneklerinde görülen yöntemler üzerinden ilerleten bir altkültür olan otaku kültürü ve bu kültüre ait öğelerin yüksek sanat, popüler kültür ve tasarım ile buluşmasını sağlayan superflat akımı örnekleri incelenmiştir. Örnekler üzerinden kurumsallaşmanın aşamaları araştırılırken, bağlamından koparılan yapıtın bu süreç ve sonrasında yaşadığı dönüşümün yapıtın kendisi, çevresi ve izlerkitlesi açısından ortaya koyulması amaçlanmıştır.Yayın Laura Mulvey, afterimages: on cinema, women and changing times(Semire Ruken Öztürk, 2021) Gürkan, İpekMulvey’in düşünce hayatı esasında hep aynı veya benzer problemlerin temelinde ilerleyerek farklı açılardan o düşünceyi geliştirmeye ve anlamaya dayanıyor. Bu anlamda Mulvey, düşüncesini sürekli yeniliyor, sorguluyor ve bu sorgulamaya metinlerinin içerisinde büyük bir dürüstlükle yer veriyor. Afterimages’da Mulvey’in metinleri arasında diyalojik bağ metinlerle zihinsel bir ilişki kurmaya izin veriyor ve geçmişle güncel olan arasındaki gerilimin izini taşıyor. Mulvey’in güncelliği; kendi düşüncesi üzerine yönelen metinleri arasında kurulan bu açık diyalojik bağa ve bu bağın yansıtıcı özelliğine dayanıyor. Her bir metin öncekilerden izler taşıyor; aynı filmlere aynı düşüncelere geri dönüyor ama tekrara düşmeden, farklı açılardan yeniden sorgulayarak. Mulvey’in bu kitapta “geç üslup” meselesine eğilmesi satır arasına saklanmış en az iki anlamı öne çıkarıyor: birincisi kendi düşüncelerindeki değişimi gösteriyor, “kendi geç eserinde” aynı filmlere yönelerek, bir anlamda kendi geç üslubunu bu filmler yoluyla yaratıyor; ikincisi geç üslubun -dolaylı olarak ölüm fikrinin- sanat eserine yansıması düşüncesi öznellik ve yorum tartışmasını içeriyor. Bu tartışma da içten içe film çalışmalarında temsil politikalarına, anlamı göstergelerde arayan “yoruma” karşı bir eleştiriyi barındırıyor. Mulvey’in bu “geç eseri” hem geçmişe bakmanın belleğe başvurmanın ağırlığını ve biraz da melankolisini taşıyor, hem de güncelin popülist eleştirisinin “sinemanın ölümünü” ilan eden tüm serzenişlerin olumsuzluğuna hapsolmadan aksine bu dönüşümü kucaklayan, bitimsiz tartışmaların retorik örtüsünü kaldıran bir olumlamayla ilerliyor.Yayın Dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi: TMS-2 stoklar, TMS-21 kur değişiminin etkileri standartları ve VUK ile karşılaştırılması(Işık Üniversitesi, 2020-06-09) Yılmaz, Emine; Teker, Suat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans ProgramıMal, hizmet ve sermaye hareketlerinin ulusal sınırları aşmasıyla birlikte uluslararası ticaret işlemlerine taraf olan işletmeler; anlaşılır, karşılaştırılabilir ve gerçeğe uygun raporlama yapılabilmesi için muhasebe ve finans alanında ortak bir dile ihtiyaç duymuşlardır. Bu nedenle farklı finansal bilgi okuyucularının aynı sonuca varabilmeleri için mali tabloların uluslararası genel kabul görmüş muhasebe standartlarına göre raporlanması gerekmektedir. Avrupa’da borsada işlem gören işletmelerin 2005 yılından itibaren finansal tablolarını, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlamak zorunda oldukları deklare edilmiştir. Türkiye’de de sermaye piyasası araçları borsada işlem gören şirketler, bankalar, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu olan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını uygulamak zorundadırlar. Raporlama dönemi sonunda ödenecek verginin, vergi kanunlarına göre hesaplanması gerekmekte fakat buna göre oluşturulan muhasebe kayıtları standartlar ile örtüşmemektedir. Yabancı para cinsinden gerçekleştirilen dış ticaret işlemlerinin, işlem tarihi ile ödeme tarihinin farklı olması halinde, işletmenin lehine ya da aleyhine kur farkları oluşmaktadır. Kur farklarının muhasebeleştirilmesinde uygulanan kurallar, işletmenin dönem sonunda stoklarının değerini, dönem kârını ve ödenecek vergi tutarını değiştirecektir. Uygulama farklılıkları ve sonuçları bu tezin konusun oluşturmaktadır.Yayın Okul öncesi eğitim yapılarındaki mekanların tasarım yaklaşımları ile birlikte Montessori eğitim modeli bağlamında incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2023-06-22) Kutanoğlu, Kübra; Çubukçu, Emre; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı0-6 yaş okul öncesi eğitim dönemi çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin hızla gerçekleştiği bir periyot olmanın yanı sıra hayatlarının geri kalanının şekillenmesine etki eden bir dönem olmaktadır. Okul öncesi dönemdeki eğitim programı çocuğun çok yönlü gelişimini desteklemektedir. Okul öncesi eğitim yapılarındaki mekânların tasarımları çocukların tüm ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olması gerekmektedir. Mekanlar bireysel özgürlüklerini yaşayabilecekleri, kendilerini keşfetmeye olanak sağlayan, yeteneklerini ortaya çıkarmaya imkân tanıyan alanlar olarak kurgulanmaktadır. Alternatif okul öncesi eğitim modellerinden olan Montessori eğitim modelindeki mekanların çocuğun gelişimine olumlu katkı sağladığı birçok araştırma ile belirlenmektedir. Tez çalışmasının amacı; Montessori okullarında uygulanması gereken tasarım kriterlerini ve bu kriterlerin eğitime olan katkısını incelemektir. Tez çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden betimsel durum analizi seçilerek; verilere, gözleme dayanarak faydalanılmıştır. Tez çalışması kapsamında, yapılan literatür analizinin ardından dünyadaki Montessori eğitim yaklaşımını uygulayan okul öncesi eğitim yapılarından seçilen örneklerin tasarımları ve mekânsal kurguları incelenmiştir. İncelenen okullardaki iç ve dış mekânların Montessori eğitim yaklaşımının tasarım kriterlerine göre kurgulandığı, çocukların gelişimine, doğayla ilişkili olmalarına imkân verir nitelikte olduğu görülmüştür. Tez çalışmasında; Montessori eğitim modelinin diğer eğitim modellerinden farkları nelerdir? Okul öncesi eğitimde hangi etkinlik alanlarına neden ihtiyaç duyulmaktadır? Montessori eğitim modeli yapılarında iç ve dış mekân tasarım yaklaşımlarına ne şekilde uygulama gerçekleşmiştir? Araştırma sorularına yanıt verilmiştir.Yayın T.C.’nde Tek – Parti Yönetiminin Kurulması (1922 – 1931) üstüne bazı gözlemler ve saptamalar Bir Kitabın 40 Yılı, 40. Yılında Bir Kitap(Tarih Vakfı, 2022-07) Kahraman, Hasan BülentTunçay Erken Cumhuriyet dönemine yönelirken siyasal bir sorunla uğraşacağını biliyordu ve muhtemelen tam da bu nedenle o dönemi ele almıştı. Kitap, getirdiği yorum çerçevesiyle bu siyasal kurgunun somutlaşmasına ama o arada da tarih yazıcılığının bazı önemli metot sorunlarının çözümüne önemli katkılarda bulunmuştu.Yayın Auteur teori bağlamında Reha Erdem sineması(Işık Üniversitesi, 2023-04-11) Aydın, Doğukan; Şeylan, Seher; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans ProgramıFransız film endüstrilerinin gelişimleri ile birlikte günümüze kadar uzanan sinema, Yeni Dalga Fransız sinemasının da doğmasına neden olmaktadır. Yeni Dalga Fransız sineması içinden bir teori olarak ortaya çıkan Auteur teori ile de sinema düşünmeye ve toplumdan bireye doğru uzandığı da görülmektedir. Başta Bazin olmak üzere Truffaut, Godard ve Resnais gibi sinemacılar toplum karşısında öteki kalan bireye değinirlerken düşündüren, sorgulatan bir sinema dilini oluşturmaktalardır. Dolayasıyla Auteur teori ile Fransa da yeniden doğan sinema, bu yenilikçi anlayış ile de Auteur sinema ve yönetmenlerini ortaya çıkarmaktadır. Dünya da gelişimine devam eden Auteur sinema Türkiye de Yeni Dönem Türkiye sinemasının oluşturmaktadır. Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Yeşim Ustaoğlu, Semih Kaplanoğlu ve Derviş Zaim, Yeni Dönem Türkiye sinemasının Auteur yönetmenlerinden bazılarıdır. Yönetmenlerin filmlerine bakıldığında Reha Erdem’in ilk uzun metrajlı filmi olan A Ay, zaman ve mekan kavramlarının film hikayesinin bütününü temsil ettiğini görürüz. Kaç Para Kaç filminde yönetmen bu kez imge üzerinden filmin hikayesini oluşturur. Korkuyorum Anne filminde ana hikaye kısmını kimlik kavramı üzerinde oluşur. Beş Vakit filmde ise hikaye zaman ve mekan kavramları ile yol alır. Yönetmenin Hayat Var filminde de ana hikaye kısmını aidiyet kavramının oluşturduğu görülmektedir. Yönetmenin Kosmos filminde ise hikaye zaman ve mekan kavramları sağlanmaktadır. Jin filminde de ana hikaye aidiyet kavramı ile sağlanır. Koca Dünya filminin ana hikayesi ise zaman ve mekan kavramları oluşturmaktadır. Yönetmenin son uzun metrajlı yapımı olan Seni Buldum Ya filminde ise ana kavramı kimlik oluşturmaktadır. Öte yandan Nuri Bilge Ceylan’ın taşra üçlemesi, Zeki Demirkubuz’un karanlık üzerine öyküler üçlemesi, Semih Kaplanoğlu’un Yusuf üçlemesi, Derviş Zaim’in geleneksel Türk el sanatları üçlemesi ve Yeşim Ustaoğlu’nun filmleri ile yönetmenlerin sinema dillerini, daha çok bireysel konular ve zaman, mekan, kimlik, imge, aidiyet unsurları oluşturur. Buradan yola çıkarak çalışmada yapısal çözümleme yöntemi ile Reha Erdem’in yönetmenliğini yaptığı filmlerde ki zaman, mekan, kimlik, imge ve aidiyet unsurları incelenecektir.Yayın 2010 Sonrası kadın yönetmenlerin filmlerinde kadın temsili: Türkiye örneği(Işık Üniversitesi, 2021-09-15) Kalkan Aluç, Yaren; Şeylan, Seher; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans Programı2000’li yıllarda Türkiye’de kadın yönetmenlerin filmlerinde bir artış olduğu ve bu yönetmenlerin kendi stillerini oluşturmaya başladıkları görülmektedir. Bu bağlamda yönetmenler, içinde yaşadıkları ataerkil toplumu göz önünde bulundurarak filmler üretmektedirler. Söz konusu yönetmenler, filmlerinde kadınların ataerkil toplumda yaşadıkları sorunları ele almaktadırlar. Bu çalışmada ataerkil bir toplumda yaşamını devam ettiren kadın yönetmenlerin kadın karakterleri nasıl temsil ettikleri tartışılacaktır. 2010 yılı ve sonrasının çalışmaya dahil edilmesinin nedeni; Türkiye’deki kadın yönetmenlerin filmlerinde kadınlara ilişkin sorunları yoğunlukla işlemiş olmalarıdır. Aynı zamanda bu yönetmenlerin filmlerindeki kadın karakterlerin sorunlarında benzerlik görülmektedir. Bu çalışmada kadınların sorunları, özel ve kamusal alanlardaki yerleri Feminist Kuram bağlamında incelenecektir. Çalışmada Türkiye’deki dört kadın yönetmenin dört filmi ele alınmıştır. Bunlar; Yeşim Ustaoğlu’nun Araf (2012), Pelin Esmer’in Gözetleme Kulesi (2012), Emine Emel Balcı’nın Nefesim Kesilene Kadar (2015) ve Ahu Öztürk’ün Toz Bezi (2015) filmidir.Yayın İnteraktif televizyonculuğun görsel iletişim tasarımı açısından incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2022-06-17) Çetin, Fırat; Çevikayak Yelmi, Pınar; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Görsel İletişim Tasarımı Yüksek Lisans ProgramıGörsel İletişim Tasarımına duyulan ihtiyaç teknolojinin gelişimi ile birlikte arttı. Televizyonun icadı ile evlerimize giren ekran temelli yayıncılıktan beklenti değişti, artık temel ihtiyaç günlük ve anlık haber alma haline dönüştü. Ekranlı cihazların kullanımı günden güne kişiselleşti ve daha da şahsa özel hale geldi. Günümüzde ise yayıncılık formatındaki dijitalleşme ile paralel şekilde mobil cihazlar da gelişti. Kullanıcıların bu kişisel cihazlarında ulaştığı içeriklerin pek çoğu da kendilerinin belirlediği kişiselleştirilmiş öğelerdir. Devam eden geleneksek televizyon yayıncılığının yanı sıra son dönemde kullanıcılar tarafından çokça tercih edilen dijital yayıncılıklar önplana çıkmaktadır. Geleneksel televizyonculukta izleyiciye aktarılan içerikler kanalların mevcut yayın akışlarına bağlı ve sınırlıdır. Diğer yandan ise kullanıcılar Netflix, Amazon Prime Video, BluTV gibi içerik sağlayıcıları sayesinde artık yayıncı firmanın arşivinde bulunan tüm içeriklere istedikleri zaman istedikleri noktada ulaşabilmektedir. Bu içerikleri puanlayıp, beğenilerini ve görüşlerini belirtip kendilerine özel bir akışı isteyebilmektedir. Dahası kendi özel listelerini oluşturabilmektedir. Arka taraftaki teknoloji sayesinde yayıncı kuruluşlar, kullanıcılardan aldıkları bu geri dönüşler sayesinde, çeşitli algoritmalar kullanarak daha hedef odaklı içerikler arz edebilmektedir. Instagram, Facebook, Twitter gibi kişiselleştirme ve etkileşime son derece imkan tanıyan sosyal medya mecralarındaki kullanıcı alışkanlıklarına paralel olarak, yeni bir talep olduğu görülmektedir. Son dönemde televizyon izleme alışkanlıkları giderek interaktif hale evrilmeye başlamıştır. İnterkatif televizyonculuk ise sosyal medya kullanım alışkanlarının oluşturduğu bu yeni talebe doğru yönelmek durumundadır. Bu talebe cevabı daha ileri taşımak için tüm bu mecraların ve medyaların entegre bir şekilde kullanılacağı bir platform veya uygulama ile kullanıcılara tek noktadan hizmet verecek bir sistem oluşturulabilir. Bu sistem, görsel iletişim tasarımı sayesinde, interaktif televizyonculuğu yeni bir noktaya taşıyacaktır. Nihai kullanıcı bu sistem ile, sosyal ağları ve medyaları tek noktadan yönetecebilecek, hepsini eş zaman kullanacaktır. Bir filmi izlerken gördüğü bir ürün için alışveriş yapıp, bir taraftan sosyal medyada bu durumla ilgili paylaşım yaparken, diğer taraftan yakın dostları ile canlı sohbet yapabilecektir. Dahası bunları yaparken eş zamanlı olarak farklı cihazları bir arada kullanalabilecektir. Kullanıcılar izlediği bir filmler arasında tercih ettiği tekrar eden bir oyuncunun sosyal medya hesabını sistem öneri olarak sunabilecek ve sadece oyuncular, kişilerle sınırlı kalmayıp kullanıcıların izlediği içeriklerde tekrar tekrar denk geldiği ve görmekten hoşnut olduğu otomobiller, müzik tarzları, şehirler ve tatil yerleri, çeşitli markalar ve benzeri öneriler kullanıcıya aktarılacakdır. Bir çok dataya sahip olan spor yayınlarında kullanıcılar tarafından çeşitli uygulama veya web sitelerinde takip yapılmaktadır. Kullanıcılar canlı bir basketbol yayını izlerken yüzlerce data üretilen bir spor müsabakasında canlı yayın sırasında bu dataları takip etmesi çok güç olacaktır. Data içeriği sağlayan platformları yayın sırasında takip etmek isteyen bir kullanıcı aynı ekran üzerinden bu işlemi sağlayabilecek. Spor yayını istediği şekilde durdurup, geri alıp, kaldığı yerden devam edebilen kullanıcı aynı zamanda datayı görüntülemek isterken ekranlarını da istediği gibi yönetebilecek. Kullanıcı ayrıca isterse platform üzerindeki diğer kaynakları da ekranında aynı anda görüntüleyebilecek ve ekran konumlandırlamalarını kendi önem sırasına göre sağlayabilecektir. Etkileşimin en planda olduğu bu sistem ile özellikler temelde haber alma üzerine kurulmuş olan kitle yayıncılığının en önemli parçası olan habercilik artık kullanıcılara dijital yayın içeriklerinin benzer alt yapısı ile sunularak kullanıcıların belirlediği kategorilerde haberler görüntülenebilecek, sıralanabilecek veya geçilebilecek. İçeriklerin sunucunun dahil olduğu formatları eleyebilecek veya sunucunun girişini verdiği haberin tamamını sunucu ile izleyebilecek. Bu sistemin sağlanması içerik sağlayıcı yayın kuruluşlarının bu alt yapıya uygun olarak içeriklerini yüklemesi ile gerçekleşebilecek. Haber ve eğlence kanallarının egemen olduğu günümüzde yayınlar izleyiciyi ekrana bağlayan ve reklamlar en genel izleyici kitlesine göre yayıncı kuruluşun belirlediği şekilde kullanıcıya aktarılmakta ve izleyi izlemek zorunda kalmakta veya yayını değiştirmek gibi iki net karar arasında kalmaktadır. Günümüzde izleyicilere göre reklam sunulan dijital yayınlarda kullanıcının beğenilerini algoritmada çözümleyerek kullanıcıya en uygun ürünlerin gösterimini gerçekleştirmek hedeflenmektedir. Görünen o ki, artık geleneksel televizyonculuğun temel gelir kaynağı olan geleneksel reklamların kullanıcılar tarafından kabul görmemesi, dijital yayıncılığın tercih edilme nedenidir. Bu yeni sistem sayesinde, reklam yapısı tamamen değişip, yeni nesil kullanıcı tarafından kabul gören bir noktaya gelecektir. Yayında kesinti yapmadan doğrudan yayın içerisine ürün reklamlamını gömüp, kullanıcının ilgisi çekilip, anlık olarak onayı doğrultusunda satın alma sürecine yönlendirilecektir. Bu yönlendirme kullanıcının yayını izlediği cihazdan bağımsız olarak, doğrudan mobil cihazına, akıllı televizyonuna veya bilgisayarına yapılabilecektir. Bu yeni komplike sistem için, hızlıca kabul görecek bir kullanıcı deneyimi tasarımı ve kolay anlaşılır bir kullanıcı arayüzü tasarımı oluşturabilmek adına etkileşimli televizyon yayıncılığının görsel iletişim tasarımı açısından analiz edilmesi gerekmektedir.Yayın 2000 Sonrası Türk sinemasında değişen din adamı temsili(Işık Üniversitesi, 2021-09-15) Aluç, Enes; Şeylan, Seher; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans ProgramıTürk Sineması doğup gelişmeye başladığından itibaren din adamı stereotipilerinde önemli değişiklikler göze çarpmaktadır. Türk Sinemasında din adamı stereotipilerinde özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında izlenen modernleşme politikası ile din adamları toplumsal hayat düzenlemesinde kendisine yer bulamamıştır. 1922 – 1960 yılları arası dinde yapılmak istenen reform hareketleri (hilafetin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, ezanın Türkçeleştirilmesi) ile ortaya çıkan görüşler, Türk Sinemasındaki din adamları tiplemelerinde; isyancı, cahil, hurafeci, batıl inanç sahibi olarak yer edinmiştir. 1920-1960 yılları arasında Türk Sinemasında din adamı stereotipi dışlanmış din adamı olarak kabul edilir iken 1960-2000 yılları arasında kısıtlanmış din adamına dönüşmüştür. Çoklu partili sistemden sonra değişen siyasi iktidar ile birlikte Türk Sinemasında din adamları “üç kağıtçı, muskacı, büyücü, tüccar” gibi tiplemelerde kendisine yer bulmuştur. Bu dönemde din adamları şehrin dışında, köy ve köylü eksenli alarak yan karakter olarak görülmüştür. 2000 sonrası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesi ile birlikte Türk Sinemasında din adamı temsili değişmiş, daha çok kabul gören din adamı stereotipileri görülmüştür. Sinemanın ortaya çıktığı ilk yıllardan bu yana toplum ile devamlı bir etkileşim içerisinde olduğu görülmektedir. Özellikle iktidarların sinemayı birer propaganda aracı olarak görmesi ile beraber sinemada yer alan karakterlerde temsil açısından belirli farklılar görülmüştür. Bundan yola çıkarak, bu çalışmada siyasi iktidar değiştikçe din adamlarının konumlandırılışlarının sinemaya yansımalarını analiz amaçlanmaktadır. Ayrıca çalışmada, Türk Sinemasında kahramanın yolculuğu döngüsünde din adamının nasıl konumlandırıldığını, din adamının konumlandırılışında tasavvufta yer alan inisiyasyon diğer bir adıyla süluk kavramıyla olan ilişkisini de eleştirel söylem analizi yöntemiyle ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Türk Sinemasında din adamı temsili üç dönemde incelenmektedir. Bunlar sırasıyla 1922-1960 yılları arasında “dışlanmış din adamı”, 1960-2000 yılları arasında “daraltılmış din adamı” son olarak ise 2000 yılı sonrası “kabullenilmiş din adamı” temsili şeklindedir. Bu üç dönemden bahsedilip asıl üstünde durulacak dönem ise 2000 yılı sonrası değişen din adamı stereotipidir. Bu bağlamda incelenen filmlerde; Serdar Akar, Kurtlar Vadisi Irak (2006), Zübeyir Şaşmaz, Açlığa Doymak (2012), Kürşat Kırbaz, Yunus Emre Aşkın Sesi (2014), değişen iktidar yapısına bağlı olarak din adamın temsil ediliş biçimlerinde benzerlikler ortaya çıkmıştır. Özellikle bu filmler gişe başarısına ulaşmış ve dönemin popüler filmleri arasında yer almaktadır.












