7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Laura Mulvey, afterimages: on cinema, women and changing times(Semire Ruken Öztürk, 2021) Gürkan, İpekMulvey’in düşünce hayatı esasında hep aynı veya benzer problemlerin temelinde ilerleyerek farklı açılardan o düşünceyi geliştirmeye ve anlamaya dayanıyor. Bu anlamda Mulvey, düşüncesini sürekli yeniliyor, sorguluyor ve bu sorgulamaya metinlerinin içerisinde büyük bir dürüstlükle yer veriyor. Afterimages’da Mulvey’in metinleri arasında diyalojik bağ metinlerle zihinsel bir ilişki kurmaya izin veriyor ve geçmişle güncel olan arasındaki gerilimin izini taşıyor. Mulvey’in güncelliği; kendi düşüncesi üzerine yönelen metinleri arasında kurulan bu açık diyalojik bağa ve bu bağın yansıtıcı özelliğine dayanıyor. Her bir metin öncekilerden izler taşıyor; aynı filmlere aynı düşüncelere geri dönüyor ama tekrara düşmeden, farklı açılardan yeniden sorgulayarak. Mulvey’in bu kitapta “geç üslup” meselesine eğilmesi satır arasına saklanmış en az iki anlamı öne çıkarıyor: birincisi kendi düşüncelerindeki değişimi gösteriyor, “kendi geç eserinde” aynı filmlere yönelerek, bir anlamda kendi geç üslubunu bu filmler yoluyla yaratıyor; ikincisi geç üslubun -dolaylı olarak ölüm fikrinin- sanat eserine yansıması düşüncesi öznellik ve yorum tartışmasını içeriyor. Bu tartışma da içten içe film çalışmalarında temsil politikalarına, anlamı göstergelerde arayan “yoruma” karşı bir eleştiriyi barındırıyor. Mulvey’in bu “geç eseri” hem geçmişe bakmanın belleğe başvurmanın ağırlığını ve biraz da melankolisini taşıyor, hem de güncelin popülist eleştirisinin “sinemanın ölümünü” ilan eden tüm serzenişlerin olumsuzluğuna hapsolmadan aksine bu dönüşümü kucaklayan, bitimsiz tartışmaların retorik örtüsünü kaldıran bir olumlamayla ilerliyor.Yayın Asya Politik Sineması üzerine notlar(Okur Yazar Derneği, 2015-12-01) Minarlı, Mustafa Ali; Yılmaz, BurakSinema, diğer sanat dalları gibi, topluma ve onu etkileyen faktörlere kayıtsız kalmamış ve hangi biçim ya da dil vasıtasıyla olursa olsun yaşama ayna olma vazifesini yerine getirmekten geri durmamıştır. Sinemanın toplumu yine kendisine yansıtarak tanıtması ve onu eleştirmesi bölgeden bölgeye ve kültürden kültüre farklılıklar göstermektedir. Sinema, tıpkı Lumiere Kardeşler’in sinematografından hareketle dünyaya yayılıp biçim ve dil değiştirerek yaşamını çok yönlü sürdürdüğü gibi, bugün de çeşitliliğini ve zenginliğini muhafaza etmeye devam etmektedir. Asya politik sineması günümüzde toplumsal hareketler ve sinema ilişkisi bağlamında en özgün örneklerin ortaya çıktığı alanlardan birini teşkil etmektedir. Asyalı sinemacılar, kendi ülkelerindeki toplumsal hareketlenmeleri veya siyasi değişimleri işlerken sinemanın farklı anlatım biçimlerini kullanmışlardır. Özellikle dünyanın kanayan yarası Ortadoğu’nun sinemacılarının toplumu nasıl gördükleri ve toplumun kendi kendisini nasıl tanıması gerektiği konusunda yaptıkları çalışmalar tüm dünyada ilgiyle takip edilmektedir. Bu çalışmada, Asya politik sineması önde gelen ülkeler bazında tek tek incelenerek, bölgelerin ve ülkelerin geçmişten günümüze gelişimleri mercek altına alınacaktır. Rus sinemasının çevre bölgesine etkisi, İran sinemasının kendine has özellikleri ve onu öne çıkaran nedenler, son olarak bu ekollerin Batılı örneklerle olan ilişkisi tartışılacaktır.Yayın Avrupa Birliği ülkelerinde medya okuryazarlığına yönelik güncel eğilimler(Uşak Üniversitesi, 2018-12-30) Şeylan, SeherBu çalışma, Avrupa Birliği ülkelerinde medya eğitiminin geliştirilmesi, medya okuryazarlığına ilişkin süreçler ve projeler hakkında yapılan araştırmalarla ilgilidir. Çalışma, Avrupa Birliği’ne üye devletlerdeki medya eğitim faaliyetlerini çeşitli girişimler, projeler ve birincil odak noktaları açısından değerlendirmektedir. Çalışmanın amacı, Avrupa ülkelerinin en fazla dikkat gösterdikleri medya eğitimi ve okuryazarlık alanlarını belirlemektir. Yazarlar, Avrupa Birliği ülkelerindeki vatandaşların medya eğitimine yönelik faaliyetlerini ve AB'deki medya okuryazarlığının arttırılması için medya eğitiminin gelişimine önemli katkılar sağlayan projeleri özetlemeyi ve karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma ayrıca, örgün eğitim sisteminin dışında çoğunlukla, nüfusun belirli gruplarını kapsamak amacı ile şirketler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından uygulanan faaliyetler ve projelerin yer aldığı ders dışı eğitim üzerine de yoğunlaşmaktadır. Çalışmada, verilen konuyla ilgili yayınlanmış araştırmaların ve teorik çalışmaların ikincil verilerini ve sonuçlarını analiz edilmektedir. Giriş, örgün ve okul dışı eğitimin amaçları ve farklılıkları açısından kısa bir özet sunmaktadır. Daha sonra, bireysel okuma yazma türleri (medya okuryazarlığı, medya içeriğinin eleştirel analizini içeren okuryazarlık, medya ve bilgi okuryazarlığı, film okuryazarlığı, haber okuryazarlığı, internet okuryazarlığı, çevrimiçi güvenlik, dijital oyun okuryazarlığı) kategorize edilerek medya eğitim alanları belirlenmektedir. Tanımlanan alanlarda ve okuryazarlık türlerinde AB ülkelerindeki mevcut girişimler, örnek olarak verilmektedir. Verilen bilgiler, mevcut medya eğitim faaliyetlerinin bir özetini oluşturmak ve AB ülkelerindeki okul dışı eğitim girişimlerinin baskın odak noktalarını saptamak için kullanılmıştır. Çalışma, böylece AB nüfusunun medya okuryazarlığı oluşumuna aktif olarak katkıda bulunan okuryazarlık ve organizasyon türlerine genel bir bakış sunar.Yayın Sinema - televizyonda mesleki yeterlilik ve ekonomik kalkınmaya katkısı: sayısal verilerle Avrupa ülkeleri ve Türkiye karşılaştırması(Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi, 2017) Büker, Nalanİzleyicinin keyifli vakit geçirmesi için üretilen sinema filmleri, televizyon dizi filmleri ve programları, sadece tüketicisinin değil, toplumların da yüzünü güldürecek refah ekonomisinin tam da merkezinde yer alabilir. Sinema ve televizyon endüstrisinin işgücü kaynağını oluşturan bireylerin, mesleki yeterlilik düzeyleri, iç pazarda kaliteyi yükseltirken, uluslararası rekabet koşullarında ekonomik başarıya erişim noktasında da son derece önem kazanmıştır. Ülkeler, yaratıcı endüstriler arasında yer alan sinema filmleri ve televizyon içeriklerinin uluslararası pazar içindeki payının artması sonucu elde edilecek ciro ve katma değerle, ulusal gelirlerini arttırırken, refah toplumu düzeylerini yükseltmektedirler. Bu çalışma kapsamında Türkiye'de ve başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerinde sinema - televizyon endüstrisinin güçlenmesi amacıyla biçimlendirilmiş ulusal politikaların ekonomik kalkınmaya yansımasına ilişkin veriler ve bulgular analiz edilmektedir. Türkiye'de bu alanda meslek eğitiminin sınırlılıkları ve istihdam edilmiş kadroların yetkinliklerinin, rekabete erişimde neden olduğu sınırlılıklara ilişkin veriler yer almaktadır. Ancak sorunları gidermeye dönük geliştirilen yeni ulusal politikaların henüz geliştirilmekte olduğu da görülmektedir. Birbirini tamamlayan bu zincirin bileşenlerine ilişkin veriler ışığında süreç yorumlanarak çözüm önerileri sunulmaktadır.Yayın Catherine Grant ile video essay üzerine(Semire Ruken Öztürk, 2021) Gürkan, İpekMetin-tabanlı film eleştirisindeki sınırlılıklar ve onun akademik görünürlüğünün baskınlığı karşısında, video denemeler görsel olanın esnekliğinden faydalanıyor. Yeni multimedya teknolojileri birbirinden görece ayrışmış iki alanı teori ve pratiği bir araya getirmeyi sağlayarak, hem teknik olarak sanatı yeniden düşünmeyi olanaklı kılıyor, hem de video denemelerin film eleştirisinin poetikasını yapmasına yardımcı oluyor. Diğer yandan film eleştirisindeki form ve medyum değişikliğiyle artık film çalışmaları alanının kendinden başka alanların kavramlarıyla düşünen -kaba tabirle iş gören- sentetik, eklektik bir düşünceler alanı olarak değil, kendi kavramlarını yeniden keşfeden, yaratan bir alan olarak özdüşünümsel bir eleştiriyle kendine döndüğünü görüyoruz. Professor Catherine Grant video denemelerin görsel ve işitsel bir eleştiri yöntemi olarak gelişmesine katkı sağlamış, bu konuda öncü bir isimdir. Grant ayrıca, formun film eleştirisindeki sanatsal ve poetik boyutlarını öne çıkaran akademik bir araştırma alanı olarak tanınmasında ve kabul görmesinde emek vermiş ve çok sayıda video deneme çalışması olan az sayıdan kişiden biri. Grant 2008 yılında, erken bir tarihte çevrimiçi kültürün gelebileceği noktayı önceden tahmin ederek açtığı kişisel bloğu “Film studies for free”de film ve hareketli görüntü çalışmaları alanındaki dijital kaynakları paylaşıyor. Kendisiyle gerçekleştirdiğim bu görüşme, video denemenin önemli alanlarına temas ediyor ve Grant’in samimiyetle verdiği cevaplar bu formun gösterdiği gelişimi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Grant ile görüşmemiz aynı zamanda video denemelerin akademik araştırma alanlarıyla nasıl entegre olduğunun anlaşılması açısından da önemli.Yayın Gerçeklik, temsil ve yabancılaşma bağlamında Covid-19 pandemisinin televizyon dizilerindeki görünümü(2021-07-25) Şeylan, SeherPandemi dönemi tüm dünyada yaşamı çeşitli biçimlerde değiştirmiş ve bu değişim kendisini her alanda göstermiştir. Kitle iletişim araçları ise bu değişime doğrudan maruz kalan alanlardan biri olmuştur. Özellikle televizyonun güncel içerik üretimi, gündelik yaşamı risk altına alan Covid-19 sorunuyla bir araya gelince belirsizliklere ve aksamalara neden olmuştur. Bu nedenle dizi çekimleri durdurulmuş ve bir süre yayına dizilerin önceki bölümleriyle devam edilmiştir. Ancak yaşam neredeyse tamamen ev içine taşınınca, diziler de güncel konularıyla kaldığı yerden devam etmiş hatta bunlara yenileri eklenmiştir. Salgının getirdiği yeni kurallar ve bu kurallarla yaşamanın hayati önemi defalarca vurgulanırken, bu vurgunun dizilerde yer alıp almadığı ise bir soru işareti oluşturmaktadır. Bu çalışmada dizilerin salgın etkisini ekrana ne kadar taşıdığı, buna yönelik içerik değişimine gidilip gidilmediği ve ekran karşısında daha çok vakit geçiren seyirciye böyle bir dönemde ne tür bir dünya sunulduğu sorularına cevap aranmaktadır. Bu amaçla, dizi gerçekliği ile gündelik yaşam gerçekliğinin salgın dönemindeki yansımaları, Stuart Hall’un medya temsili ve Jean Baudrillard’ın gerçeklik kuramları çerçevesinde Gönül Dağı, Sadakatsiz ve Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizileri ile incelenecektir. İncelenecek diziler 2021 yılı Şubat, Mart ve Nisan ayı izlenme oranlarına göre belirlenmiştir. Pandemi süreci her ne kadar yaşamda güçlü bir değişim yaratsa da bu değişimin dizi içeriklerinde yeteri kadar yer bulmadığı ve hatta seyircilerin bu gerçeklikten bütünüyle koparıldığı görülmektedir.Yayın Belgeselden drama-belgesele gerçeğin yolculuğu: “Rise of Empires: Ottoman”(2020-09-02) Şeylan, SeherAlaska ve Kanada’daki gerçek mekanlarda çekilen ilk belgesel film Nanook of the North (Flathery, 1922)’dan sonra belgesel filmin pek çok türü ortaya çıktı. Geçmişi 19. yy’ a uzanan belgesel, gerçeğe en yakın sinemasal ürün olması, bununla beraber doğruluk, güvenilirlik gibi özellikleri ile kurmaca filmden ayrıldı. Böylece, toplumsal ve politik meseleleri aktarmanın da birincil yöntemi oldu. Öte yandan bu özellikleri ile belgesel, etkin propaganda araçlarından biri haline geldi. Propaganda yöntemi, özellikle geçmişe ilişkin tarihsel belgeselerde yoğunluklu olarak kullanıldı. Belgesel eksik, yanlış, taraflı bilgiler verdiğinde, sadece seyirciyi aldatmakla kalmaz, seyirci söz konusu belgeselden aldığı bilgilerle toplumsal bir tavır da geliştirebilir. Eş deyişle belgeseller hem dünyamızı hem de bu dünyanın içindeki rolümüzü de anlamamıza yardımcı olur ve kamusal alandaki rollerimizi biçimlendirir. Bireyin ve bu yolla toplumun şekillenmesine katkıda bulunabilen belgesellerdeki bilgilerin doğruluğu önemlidir. Gösterim alanı olarak dijital mecraların artması ile birlikte, belgesellerin yapıları ve içerdiği bilgilerin doğruluğu değişikliğe uğramıştır. Çoğu belgeselde kurmaca ve gerçeklik iç içe geçmiş, bu durum belgeselin gerçekliği aktarma iddiasına gölge düşürmüştür.Bu çalışmada Drama Belgesel olarak adlandırılan bu melez yapının bilginin doğruluğunu olumsuz yönde nasıl etkilediği, Netflix’te gösterilen Rise of Empires: Ottoman / (Şahin, 2020) belgeseli üzerinden tartışılacaktır.












