Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Mit-kahramanlık olguları, dönüşümleri ve bu olguların Hirokazu Kore-eda sinemasındaki yansımaları
    (Işık Ünivresitesi, 2022-10-31) Kavut, Kenan; Eroğlu, Onur; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans Programı
    İnsanın uzun çağlar boyunca kurduğu düşsel hikayelerin tahtını, masalların, mitlerin kahramanlarını hep soylular, yarı tanrı krallar, prensler işgal etmiştir. İnsanın ortak hikayelerinin ilk kahramanları; Yunan Tragedyaların baş karakterleri, Acem Kralları, Babil’in zorba liderleri gibi tanrının gücüne yakın görüldükleri için kahraman olmaya layık görülmüşlerdir. Diğer bir güçlü olasılık da insanın kendinde eksik gördüğü ve kendisinde olmasını arzu ettiği nitelikleri, yerinde gözü olan bu soylu kişiler üzerinden vücuda getirmeleridir. Uzun çağlar boyunca kahramanlar sıradan insanların safına neredeyse hiç inmemiştir. Sinema bu olgunun değişip dönüştürülmesinde önemli bir rol oynamıştır. ‘Karakter’i normalleştirerek daha rahat anlaşılıp algılanmasına, dolayısıyla gerçeklikle bağının kurulmasına ön ayak olmuştur. Bu tezin amacı ‘kahraman’ ve ‘karakter ‘olgularını bir karşılaştırmaya tabi tutmak; mit söylencelerinin doğaüstü güçlere sahip, tanrı, yarı tanrı, fantastik, soylu kahramanları ile çağdaş Japon sinemasının önemli yönetmenlerinden karakterlerini normalleştirmeyi, sıradanlaştırmayı başarabilmiş Hirokazu Kore-eda filmlerinin karakterleri arasında bir karşılaştırma yapmaktır. Psikanalizim ve yapısalcılığın bu konudaki bulgularını da dayanarak yaparak birtakım olguların analizlerini ortaya koymak ve iddia edilen dönüşüm ve değişimin bulgularını ortaya koymak hedeflenmektedir. Bellek, doğuş, ölüm, yeniden doğuş, Erginlenme, Kahraman ya da karakterin dönüşümleri gibi bulgular, mit ve sinema, Kore-eda filmleri bağlamında analiz edilecektir.
  • Yayın
    Sinemada müziğin manipülatif etkisi : Dunkirk (Christopher Nolan, 2017) örneği
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-08-26) Demircan, İlayda Sude; Şeylan, Seher; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Cinema and Television
    Sinema, seyirciyle etkileşim kurma amacı güden bir sanat dalı olarak, görsel ve işitsel unsurları bir arada kullanır. Bu unsurlar bir araya gelerek film deneyimini zenginleştirmektedir. Bu ögeler arasında müzik, izleyiciyi hikayeye çekme ve duygusal bağ kurma konusunda etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır. Sinemanın başlangıcında, müzik öncelikle gürültüleri maskeleme amacıyla kullanılmış, ancak zamanla filmlerin atmosferini belirleme ve duygusal derinlik katma işlevlerini üstlenmiştir. Müzik, sinema tarihinde önemli bir rol oynamıştır ve sesli filmlerin ortaya çıkmasıyla birlikte kaydedilmiş müzik parçaları film soundtrack'lerinde yer almaya başlamıştır. Günümüzde film müziği, geçmişteki amaçlarının yanı sıra farklı hedefler için de kullanılmaktadır. Bu bağlamda, filmlerinde kullanılan müziklerle öne çıkan Christopher Nolan iyi bir örnek olmaktadır. Nolan, özellikle Hans Zimmer gibi başarılı bestecilerle iş birliği yaparak müziği sadece bir fon değil, aynı zamanda anlatının bir parçası haline getirmektedir. Örneğin, Inception (Christopher Nolan, 2010) filminde müzik, karakterlerin içsel çatışmalarını ve hikayenin karmaşıklığını vurgulayarak izleyici üzerinde derin bir duygusal etki bırakmaktadır. Aynı şekilde, Interstellar (Christopher Nolan, 2014) filminde müzik, uzayın büyüklüğünü ve anlatının epik ölçeğini vurgulamada etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın konusu da olan, Nolan'ın yazıp yönettiği Dunkirk (2017) filminin müziği ve ses tasarım teknikleri, shepard tonu ve leitmotif gibi yöntemlerle zamanı manipüle ederken, farklı sahnelerde tonal ilişkileri kullanarak duygusal geçişler vurgulanmaktadır. Shepard tonu tekniği kullanılan müzik, seyircinin zaman algısını manipüle ederek filmi derinleştirmektedir. Shepard tonu dinleyicide belli başlı duyguları uyandıran bir ses illüzyonudur ve özellikle gerilim hissini iyi bir şekilde iletebilmektedir. Dunkirk (2017) filminin senaryosu yazılırken bu ses illüzyonundan etkilenilmiştir. Tıpkı shepard tonun üç katmandan oluşması gibi, senaryo da üç ayrı hikaye katmanına sahiptir. Hans Zimmer da film müziğini bestelerken bu katmanlar arasındaki zamansal ilişkileri güçlendirmek ve seyirciyi hikayenin içine çekmek için shepard tonu tekniğini ustaca kullanmıştır. Bu çalışma, Dunkirk (2017) filminde kullanılan müzik ve ses tasarımı tekniklerinin seyircinin zaman algısını nasıl manipüle ettiğini ve film müziğinin nasıl anlatısal bir unsura dönüştüğünü ele almaktadır. Çalışmanın amacı Dunkirk (2017) filminde kullanılan müzik ve ses tasarımının hikayeyi ne şekilde etkilediğini ve filmdeki diğer unsurlarla bir araya geldiğinde ne gibi anlamlar ifade ettiğinin, filmden sahnelerin ele alınarak doküman analizi yöntemiyle açıklanmasıdır. Bu bağlamda filmde kullanılan müziğin anlatının bir öğesi haline gelip gelemeyeceğinin ortaya çıkarılmasıdır. Çalışma boyunca; “Geçmişten günümüze sinemada müzik kullanımı nasıl olmuştur? Müzik bir anlatı öğesi midir? Shepard Tonu nedir? Leitmotif nedir? Ses Köprüsü nedir? Tüm bu öğeler Dunkirk (2017) filminde müzik nasıl bir etkiye sahiptir?” sorularına Dunkirk (2017) filmi üzerinden cevap aranacaktır.