3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın Dehb tanısı almış çocukların aile resmi çizimlerinin algılanan ebeveyn tutumları ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2017-08-07) Çakır, Büşra; Mazlum, Betül; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: DEHB çocukluk çağında en sık görülen nörogelişimsel bozukluklardan biridir ve sıklıkla öğrenme güçlüğü, gelişimsel dil patolojileri, içe atım ve dışa vurum sorunları başta gelmek üzere başka bozukluklarla birliktelik gösterir. DEHB’nin tedavisi sırasında bu komorbid durumların tanınması ve tedavisi de oldukça önemlidir. Bu çalışmada, DEHB tanısı alan çocukların aile resmi çizimleri ile çocukların algıladıkları ebeveyn tutumları ve anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma grubu 7-13 yaş arasında 36 çocuk ve annesinden oluşmuştur. Örneklemdeki tüm çocuklara Ana Baba Tutumları Envanteri, Kinetik Aile Çizim Testi ve Durumluk- Sürekli Kaygı Ölçeği uygulanmıştır. Anneler ise Conner’s DEHB Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği ve Sosyodemografik Veri Formu doldurmuştur. Bulgular: DEHB tanılı çocuklar ve kontrol grubu arasında ana baba tutumları bakımından anlamlı fark bulunmuştur. Araştırma grubunun sürekli kaygı düzeyleri kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek bulunurken, durumluk kaygı düzeyleri iki grup arasında farklı bulunmamıştır. Ayrıca DEHB tanısı alan çocukların aile resmi çizimlerinin bu çocuklarda sürekli kaygı düzeyini yordamada faydalı olabileceği görülmüştür. Sonuç: Sonuç olarak çocuk resimlerinin, DEHB tanılı çocukların değerlendirme sürecinde muayeneyi tamamlayıcı önemli bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.Yayın Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuk ve ergenlerde sosyal anksiyete ve aleksitimi(Işık Üniversitesi, 2018-06-04) Biçen, Gizem; Mazlum, Betül; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmada, DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) olan çocuk ve ergenlerin aleksitimi ve sosyal anksiyete düzeyleri bakımından sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması ve aleksitimi ile sosyal anksiyete arasında olası birilişkinin araştırılması planlanmıştır. Yöntem: Katılımcılar, İstanbul ili Acıbadem Hastanesi Altunizade Şubesi’ne başvuran 9-16 yaş arası çocuk ve ergenler ile ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 77 çocuk/ergen ve 77 ebeveyn katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Çocuklar için Aleksitimi Ölçeği, Çocuk ve Ergenlerde Davranım Bozuklukları için DSM- IV’e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği, Çocuklar için Sosyal Anksiyete Ölçeği –Yenilenmiş Biçim, Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları, Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli-Türkçe Uyarlaması, Yenilenmiş Conners Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği ve Yenilenmiş Conners Öğretmen Derecelendirme Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucuna göre DEHB tanısı olan çocuk ve ergenlerin aleksitimi ve sosyal anksiyete puanları kontrollerden anlamlı düzeyde daha yüksek çıkmıştır. Ek olarak, KOKGB (Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu) eş tanısına sahip olan DEHB tanılı hastalar, KOKGB eş tanısına sahip olmayan DEHB hastalarından anlamlı düzeyde daha yüksek aleksitimi puanları almıştır. Çocuklar için Aleksitimi Ölçeği alt boyutları olan ‘Duyguları Tanıma’, ‘Duyguları İfade Etme’ ve ‘Dışsal Yönelimli Düşünme’ puanları DEHB grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ayrıca DEHB grubu ve kontrol grubunun her ikisi kendi içinde analiz edildiğinde sosyal anksiyete ile aleksitimi arasında pozitif yönde korelasyon bulunmuştur. Sonuç: Sonuçlar DEHB olan çocuk ve ergenlerin duyguları tanımada ve ifade etmede zorlukları olduğunu ve sosyal anksiyete için yüksek risk altında olduğunu desteklemektedir. Ek olarak sosyal anksiyete ve aleksitimi arasında sadece DEHB’na spesifik olmayan bir ilişki bulunmuştur. Son olarak aleksitiminin, karşıt olma karşı gelme davranışı için bir risk faktörü olduğu öngörülebilir.Yayın Okul öncesi çocuklarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtilerinin, davranışsal, sosyal problemler, aile işlevselliği ve ebeveyn tutumları ile ilişkilerinin değerlendirilmesi(Işık Üniversitesi, 2017-01-05) Börekçi, Beril; Balkır Neftçi, Nazlı; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıProblemin tanımı: Bu araştırmanın amacı DEHB belirtileri gösteren 4-6 yaş aralığındaki çocukların sosyal, davranışsal problemlerini tespit etmek, aile işlevselliklerini ve ebeveynlerinin tutumlarını incelemektir. Yöntem: Katılımcılar, İstanbul Kadıköy ilçesinde yer alan 2016-2017 yılları arasında anaokullarına devam eden 4-6 yaş aralığındaki öğrencilerin ebeveynlerinden ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 92 ebeveyn ve 14 öğretmen katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik Form, DSM-V Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Formu, Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği, Aile Değerlendirme Ölçeği ve Ebeveyn Tutumları Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeğinin analizi sonucunda DEHB belirtileri gösteren çocukların sosyal problemler, kaygı, karşı gelme, duygusal değişkenlik, mükemmeliyetçilik ve psikosomatik belirtileri, DEHB belirtileri göstermeyen çocuklara oranla daha fazla yaşadıkları tespit edilmiştir. Aile Değerlendirme Ölçeği sonucunda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri gösteren çocukların ailelerinde iletişim, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel işlevler alanlarında sağlıksız işlevsellikleri olduğu görülmüştür. Ebeveyn tutumları açısından bakıldığında ise DEHB belirtileri gösteren çocukların ebeveynlerinin otoriter ve aşırı hoşgörülü tutumu daha fazla sergilediği görülmüştür. Sonuç: Araştırmanın alanyazınına katkısı DEHB olan çocukların ilkokulda yaşayabilecekleri problemlerin önlenmesi yada en aza indirilmesinin okul öncesi dönemde çocukların DEHB belirti düzeylerinin değerlendirilmesi ile sağlanabileceğinin önemini vurgulamaktır. Okul öncesi dönemde DEHB belirtileri gösteren çocukların davranışsal ve sosyal anlamda belirti göstermeyen çocuklardan farklılaşması ayrıca çocukların ebeveynlerinin tutumlarının farklı olması 4-6 yaş aralığında alınacak önemlemlerin önemini göstermektedir. Aile işlevselliği ve bahsedilen diğer alanlardaki problemlerin boyutları büyümeden önemlemler alınması çocuk için olumlu değişimler sağlayacaktır. Bu araştırma ile okul öncesi dönemin ileriki yaşların yordayıcısı olduğu görülmüştür.












