Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 58
  • Yayın
    Yeme bozukluğu vakalarında hastalık yaşantısı ve grup süreci: nitel bir çalışma
    (Muhammed Yıldız, 2018-12-24) Ergüney Okumuş, F. Elif; Başer Baykal, Nur; Deveci, Ezgi; Karaköse, Selin
    Bu çalışmada yeme bozukluğu vakalarında hastalık yaşantısını anlamak ve grup sürecinde yaşanan ortak deneyimleri nitel yöntemle incelemek amaçlanmıştır. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Yeme Bozukluğu Birimi’nden yeme bozukluğu tanısı almış dört kadın vakayla yapılan sekiz seanslık grup psikoterapi süreci fenomenolojik araştırma deseni kullanılarak incelenmiştir. Verilerin analizi sonucunda yeme bozukluğu vakalarının paylaştıkları ortak deneyimler; hastalık yaşantısı ve grup süreci olmak üzere iki ana tema altında toplanmıştır. Hastalık yaşantısı; yemek, beden imgesi, hastalığın hayata etkisi, bilişsel faktörler, duygusal faktörler, hastalık seyri, hastalıkla ilgili zihni meşguliyet, kadınlığın inkârı, kilo ve zayıflık, hastalığa yönelik atıflar, egzersiz ve kendini ötekileştirme alt temalarından oluşmaktadır. Grup süreci ise; şimdi ve burada, evrensellik, terapistle ilişki, gruba yönelik kaygılar, umut aşılama, gruba bağlılık ve grubun etkisi alt temalarını kapsamaktadır. Çalışmamızdaki vakaların hastalık yaşantısı ve grup süreciyle ilgili yaşantılarında ortaya çıkan temaların yeme bozukluğu literatürüyle tutarlı olduğu görülmektedir. Araştırma bulgularının yeme bozukluğu alanında hem hastalığın anlaşılması hem de etkili tedavilerin geliştirilmesi açısından klinik uygulamalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    “Bana göre” ahlak: sıradan insanın ahlakı kavramsallaştırması
    (Türk Psikologlar Derneği, 2020-06) Cesur, Sevim; Tepe, Beyza; Piyale, Zeynep Ecem; Sunar, Diane; Biten, Ali Furkan
    Shweder ve diğerleri (1997), Kohlberg’in (1971) ahlakın evrenselliği ve en önemli erdemin adalet olduğu varsayımlarını reddetmişler ve farklı kültürlerde farklı derecelerde önemsenen “ahlakın üç temel etiği”ni önererek kültürel çeşitliliği varsaymışlardır. Walker ve Pitts (1998) ise, bugünkü ahlak araştırmalarının bir eksiğinin sıradan insanın doğal ahlak kavramsallaştırmalarının çalışılmaması olduğunu ifade etmektedirler. Bu araştırmanın amacı, toplumumuzda ahlakın nasıl kavramsallaştırıldığına ve bu kavramsallaştırmaların Shweder’in üç etik koduyla nasıl ilişkilendiğine bakmaktır. Bu araştırma üç aşamadan oluşmaktadır. Çalışma 1 kapsamında katılımcılardan açık uçlu olarak ahlak/ahlaksızlık/ahlaklı insan-erkek-kadın/ahlaksız insan-erkek-kadını tanımlamaları istenmiştir. Kodlanan cevaplar, tanımlanan bu altı hedef arasında bazı ortaklıklara ve farklılıklara işaret etmektedir. En fazla atıfta bulunan kategori, toplumsal kurallar ve roller olmuştur. Çalışma 2 için, Çalışma 1’den elde edilen kategorilerden “Bana Göre Ahlak Envanteri” (BGA) oluşturulmuştur. BGA’ya verilen cevapların oluşturduğu örüntüler, Shweder ve diğerlerinin öne sürdüğü üç etik koduyla benzerlikler göstermiştir. Bu paralellikleri incelemek üzere Çalışma 3 çerçevesinde, üç etik kodunu ölçmeye yönelik olan Etik Dünya Görüşü anketi ile BGA Envanteri arasındaki ilişki tanımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri de kullanarak incelenmiştir. Sonuçlar, ülkemizde ahlakın kavramsallaştrılmasında Shweder’in üç etik koduna benzer bir yapı ortaya çıktığını ve oluşturduğumuz BGA Envanterinin güvenilir ve geçerli bir ölçüm yöntemi olduğunu göstermektedir.
  • Yayın
    Aile sistemlerinde şiddetin döngüsü
    (Mustafa Süleyman Özcan, 2017-08-23) Akçinar Yayla, Berna
    Bu çalışmada, aile-birey etkileşimi sunularak toplumsal cinsiyet rolleri, aile içi şiddet ve kadının problem çözme becerileri incelenerek, bu durum ve tutumların kadınların ebeveynlik özyeterlik algılarına ve cezaya dayalı ebeveynlik davranışlarına olan etkisi araştırılmıştır. Türkiye genelinde, temsili bir örneklem ile rassal yöntemle seçilmiş, 2-8 yaş arası çocuğu olan, kentsel ve kırsal yerleşim bölgelerinden 810 kadın ile görüşülmüştür. Sonuçlar göstermiştir ki, kırsal bölgelerde yaşayan, sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyleri düşük olan anneler hem daha geleneksel cinsiyetçi tutumlara sahipler hem de eşlerinden daha fazla şiddet görmekteler. Sosyo-ekonomik düzey kontrol edilerek yapılan yordayıcı analizlerin sonuçlarına göre de, daha geleneksel cinsiyetçi tutumlara sahip, eşinden fiziksel ve duygusal şiddet gören ve çaresiz hisseden anneler, çocuklarına karşı daha çok cezaya dayalı disiplin davranışlarını göstermektedirler.
  • Yayın
    The effect of parenting on teenagers’ decision to drop out of school
    (Sakarya Üniversitesi, 2018-12-29) Handanos, Daniel; Aktan, Zekeriya Deniz
    Previous research has indicated the gravity of both parenting and parental bond on a child's successful upbringing. In this, four main styles of parenting have been identified, known as authoritarian, authoritative, permissive and neglectful. While recent research addressed the role of parenting on academic success; additional factors include self-esteem, behavioural inhibition and behavioural activation; whereas the main types of parental bond include affectionate constraint, affectionless control, optimal parenting and neglectful parenting. The current study takes the aforementioned research one step further by examining if self-esteem, strength of goal orientation, parental bond and their parent's child rearing method has an effect on a teenagers' decision to drop out of school. Results indicated that the permissive parenting style and affectionate constraint were the best predictors of student's decision to remain in education. Additionally, participants who had decided to drop out of school displayed lower levels of self-esteem, behavioural inhibition and behavioural activation.
  • Yayın
    Eleştirel söylem analizi: temel yaklaşımlar
    (Mehmet Ali Yolcu, 2020-12-15) Şah, Umut
    Eleştirel söylem analizi, söylemin eleştirel analizine yönelik çeşitli yaklaşımları içeren disiplinlerarası bir alandır. Eleştirel söylem analizi, 1970’lerin sonuna doğru şekillenen Eleştirel Dilbilim çalışmalarına dayanmakla birlikte, 1990’lardan itibaren dile ilişkin farklı ve radikal bir teori olarak ele alınmaya başlamıştır. Dili bir sosyal pratik olarak gören ve dil ile iktidar arasındaki ilişkilere odaklanan eleştirel söylem analizi; sosyal eşitsizlik, ayrımcılık, iktidar ve hegemonyanın dil kullanımı içerisinde nasıl vücut bulduğunu, inşa edildiğini ve meşrulaştırıldığını eleştirel bir şekilde inceler. Bu makalede, eleştirel söylem analizi içerisindeki temel yaklaşımları temsil eden Norman Fairclough, Teun A. Van Dijk, Ruth Wodak, Ron Scollon ve Siegfried Jager’in yaklaşımları ele alınmakta ve tartışılmaktadır. Eleştirel söylem analizine dair çeşitli teorisyenler, ESA’nın temel prensiplerini (sosyal problemlere odaklanma, eleştirel olma, özgürleştirici bir bilgi birikimine hizmet etme, disiplinlerarasılık gibi) paylaşmakla birlikte, teorik ve yöntemsel olarak birbirinden farklı yönleri olan yaklaşımlar ortaya koymuşlardır. Yine de bu yaklaşımların tümü, çoğu zaman birbirlerinden beslenmekte ve çeşitli teorik ve yöntemsel benzerlikler ihtiva etmektedirler.
  • Yayın
    Suriyeli sığınmacılarda Türklerle temas ve psikolojik iyi oluş ilişkisinde aracı değişkenler
    (Sanat ve Dil Araştırmaları Enstitüsü, 2019-10-10) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem; Canpolat, Esra
    Son yıllarda Türkiye’de ve dünyada artan göç sayısı ile birlikte, farklı gruplar arasındaki ilişkileri düzenlemek ve uyum sürecinde çeşitli zorluklar yaşayan göçmen, sığınmacı ve mülteci grupların psikolojik iyi oluşlarını arttırabilmek adına gruplararası temasın etki mekanizmasının anlaşılması bir gereklilik haline gelmiştir. Bu araştırmanın amacı, Suriyeli sığınmacıların Türklerle temasının psikolojik iyi oluşlarıyla ilişkisinde gruplararası kaygı, içgrupla özdeşleşme ve toplumsal kabullenilmenin aracı rolünü incelemektir. Toplamda 163 Suriyeli katılımcı (88 kadın, 75 erkek) gruplararası temas, gruplararası kaygı, çoklu-grup kimlikle özdeşleşme, toplumsal kabullenilme ve psikolojik büyüme ölçeklerini cevaplandırmıştır. Araştırmanın sonucunda, olumlu temasın gruplararası kaygı ile olumsuz, içgrup kimlikle özdeşleşme ve toplumsal kabullenme ile olumlu yönde ilişkili olduğuna dair bulgular elde edilmiştir. Aynı zamanda, gruplararası kaygı, kimlikle özdeşleşme ve toplumsal kabullenilme psikolojik iyi oluşu anlamlı şekilde yordamaktadır. Gruplararası temas ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin doğrudan anlamlı olmadığı; ancak bu ilişkinin üç aracı değişken aracılığıyla dolaylı olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Bulgular Suriyeli sığınmacıların Türklerle olumlu temasının psikolojik iyi oluşlarına olumlu katkısının altını çizmektedir.
  • Yayın
    Psychometric properties of the pathological buying screener: reliability and validity study
    (Kare Publishing, 2021-06) Dikbaş, Ganime Tuba; Acartürk, Ceren; Akyunus, Miray
    Objective: The Pathological Buying Screener (PBS) is a self-report scale used to evaluate compulsive buying behavior. The aim of this study was to assess the validity and reliability of a Turkish version of the PBS in a nonclinical sample. Method: A total of 457 adult participants aged 18-64 years were enrolled in this study. Internal consistency, test-retest reliability and structure, concurrent and criterion-related predictive validity analyses were conducted to ensure reliability and validity for use of the scale with a Turkish population. As part of the validity study, all of the participants were asked to complete a battery of self-report scales: the Compulsive Buying Scale, the Brief Symptom Inventory, the Rosenberg Self-Esteem Scale, the Barratt Impulsiveness Scale-Short Form, and the PBS. In order to examine the test-retest reliability, 75 participants were asked to complete the questionnaire once again 2 weeks after the first administration. Results: The results of this study revealed that the PBS had good internal consistency and test-retest reliability. The findings supported concurrent and criterion-related predictive validity, and a 2-factor structure, consistent with the original form. Conclusion: The Turkish version of the PBS is a valid and reliable measurement tool that will add to understanding of pathological buying behavior.
  • Yayın
    Akıllı telefon bağımlılığı ile sürücü davranışları arasındaki ilişki
    (Türker Özkan, 2019-04-30) Büyükbaş, Serpil; Tekin, Ehil; Tekeş, Burcu
    Tu?rkiye İstatistik Kurumu 2018 yılı verilerine go?re cep telefonu abone sayısı son 10 yılda %30 oranında artıs? go?stererek 80637671’e ulas?mıs?tır (Tu?rkiye İstatistik Kurumu [TÜİK], 2018). Cep telefonu kullanımındaki bu hızlı artıs?a bağlı olarak telefon kullanım alanları genis?lemis? ve trafik ortamına da girmis?tir. Bu duruma bağlı olarak trafik ortamında telefon kullanımı su?ru?cu?lerin dikkatlerinin dağılmasına neden olmaktadır. Dikkati dağınık su?ru?cu?lu?k ise, trafik ortamında pek çok soruna yol açmakta ve su?ru?cu? davranıs?larını etkilemektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak, bu çalıs?mada su?ru?cu? davranıs?ları ile su?ru?cu?lerin akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilis?kinin incelenmesi amaçlanmıs?tır. Çalıs?manın o?rneklemini 18-42 yas? aralığındaki ehliyeti olan 47’si kadın 87’si erkek olmak u?zere toplam 134 katılımcı olus?turmaktadır. Çalıs?mada Su?ru?cu? Davranıs?ları Ölçeği (SDÖ) (Lajunen ve Özkan, 2004) ve Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği’nin (SAS) (Noyan, Enez-Darçın, Nurmedov, Yılmaz ve Dilbaz, 2015) kısa formu kullanılmıs?tır. Yapılan hiyerars?ik regresyon analizi sonuçlarına go?re, hatalar, sıradan ihlaller, agresif ihlaller ve ihmaller ile akıllı telefon bağımlılığı arasında pozitif yo?nde anlamlı ilis?kiler bulunmus?tur. Ayrıca, sıradan ihlaller ile cinsiyet ve gu?nlu?k akıllı telefon kullanım sıklığı arasında da pozitif yo?nde anlamlı bir ilis?ki bulunmus?tur. Çalıs?manın bulguları ilgili literatu?r kapsamında tartıs?ılmıs?tır.
  • Yayın
    Normative data and factorial structure of the Turkish version of the junior temperament and character inventory-revised
    (Taylor & Francis, 2017) Köse, Samet; Çam Çelikel, Feryal; Akın, Ercan; Kaya, Cahit; Elbozan Cumurcu, Birgül; Etikan, İlker; Cloninger, Claude Robert
    Objective: Junior Temperament and Character Inventory (J-TCI) was developed by Luby, Svrakic, McCallum, Przybeck, and Cloninger based on Cloninger's biopsychosocial model to assess temperament and character dimensions in children and adolescents. Methods: The Turkish version of J-TCI-Revised (J-TCI-R) was administered to 1129 elementary and middle-school (male/female, 546/583) students. Internal consistency reliabilities were measured by Cronbach's alpha; test-retest was assessed across one month. Results: Cronbach's alphas for the subscales of J-TCI-R ranged from 0.60 to 0.75 for temperament and character subscales, which were comparable to US and other populations. The correlations between baseline and one month after administration of J-TCI-R were highly and statistically significant (r = 0.578-0.674 for scales and 0.366-0.582 for subscales) (n = 795). Factor analysis results using Eigenvalue greater than one rule indicated three out of four factors for temperament scales and one out of two factors for character subscales which were similar to findings from the other countries. When all of the subscales were subjected to factor analysis, four out of six factors were retained. To our knowledge, this is the first study analysing psychometric properties and factorial construct of the J-TCI-R. Conclusions: The internal reliability coefficients and test-retest indicated a good stability of scores over time and the factorial structure was consistent with Cloninger's model of personality. The reliability and validity of the Turkish version of the TCI is therefore supported.
  • Yayın
    Reassessing innovative work behaviors during COVID-19 pandemic: the impacts of workplace spirituality and psychological safety perception
    (Ahi Evran Üniversitesi, 2021-07-14) Taştan, Seçil; İşiaçık, Serin
    Recent literature has shown the contributions of positivity in organizations, but less is known about the impact of spirituality and safety feelings as an extension of positive psychology on individuals’ innovative work behaviors. Considering the COVID-19 pandemic outbreak, it is suggested that the conditions encouraging employees’ perceptions and attitudes as well as their innovative work behaviors (IWBs) have been changed. Based on the positive psychology approach, workplace spirituality and psychological safety are seen as important factors on employees’ IWBs. Therefore, this study aimed to examine the relationships among perceived workplace spirituality, psychological safety, and employees’ IWBs within the context of the COVID-19 pandemic. Employees working in different private sectors in Istanbul (N= 251) participated in the current research. The statistical analyses revealed that workplace spirituality contributed to employees’ innovative behaviors, and psychological safety fully mediated this relationship. Based on the findings, practical and conceptual implications of this study are discussed and future directions are presented.