Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 59
Yayın Endüstri ilişkileri ve çalışma hukuku alanında karşılaştırmalı araştırmalar ve yöntem(İstanbul Üniversitesi, 2010-10-08) Dereli, TokerKarşılaştırmalı endüstri ilişkileri ve çalışma hukuku alanının Bölümlerimizde en azından seçimlik bir ders olarak okutulmasında çeşitli yararlar vardır. Bu dersin içeriğini değişik ulusların is hukuku ve endüstri ilişkileri uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgilerden hareketle sistemler arasındaki benzerlik ve farklılıkları tahlil etmek, kendi sistemimizi bu bilgilerin ışığında değerlendirmek ve ulusal sınırları asan trendlere ve global gelişmelere ilişkin sonuçlara ulaşmak olarak tanımlayabiliriz. Konunun önemi küreselleşme ve AB gibi bölgesel entegrasyonlara bağlı olarak daha da artmıştır. Ancak karşılaştırmak yaklaşımlarda ilginç ve önemsenmesi gereken tartışma noktaları vardır. Karşılaştırmalı araştırmalar sayesinde kendi ulusal sistemimizin zayıf ve güçlü yönlerini daha iyi değerlendirebiliriz. Belli ülke uygulamaları kendi sistemimizde yapacağımız yasal düzenlemelerde bize yararlı ipuçları sağlayabilir. Bu karşılaştırmalar sonucunda belirli modellere ait hipotezleri test etmek ve bazı genellemelere ulaşmak suretiyle endüstri ilişkileri alanında “teori” geliştirmemiz mümkün olabilir. Modeller ve teori gelecekteki olası gelişmeler hakkında önemli ipuçları sağlayabilir. Araştırma bulguları ulusal ve çok uluslu işletmeler, uluslararası sendikalar ve yasa koruyucular için yararlanabilecekleri bir kaynak oluşturabilir. Ancak sadece kural ve kurumların mukayesesi etkinlik ve yararlılık açısından sorunlar doğurabilir. Daha doğru olan bu kurumların işlevlerini mukayese etmektir. Ortak bir plana dayanılan ülke çalışmaları (yatay yöntem) yapmak belki gereklidir, ancak yeterli değildir. Daha yararlı olan yatay yaklaşımın veri ve bilgilerden hareketle belirli boyutların, örneğin (istihdam güvencesi, yönetime katılma, uyuşmazlık çözüm yöntemleri, vb. gibi boyutların) derinlemesine incelenmesine yönelik (dikey yöntem) karşılaştırmalar yapmaktır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Avrupa Birliği standart geliştirirken bu ikinci yöntemi kullanmaktadır. Karşılaştırmalı yaklaşımdan yasama faaliyetinde yararlanma amacı izlenirken dikkat edilmesi gerekli önemli nokta yabancı düzenleme ya da uygulamanın ulusal kültüre “transfer edilebilirliği” sorunudur. Yabancı bir yasa ya da kuralın benimsenmesinde başarı, her şeyden önce bunun kabul eden ülkenin ulusal kültür ve koşullarıyla asgari bir uyuma sahip olmasına bağlıdır.Yayın Uluslararası asbest ticareti, iş sağlığı ve Türkiye(Birleşik Metal İş Sendikası, 2017-01-01) Taşbaşı, Aslı; Soykut Sarıca, Yeşim Pınar; Sabah, SelenAsbest, geride bıraktığımız yüzyılda, düşük maliyetli, dayanıklı ve kolay işlenebilir bir mineral olması nedeniyle endüstride en yaygın kullanılan ara madde olmuştur. Bu özellikleri itibariyle iktisadi rasyonalite ile tutarlı gibi gözüken asbest kullanımının, insan sağlığı üzerinde orta ve uzun vadede yol açtığı onarılamaz hasara dayalı negatif dışsallık, aslında toplumların katlanmayı göze alamayacağı kadar büyüktür. Bu çalışma, dünya üzerinde birçok ülke tarafından yasaklanan veya en azından sınırlandırılan asbest kullanımı meselesine temel olarak iki perspektiften yaklaşmaktadır. Öncelikle, uluslararası iktisat perspektifinden, krizotil asbestin uluslararası ticaretinde tehlikeli kimyasal sınıflandırmasına dahil edilmemiş olması, mevcut düzenlemelerin gerçekte yetersiz ve biçimsel kaldığını göstermektedir. Diğer taraftan, iş sağlığı perspektifinden bakıldığında, asbeste maruziyetin insan sağlığı üzerindeki sonuçlarının gecikmeli ortaya çıkıyor olması yasak ve sınırlamalara rağmen meselenin daha uzun yıllar işçiler açısından gündemde kalacağını göstermektedir. Bu çıkarımlar ışığında Türkiye, hem tehlikeli kimyasalların sınır ötesi ticaretini düzenleyen Rotterdam Sözleşmesi’ne taraf olması; hem de asbest saçılışının en yoğun gerçekleştiği gemi söküm ve kentsel dönüşüme bağlı bina yıkım işlemlerinin yapıldığı bir ülke olması itibariyle ele alınması gereken bir araştırma nesnesi özelliği taşımaktadır.Yayın Rasyonalite ve akışkanlık: Modernist örgüt kuramlarının kompleksite düşüncesi ekseninde tahlili(Doğuş Üniversitesi, 2019) Yüksel, Ahmet HakanModernist düşünce akımının örgütleri mekanik sistemler olarak tanımlamasının bir yansıması olan makina metaforunun etkisi altında geliştirilmiş örgütsel kuramların temel varsayımlarının günümüzün kompleks küresel ortamında işlerliği sorgulanır hale gelmiştir. Eşi benzeri görülmemiş düzeydeki karşılıklı bağlılık ve bağımlılık ortamında küresel ağda etkileşime geçen sayısız aktörün, kelebek etkisi olarak da adlandırılan durumda anlatılmak istendiği gibi, hangi şekilde ve yoğunlukta ilişki kurup etkileşime gireceği ve bu etkileşimlerin nitel olarak özgün hangi yeni görüngünün belirimine yol açabileceğini kestirebilmek mümkün görünmemektedir. Her an olma halindeki şartlar altında örgütlerin neden-sonuç ilişkileri arasındaki rasyonel bağları kurarak anı idrak edebileceklerine inanmaya devam etmeleri söz konusu değildir. Kavramsal tahlile dayalı bu makale, örgütlerin birer makina olarak tanımlandıkları ontolojik konumlanmanın, örgütlerin kompleks sosyal etkileşim ağları olarak yeniden şekillenmesi akışkanlar çağında var olmayı sürdürebilmek için elzem bir düşünsel gereklilik olduğunu, modernist örgüt kuramlarının varsayımlarının karşısına kompleksite kavramını konumlayarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kompleks sistemler yaklaşımını benimsemekte somut bir metafor olarak ekoloji kavramı önerilmektedir.Yayın Faktoring sözleşmesi(Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı, 2014) Uyanık, Ragıp Yüce1980 yılından itibaren Türkiye ekonomisinin dışa açılmasıyla finans sektörünün tanıştığı yeni ürünlerden birisi de faktoringdir. Faktoring dünyada çok eski bir geçmişe sahiptir. Faktoring iyi anlaşıldığında, satışları, karlılığı ve ülke ihracatını artırmada çok önemli etkisi olduğu görülecektir. Modern faktoring yaklaşık olarak son 50 yıldır birden çok hizmet ve fonksiyonu içinde barındırmakta ve sürekli gelişmektedir. Gelişim hızı nedeniyle uygulaması ve hukuki değerlendirmesi farklılıklar gösterebilmektedir. Bu çalış- mada satıcı ve faktör arasında imzalanan faktoring sözleşmesinin tanımı, yapısı, içeriği ve hukuki temeli farklı görüş açılarından değerlendirilmekte, faktoringin gelişimi ve daha iyi tanınması için netleştirilmesi gereken bazı hususlar ortaya konmaktadır.Yayın Bağımsız denetimde hile müzakeresi ve iç kontrole ilişkin tespitler(Türkiye İç Denetim Enstitüsü, 2019-07-01) Kayıkçıoğlu, SalihGünümüz piyasa koşullarında, şirketlerin sürdürülebilirliklerini koruyabilmesi, kâr paylarını arttırması ve belirlemiş oldukları şirket amaç ve hedeflerine ulaşabilmesi zorlaşmıştır. Mevcut piyasa şartlarında başarıya ulaşmak noktasında, şirketler için şirket içi ve şirket içerisinde yer alan insana dayalı süreçlerin etkinliği ve verimliliği önem kazanmıştır. Bu nedenle, özellikle şirketlerin finansal sonuçlarını etkileme özelliğine sahip süreçlerinin etkin, verimli ve insan kaynağından kaynaklı olarak oluşabilecek risklerden arındırılmış şekilde sürdürülmesi önem teşkil etmektedir. Finansal sonuca direkt olarak etkisi olan muhasebe işlemleri ve finansal işlemlere ilişkin süreçlerde, insandan kaynaklı hilelerin oluşması her zaman muhtemeldir. Dolayısıyla bu süreçlerde hile riskinin her zaman var olan bir risk olduğunu kabul etmek ve bu kapsamda süreçlere ilişkin gerekli önlemleri almak gerekmektedir. Hile riskine ilişkin olarak özellikle günümüzde, uluslararası ve ulusal pek çok platformda önlem alınmasına yönelik standartlar geliştirilmektedir. Bu standartların temelinde, şirketin finansal süreçlerinde var olan hilelerin ortaya çıkartılması yatmaktadır. BDS 240 standardı da şirketlerin iç kontrol sistemleri kapsamında hile risklerinin ortaya çıkartılmasına yönelik olarak geliştirilen bir standarttır. Standart kapsamında şirketin finansal sonuçlarına ilişkin denetim süreçlerini gerçekleştiren bağımsız denetçilerin hile ve hile riskine ilişkin sorumlulukları düzenlenmiştir. Bu standart ayrıca bağımsız denetim süreçlerin hile ve hile riskinden kaynaklı olarak ortaya çıkan önemli yanlışlıklara ilişkin müzakere süreçlerini kapsamaktadır. Çalışmanın temel konusu denetim ekibi tarafından yürütülecek olan hile ve hile riskinden kaynaklı olarak ortaya çıkan önemli yanlışlıklara ilişkin yürütülen müzakerelerin incelenmesidir. Bu kapsamda yürütülen çalışmada, hile, hile riski ve iç kontrol sistemleri, BDS 240 standardı kapsamında yürütülen müzakerelere bir alt yapı oluşturması açısından irdelenmiştir.Yayın Finansal raporlama ve denetim uygulamaları kapsamında davranışsal muhasebe teorisine bakış(Muhasebe Öğretim Üyeleri Bilim Ve Dayanışma Vakfı, 2018-12-27) Ergüden, Arif Engin; Dalkılıç, A. Fatih; Kaya, Can Tansel; Sayar, A. R. ZaferPsikoloji bilimi ile finansın kesişimi olarak nitelendirilebilecek olan davranışsal finans uzun yıllardır finans literatüründe yer almasına ve oldukça çok sayıda akademik çalışmaya konu olmasına rağmen davranışsal muhasebe bu bağlamda daha geride kalmıştır. Oysa ki Amerika Muhasebe Birliği’nin (AAA) muhasebe eğitiminde psikoloji ile ilgili konuları dahil etme yönündeki çağrısı 1970’li yıllara kadar geriye gitmektedir. Finansal raporları hazırlayan muhasebecilerin sıklıkla mesleki yargılarına göre karar vermek durumunda kalmaları ve raporların bu doğrultuda şekillenmesinin yanı sıra bu raporları denetleyenlerin mesleki şüphecilik ile hareket ediyor oluşu davranışsal muhasebenin etki alanını ortaya koymaktadır. Çalışmanın amacı davranışsal muhasebenin teorik altyapısını ve ilgili olduğu teorileri ortaya koymak ve finansal raporlama ve denetim uygulamalarındaki yansımalarını incelemektir. Bu doğrultuda ilgili finansal raporlama ve denetim standartları da ele alınmaktadır.Yayın Bankacılık sektörü hisse senedi endeksi ile enflasyon arasındaki ilişki: Yedi ülke örneği(Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2013) Yüksel, Aslı; Yüksel, Sadettin AydınBu çalışmanın amacı yedi ülkede bankacılık sektörü endeksi ile tüketici fiyatları endeksi arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Literatürde hisse senedi piyasa endeksi ile tüketici fiyatları endeksi arasındaki ilişkiyi inceleyen çok sayıda çalışma olmasına karşın, sektör endeksleri ile tüketici fiyatları endeksi arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışma sayısı son derece sınırlıdır, bu çalışma ile literatürdeki bu boşluğun doldurulması hedeflenmektedir. Analizlerde bankacılık sektörü endeksi ile tüketici fiyatları endeksi arasındaki uzun vadeli ilişki Johansen Eşbütünleşim Analizi ve Gecikmesi Dağıtılmış Ardışık Bağımlılık Modeli (ARDL) kullanılarak test edilmiş ve sadece bir ülkede (Arjantin) uzun vadeli bir ilişki bulunmuştur. Makalede ayrıca Granger Nedensellik Analizi yapılmış, Amerika, Avusturya ve Macaristan’da bankacılık sektörü endeksi ile tüketici fiyatları endeksi arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı belirlenmiştir.Yayın Sürdürülebilir turizm ve Türkiye(Detay Yayıncılık, 1999-06-01) Akış, SevginÖnemli bir döviz kaynağı ve istihdam alanı olan turizm, pek çok ülkenin kalkınmasına katkıda bulunmaktadır. Uluslararası turizmin giderek yaygınlaşması, doğal ve fiziksel çevre ile sosyal ve kültürel yaşamda önemli değişmelere yol açmaktadır. Oysa turizmin dengeli bir şekilde gelişebilmesi için, turizmin dayandığı çevresel kaynakların, yani doğal ve insan yapısı kaynaklar ile sosyal dokununın korunması gerekmektedir. Sürdürülebilir turizm ile hedeflenen, turistik bölgelerin yerel özelliklerini koruyarak, turizmin devamlılığını sağlamaktır. Özellikle 1980'li yıllarda artan "yeşil" harekete paralel olarak, sürdürülebilir turizm tartışmaları da hızlanmıştır. Bu çalışmada önce sürdürülebilir turizm kavramı irdelenmiş, daha sonra turizmin Türkiye ekonomisindeki yeri sürdürülebilirlik çerçevesinde ele alınarak değerlendirilmiştir. Görünen odur ki, Türkiye 'de turizm politikaları belirlenirken turist sayısını ve yatak kapasitesini artırmak temel hedef olmuş, çevre korumacılığına dikkat edilmemiştir. Son yıllarda turizmin çeşitlendirilmesi ve alt yapının iyileştirilmesi yolunda alınan kararlar hem yetersizdir, hem de tam olarak uygulanamamaktadır.Yayın Covid 19 döneminde algılanan tehdit, algılanan ciddiyet ve kendini izole etme niyetinin dürtüsel satın alma üzerindeki etkisi: bir seri aracılık modeli incelemesi(Melih Topaloğlu, 2021) Sağlam, Mehmet; Tavman, Emine BaşakAmaç – Bu çalışmanın amacı, COVID-19 salgını sırasında ortaya çıkan algılanan tehdit, algılanan ciddiyet ve kendini izole etme niyetinin dürtüsel satın alma üzerindeki etkilerini belirlemektir. Ek olarak, algılanan ciddiyet ve kendini izole etme niyetinin bu ilişkiler üzerindeki aracılık etkilerini seri aracılık modeli üzerinden tespit etmeyi amaçlamaktadır. Tasarım/Yöntem/Yaklaşım – Veri toplama aracı olarak online anket, örnekleme yöntemi olarak kolayda ve kartopu örnekleme kullanılmıştır. 4 Ocak-15 Ocak 2021 tarihleri arasındaki veri toplama sürecinde 403 katılımcı verisi elde edilmiştir. Veri analizinde SPSS 24, AMOS 24 ve PROCESS 3.1 makro uzantısı kullanılmıştır. Araştırma modeli, koruma motivasyonu teorisine dayandırılmıştır. Analiz yöntemlerinde tanımlayıcı istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi, geçerlilik analizleri ve seri aracılık analizi kullanılmıştır. Bulgular – Araştırma bulgularında, algılanan tehdidin (?=0,283*), algılanan ciddiyetin (?=0,365*) ve kendini izole etme niyetinin (?=0,434*) dürtüsel satın alma üzerinde doğrudan etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Aracılık etkileri (dolaylı etki) değerlendirildiğinde ise algılanan tehdidin dürtüsel satın alma üzerindeki etkisinde algılanan ciddiyetin aracı etkisi olduğu (?=0,246**), kendini izole etme niyetinin aracı etkiye sahip olduğu (?=0,099*), kendini izole etme niyetinin algılanan ciddiyet aracılığıyla birlikte aracı etkiye sahip olduğu (?=0,139**), belirlenmiştir. Tartışma – Araştırma bulguları doğrultusunda dürtüsel satın alma üzerinde en etkili boyut kendini izole etme niyeti olarak ortaya çıkmıştır. Algılanan tehdidin dürtüsel satın alma üzerindeki etkisinde algılanan ciddiyetin aracı etkisi daha büyüktür. Kendini izole etme niyetinin aracı etkisi, algılanan ciddiyetin etkisiyle birlikte gerçekleşmesi durumunda artmaktadır. Elde edilen sonuçlar literatürdeki çalışmalarla paralellik göstermektedir.Yayın İş-aile yaşamında dengeyi bulma çabaları: Ülke incelemeleri(T. C. Sosyal Güvenlik Kurumu, 2018) Soykut Sarıca, Yeşim Pınar; Çağlı Kaynak, ElifÇalışma hayatındaki bireylerin aile yapısının bütünlüğünün korunmasına yönelik uygulanan iş-aile yaşam dengesi politikaları ele alınmaktadır. Bu çerçevede çalışma hayatındaki aile bireyleri ve kadına yönelik sosyal politikaların kapsamı ve bu politikalara duyulan ihtiyacın sebepleri ortaya konulduktan sonra, iş-aile yaşam dengesi uygulamalarına yer verilmiştir. İş-aile yaşam dengesinin korunmasına yönelik politikalar, Almanya, İsveç, Yunanistan ve Türkiye gibi farklı refah seviyesindeki ülkeler açısından değerlendirilmiştir. Türkiye’nin AB ‘ye üyelik sürecinde tam üyeliğinin bir ön koşulu olarak emek piyasasında iş aile yaşamı dengesini sağlayan yasal mevzuatın yeniden düzenlenmesi gündeme gelmiştir. Bu çerçevede yürürlüğe giren politika ve uygulamalar pratikte de etkin hale gelmeleri kolay olmamıştır. Türkiye’de iş-aile yaşam dengesi hususunda hali hazırda uygulanan politikaların geleneksel muhafazakâr aile yapısını korumaya yöneldiği görülmekte bu durum kadınların istihdamı, çocuk bakımı ve aile izinleri konusunda çalışmada incelenen diğer ülkelere nazaran Türkiye’nin geride kalmış olduğunu ortaya koymaktadır.












