7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Çocukluk çağı travmaları ve affetmenin evlilik uyumu ile ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2021-01-14) Sevinç, Pelin; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ile affetmenin, evlilik uyumu üzerindeki yordayıcı rolünün araştırılmasıdır. Yöntem: Bu amaç doğrultusunda çalışmanın örneklemini 22-69 yaş aralığındaki (41.07±11.04) 344 evli birey (175 kadın, 169 erkek) oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcılar gönüllülük esasına dayalı olarak yer almışlardır. Veri toplamak amacıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Heartland Affetme Ölçeği (HAÖ) ve Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) katılımcılara ‘online’ olarak sunulmuştur. Verilerin analiz sürecinde, betimleyici analizler, ölçeklerin psikometrik analizi, Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), basit doğrusal regresyon ve çoklu regresyon analizleri SPSS programı ile yapılmıştır. Bulgular: Bulgulara göre, çocukluk çağı travmaları ile affetme evlilik uyumunu anlamlı olarak yordamaktadır. Erkeklerin, tanışarak/flört ederek evlenenlerin ve çocuğu olmayan katılımcıların evlilik uyumlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Evlenme yaşı ve evlilik süresi arttıkça evlilik uyumunun da arttığı gözlenmiştir. Sonuç: Çalışmada, evli bireylerin çocukluk çağı travmalarının ve affetmenin evlilik uyumları üzerindeki etkisi incelenmiş ve anlamlı bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır. Araştırma sonuçlarının, evlilik uyumunu etkilemesi olası problemleri anlayarak evlilik uyumunun arttırılmasına yönelik yararı olacağı düşünülmektedir. Klinik uygulamalar açısından ise çocuklukta maruz kalınan travma yaşantılarının ve affetmenin önemi konusunda yol gösterici olması beklenmektedir.Yayın Kişilerarası döngüsel modelin ebeveynleşme ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide aracı etkisinin değerlendirilmesi(Işık Üniversitesi, 2023-04-04) Yola Çetin, İrem; Akçinar, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora ProgramıEbeveynleşme ebeveynin çocuğu kendi ebeveyni yerine koyduğu; buna uygun ihtiyaçlarını ve/veya kişisel beklentilerini çocuktan karşılamasını beklediği, kendisine ait rolü ve sorumluluğu çocuğa yüklediği ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkide özel bir bozulma olarak tanımlanmaktadır. Baskın, kinci, soğuk, sosyal olarak çekinik, kendine güvenmeyen, sömürülebilir, aşırı bakım verici ve intrusifmüdahaleci şeklinde sekiz kişilerarası problem alanı tanımlanmış ve kişilerarası döngüsel bir model geliştirilmiştir. Evlilik uyumu, evlilik ilişkisinde sıkıntılı farklılıkların, eşler arasındaki gerilim ve kişisel kaygının, evlilik doyumunun, çift uyumunun ve evlilik işlevselliği için önemli konularda fikir birliğinin derecesi olarak tanımlanmıştır. Ebeveynleşmenin kişilerarası problemler ve evlilik uyumu ile ilişkisi gösterilmiştir. Araştırmanın amacı ebeveynleşme ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide kişilerarası döngüsel modelin aracı etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmada nicel ve nitel yöntem kullanılmıştır. Nicel çalışmaya 368 evli katılımcı ve nitel çalışmaya 7 evli katılımcı katılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında kullanılan ölçekler Filial Sorumluluk Envanteri-Yetişkin Formu, Çift Uyum Ölçeği ve Kişilerarası Problemler Envanteri’dir. Nicel çalışmanın sonuçlarına göre ebeveynleşme ve evlilik uyumu ile çift fikir birliği arasındaki ilişkide baskın-kontrolcü ve aşırı fedakar kişilerarası problemin aracı etkisinin olduğu gösterilmiştir. Ebeveynleşme ve duyguların ifadesi arasındaki ilişkide ise aşırı fedakar kişilerarası problemin aracı etkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte çocukluk çağında ebeveynleri boşanan kişilerin ebeveynleri boşanmayan kişilere göre ebeveynleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Çocukluk çağında ailesinin gelir düzeyini düşük algılayan katılımcıların yüksek algılayan katılımcılara göre ebeveynleşme düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Nitel çalışmadan elde edilen bulguların nicel çalışma sonuçlarını desteklediği, ebeveynleşme kavramının anlaşılmasına katkı sağladığı, literatürle uyumlu ve farklılaşan önemli yanları ortaya çıkardığı düşünülmüştür. Elde edilen bulgulara göre ebeveynleşme yaşantısına özgü terapi tekniklerinin geliştirilmesi, ebeveynleşme açısından risk altında olan çocuk ve ergenlere yönelik koruyucu çalışmaların yapılması, ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve seminer çalışmalarının düzenlenmesi ile ebeveynleşme kavramının kültürlerarası çalışmalarla değerlendirilmesi önerilmiştir.Yayın Evlilik doyumunun sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve problem çözme becerisi ile ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2019-01-14) Kayış, Tuğçe; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın amacı evli bireylerin evlilik doyumlarının sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve problem çözme becerisi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu yolla, evlilik doyumunu etkileyen kişilik özellikleri ve evlilikte problem çözme becerileri incelenerek, toplumun en küçük yapıtaşı olan aile kurumundaki problemlere etkili müdahaleler geliştirebilmek hedeflenmiştir. Yöntem: Bu araştırma www.docs.google.com bağlantısı yolu ile 18 yaş ve üzeri, okur-yazar, evli ve 269’u kadın 131’i erkek olmak üzere toplam 400 birey ile yapılmıştır. Araştırmada sırasıyla ‘Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu’ ile başlanmış, daha sonra sırası ile ‘Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu’, ‘Evlilikte Uyum Ölçeği’, ‘Sosyotropi-Otonomi Ölçeği’, ‘Evlilikte Problem Çözme Ölçeği’ ve ‘Beck Depresyon Ölçeği’ uygulanmıştır. Araştırmada ilk olarak normallik varsayımı sınanmıştır. Verilerin normallik sınamasında Kolmogorov-Smirnov testi ve eğiklik-basıklık değerleri incelenmiştir. Analizler sonucunda toplam puanların dağılımının normal olmadığı görülmüş ve parametrik olmayan testler tercih edilmiştir. Araştırmada ikili gruplar arasındaki farkı incelemede, Mann Whitney U, araştırma değişkenlerinin arasındaki ilişkiyi incelemek için ise Spearman’s rho korelasyon analizi uygulanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS.22 (Statistical Package for Social Science) paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan katılımcıların 269’u (%67,3) kadın, 131’i (%32,8) erkektir. 106’sı (%26,5) lise mezunu ve alt düzeyinde, 294’ü (%73,5) üniversite mezunu ve üzerindedir. 116’sının gelir durumu (%29) iyi ve 284’ünün (%71) orta ve altı gelir düzeye sahiptir. Araştırmaya katılan bireylerin evlilikte problem çözme becerisi ile evlilikte uyum, otonomi toplam ve kişisel başarı alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bu sonuca göre evlilikte problem çözme becerisi arttıkça evlilikte uyum puanı da artmaktadır. Evlilikte uyum ile sosyotropiotonomi kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: Araştırmanın bulgularına göre; kişinin evlilikte problem çözme becerisi arttıkça evlilikte uyum puanının da arttığı görülmüş olup, bireylerin evlilik hayatında problem çözme becerilerinin önemi belirlenmiştir.Yayın Evli bireylerde, problem çözme becerisi ve evlilik doyumu ile somatizasyon arasındaki ilişkinin incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Kafkaslı, Revan; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırma, evli bireylerde problem çözme becerileri ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide, somatizasyonun aracı rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma, 282 kadın, 155 erkek olmak üzere toplamda 437 evli birey ile tamamlanmıştır. Araştırmada, "Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu", problem çözme becerisini ölçmek amacıyla "Evlilikte Problem Çözme O?lçeg?i", evlilik doyumlarını ölçmek amacıyla "Evlilik Yaşamı O?lçeg?i" ve somatizasyon düzeylerini ölçmek amacıyla ise "Somatizasyon O?lçeg?i" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veri SPSS 23 (Statistical Package for Social Sciences 23) programı kullanılarak incelenmiştir. Verilerin deg?erlendirilmesinde cinsiyet farkına bakmak için t testi, deg?işkenlerin arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon ve problem çözme becerisi ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracı rolünü incelemek için hiyerarşik regresyon analizi ile PROCESS Model (Hayes,2013)kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmanın bulgularında, problem çözme becerisi ve evlilik doyumu arasında pozitif yönde ilişkili oldug?u görülmüştür. Somatizasyon düzeyleri ise hem problem çözme becerisi hem de evlilik doyumu ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca problem çözme becerileri ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracılık rolü anlamlı bulunmuştur. Sosyodemografik bilgilere göre incelendig?inde ise kadınlar ve erkekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir somatizasyon farkı bulunmuştur. Kadınlar erkeklere göre daha yüksek somatizasyon farkı göstermiştir. Çocuk sahibi olmayan bireylerin ise hem problem çözme becerisinin hem de evlilik doyumlarının daha yüksek oldug?u bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara bakıldıg?ında bulgular, alan yazın ile paralellik göstermiş ve desteklenmiştir. Sonuç: Araştırmada, evli bireylerde problem çözme becerisi arttıkça evlilik doyumunun da arttıg?ı görülmüştür. Ayrıca, somatizasyon düzeyleri arttıkça evlilik doyumu ve problem çözme becerisi azalmaktadır. Evli bireylerin problem çözme becerisi ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide somatizasyonun aracı rolünü anlamlı olarak desteklemiştir.Yayın Ev kadınlarında tükenmişliği yordamada eş desteği ve evlilik uyumunun rolü(Işık Üniversitesi, 2021-06-14) Ulusoy, Ayşe Nehir; Karaköse, Selin; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu araştırmanın amacı; eş desteği ve evlilik uyumunun ev kadınlarında tükenmişlik üzerindeki yordayıcı rolünün klinik olmayan bir örneklemle araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini Türkiye’de yaşayan ve çalışmayan 20-80 yaş aralığında (Ort=43.22, SS=12.27) 390 ev kadını oluşturmaktadır. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Ev Hanımlarında Tükenmişlik Ölçeği (EHTÖ), Eş Destek Ölçeği (EDÖ), ve Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği (YÇUÖ) online olarak sunulmuştur. Sosyodemografik değişkenlere yönelik betimleyici analizlere ek olarak, sosyodemografik değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla t-test ve ANOVA, araştırmanın hipotezlerini test etmek amacıyla korelasyon ve hiyerarşik çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, sosyodemografik değişkenlerin ötesinde, eşten alınan duygusal destek ile maddi ve bilgi desteği ev kadınlarında tükenmişliği yordamazken, takdir desteği ve sosyal ilgi desteği tükenmişliği negatif yönde anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Ayrıca, evlilikte doyum ve uzlaşım ev kadınlarında tükenmişliği yordamazken, çatışma alt boyutu tükenmişliği pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Buna göre, eşten alınan takdir desteği ve sosyal ilgi desteği arttıkça ev kadınlarında tükenmişlik azalırken, evlilikte çatışma arttıkça ev kadınlarında tükenmişlik artmaktadır. Araştırma bulgularının evlilik ilişkisi içerisinde ortaya çıkan ev kadınlarında tükenmişliğin değerlendirilmesinde ve tedavisinde, eş desteği ve evlilik uyumunun rolünün klinik uygulamalarda yol gösterici olması beklenmektedir.Yayın Evli bireylerde evlilik doyumu, aldatma eğilimi ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2020-05-21) Alaçam, Sena; Yücel, Saime Vicdan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın amacı, evli bireylerin evlilik doyumları, aldatma eğilimleri ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Yöntem: Bu araştırmanın örneklemi, 20 ve 70 yaş arasında en az bir yıldır evli olan 99 erkek ve 212 kadın bireyden olmak üzere toplamda 311 kişiden oluşmaktadır. Veriler Ağustos 2019 – Ocak 2020 tarihleri arasında, İstanbul’da yaşamını sürdüren bireylerden toplanmıştır. Araştırmada, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formunun ardından uygun örneklem yöntemine göre seçilmiş evli katılımcılara sırasıyla; Sosyodemografik Bilgi Formu, Evlilik Yaşamı Ölçeği (EYÖ), On Maddeli Kişilik Ölçeği (OMKÖ) ve Aldatma Eğilimi Ölçeği (AEÖ) uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0 istatistik programı kullanılmıştır. T- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmanın sonucunda, İstanbulda yaşama süresi, çalışma durumu, eğitim durumu, evlilik sayısı ve tanı almış rahatsızlığa sahip olma gibi sosyo- demografik değişkenlerin, EYÖ, AEÖ ve OMKÖ ile aralarında anlamlı bir farklılaşma göstermezken, cinsiyet, yaş, eş yaşı, eşin doğum yeri, eşin çalışma durumu, gelir düzeyi, evlenme yaşı, evlilik süresi, eş ile yaş farkı, çocuk sahibi olma, çocuk sayısı, evlenme biçimi, evlenmeden önce tanışıklık süresi, eşle akrabalık ilişkisi, evde yaşayan kişi sayısı, eşin tanı almış rahatsızlık sahibi olması gibi değişkenlerin ölçekler ile aralarında anlamlı ilişkiler görülmüştür. Araştırmada aynı zamanda EYÖ ve AEÖ arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. OMKÖ ile EYÖ ve AEÖ aralarında ise arasında anlamlı bir korelasoyon saptanamamıştır. Sonuç: Özetle araştırmamızda, evlilik yaşamında sıklıkla öne çıkan kavramlar olan evlilik doyumu ve aldatma eğiliminin birbirleri ile ilişkilerine odaklanılmış, kişilik özelliklerinin ise bu değişkenler ile arasında herhangi bir ilişki olup olmadığına bakılarak sonuçlar alanyazın kapsamında tartışmaya sunulmuştur.Yayın Evli bireylerin çocukluktaki ebeveynleşme yaşantıları üzerine nitel bir araştırma(2023-12) Yola Çetin, İrem; Akçınar, Berna; Hoşceylan Türkün, EceEbeveynleşme ebeveynin çocuğu kendi ebeveyni yerine koyduğu; buna uygun ihtiyaçlarını ve/veya kişisel beklentilerini çocuktan karşılamasını beklediği, kendisine ait rolü ve sorumluluğu çocuğa yüklediği ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkide özel bir bozulma olarak tanımlanmaktadır. Araştırmanın amacı ebeveynleşme yaşantısını ayrıntılı değerlendirmek ve çocukluk dönemindeki ebeveynleşme yaşantılarının, yetişkinlikte hem bireysel hem de yakın ilişkilerde gözlenen etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla araştırmada nitel yöntem ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak yaklaşık bir saat süren derinlemesine çevrimiçi görüşmeler yapılmıştır. Bu bağlamda 7 evli katılımcıya 9 görüşme sorusu sorulmuştur. İlk yedi madde katılımcıların çocuklukta deneyimledikleri ebeveynleşme yaşantılarının ayrıntılarını, niteliğini ve ebeveynleşme kavramının yapısını değerlendirmeye sorulardır. Son iki soru ise çocukluktaki ebeveynleşme yaşantısının genel olarak şimdiki ilişkilerini nasıl etkilediği hakkındaki düşünceleri, duyguları ve algılarını değerlendirmeye yönelik sorulardır. Görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi uygulanmış ve kategoriler belirlenmiştir. Kodlama süreci araştırmacılar tarafından yürütülmüştür. Buna göre ‘ebeveynleşmeye ilişkin duygular’, ‘yetişkin rolü üstlenmek’ vb. gibi 11 ana kategori ve 48 alt kategori olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre çocukluk çağında ebeveyn kaybının ve ailenin gelir düzeyinin düşük olmasının ya da aile içi ani ekonomik değişikliklerin ebeveynleşmeyi ortaya çıkaran ve/veya ebeveynleşmeyle ilgili önemli faktörler olduğu düşünülmektedir. Nitel verilerin analizi ile elde edilen bulgular, ebeveynleşme kavramının anlaşılmasına katkı sağlamasının yanı sıra, literatürle uyumlu ve farklılaşan önemli yanları ortaya çıkarması açısından önemlidir. Elde edilen bulgulara göre ebeveynleşme yaşantısına özgü terapi tekniklerinin geliştirilmesi, ebeveynleşme açısından risk altında olan çocuk ve ergenlere yönelik koruyucu çalışmaların yapılması, ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve seminer çalışmalarının düzenlenmesi ile ebeveynleşme kavramının kültürlerarası çalışmalarla değerlendirilmesi önerilmiştir.












