2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın Bireylerin Covid-19’a dair tükenmişliklerinin algıladıkları Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımları ve ebeveyn biçimleri ile ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2022-06-13) Erdem, Büşra; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıMevcut çalışmanın temel amacı bireylerin Covid-19’a dair tükenmişlikleri ile algıladıkları Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımları (DİV) ve algılanan ebeveynlik biçimlerinin ilişkisinin incelenmesidir. Aynı zamanda, Covid-19 tükenmişliği üzerinde sosyodemografik değişkenler ve Covid-19’a dair değişkenlerin farklılaşmasının incelenmesi de araştırmanın diğer amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen çalışmanın örneklem grubunu 18-65 yaş aralığında yer alan 368 birey oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama araçları katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Bilgi Formu, Koronavirüs Tükenmişlik Ölçeği (COVID-19-BS), Algılanan Covid-19 Risk Ölçeği (CPRS), Dünyaya İlişkin Varsayımlar Ölçeği (DİVÖ) ve Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) şeklinde sunulmuştur. Çalışmanın hipotezlerini test etmek amacı ile Covid-19 tükenmişlik düzeyinin sosyodemografik özelliklere ve Covid-19 değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını görebilmek için t-test ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Ardından Covid-19 tükenmişlik düzeyinin; algılanan Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımlar ve algılanan ebeveynlik biçimleri ile ilişkisi Pearson korelasyon analizleri ile incelenmiştir. Son olarak sosyodemografik değişkenler, Covid-19 ile ilişkili değişkenler, algılanan Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımlar ve algılanan ebeveynlik biçimleri hiyerarşik regresyon analizine dahil edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizlerin sonucunda sosyodemografik değişkenlerden kadın olmanın, çocuk sahibi olmamanın, düşük eğitim düzeyinin ve ekonomik durumu orta -alt ve orta-üste göre düşük ya da yüksek olanların, anne babası ile birlikte yaşayanların Covid-19 tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Öte yandan Covid-19’a dair değişkenlerden pozitif tanı alanların, fiziksel/sosyal izolasyon yaşayanların, iş yerinde ve pandemi öncesine göre daha yoğun çalışanların, Covid-19 nedeniyle yakın kaybı yaşayanların ve yakın/yakınları risk grubunda olanların Covid-19 tükenmişliklerinin daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca yapılan korelasyon analizleri incelendiğinde: Covid-19 tükenmişliği ile yaş arasında negatif yönde; algılanan Covid-19 riski ve bilişsel/duygusal alt boyutları ile pozitif yönde; DİV’in iyilik, adalet, şans ve kendilik değeri alt boyutları ve toplam DİV puanı ile negatif yönde; algılanan anne ebeveynlik biçimi ile pozitif yönde; algılanan baba ebeveynlik biçiminin ise küçümseyici/kusur bulucu, duygusal bakımdan yoksun bırakıcı, sömürücü/istismar edici ve kötümser/endişeli alt boyutları ile pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak hiyerarşik regresyon analizine dahil edilen tüm değişkenlerin toplam varyansın %40.8’ini anlamlı olarak [F= 8.690, p<.001] açıkladığı görülmüştür. Mevcut bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıklarına ve gelecek çalışmalar için önerilere yer verilmiştir.Yayın Çevrimiçi satın almalarda tüketicinin risk algısı: iki boyutlu ürün görüntüleme ve artırılmış gerçeklik (üç boyutlu ürün görüntüleme) uygulamalarına ilişkin bir karşılaştırma(Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Ozansoy Çadırcı, Tuğçe; Sağkaya Güngör, AyşegülHer satın alma koşulunda olduğu gibi çevrimiçi satın almalarda da tüketici satın alma kararını verme aşamasında belirli seviyede risk ile karşı karşıya kalmaktadır. Çevrimiçi satın almalarda tüketicilerin ürün bilgisini toplama ve değerlendirme faaliyetleri algılanan riski ve dolayısıyla satın alma kararlarını doğrudan etkilemektedir. Günümüzde online perakendecilikle ilgili önemli gelişmelerden birisi ürün bilgisi toplama sırasında arttırılmış gerçeklik gibi yeni teknolojilerin kullanılmasıdır. Bu teknolojilerin sundukları faydalar arasında tüketicilerin bilgi toplama süreçlerini kolaylaştırmak ve satın alma öncesinde belli seviyede ürün deneme imkanını sunmak bulunmaktadır. Bu durum göz önüne alındığı zaman bu teknolojilerin tüketicilerin risk algısında da farklılıklar yaratması beklenmektedir. Bu çalışmanın temel amacı algılanan riskin boyutlarının farklı ürün görüntüleme teknolojileri bağlamında farklılıklarını tanımlamaktır. Tüketicilerin risk algısı arasındaki farklılıkların tanımlanabilmesi amacıyla tek faktörlü (2-boyutlu ve 3-boyutlu ürün görüntüleme) bir deney uygulanmıştır. Deneye İstanbul’da üniversite okumakta olan öğrenciler katılmıştır. Deneklerin tamamı ürün grubunun aksesuar olması nedeniyle kadınlardan oluşmaktadır. Riskin boyutlandırılması ve ürün görüntüleme koşulları arasındaki farklılıkların tanımlanabilmesi amacıyla Kısmi En Küçük Kareler yöntemi kullanılmıştır. Bulgular ürün görüntüleme teknolojilerinin tüketicilerin risk algısı üzerinde önemli farklılıklar yarattığını ortaya koymaktadır.












