3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın Olanzapin kullanımına bağlı çekilme diskinezisi ve süpersensitivite psikozu(Turkish Neuropsychiatric Society, 2016-06) Karaş, Hakan; Güdük, Mehmet; Saatçioğlu, İbrahim ÖmerTardive dyskinesia (TD) usually appears after years of antipsychotic drug use and appears to be related to the total lifetime medication dose. In withdrawal-emergent dyskinesia (WE-D), which is considered to be a subtype of TD, dyskinetic symptoms often appear shortly after a rapid reduction in antipsychotic drug dose or sudden discontinuation of the drug. Supersensitivity psychosis, which is frequently observed along with TD and is considered to have a similar etiology as TD, is a psychotic relapse phenomenon that occurs after the withdrawal of an antipsychotic drug or a rapid reduction in the drug dosage. In general, atypical antipsychotics tend to be associated with less propensity to cause TD when compared with typical antipsychotics. Furthermore, olanzapine and clozapine may have a therapeutic potential in improving or totally curing TD. In this study, a case of WE-D because of discontinuing olanzapine use and supersensitivity psychosis is discussed.Yayın Yatarak tedavi görmüş geriyatrik unipolar depresyon ve bipolar bozukluk hastaların klinik ve sosyodemografik özelliklerinin karşılaştırılması(Istanbul Universitesi, 2015-12) Cesur, Ender; Fıstıkçı, Nurhan; Dönmezler, Fadime Gizem; Çarpar, Elif; Erten, Evrim; Keyvan, Ali; Saatçioğlu, İbrahim ÖmerAmaç: Bipolar bozukluk, toplumda %1 oranında görülen kronik bir hastalık olmakla beraber, yaşlılardaki yaygınlık oranı % 0.1 kadar düşüktür. Major depresyonun ise 70-85 yaşından sonra prevalans ve insidansı iki kat artmaktadır. Çalışmanın amacı, yatarak tedavi gören bipolar bozukluk(BB) ve unipolar depresyon(UD) tanılarıyla izlenen geriyatrik hastaların sosyodemografik ve klinik özelliklerinin araştırılmasıdır.Yöntem: Çalışmada Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yatmış olan, 65 yaş ve üzeri BB ve UD hastalarının sosyodemografik ve klinik özellikleri tıbbi kayıtları üzerinden karşılaştırılmıştır. Madde/ilaç, başka bir sağlık durumuna bağlı duygudurum bozukluğu tanısı olanlar ya da demans, deliryum tanısı olan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Bulgular: Tüm hastaların yaş ortalaması 69,3’tür. Çalışmaya dahil edilen 93 hastanın 51 tanesinde (%54,8) BB, 42 tanesinde(%45,2) UD tanısı bulunmaktadır. Hastalığın başlangıç yaşı BB için 41,33 iken UD için 59,21 bulunmuştur(p=0,000). UD hasta grubunun yatışındaki intihar fikri oranı %78,6 olup BB hasta grubununki %17,6’dır(p=0,000). UD grubundan 20(%47.6) kişi daha önce en az bir kere intihar girişiminde bulunmuşken bu sayı bipolar hasta grubunda 12(%23.5) olarak saptanmıştır(p=0,03). BB hastalarının ilaç uyumsuzluğu %51,0 iken UD hastalarında (%26,2) anlamlı derecede düşüktür (p=0,000). BB grubunun tedavisinde antipsikotikler (%100), depresyon hastalarına (%76,2) oranla daha sık kullanılmıştır(p=0,000). Sonuçlar: Yatarak tedavi görmüş unipolar ve bipolar geriyatrik hastalarda önemli klinik farklar saptanmıştır.Yayın Ebeveyn tutumları ve çocuk davranış problemleri arasındaki ilişkide ebeveyn mükemmeliyetçiliğinin aracı rolü(Galenos Publishing House, 2025-11-11) İnce, Merve; Akçınar, Berna; Yılmaz, SimayAmaç: Bu çalışma, annelerin mükemmeliyetçiliğinin, annelerin ebeveynlik stilleri ile çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemleri arasındaki ilişkide aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Örneklem, 3-6 yaş arası çocukları olan 271 anneden oluşmaktadır. Katılımcılardan sosyodemografik bilgi formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği, Hacettepe Ruhsal Uyum Ölçeği ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeğini doldurmaları istenmiş ve veriler çevrimiçi olarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmanın ana hipotezini test etmek için yapılan analiz bulgularına göre demokratik ebeveynlik, içselleştirme (b=-0,117, p<0,05) ve dışsallaştırma (b=-0,076, p<0,05) davranış problemlerini negatif yönde yordamıştır. Bu ilişkilerde annenin kendine yönelik mükemmeliyetçiliği (KYM) ve sosyal olarak belirlenen mükemmeliyetçilik (SBM) aracılık etmemiştir. Otoriter ebeveynlik, içselleştirme (b=0,046, p<0,05) ve dışsallaştırma (b=0,049, p<0,05) davranış problemleriyle pozitif yönde ilişkilendirilmiş ve bu problemler üzerindeki etkilerinde KYM ve SBM aracılık rolü üstlenmemiştir. Buna karşın, aşırı korumacı ve izin verici tutumlar bu davranış problemlerini anlamlı bir şekilde yordamamıştır. Ayrıca, annelerin KYM’nin, aşırı korumacı ve izin verici ebeveynlik tutumları ile içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemleri arasındaki ilişkide aracılık etkisi olmadığı bulunmuş; ancak SBM’nin aşırı koruyucu ebeveyn tutumu ile içselleştirme [b=0,017, standart hata (SH)=0,009, güven aralığı (GA): (0,003, 0,038)] ve dışsallaştırma [b=0,012, SH=0,007, GA: (0,001, 0,029)] davranış problemlerinde ve izin verici ebeveyn tutumu ile içselleştirme davranış problemi [b=0,013, SH=0,008, GA: (0,000, 0,033)] arasında aracılık etkisinde bulunduğu görülmüştür. Sonuç: Bu çalışma, ebeveynlik tutumları ve özelliklerinin çocukların ruh sağlığı üzerindeki önemli rolünü vurgulamakta, ebeveynlerin etkili ve olumlu ebeveynlik yaklaşımlarını benimsemeleri için pratik müdahalelerin gerekliliğini belirtmektedir.












