8 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 8 / 8
Yayın 2010 Sonrası kadın yönetmenlerin filmlerinde kadın temsili: Türkiye örneği(Işık Üniversitesi, 2021-09-15) Kalkan Aluç, Yaren; Şeylan, Seher; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans Programı2000’li yıllarda Türkiye’de kadın yönetmenlerin filmlerinde bir artış olduğu ve bu yönetmenlerin kendi stillerini oluşturmaya başladıkları görülmektedir. Bu bağlamda yönetmenler, içinde yaşadıkları ataerkil toplumu göz önünde bulundurarak filmler üretmektedirler. Söz konusu yönetmenler, filmlerinde kadınların ataerkil toplumda yaşadıkları sorunları ele almaktadırlar. Bu çalışmada ataerkil bir toplumda yaşamını devam ettiren kadın yönetmenlerin kadın karakterleri nasıl temsil ettikleri tartışılacaktır. 2010 yılı ve sonrasının çalışmaya dahil edilmesinin nedeni; Türkiye’deki kadın yönetmenlerin filmlerinde kadınlara ilişkin sorunları yoğunlukla işlemiş olmalarıdır. Aynı zamanda bu yönetmenlerin filmlerindeki kadın karakterlerin sorunlarında benzerlik görülmektedir. Bu çalışmada kadınların sorunları, özel ve kamusal alanlardaki yerleri Feminist Kuram bağlamında incelenecektir. Çalışmada Türkiye’deki dört kadın yönetmenin dört filmi ele alınmıştır. Bunlar; Yeşim Ustaoğlu’nun Araf (2012), Pelin Esmer’in Gözetleme Kulesi (2012), Emine Emel Balcı’nın Nefesim Kesilene Kadar (2015) ve Ahu Öztürk’ün Toz Bezi (2015) filmidir.Yayın Babaların toplumsal cinsiyet rolleri ve çocuklarının uyumlu sosyal davranışı arasındaki ilişkide çocuk yetiştirme tutumunun rolü(Aydın, Alper Remzi, 2022-12-30) Karadağ, Atahan; Akçinar, BernaBu çalışmanın amacı; toplumsal cinsiyet rollerinin, babaların ebeveynlik davranışlarına ve çocukların uyumlu sosyal davranışlarına olan etkilerini incelemektir. Çalışmanın örneklemini, Türkiye’nin farklı illerinde yaşayan 2-6 yaşında çocuğu olan evli ve tam zamanlı bir işte çalışan babalardan oluşmaktadır. Katılımcılar, basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle 12 farklı ilden seçilmiş ve 300 kişiden oluşmuştur. Çalışmada Çocuk Yetiştirme Anketi, Uyumlu Sosyal Davranış Envanteri ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Ölçeği ve Erkeklik Algısı ölçekleri kullanılmıştır. Çalışma bulguları göstermektedir ki, babaların eşitlikçi toplumsal cinsiyet rollerine sahip olmaları, çocuklarına gösterdikleri cezalandırıcı ebeveynlik davranışlarıyla olumsuz olarak ilişkilidir. Babaların toplumsal cinsiyet rollerinde eşitlikçi olmaları sıcaklık ve açıklayıcı akıl yürütme ebeveyn davranışlarını ve çocuklarının uyumlu sosyal davranışları ile olumlu bir şekilde ilişkilidir. Babaların toplumsal cinsiyet rolleri ile çocukların uyumlu sosyal davranışları arasındaki ilişkide babaların cezalandırıcı, sıcaklık ve açıklayıcı akıl yürütme tutumları aracı rolü üstlendiği bulunmuştur. Ataerkil rollere sahip babaların, bu tutum ve algılardan dolayı ebeveynlik davranışları, ve dolayısıyla çocuklarının da uyumlu sosyal davranışlarının etkilendiği; buna bağlı olarak babaların toplumsal cinsiyet ve babalık davranışlarıyla ilgili eğitimler alarak kendilerini geliştirmelerinin önemi vurgulanmaktadır. Ekolojik Sistemler Kuramı’na göre mikro sistemde gerçekleşen babaların bu gelişimi toplumsal açıdan da olumlu dönüşümlerin yaşanacağını göstermektedir. Bu çalışmayla birlikte toplumsal cinsiyet rollerinde eşitlikçi olmanın hem babalara hem de küçük yaştaki çocukların gelişmesine katkısı olacağı vurgulanmaktadır.Yayın Film okuryazarlığı: sosyolojik açıdan Kız Kardeşler’i okumak(Mehmet Dursun Erdem, 2021-12-30) Şeylan, SeherGünümüz yüzyılında gelişen teknoloji ile beraber dört bir taraftan bilgi bombardımanı altında kalan bireyin, doğru bilgiye ulaşması için bir takım okuma yazma becerilerine sahip olmasını gerekmektedir. Çoğu zaman birincil bilgilenme kaynağı olan medyadan soyut, somut, ses ve hareket aracılığıyla bireye ulaşan iletilerin ardında yatan toplumsal, kültürel ve politik mesajların farkına varabilmek için medya okuryazarı olmak şarttır. Öte yandan, medyayı okuma becerisi geleneksel ve yeni medya iletilerini çözümleyebilme noktasında yeterli olabilmekle beraber, günümüzde etki alanı gittikçe genişleyen sinema filmlerinin örtük dilini anlamak ve filmi eleştirebilme becerisine sahip olmak film okuryazarlığı olarak adlandırılmaktadır. Filmleri edilgen bir şekilde seyretmekten öte, anlama ve değerlendirme niteliklerine sahip bir seyirci kitlesi yaratmayı hedef edinen film okuryazarlığı, filmin derinliklerinde yatan anlam katmanlarına ulaşır. Bu yaklaşım, film seyretmeyi vakit geçirmek için bir araç olarak görmek yerine, filmi kültür ve sanat ürünü olarak değerlendirir. Sosyolojik analiz filmleri sosyal bir sanat ve kültür ürünü olarak okuyan yöntemlerden biridir. Bu yöntem filmleri toplumun değer yargılarını ve ideallerini yansıtan kültürel birer ürün olarak görür. Filmleri sosyolojik anlayışla okumanın temelinde ulus, sınıf, ırk, cinsiyet çerçevesinde toplumun değer yargılarını, toplumsal hafızasını, yaşam biçimini, toplumsal rolleri saptamak hedeflenir. Bu tür okumada, filmler üretilmiş oldukları ya da ele aldıkları dönemin toplumsal verilerine göndermede bulunur. Bu çalışmada Kız Kardeşler filmi (Emin Alper, 2019), sınıf, iktidar, toplumsal cinsiyet ve roller bağlamında sosyolojik açıdan analiz edilmektedir. Sosyolojik okuma ile analiz edilen filmin sınıf mücadelesi, toplumsal cinsiyet, roller ve iktidar bağlamında veriler barındırdığı görülmektedir.Yayın Ev kadınlarında tükenmişlik ve somatizasyon: depresyonun yordayıcıları(Cyprus Mental Health Institute, 2022-03-09) Karaköse, Selin; Ulusoy, Ayşe NehirÖncül belirtilerinden biri somatik semptomlar olan depresyonun, evli ve çalışmayan kadınlarda daha yaygın görüldüğü bilinmektedir. Ev kadınlarında depresyon araştırmacıların sıklıkla üzerinde çalıştığı bir konu olsa da, alan yazına son yıllarda kazandırılan ve depresyonun yordayıcılarından biri olan tükenmişlik kavramı, somatizasyon ile birlikte henüz ev kadınlarında araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı ev kadınlarında tükenmişlik ve somatizasyonun depresyon üzerindekini rolünü araştırmaktır. Kesitsel ve ilişkisel araştırma modeli ile yürütülen bu çalışmaya Türkiye’de yaşayan, evli ve çalışmayan, 20-65 yaş arasında (Ort. =41.74, SS=11.09) 388 kadın katılmıştır. Sosyo-Demografik Bilgi ve Veri Formuna ek olarak, Ev Hanımlarında Tükenmişlik Ölçeği (EHTÖ), Kısa Semptom Envanteri-Somatizasyon alt boyutu (SCL-90-SOMA) ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21)- Depresyon alt boyutunu içeren anket bataryası katılımcılara çevrimiçi olaraksunulmuştur. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, yaş, çocuk sayısı ve psikiyatrik tanı kontrol edildiğinde,tükenmişlik ve somatizasyon depresyonu pozitif yönde yordamaktadır. Elde edilen bu bulgular dahilinde, ev kadınlarında tükenmişliğe yönelik müdahale çalışmaları yapılmasının ve somatik belirtilerin depresyonun öncül sinyalleri olarak değerlendirilmesinin depresyonun klinik tablosu ile mücadelede yol göstereceği olacağı düşünülmektedir.Yayın Bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özelliklere göre değerlendirilmesi(Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Kantoğlu, Aycan; Erdoğan, Ayten; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmanın amacı, yaşları 12 ile 17 arasında değişen İstanbul?da yaşamakta olan bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının cinsiyet, yaş, doğum yeri, ekonomik durum, anne babanın eğitim durumu, medeni hali ve çalışma durumu gibi birtakım sosyodemografik özellikleri ile ilişkilerini analiz etmektir. Yöntem: Toplamda 100 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini Balıklı Rum Vakfı Hastanesi kliniklerine başvuran bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların sosyodemografik özelliklerini değerlendirmek adına araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış Sosyodemografik Veri Formu, toplumsal cinsiyet algılarını ve toplumsal cinsiyet rollerini değerlendirmek adına Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ve Bem Cinsiyet Rolü Envanteri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özellikler ile arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmanın temel değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği?nden ve Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri?nden almış oldukları puanları tespit etmek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Bağımsız İki Grup T-testi uygulanmıştır. Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği alt boyutları (eşitlikçi cinsiyet rolü, kadın cinsiyet rolü, evlilikte cinsiyet rolü, geleneksel cinsiyet rolü, erkek cinsiyet rolü) ile yaş, cinsiyet, anne baba eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu, ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bem Cinsiyet Rolü Envanteri alt boyutları (feminenlik, maskülenlik, nötr) ile yaş, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu ve ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada katılımcıların yaşa göre eşit dağılamaması ve araştırma örnekleminin sınırlılığına rağmen, bireylerin yaş, cinsiyet, ekonomik durum gibi sosyodemografik özellikler ile toplumsal cinsiyet algıları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.Yayın Kadınlarda kendini nesneleştirme ve kendini susturmanın dissosiyatif yaşantılarla ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2020-05-21) Soysaltürk, Deniz; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın amacı klinik olmayan bir kadın örneklemde kendini nesneleştirme ve kendini susturmanın dissosiyatif yaşantılarla ilişkisini araştırmaktır. Yöntem: İnternet üzerinden yaşları 18 ile 73 arasında değişen ve yaş ortalaması 41,57±12,83 olan 441 kadın katılımcıya ulaşılmıştır. Örneklemin çoğunluğunu lise ve üniversite mezunu (%69,4), çalışan (%60,8) ve aylık hane geliri 10.000 TL’nin üzerinde (%62,4) kadınlar oluşturmuştur. Çalışmada Sosyodemografik ve Diğer Bilgiler Veri Formu, Nesneleştirilmiş Beden Bilinci Ölçeği’nin Beden Gözetimi ve Beden Utancı alt boyutları, Kendini Susturma Ölçeği ve Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde Bağımsız Gruplar T-Testi, Mann-Whitney U testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmamızın sonuçlarına göre kadınlarda kendini nesneleştirme ile dissosiyatif yaşantı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki (r=.271, p<.01) kendini susturma ve dissosiyatif yaşantı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki (r=.367, p<.01) saptanmıştır. Ayrıca kendini nesneleştirme ve kendini susturmanın dissosiyatif yaşantıları anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur (?=.122, p <.05; ?=.295, p <.001). Sonuç: Örneklemimiz olan kadın katılımcılar arasında kendini nesneleştirme ve kendini susturma arttıkça dissosiyatif yaşantıların da arttığı gözlemlenmiştir.Yayın İstanbul Şile’de sürücü ve yolcuların emniyet kemeri kullanımı: gözlem çalışması(Türker Özkan, 2018-10-25) Duran, Emrah; Ordu, Oğuzhan; Tekeş, BurcuEmniyet kemeri kullanımının trafik kazalarında hayat kurtardığı ve yaralanma riskini önemli derecede azalttığı kanıtlanmasına rağmen Türkiye’de emniyet kemeri kullanım oranları halen yeterli düzeyde bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, İstanbul ilinin Şile ilçesindeki emniyet kemeri kullanımının araçtaki pozisyona, cinsiyete ve farklı gözlem bölgelerine göre değişip değişmediğinin gözlemlenmesidir. Bu gözlem çalışması farklı bölgelerdeki (Kampüs-içi, Kampüs girişi, Şile Otobanı, Şile Kırsalı) sürücülerden eşit bir örneklem oluşturularak (N = 400) gerçekleştirilmiştir. Emniyet kemeri kullanımına etki eden faktörleri (araçtaki pozisyon, cinsiyet ve bölgeler) analiz etmek amacıyla Ki-Kare Bağımsızlık Testi uygulanmıştır. Verilerin analizi sonucunda emniyet kemeri kullanımı dağılımlarının gözlem bölgeleri, araçtaki pozisyon, cinsiyet ve araç tiplerine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Buna göre emniyet kemeri kullanımının; bölgelere göre otobanda, araç içi pozisyona göre ise sürücülerde, cinsiyete göre kadınlarda ve araç tiplerine göre otomobil sürücülerinde diğerlerinden daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Emniyet kemeri kullanımının pratik sonuçları, araştırmanın güçlü yönleri, katkıları ve sınırlılıkları ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.Yayın Suriyeli mülteci kadınların temsili: temsilde stereotipler ve zorluklar(Asos Yayınevi, 2018-10-12) Pandır, Müzeyyen; Keskin, HalitBu çalışma Türk gazetelerinde Suriyeli mülteci kadın temsillerini konu edinmektedir. Toplumsal cinsiyet ve etnisite faktörlerinin kesişmesini göz önünde bulundurarak çalışma, gazetelerdeki Suriyeli kadın temsilleri "çaresizlik" ve "edilgenlik" temaları etrafında stereotipik ve hegemonik kadın ve mülteci temsillerini yeniden mi üretiyor, yoksa çeşitli temalar etrafında mülteci kadınların koşullarını, durumlarını ve hikayelerini farklı yeni biçimlerde anlatarak konvansiyonel temsillere karşı mı çıkıyor sorularına cevap aramaktadır. Çalışmada kullanılan örneklem, 2011 ve 2015 yılları arasında beş Türk gazetesinde yayınlanmış 1272 Suriyeli mülteci fotoğrafından oluşmaktadır. Çalışma özellikle mülteci kadınların hangi temalar etrafında temsil edildiği ve hangi temsil pratiklerinin kullanımıyla ne tür anlamlarla ilişkilendirildikleri konularına vurgu yapmaktadır.












