3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın Türk vergi sisteminde dijital dönüşümde önemli bir dönem: 2017-2021(Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Eyüpgiller, Sait SaygınDijitalleşme 2020’li yıllarda hayatımızın temel kolaylaştırıcılarından birini oluşturmaktadır. Bu makalenin amacı, ülkemizin dijital dönüşüm yolculuğunda öncü bir rol oynayan Türk vergi idaresi (GİB)’nin 2017-2021 döneminde teknolojik sistemleri yaygınlaştırmak ve geliştirmek suretiyle kaydettiği role genel bir bakış sunmaktır. Bu çalışmanın yaklaşımı, GİB ve Vergi Denetleme Kurulu’nun bu dönemde yürürlüğe koyduğu yeni yazılımlar ve araçları tespit ederek ve inceleyerek bu girişimlerin başarılarını ve diğer yandan bu araçlara muhasebe meslek mensuplarının Türkiye’de bu maliyetli ve karmaşık süreç ve uygulamalardaki artışa yönelik bakış açısı ve tepkilerini akademik saha araştırmaları ışığında belirlemek yönünde olmuştur. Ulaşılan bulgular, başarılı dijital dönüşümün vergi idaresinin başarılı ancak parçalı uygulamalarından daha fazlasına, mükellefleri ve meslek mensuplarını dijitalleşmenin maliyetlerine ve mahremiyeti zedeleyici etkilerine karşı ikna edici bütünleşik bir devlet stratejisine ihtiyaç duyduğunu ortaya koymaktadır.Yayın Sanatta mahremiyet alanı olarak "oda" kavramı(Işık Üniversitesi, 2014-06-14) Konçe, Gülçağ; Bozdoğan, Seyyit; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans ProgramıBu tezin temel amacı, mahrem alan ve oda kavramı ilişkisini, farklı sanatsal disiplinlere ait başlıklar altında ve sanat eserleri üzerinden çözümlemelerle sunmaktır. İlk olarak geniş anlamda mahremiyet kavramı tanımlanmıştır. Mahremiyet kavramının yaşanılan dönemin özelliğine göre farklılıklar gösterdiği ve sanata yansımaları anlatılmıştır. Mahremiyetin ifşasına psikolojik ve sosyolojik açıdan örnekler verilmiştir. Daha sonra, oda kavramına genel anlamı yanında, “öznel alan, beden, bilinçaltı, iç uzam” tanımları eklenerek genişletilmiştir. Bu çalışmada daha çok, sanatın mahrem alan konusunu nasıl ele aldığı, sanatçıların bu durumdan nasıl etkilendiği, mahremiyet kavramının mekân kavramıyla birlikte nasıl anlamlandığı ve mahremiyetin ihlali durumları, sanat eserleri üzerinden ele alınmıştır. Genel anlamda, mahremiyet ve öznel alan olarak oda kavramından hareketle, farklı sanatsal disiplinlerden sanatçılara ve onların eserlerine karşılıklı bir bakış sunulmuştur.Yayın Vito Acconci'nin çalışmalarında mahremiyet kavramının sorunsallaştırılması(Işık Üniversitesi, 2016-05-11) Yılmaz, Funda Arslan; Hızal, Meriç; Burtek, Zeliha; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıBirey olarak sanatçı, topluluk olarak izleyici bulundukları mekân-zamanın koşullarından etkilenirler. Burada duyarlılık sanatsal pratiğin ve eleştirinin olanağı olur. Sosyal konulara yönelen bir sanatçı değil, sosyal çevrenin kaçınılmaz etkide bulunduğu yaratıcı ve alımlayıcılığı önemlidir. Sanat-yaşam arasındaki yakınlıkuzaklık ilişkisi, kavramsal sanatın izlerinin başladığı 20.yy.’ın başlarında temsil sorununu, sanatçının kendi kurgusunun parçası olduğu tanıklıklar içinden dönüştürerek yeni bir yaratım dilini direk sanat sahnesinin merkezine yerleştirdi: Bedenin kullanımı. Alan ve mekân kavramlarının herkese açık yapısıyla, etkileşim, karşılıklılık ilişkisi sanatın kavramsal çerçevesinin oluşmasında etkili olmuştur. Buradan hareketle özel-kamusal arasındaki sınır ilişkisi 60’lı yıllarda yapılan performanslarla dikkat çeker. Kamusal mekânda özel olanın içerik olarak kullanılması mahremiyet kavramının en doğrudan kullanımına işaret ederken, sanatçılar tersine bir kabulle kendi bedenlerini kamusal mekanın bir parçası; mobilya, çizgi, renk, vb. gibi algılayarak kendilerini bu kavramın doğrudan parçası yapmışlardır. Vito Acconci mahremiyet kavramını sorunsallaştırırken, izleyiciyi kurguladığı sahneye hem davet eder, hem de parçası kılar: Yüzleşme. Acconci aslında bütün sanatsal çalışmalarında bu yüzleşmeyi kullanmış, toplumu sorunların merkezine yerleştirmiştir. Gelenek kavramı sıradan anlamının yanında bir ifade dili, düşünce olarak kullanmıştır. Acconci de ilginç olan bedeni bir eşik noktasında tutarak kabullenmeyle-reddetme arasındaki gerilimi kendisinden izleyiciye değil, izleyiciden kendisine yöneltmesidir. İlk dönem işlerinde mahremiyetini dolaysızca sahneleyen Acconci, mekânı galeri içinden dışarıya taşıyarak mimariyi, yapı öğelerini mahremiyetin sınır algısına yerleştirerek sosyal-politik konuları dolaylı bir dille eleştirmiştir.












