12 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 12
Yayın Kadınlarda şiddete maruz kalma durumu ile sosyal destek algısı, depresyon ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkiler : karşılaştırmalı bir çalışma(Işık Üniversitesi, 2018-06-28) Aydöner, Nazlı Hazal; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmanın amacı, kadınlarda şiddete maruz kalma durumu ile sosyal destek algısı, depresyon ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmada, hayatının herhangi bir döneminde herhangi bir şiddet türüne maruz kalan kadınlar ile hayatının herhangi bir döneminde hiçbir şiddet türüne maruz kalmamış kadınlar karşılaştırılmaktadır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul’un çeşitli içlerinde yaşamakta olan yetişkin, okur-yazar olan ve hayatının herhangi bir döneminde fiziksel, cinsel veya sözel şiddete maruz kalmış 111 kadın oluşurken, kontrol grubu ise yetişkin, okur-yazar olan ve hayatının herhangi bir döneminde herhangi bir şiddet türüne maruz kalmamış 119 kadından oluşmaktadır. Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışma ve kontrol grubu yaş ortalamaları sırasıyla, 34,39±10,25 ve 35,45±7,77 olup aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Çalışma grubu ile kontrol grubu arasında medeni durum, meslek, çalışma hayatı, çocuk durumu ve aile sahiplenme durum değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Şiddete maruz kalan kadınlarda YPDÖ puanları kontrol grubundaki kadınlara oranla anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. Her iki grubun ÇBASDÖ puanları incelendiğinde, şiddete maruz kalan kadınların puanları, kontrol grubundaki kadınlara oranla anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. Şiddete maruz kalan kadınların BDÖ puanları da kontrol grubundaki kadınlara oranla anlamlı düzeyde daha yüksektir. Sonuç: Özetle, çalışmamızda toplumun en büyük problemlerinden biri olan kadına yönelik şiddetin; şiddete maruz kalan kadınlarda psikolojik dayanıklılık, sosyal destek algısı ve depresyon düzeylerine dikkat çekilmiş, bu değişkenler açısından incelenmiş ve sonuçlarımız literatür ışığında tartışılmıştır.Yayın Konversiyon bozukluğunda psikolojik dayanıklılığın ve başa çıkma tarzlarının etkisi(Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Alpat, Başak; Özkol, Hivren; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Konversiyon bozukluğu tanısı alan ve almayan kişilerde psikolojik dayanıklılık düzeyinin ve kullanılan stresle başa çıkma tarzlarının farklı olup olmadığını incelemektir. Yöntem: Araştırmaya; DSM 5 tanı ölçütlerine göre konversiyon bozukluğu tanısı alan 36 kişi ve herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almayan 36 kişi olmak üzere toplam 72 kişi katılmıştır. Psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzlarının konversiyon bozukluğu tanısı alanlarda faklı olup olmadığı, bağımsız örneklem t test analiz tekniği kullanılarak araştırılmıştır. Bulgular: Hasta grubu 32 kadın ve 4 erkek katılımcıdan oluşmaktadır ve yaş ortalamaları 35,94±10,65 olarak hesaplanmıştır. Kontrol grubunu oluşturan 32 kadın ve 4 erkek katılımcının yaş ortalaması ise 36,17±10,72 olarak hesaplanmıştır. Konversiyon bozukluğu tanısı alan kişiler ve herhangi bir tanı almayan kontrol grubu arasında psikolojik dayanıklılık düzeyi ve stresle başa çıkmada kullanılan tarzlar bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada; konversiyon bozukluğu tanısı alan kişilerin psikolojik dayanıklılıklarının tanı almayanlara göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Stresle başa çıkma tarzlarının kullanımına yönelik elde edilen sonuçlar ise; konversiyon bozukluğu tanısı alanların duygusal odaklı (kaçınmacı) yöntemleri daha fazla tercih ettikleri, problem odaklı başa çıkma tarzlarını daha az kullandıkları yönündedir. Elde edilen tüm bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.Yayın Sağlık çalışanlarında ikincil travmatik stres: Covid-19 pandemi sürecine özgü bir çalışma(Işık Üniversitesi, 2022-06-17) Polat, Elif Aybüke; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının ikincil travmatik stresleri, psikolojik dayanıklılıkları ve uyum bozucu şemaların ilişkisini Covid-19 süreci içerisinde incelemektir. Yöntem: Çalışmaya 190’ı (%72.8) kadın 71’i (%27.2) erkek olmak üzere toplamda 261 kişi dahil edilmiştir. Katılımcılara çevrimiçi yollar ile ulaşılmıştır. Örneklemin yaş ortalaması 41.6±9.70’tir. Tüm katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, İkincil Travmatik Stres Ölçeği (İTSÖ), Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) ve Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YSÖ) uygulanmıştır. Veri analizinde bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon kullanılmıştır. Bulgular: Örneklemin çoğunluğunu kadın (%72.8), evli (%65.9), çocuğu olan (%68.2) ve doktor (%41.4) bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların çoğunun kendisi (%60.2) veya yakını (%87.4) Covid-19 enfeksiyonu geçirmiştir. Ayrıca büyük çoğunluğu yalnız yaşamamaktadır (%91.2). Sonuçlarımız, uyum bozucu şemaların psikolojik dayanıklılığı yordadığını, uyum bozucu şemalar ile psikolojik dayanıklılığın ise ikincil travmatik stresi yordadığını göstermektedir. Kadın, hemşire, yalnız yaşamayan, Covid-19 ile doğrudan temas eden ve yakını Covid-19 geçiren katılımcıların ikincil travmatik stres düzeylerinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu bulgular sonucunda uyum bozucu şemalara sahip olan bireylerin psikolojik dayanıklılıklarının daha düşük düzeyde olduğu; Covid-19 pandemi sürecinde uyum bozucu şemalara sahip olan ve psikolojik dayanıklılıkları düşük olan sağlık çalışanlarının daha fazla ikincil travmatik stres geliştirme eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır.Yayın Bir grup ruh sağlığı çalışınında iş doyumunun psikolojik dayanıklılık ve sağlıklı yaşam biçimiyle ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2018-06-05) Mizmizlioğlu, Ecem; Yücel, Saime Vicdan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırma, bir grup ruh sağlığı çalışanında psikolojik dayanıklılık ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iş doyumuna etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırma evrenini İstanbul ilindeki kamu hastanelerinde çalışan ruh sağlığı çalışanları; psikiyatristler, psikologlar ve psikiyatri hemşireleri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise izin alınan Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma, Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma, İstanbul Tıp Fakültesi Hastanelerinde çalışmakta olan ruh sağlığı çalışanları oluşturmaktadır. Bu çalışmaya 61 psikiyatrist, 41 psikolog, 54 psikiyatri hemşiresi olmak üzere toplam 156 kişi katılmıştır. Veriler; Sosyodemografik Form, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (SYBDÖ), Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılanların %72’sini kadın %28’ini erkek bireyler oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan kişilerin psikolojik dayanıklılık, iş doyumu ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları değerlendirildiğinde; değişkenlerin kendi aralarında pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Psikolojik dayanıklılık ile iş doyumu arasında pozitif ve zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Ayrıca psikolojik dayanıklılık değişkeninin iş doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile iş doyumu arasında pozitif ve zayıf düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları, iş doyum puanı ile anlamlı ancak zayıf bir ilişki vermektedir. Sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iş doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Sonuç: Araştırmada, psikolojik dayanıklılık ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iş doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı rolü olduğu bulunmuştur. Bunun yanında sosyodemografik özelliklere göre de ruh sağlığı çalışanlarının psikolojik dayanıklılıkları, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve iş doyumları istatistiksel olarak anlamlı fark göstermiştir. Elde edilen tüm bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.Yayın Genç yetişkinlerin algıladıkları sosyal destek ve yalnızlıklarının kaygı düzeylerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolü(Işık Üniversitesi, 2022-06-15) Özsoy, Mert; Akçinar, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmada genç yetişkinlerin algıladıkları sosyal destek ve yalnızlıklarının kaygı düzeylerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmanın örneklemini uygun örnekleme yöntemi ile seçilen ve yaşları 18 ile 25 arasında değişen toplam 514 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri sosyodemografik bilgi formu, çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği, UCLA yalnızlık ölçeği, durumluk sürekli kaygı ölçeği ve psikolojik dayanıklılık ölçeğini içeren çevrimiçi anket ile toplanmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS v22 kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesi amacı ile regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Sosyal destek ve yalnızlığın durumluk kaygı ve psikolojik dayanıklılık üzerinde negatif, sürekli kaygı üzerinde pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Bunun yanında psikolojik dayanıklılığın durumluk kaygı üzerinde pozitif, sürekli kaygı üzerinde ise negatif etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal destek ve yalnızlık ile kaygı arasındaki ilişkilerde psikolojik dayanıklılığın aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Sosyal destek, yalnızlık, psikolojik dayanıklılık ve kaygı arasındaki ilişkiler incelenmiş, bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir.Yayın Annelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve duygu sosyalleştirme stratejileri ile 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişki(Işık Üniversitesi, 2022-02-04) Gürses, Dilara; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu araştırmanın temel amacı, 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde annenin psikolojik dayanıklılığının ve duygu sosyalleştirme stratejilerinin yordayıcı etkisini incelemektir. Araştırma örneklemini 48-72 aylık çocuk sahibi anneler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda 659 katılımcının araştırma verileri analiz sürecine dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği’dir. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki yordayıcı etkisi basit ve çoklu regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, annenin psikolojik dayanıklılığının (β=0,279; p<0.01) ve destekleyici duygu sosyalleştirme stratejilerinin (β=0,220; p<0.01) çocuktaki duygu düzenleme becerisini pozitif yönde; destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejilerinin ise çocuktaki duygu düzenleme becerisini negatif yönde (β=-0,260; p<0.01) anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Buna göre, annenin psikolojik dayanıklılık düzeyi ve çocuğun olumsuz duygularına karşı destekleyici tepkileri arttıkça çocuktaki duygu düzenleme becerisi artmakta; çocuğun olumsuz duyguları karşısında destekleyici olmayan tepkileri arttıkça çocuktaki duygu düzenleme becerisi azalmaktadır. Araştırma sonuçları ebeveynin çocuğun duygusal gelişimine etkisini ortaya koyan nitelikte olduğundan bulguların duygu düzenleme becerilerinin gelişimine dair hazırlanacak programlar ve klinik ortamda eşzamanlı olarak ebeveynler ile gerçekleştirilecek psikoeğitimler için katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Yayın Annelerin psikolojik dayanıklılığının ve duygu sosyalleştirme stratejilerinin çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki rolü(Galenos Publishing House, 2024-03) Gürses, Dilara; Aktan, Zekeriya Deniz; Ülkümen, İpekAmaç: Bu araştırma, 48-72 aylık çocuklara sahip annelerin psikolojik dayanıklılık puanları ile duygu sosyalleştirme stratejileri puanlarının, bazı sosyodemografik değişkenler kontrol edikten sonra çocuklarının duygu düzenleme becerileri üzerindeki yordayıcı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Kartopu ve kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan, 48-72 aylık çocuğu olan 659 anne ile yapılan araştırmada veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duygularıyla Başa Çıkma Ölçeği ve Erişkin Yılmazlık Ölçeği aracılığıyla gönüllülük esasına göre çevrimiçi olarak toplanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeline dayanan kesitsel bir çalışmadır. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, annelerin psikolojik dayanıklılık puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini pozitif yönde anlamlı düzeyde (?=0,279; p<0,01); annelerin destekleyici duygu sosyalleştirme stratejileri puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini pozitif yönde anlamlı düzeyde (?=0,220; p<0,01); annelerin destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejileri puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini negatif yönde anlamlı düzeyde (?=-0,260; p<0,01) yordamaktadır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarında ise çocuk cinsiyeti ve ailedeki çocuk sayısı sosyodemografik değişkenleri kontrol edildikten sonra, annenin psikolojik dayanıklılığı, destekleyici ve destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejileri puanlarının, duygu düzenleme puanlarının anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur (p<0,01). Sonuç: Bu bulgular annenin psikolojik dayanıklılığının ve annelerin kullandıkları duygu sosyalleştirme stratejilerinin çocuğun duygusal gelişimi üzerindeki önemini göstermektedir. Dolayısıyla çocukların duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik terapötik müdahale ve programlara annelerin de dahil edilmesinin terapi verimliliğini artırabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda araştırma bulgularının, ebeveynin psikolojik dayanıklılığı ve duygu sosyalleştirme stratejileri ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak literatüre ışık tutacağına inanılmaktadır.Yayın Üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn tutumları ile sürekli kaygı düzeyleri arasındaki ilişkide psikolojik dayanıklılığın ve kaygı duyarlılığının aracı rolleri(Işık Üniversitesi, 2018-06-05) Demirsu, Özge; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn tutumları (aşırı koruyucu, reddedici, duygusal sıcak) ile sürekli kaygı düzeyi arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide kaygı duyarlılığı ile psikolojik dayanıklılığın aracı rol üstlenip üstlenmediğini tespit etmektir. Yöntem: Araştırmamıza, Kocaeli ve İstanbul illerinde yaşayan, özel ve devlet üniversitelerinde lisans düzeyinde eğitim gören 18-33 yaş aralığında bulunan 175’i kadın ve 210’u erkek olmak üzere toplamda 385 kişi katılmıştır. Bütün katılımcılara Sosyodemografik ve Diğer Bilgiler Veri Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği Çocuk Formu, Anksiyete Duyarlılığı İndeksi-3, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Yapılan korelasyon analizi sonucunda, algılanan ebeveyn tutumlarından aşırı koruyucu ve reddedici tutumların, sürekli kaygı ve kaygı duyarlılığı ile anlamlı düzeyde pozitif yönde, psikolojik dayanıklılık ile anlamlı düzeyde negatif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Bunun tersine, algılanan ebeveyn duygusal sıcaklığının sürekli kaygı ve kaygı duyarlılığı ile anlamlı düzeyde negatif yönde, psikolojik dayanıklılık ile anlamlı düzeyde pozitif yönde ilişkili olduğu bulgulanmıştır. Yapılan aracı değişken analizi, psikolojik dayanıklılığın algılanan ebeveyn tutumlarından duygusal sıcaklık ile sürekli kaygı düzeyi arasındaki ilişkiye tam, ebeveynler tarafından algılanan aşırı koruyucu tutum ile sürekli kaygı düzeyi arasındaki ilişkiye kısmi olarak aracılık ettiğini ortaya koymuştur. Son olarak kaygı duyarlılığının algılanan aşırı koruyucu ve duygusal sıcak ebeveyn tutumları ile sürekli kaygı düzeyi arasındaki ilişkilere kısmi olarak aracılık ettiği bulunmuştur. Sonuç: Bulgularımız uyumsuz ebeveyn tutumlarının, yetişkin bireylerde bilişsel savunmasızlık algısının ortaya çıkmasında ve sürekli kaygı gibi belirli psikopatolojilerin gelişiminde rol oynayacağını öne sürmektedir. Çalışmanın literatüre katkısı, sınırlıkları, gelecek çalışmalara sunulacak öneriler üzerinde de durulmuştur.Yayın Geç ergenlikte bağlanma stillerinin sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisinde psikolojik dayanıklılık ve gelişmeleri kaçırma korkusu: aracı ve düzenleyici etkiler(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-16) Türkmen, Yaren Beyza; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyBu araştırmada, geç ergenlik dönemindeki bireylerde bağlanma stilleri ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde gelişmeleri kaçırma korkusunun aracı, psikolojik dayanıklılığın düzenleyici etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 18-25 yaş aralığındaki 131 geç ergenlik dönemindeki katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Sosyodemografik Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Ölçeği, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği – Yetişkin Formu ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılarak çevrimiçi yöntemle elde edilmiştir. Bağlanma stilleri ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde gelişmeleri kaçırma korkusu ve psikolojik dayanıklılığın aracı düzenleyici etkileri SPSS PROCESS uzantısı, Model 14 aracılığıyla analiz edilmiştir. Buna ek olarak, SPSS PROCESS Model 4 kullanılarak gelişmeleri kaçırma korkusunun bağlanma stilleri ile sosyal medya ilişkisindeki aracı rolü test edilmiştir. Elde edilen bulgular, gelişmeleri kaçırma korkusu ve psikolojik dayanıklılığın etkileşimi bağlanma stilleri ve sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde anlamlı bir etki ortaya koymadığını göstermektedir (B=-.0001, %95 BCA [-.0046, .0075]). Güven aralığında “0” değerinin olması nedeniyle etkileşim etkisinin anlamlı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bağlanma stilleri ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde gelişmeleri kaçırma korkusunun güvenli bağlanma (B=-.0264, %95 BCA [-.3190, .1720]) ve kaçınan bağlanma (B=.0003, %95 BCA [-.1732, .1640]) için anlamlı değildir. Kaygılı-kararsız bağlanma stili ile sosyal medya bağımlılığı ilişkisinde ise gelişmeleri kaçırma korkusunun aracılık etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (B=.2089, %95 BCA [.0505, .4245]). Araştırmanın bulguları aracılığıyla bağlanma stilleri ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide aracı ve düzenleyici etkiler değerlendirilmiş olup sosyal medya bağımlılığı ile ilgili çalışmalarda koruyucu faktörlerin belirlenmesi, olumsuz etkileri önlemeye veya azaltmaya yönelik müdahaleler için katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Yayın Beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerde psikolojik dayanıklılık, erteleme ve ruminatif düşünme biçimi ile somatizasyon arasındaki ilişkinin incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2023-01-23) Onglu, Melis; Deveci, Ezgi; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyAmaç: Bu araştırmanın amacı Türkiye’de yaşayan 18-30 yaş arası beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin psikolojik dayanıklılık, erteleme, ruminatif düşünme biçimi ile somatizasyon arasındaki ilişkinin incelemektir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini 18-30 yaş aralığında toplam 403 kişi (Kadın=308, Erkek=91) oluşturmaktadır. Veriler uygun örnekleme yöntemi kullanılarak çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Katılımcılara sırasıyla, Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (PDÖ), A Erteleme Ölçeği-15, Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği (RDBÖ), Hasta Sağlık Anketi (HSA) Somatik Semptom Alt Ölçeği (HSA-15) uygulanmıştır. Araştırmada elde veriler SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma sonucunda psikolojik dayanıklılık düzeyinin somatizasyon düzeyi üzerinde negatif yönde, erteleme düzeyinin somatizasyon düzeyi üzerinde pozitif yönde, ruminatif düşünce biçimininin somatizasyon üzerinde pozitif yönde yordayıcı etkisi bulunmuştur. Çoklu regresyon analizi sonucunda psikolojik dayanıklılık ve ruminatif düşünme biçiminin somatizasyonun yordayıcıları olduğu, ertelemenin ise somatizasyonu yordamadığı saptanmıştır. Process Makro v4.2 Model 4 ile yapılan aracılık analizi sonucunda ruminatif düşünme biçiminin psikolojik dayanıklılık ve somatizasyon arasındaki ilişkide aracı rolünün olduğu görülmüştür. Ertelemenin ise psikolojik dayanıklılık ve somatizasyon arasındaki ilişkide aracı rolünün olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca somatik semptom düzeyinin sosyodemografik değişkenlerden cinsiyet, yaş, çalışma durumu, ağrı kesici kullanımı, eğitim durumu, algılanan gelir durumu ve bedensel yakınmalara bağlı doktor başvuru sıklığına göre istatistiksel açıdan anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada psikolojik dayanıklılık, erteleme, ruminatif düşünme biçimi ile somatizasyon arasındaki ilişki incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Psikolojik dayanıklılıktaki yüksekliğinin somatizasyon belirtilerinin görülmesini azaltabileceği, erteleme ve ruminatif düşünme biçimindeki yüksekliğinin ise somatizasyon belirtilerini artırabileceğini bulgulanmıştır. Somatizasyonun bireyler üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Bireylerin somatik semptomlar yaşamalarını azaltmada psikolojik dayanıklılık, ruminatif düşünme biçimi ve ertelemenin önemli değişkenler olabileceği düşünülmektedir.












