15 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 15
Yayın Does everyone benefit equally from self-efficacy beliefs? The moderating role of perceived social support on motivation(Sage Publications Inc, 2018-02) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat ÇiğdemThis study investigated whether perceived goal support from family and friends may moderate the relationship between academic self-efficacy and motivational outcomes among early adolescent students recruited from a low-middle socio-economic status(SES) background school in Turkey (N = 319, Xa(ge) = 13.13, SD = .80). Self-report questionnaires included measures of academic self-efficacy, perceived family and friend support, and academic and career motivations. Academic self-efficacy and perceived support from family related positively to both types of motivation. Children who perceived lower family support benefited more from the positive effects of self-efficacy on motivations, whereas children with higher family support seemed to gain less (or not gain at all) from self-enhancing functions of self-efficacy. Same findings were found for peer support, but only when family support was excluded from analyses. Findings implied the need to study larger family and peer contexts under which self-efficacy beliefs may be more or less effective on motivation.Yayın Normative data and factorial structure of the Turkish version of the junior temperament and character inventory-revised(Taylor & Francis, 2017) Köse, Samet; Çam Çelikel, Feryal; Akın, Ercan; Kaya, Cahit; Elbozan Cumurcu, Birgül; Etikan, İlker; Cloninger, Claude RobertObjective: Junior Temperament and Character Inventory (J-TCI) was developed by Luby, Svrakic, McCallum, Przybeck, and Cloninger based on Cloninger's biopsychosocial model to assess temperament and character dimensions in children and adolescents. Methods: The Turkish version of J-TCI-Revised (J-TCI-R) was administered to 1129 elementary and middle-school (male/female, 546/583) students. Internal consistency reliabilities were measured by Cronbach's alpha; test-retest was assessed across one month. Results: Cronbach's alphas for the subscales of J-TCI-R ranged from 0.60 to 0.75 for temperament and character subscales, which were comparable to US and other populations. The correlations between baseline and one month after administration of J-TCI-R were highly and statistically significant (r = 0.578-0.674 for scales and 0.366-0.582 for subscales) (n = 795). Factor analysis results using Eigenvalue greater than one rule indicated three out of four factors for temperament scales and one out of two factors for character subscales which were similar to findings from the other countries. When all of the subscales were subjected to factor analysis, four out of six factors were retained. To our knowledge, this is the first study analysing psychometric properties and factorial construct of the J-TCI-R. Conclusions: The internal reliability coefficients and test-retest indicated a good stability of scores over time and the factorial structure was consistent with Cloninger's model of personality. The reliability and validity of the Turkish version of the TCI is therefore supported.Yayın Ergenlerde akılcı olmayan inançlar ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide duygu düzenleme becerilerinin aracı etkisi(Işık Üniversitesi, 2020-05-20) Kodak, Duygu; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmanın amacı ergenlerde akılcı olmayan inançlar ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide duygu düzenleme becerilerinin aracı etkisinin araştırılmasıdır. Bu çalışmadaki katılımcılar lise öğrencisi olan ergenlerden oluşmaktadır. Buna göre, araştırmanın evrenini 9. sınıf ile 12. Sınıflar arasındaki ergen öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada, uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Küçükçekmece ilinde özel lise, devlet anadolu lisesi ve meslek lisesi olmak üzere 3 okuldan toplam 312 öğrenci ile elde edilmiştir. Araştırma kapsamında veriler Demografik Bilgi Formu, Ergenler İçin Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği, Ergenler İçin Duygu Düzenleme ölçekleri aracılığıyla toplanmış ve SPSS 22 programına girilerek kodlanmıştır. Araştırmadan elde edilen temel bulgu sonucunda ergenlerde akılcı olmayan inançların sosyal kaygı düzeyi üzerindeki etkisinde duygu düzenleme becerilerinin kısmi aracı etkisinin anlamlı olduğu ortaya konmuştur. Akılcı olmayan inançların sosyal kaygı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmektedir. Akılcı olmayan inançların duygu düzenleme becerileri üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmektedir. Duygu düzenleme becerilerinin sosyal kaygı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmektedir.Yayın Anne kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi üzerindeki etkisinde ergenin bilinçli farkındalık düzeyinin aracı etkisi(Işık Üniversitesi, 2020-06-18) Boğday, Hayat; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmanın amacı, anne kaygı düzeyi ile ergen kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin, aracı değişkenimiz olan ergen bilinçli farkındalık düzeyinden ne derece etkilendiğini analiz etmektir. 276 anne ve ergen katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini, İstanbul ili sınırları içerisinde yer alan 14-17 yaş aralığındaki ergenler ve anneleri oluşturmaktadır. Katılımcıların kaygı düzeylerini değerlendirmek adına Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri, ergenlerin bilinçli farkındalık düzeylerini değerlendirmek adına Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ) ve ergenlere uygulanan bu ölçeklerin aileye dair sosyodemografik değişkenlerden etkilenme durumunu değerlendirmek adına ise sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; anne kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli), ergen kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli) ve ergen bilinçli farkındalık düzeyi arasındaki korelatif ilişkilerin anlamlı olmasından dolayı aracı etki analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, anne durumluk kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli) üzerindeki etkisinin anlamlı olduğu bulunmakla birlikte söz konusu ilişkide bilinçli farkındalığın aracı etkisinin kısmi anlamlı olduğu bulunmuştur. Son olarak, anne sürekli kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli) üzerindeki etkisinin anlamlı olduğu bulunmakla birlikte söz konusu ilişkide bilinçli farkındalığın tam aracı etkiye sahip olduğu bulunmuştur.Yayın Anne kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi üzerindeki etkisinde ergenin bilinçli farkındalık düzeyinin aracı etkisi(Alper Remzi Aydın, 2021-06-30) Boğday, Hayat; Aktan, Zekeriya Deniz; Yardımcı, EdaBu çalışmanın amacı, anne kaygı düzeyi ile ergen kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin, aracı değişkenimiz olan ergen bilinçli farkındalık düzeyinden ne derece etkilendiğini analiz etmektir. 276 anne ve ergen katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini, İstanbul ili sınırları içerisinde yer alan 14-17 yaş aralığındaki ergenler ve anneleri oluşturmaktadır. Katılımcıların kaygı düzeylerini değerlendirmek adına Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri, ergenlerin bilinçli farkındalık düzeylerini değerlendirmek adına Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ) ve ergenlere uygulanan bu ölçeklerin aileye dair sosyodemografik değişkenlerden etkilenme durumunu değerlendirmek adına ise sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Anne kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli), ergen kaygı düzeyi(durumluk ve sürekli) ve ergen bilinçli farkındalık düzeyi arasındaki korelatif ilişkilerin anlamlı olmasından dolayı aracı etki analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, anne durumluk kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli) üzerindeki etkisinin anlamlı olduğu bulunmakla birlikte söz konusu ilişkide bilinçli farkındalığın kısmi aracı etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Son olarak, anne sürekli kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli) üzerindeki etkisinin anlamlı olduğu bulunmakla birlikte söz konusu ilişkide bilinçli farkındalığın tam aracı etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar ışığında anne kaygı düzeyi ve ergen kaygı düzeyi arasındaki ilişkide bilinçli farkındalığın aracı etkisinin olduğu saptanmıştır.Yayın The effect of SARS-CoV-2 virus on resting-state functional connectivity during adolescence: Investigating brain correlates of psychotic-like experiences and SARS-CoV-2 related inflammation response(Elsevier Ireland Ltd, 2023-12) Yılmaz Kafalı, Helin; Daşgın, Hacer; Şahin Çevik, Didenur; Sozan, Sara Sinem; Oğuz, Kader K.; Mutlu, Müge; Özkaya Parlakay, Aslınur; Toulopoulou, TimotheaWe first aimed to investigate resting-state functional connectivity (rs-FC) differences between adolescents exposed to SARS-CoV-2 and healthy controls. Secondly, the moderator effect of PLEs on group differences in rs-FC was examined. Thirdly, brain correlates of inflammation response during acute SARS-CoV-2 infection were investigated. Eighty-two participants aged between 14 and 24 years (SARS-CoV-2 (n = 35), controls (n = 47)) were examined using rs-fMRI. Seed-based rs-FC analysis was performed. The positive subscale of Community Assessment of Psychotic Experiences-42 (CAPE-Pos) was used to measure PLEs. The SARS-CoV-2 group had a lesser rs-FC within sensorimotor network (SMN), central executive network (CEN) and language network (LN), but an increased rs-FC within visual network (VN) compared to controls. No significant differences were detected between the groups regarding CAPE-Pos-score. However, including CAPE-Pos as a covariate, we found increased rs-FC within CEN and SN in SARS-CoV-2 compared to controls. Among the SARS-CoV-2 group, neutrophil/lymphocyte and thrombocyte*neutrophil/lymphocyte ratio was correlated with decreased/increased FC within DMN and SN, and increased FC within CEN. Our results showed rs-FC alterations within the SMN, CEN, LN, and VN among adolescents exposed to SARS-CoV-2. Moreover, changes in rs-FC associated with PLEs existed in these adolescents despite the absence of clinical changes. Furthermore, inflammation response was correlated with alterations in FC within the triple network system.Yayın Ergenlerde kişilik özelliklerinin sınav kaygısı ve okula bağlanma stilleri üzerindeki etkisi(Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Onuk, Tilbe; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmanın temel amacı, 13 – 18 yaş arasındaki ergenlerin kişilik özelliklerinin sınav kaygısı ve okula bağlanma stilleri üzerindeki medyatör etkisini ölçümlemek ve değerlendirmektir. Yöntem: Araştırmada, 138’i erkek, 147’si kız olmak üzere 285 katılımcı yer almıştır. Değerlendirme sürecinde katılımcıların, Sınav Kaygısı Ölçeği, Çocuk Ergen Okula Bağlanma Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Testi ölçeklerini doldurumaları beklenmiş, elde edilen veriler de SPSS programına (21. versiyon) aktarılmıştır. Bu verilerin analiz edilmesinde Pearson Korelasyon analizi, Bağımsız örneklemler için t-testi ve Tek Yönlü ANOVA kullanılmıştır. Bulgular: Sınav kaygısı düzeyleri ile okula bağlanma arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır (r=.088, p=.140) ve okula bağlanmanın da sınav kaygısı üzerinden yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı gözlemlenmiştir [F(1,280)=2.188, p=.140]. Dışa dönüklük ve duygusal denge (r=.189, p=001), sorumluluk ve duygusal denge (r=.477, p=000), uyumluluk ve duygusal denge (r=.197, p=.001), sorumluluk ve uyumluluk (r=.366, p=001), dışa dönüklük ve uyumluluk (r=.459, p=.000), dışa dönüklük ve sorumluluk (r=.382, p=.000) aralarında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ek olarak, anne-baba yanında yaşayan 13 – 18 yaş aralığındaki ergenlerin daha az duygusal dengesizlik kişilik özelliği seviyesine sahip oldukları görülmüştür [F(3,276)=4.149, p=.007]. Erkeklerin duygusal denge düzeylerinin, kadınlardan daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=2.529, p=.012]. Okula bağlanma düzeyi ile duygusal denge (r=.145*, p=.000) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Aile gelir durumu arttıkça okula bağlanma seviyesinin de artış gösterdiği görülmüştür [F(2,280)=2.631, p=.035]. Ek olarak, öğretmenlerinin hepsi ile iyi ilişkiye sahip olanlar öğretmenlerinin daha fazla bir okula bağlanma seviyesine sahip oldukları görülmüştür [F(2,282)= 22.571, p=.000]. Yakın arkadaş sayısı az olanların daha az okula bağlanma seviyesine sahip oldukları saptanmıştır [F(3,281)=5.486, p=.001]. Erkeklerin okula bağlanma düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=2.029, p=.043]. Kardeş sıralamasında ilk sırada olanların, kardeş sıralamasında beşinci olanlardan ve dördüncü sırada olanlardan anlamlı düzeyde fazla sınav kaygısına sahip oldukları görülmüştür [F(2,278)=7.647, p=.00]. Kardeş sıralamasında ikinci sırada olanların, kardeş sıralamasında beşinci olanlardan anlamlı seviyede daha yüksek bir sınav kaygısı seviyesine sahip oldukları saptanmıştır [F(2,278)=5.596, p=.00]. Son olarak, Kadınların sınav kaygısı düzeylerinin, erkeklerden daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=-4.276, p=.00]. Sonuç: Bu çalışmanın bazı sonuçlarının geçmiş araştırmaların verileri ile benzer olmamasının sebepleri, demografik değişkenlerin dağılımı ve örneklem boyutunun düzeyinin literatür kapsamına göre daha az olması olarak görülmektedir. Gelecek araştırmalarda, örneklem boyutunun ve örneklemin seçimi aşamasında sonuçlarda sapma oluşturabilecek demografik değişkenlerin kontrol edilmesi ve daha homojen bir dağılım sağlanması, sonuçların daha benzer bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sonuç olarak, bu araştırma okula bağlanma ve sınav kaygısının ne gibi faktörlerden etkilendiğini vurgulamaktadır.Yayın The roles of adolescents’ emotional problems and social media addiction on their self-esteem(Springer, 2022-10) Acar, İbrahim H.; Avcılar, Gökçen; Yazıcı, Gözde; Bostancı, SelenAdolescents’ emotional problems and excessive social media use could deteriorate their self-esteem. The aim of the present study was to investigate the contributions of adolescents’ emotional problems and social media addiction to their self-esteem, with the particular interest of testing the mediating role of the social media addiction on the association between emotional problems and self-esteem. Participants were 221 adolescents (49.3% female) aging from 13 to 17 years (M = 15.86, SD = 0.91). Participants reported on their emotional problems, social media addiction, and self-esteem. Results from regression analyses showed that the higher levels of emotional problems and social media addiction were related to lower levels of self-esteem. In addition, social media addiction partiality mediated the association between emotional problems and self-esteem indicating that the adolescents with higher levels of emotional problems tended to report higher levels of social media addiction and, in turn this tendency was related to lower levels of self-esteem.Yayın Ergenlerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun açıklayıcı fenomenolojik analiz ile incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2022-06-16) Köroğlu, Arif Erdem; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıDikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gelişimsel olarak uygunsuz bir biçimde bozucu dikkatsizlik, motor hiperaktivite ve dürtüsellik ile ayırt edilen, çocuklukta başlayan ve genellikle yetişkinliğe kadar devam eden heterojen ve çok faktörlü nörogelişimsel bir bozukluktur. Son yıllarda yapılan çalışmalar incelendiğinde DEHB ile ilgili yürütülen araştırmaların genellikle nicel metodolojiyle kurgulanmış, kişilerin belirli bir olgudan nasıl etkilendiğiyle ilgilenen ve derleme araştırmalar olduğu görülmektedir. Bu durum DEHB tanılı bireylerin ilgili fenomeni nasıl açıkladıklarına ve neler deneyimlediklerine, bu yaşantıları nasıl tarif ettiklerine yönelik bilgi eksikliğine işaret etmektedir. Uluslararası literatürde benzer sayılabilecek nitelikte bir çalışma olsa da ülkemizde böyle bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmanın amacı ergenlerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun nasıl deneyimlendiğini, ergenlerin bu fenomenle ilgili yaşantılarının neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Araştırmaya 11-18 yaşlarında eş bir tanısı olmayan, DEHB tanısı almış 10 ergen katılmıştır. Katılımcılarla yarı yapılandırılmış mülakat formu aracılığıyla görüşülmüştür. Mülakatlar, görüşmelerin yürütüldüğü online platform üzerinden kayıt altına alınmış ve her bir katılımcıya ait ses kaydının yazı dökümü oluşturulmuştur. Yazı dökümlerinden elde edilen metinler Açıklayıcı Fenomenolojik Analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda akademik zorluk, tanıyı normalleştirme ve olumlama, arzu edilmeyen duygular ve davranışlarla yaşama ve olumsuz sosyal yaşantılar temaları bulgulanmıştır. Bulgular DEHB tanılı ergenlerin DEHB ile ilişkili deneyimlerinin ve DEHB tanısına yönelik açıklamalarının sadece bir nitelikte olmayıp karmaşıklaştığını hem olumlu hem olumsuz nitelikte olduğunu göstermektedir. Sonuçlar DEHB tanılı ergenlerle teması olan meslek profesyonellerinin ve ailelerin farkındalıklarının artırılması gerektiğini, tedavi sürecinde ergenlerin DEHB ile ilişkili olumsuz yaşantılarına yönelik müdahale programlarının oluşturulabileceğini ayrıca bu müdahale programlarına ek olarak deneyimlenen duruma özgü, bireylerin ihtiyaçlarına uygun biçimde güdüleyici müdahaleler düzenlenebileceğini ortaya koymaktadır.Yayın Bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özelliklere göre değerlendirilmesi(Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Kantoğlu, Aycan; Erdoğan, Ayten; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmanın amacı, yaşları 12 ile 17 arasında değişen İstanbul?da yaşamakta olan bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının cinsiyet, yaş, doğum yeri, ekonomik durum, anne babanın eğitim durumu, medeni hali ve çalışma durumu gibi birtakım sosyodemografik özellikleri ile ilişkilerini analiz etmektir. Yöntem: Toplamda 100 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini Balıklı Rum Vakfı Hastanesi kliniklerine başvuran bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların sosyodemografik özelliklerini değerlendirmek adına araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış Sosyodemografik Veri Formu, toplumsal cinsiyet algılarını ve toplumsal cinsiyet rollerini değerlendirmek adına Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ve Bem Cinsiyet Rolü Envanteri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özellikler ile arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmanın temel değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği?nden ve Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri?nden almış oldukları puanları tespit etmek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Bağımsız İki Grup T-testi uygulanmıştır. Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği alt boyutları (eşitlikçi cinsiyet rolü, kadın cinsiyet rolü, evlilikte cinsiyet rolü, geleneksel cinsiyet rolü, erkek cinsiyet rolü) ile yaş, cinsiyet, anne baba eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu, ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bem Cinsiyet Rolü Envanteri alt boyutları (feminenlik, maskülenlik, nötr) ile yaş, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu ve ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada katılımcıların yaşa göre eşit dağılamaması ve araştırma örnekleminin sınırlılığına rağmen, bireylerin yaş, cinsiyet, ekonomik durum gibi sosyodemografik özellikler ile toplumsal cinsiyet algıları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.












