4 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Yayın İlişki odaklı ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtileri yordamada bağlanma stillerinin ve evlilik uyumunun rolü(Işık Üniversitesi, 2021-04-08) Özel, Ebru Pelin; Karaköse, Selin; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıYetişkinlikte yakın ilişkilerde güvensiz bağlanmanın ilişkinin niteliğini etkilediği ve çeşitli psikopatolojileri öngördüğü bilinmektedir. İlişki ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonlar literatüre son yıllarda kazandırılmış bir kavram olmakla birlikte, psikopatoloji olarak ele alındığı görülmektedir. Güvensiz bağlanma ile ilişkili olan ilişki ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonların bir arada ele alındığı çalışmalar romantik ilişkiler kapsamında değerlendirilse de evli bireyler için araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, yetişkin bağlanma stilleri ile evlilik uyumunun, ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki yordayıcı rolünü araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul’da yaşayan 22-70 yaş (M=40.75, SS=10.57) aralığındaki 380 evli bireyden (200 kadın, 180 erkek) oluşmaktadır. Çalışma kapsamında katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar-2 Envanteri (YİYE-2), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Romantik İlişki Odaklı Obsesyon ve Kompulsiyonlar Ölçeği (RİOKÖ) ve Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği (PİOKBÖ) verilmiştir. Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar T-testi, ANOVA tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal regresyon ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgulara göre, katılımcıların kaygılı ve kaçınmacı bağlanma stili ile evlilik uyumu, ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belirti düzeylerini pozitif yönde anlamlı olarak yordamaktadır. Araştırma bulgularının, Obsesif Kompulsif Bozukluğun romantik ilişkilerde ortaya çıktığı düşünülen ilişki ve partner odaklı türünün iyileştirilmesinde, bağlanma ve evlilik uyumunun rolünün göz önüne alınması konusunda klinisyenlere yol gösterici olması beklenmektedir.Yayın Üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve aleksitiminin, sosyal medya kullanımı üzerindeki yordayıcı rolü(Işık Üniversitesi, 2021-06-18) Şimşek, Buse; Yıldırım, Elif; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıSosyal medya, insanların hayatlarında büyük bir yer kaplamak ile birlikte diğer kişilerle ilişkilerin sürdürüldüğü sanal bir platform olarak belirtilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de yaşayan üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ve aleksitimi puanlarının sosyal medya kullanımı ve ağ büyüklüğü ile ilişkisinin incelenmesi aynı zamanda bu değişkenlerin sosyal medya kullanımı üzerinde yordayıcı etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, sosyodemeografik özelliklerin ve hesap sayısı, günlük kullanım süresi, sahte hesap varlığı gibi sosyal medya kullanım özelliklerinin de sosyal medya kullanımı üzerindeki etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, 18-26 yaş aralığında bulunan 464 (257 kadın, 207 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla Sosyo-demografik Bilgi Formu, Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği (SMUIS), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) uygulanmıştır. Çalışmada incelenen 3 farklı sosyal medya platformu (Facebook-Instagram-Twitter) için ayrı ayrı analizler yapılmıştır. Bulgular, Instagram ve Twitter platformlarında günlük kullanım süresi arttıkça sosyal medya kullanımı puanının da arttığını ve Instagram’da sahte hesap kullanan katılımcıların kullanmayanlara göre sosyal medya kullanımı puanının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Her platform için sosyal bütünleşme ve duygusal bağlantı alt boyutu ile aleksitimi, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. Instagram için; sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutu ile aleksitimi ve kaygılı bağlanma arasında pozitif, kaçınmacı bağlanma arasında negatif bir ilişki bulunurken Twitter için; sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutu ile kaçınmacı bağlanma arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte Facebook için; kaygılı bağlanma, Instagram için; sahte hesap, günlük kullanım süreleri, aleksitimi ve kaygılı-kaçınmacı bağlanma, Twitter için; günlük kullanım süresi (3 saat ve daha fazla), aleksitimi ve kaygılı bağlanma değişkenleri sosyal bütünleşme ve duygusal bağlantı alt boyutunu yordarken Instagram için; sahte hesap, günlük kullanım süreleri (0-30 dk/ 30 dk-1 saat, 3 saat ve daha fazla) ve kaygılı-kaçınmacı bağlanma, Twitter için; günlük kullanım süreleri (0-30 dk/ 30 dk-1 saat, 3 saat ve daha fazla) ve kaçınmacı bağlanma değişkenleri sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutunun yordayıcı faktörleri olarak bulunmuştur. Son olarak çevrimiçi ağ büyüklüğü ile aleksitimi ve güvensiz bağlanma arasında bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar bireylerin, bağlanma biçimleri ve aleksitimi düzeylerinin sosyal medya kullanımı üzerinde etkisinin olduğunu göstermektedir. Bununla beraber sosyal medya bağımlılığı ve problematik internet kullanım nedenlerinin farklı bir bakış açısı ile değerlendirilmesi konusunda literatüre katkı sağlamıştır.Yayın Bağlanma stilleri ile ilişki merkezli ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkide evlilik uyumunun aracı rolü(Klinik Psikoloji Araştırmaları Derneği, 2023-05-02) Özel, Ebru Pelin; Karaköse, SelinYetişkinlikte yakın ilişkilerde güvensiz bağlanmanın ilişkinin niteliğini etkilediği ve çeşitli psikopatolojiler ile yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. İlişki merkezli ve partner odaklı obsesyon ile kompulsiyonlar alanyazına son yıllarda kazandırılmış kavramlardır ve önemli obsesif kompulsif belirtiler içerikleri olarak ele alınmaktadır. Geçmiş çalışmalarda güvensiz bağlanma örüntüleri ile ilişki merkezli ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonlar bir arada ele alınsa da, alan yazında evlilik uyumunun bu ilişkideki aracı rolünü inceleyen bir çalışma henüz yer almamaktadır. Bu çalışmanın amacı, yetişkin bağlanma stilleri ile ilişki merkezli ve partner odaklı obsesif kompulsif arasında evlilik uyumunun aracı rolünü araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul’da yaşayan 22-70 yaş (Ort. = 40.75, SS = 10.57) arasında 380 evli bireyden (200 kadın, 180 erkek) oluşmaktadır. Çalışma kapsamında Sosyodemografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-2 (YİYE-2), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Romantik İlişki Obsesyon ve Kompulsiyonlar Ölçeği (RİOKÖ) ile Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği (PİOKBÖ) katılımcılara sunulmuştur. Bulgular, evlilik uyumunun kaygılı ve kaçınmacı bağlanma stili ile ilişki merkezli ve partner odaklı obsesif kompulsif belirti düzeyi arasında aracılık rolü olduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, ilişki merkezli ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtiler söz konusu olduğunda klinisyenlerin evlilik uyumuna ek olarak güvensiz bağlanma stillerine yönelik de müdahalelerde bulunmasının önemine işaret etmektedir.Yayın Bağlanma ve somatizasyon arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenlemenin rolü(Işık Üniversitesi, 2023-01-24) Barut, Aylin; Akyunus, Miray; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmada yetişkin bireylerin bağlanma stilleri ile somatizasyon belirtileri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Aynı zamanda katılımcıların bağlanma stilleri, somatizasyon belirtileri, uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerin sosyodemografik (cinsiyet, eğitim seviyesi, gelir düzeyi, medeni durum, yaşanılan yer ve çocuk sahibi olma durumu) değişkenlere göre farklılık gösterip gösterilmediği de incelenmiştir. Yöntem: Araştırmanın örneklemi 18-59 yaş aralığında değişen (M = 27.80, SS = 6.47) 366 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE – II), Belirti Tarama Testi (SCL-90-R) ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ile toplanmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda somatizasyon ile kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönde ilişki bulunurken, somatizasyon ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Ek olarak bağlanma stilleri, somatizasyon belirtileri, uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri bazı sosyodemografik (cinsiyet, eğitim seviyesi, gelir düzeyi, medeni durum, yaşanılan yer ve çocuk sahibi olma durumu) değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Ayrıca Process ile yapılan aracı etki analizi sonucunda kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma ile somatizasyon arasında uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık rolü olduğu tespit edilirken, kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma ile somatizasyon arasında uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık rolü olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda somatizasyon belirtileri, bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri incelenerek literatüre katkı sağladığı düşünülmektedir. Araştırma sonuçları ilgili literatür kapsamında tartışılmış ve değerlendirilmiştir.












