Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 4 / 4
  • Yayın
    Üç boyutlu biçimde uçma algısı
    (Işık Üniversitesi, 2013-01-28) Kasbaryan, Arşalos; Hızal, Meriç; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Uçma ve bu edimi gerçekleştiren kanatlar, çağlar boyu inanç dünyasında irdelenmiş ve soyutlamalar inceleme konusu olmuştur. Ayrıca uçma edimi, insan psikolojisi ve Leonardo'nun bu konudaki araştırmaları örneklenerek araştırılmış ve kanat sembolünün ikilemleri, sanatta biçim, algıalımlama sorunları açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak da, günümüz sanatında düşüncenin görselleşmesi yine kısa bir tarihsel geçiş ve örneklerle verilmek istenmiştir. Anahtar kelimeler; biçim, algı psikolojisi, uçma ve kanat sanatçıların özellikle ilgi duydukları bir tema olmuştur. Araştırmanın özünde kanat tematik olarak ele alınmış, etimolojik ve aerodinamik yönleri incelenmiştir. Konu, tarihsel bir geçiş yapılarak anlatılmaya çalışılmış, kanadın, inanç dünyasındaki yeri, paganizmde ve tek tanrılı dinlerdeki rolü, önemle vurgulanmıştır. Sanat alanında kanadın simgesel varlığının görselleştirilmesi incelenmiş ve bu alanda Çağdaş sanatta üç boyutlu yapıtlar üreten Brancusi ve uzun araştırmalara konu olan, kuş ve kanat soyutlamaları irdelenmiş, son olarak da günümüz sanatında düşüncenin görselleşmesi yine örneklerle anlatıma sunulmak istenmiştir.
  • Yayın
    İnsan ve makinede sanat içgüdüsü
    (Işık Üniversitesi, 2023-09-26) Yücel, Ece; Kara Sarıoğlu, Didem; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora Programı
    Yapay zeka alanındaki özellikle son on yıla ait atılımlar sayesinde makine zekası ve yetisi insan becerilerine ortak ve hatta rakip haline gelmiştir. Bir çok endüstriyel alanda otonom sistemler insan iş gücünün yerini almaya başlamıştır. Günlük hayatında neredeyse her alanına müdahil olan yapay zeka her geçen gün daha da insanileşmekte ve insanın ötesine geçme olasılığı bilim insanları ve disiplinin uzmanları tarafından dile getirilmektedir. Bu durumun bir sonucu olarak insanlar için makinelerin yerlerini alması ihtimali ciddi bir endişe haline gelmiştir. Makineler sadece insan iş gücüne ve emeğine talip olmanın dışında son dönemde artan bir ivmeyle de sanat dünyasında etkin ancak tartışmalı bir aktör konumuna oturmuştur. Böylece uzun süre makinenin müdahalesinden muaf görülen sanat da zanaatkar ve yaratıcı yapay sistemlerle karşı karşıya kalmıştır. Günümüzde makineler şiir, resim, heykel, müzik, senaryo yazarlığı alanlarında hatta küratörlükte başarılı bir varlık göstermekte üstüne iddialı söylemlerde bulunmaktadır. Güncel dönemde üretilen literatürleri ve tartışmaların içeriğini oluşturan yapay zekâ ve sanat üzerine belirtilen olumlu ya da olumsuz yorumları ve argümanları genel olarak incelediğimizde makinenin sanata müdahil oluşu ve sanat yapabilirliği sorgulanmaktadır. Oysa makinenin sanatla buluşması günümüze ait yeni bir oluşum değildir. Endüstri devrimi ile başlayan süreçte farklı sanat akımları ve sanatçılar tarafından gelişen teknoloji sanata dahil edilmiştir. Bu çalışmada makine zekasının sanat yapma imkanı tartışılırken bu sorunsalın yeni bir sorgulamaya evrilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Makine ve insan arasında evrimsel, zihinsel ve bedensel paralelliklere analojik bir yaklaşım geliştirilmiştir. Böylece metindeki yeni sual makinenin sanat üretme niyeti ve ihtiyacı dolayısıyla sanat güdüsü olup olmayacağı tartışması olarak yeniden betimlenecektir. Makinenin insana benzeme yahut insansılaşma sürecinde hümanistik psikolojinin pozitif bakış açısı baz alınarak yeni Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi modellemesi sunulacaktır.
  • Yayın
    Hegel'den Derrida'ya sanatın sonu olgusu
    (Işık Üniversitesi, 2015-05-15) Öztaş, Esen; Akdeniz, Halil; Şahiner, Rıfat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    İçinden geçtiğimiz dönem, bir "Sonlar Çağı" olarak nitelenirken, kimi yazar ve düşünürler bu "Son'un sonrasına dönük saptamaları ve önermeleriyle de gündeme geldiler. Bu çalışma, Sonlar Meselesinin temelindeki tarih anlayışının değişimini, Tarihin sonu nitelemesiyle Derrida'nın yeni tarih anlayışı üzerinden aktararak, günümüz düşünürlerine meseleyle ilgili yolu açan Hegel'in Mutlak Tini ve Nietzsche'nin Üst İnsanını dile getirerek başlıyor. Toplumsal alandaki tüm değişimi, Daniel Bell'in İdeolojilerin Sonu anlatımına ve Fukuyama'nın en ideal rejimine değinerek ve Slavoj Zizek'in evrenin sonunu sorgulayışını dile getirerek devam ediyor.
  • Yayın
    Alımlama estetiği açısından keşif, haz ve sağaltım ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2022-04-28) Başkaya, Banu; Önkal, Güncel; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    İnsanı ve dünyayı bir bütün olarak kabul eden sanata göre, sanatçı kendi kişiliği ve duygularında bu dünyaya sahip çıkarak eserlerinde onu yeniden şekillendirir ve yaratır. Sanat, sanatçının bilinçaltında yatan, açığa vuramadığı içsel tepkilerinin dışavurulması sonucunda, bu tepkilerin bir somut nesneye dönüşme halidir. Sanatçı, hayata dair meselelerini, maddeye aktararak eserleri üzerinden çözümler. Sanat bu ikili yapısıyla bir yandan maddeler dünyasına bağımlı görülürken diğer taraftan onu aşan ruhsal bir yolculuktur. Sıradan olanın, benlikle anlamlandırılması sonucunda ortaya çıkan sanatın, insanın içindeki duygu karmaşaları, iç çelişkileri ve dürtüleriyle, toplum arasında bağlantı kurma görevi vardır. Sanat eseri, sanatçının yaşam serüveninden yansımaları izleyicisine aktarmaktadır. İzleyici bu serüvenle karşılaştığında bir izlek ortaya çıkarır. Bu izleğin duygusu, onda hangi duygu durumu ile eşleşmişse o şekilde alımlama yapar. Son kertede o duyguyla alımladığı eser bir anlam kazanır ve sağaltım sağlanmış olur. Sanat eserleri estetik beğeninin ötesinde izleyicisi tarafından anlamlandırılıp çözümlendiğinde var olma sürecini yaşar. Her bir eser, estetik alımlamada yeniden inşa edilir. Bu çalışmada alımlama, sanatçı açısından ve eseri alımlayan açısından iki şekilde ele alınmıştır. Sanatçının bir eseri yaratma sürecindeki kendini keşfi ve yarattığı eser ile yaşadığı sağaltım, Antik Yunan’dan itibaren felsefenin, güzelin ne olduğu sorusuna aradığı yanıt üzerinden araştırılmıştır. Eseri alımlayanın eserle yaşadığı duygudaşlık ve eser üzerinden yaşadığı tedavi süreci de sağaltım kavramı ile açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, iyileştirici bir güç olarak sanatın incelendiği bu tezde sağaltım kavramından yola çıkarak “alımlama estetiği ile sağaltıma nasıl gidilir” sorusuna yanıt aranmıştır.