Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Yüksek kaygı ve depresyon düzeyinin evlilik yaşamı ile ilişkisinin değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Durmuşoğlu Irmak, Beyza; Yücel, Saime Vicdan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmada evli bireylerin evlilikleriyle depresyon ve kaygı düzeyleri arasında ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: 18 yaş ve üzeri en az 1 yıldır evli olan, İstanbul İli Kartal, Maltepe, Sarıyer ve Şişli İlçelerinde ikamet eden bireyler arasından amaçlı örnekleme tekniği ile seçilen 263 kişiye anket uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sürekli kaygı; saplantılı bağlanma, kayıtsız bağlanma ve korkulu bağlanma düzeyini artırırken; güvenli bağlanma düzeyini azaltmaktadır. Durumluk kaygı ise kayıtsız bağlanma ve korkulu bağlanma düzeyini artırmakta; güvenli bağlanma düzeyini azaltmaktadır. Depresyon; kayıtsız ve korkulu bağlanma düzeylerini artırırken, güvenli bağlanma düzeyini azaltmaktadır. Saplantılı bağlanma, evlilik süresi ve çocuk sayısına göre farklılaşmaktadır. Kayıtsız bağlanma; evlilik süresi, çocuk sayısı, eşin eğitim durumu ve aylık kazanca göre farklılaşmaktadır. Korkulu bağlanma; evlilik yaşı, aylık kazanç ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Güvenli bağlanma; evlilik yaşı, eşler arası yaş farkı, eş ile akrabalık durumu, çocuk sayısı, eğitim durumu ve eşin eğitim durumuna göre farklılaşmaktadır. Durumluk kaygı; evlilik süresi, evlilik yaşı, eşler arası yaş farkı, evlenme karar şekli, eş ile akrabalık durumu, çocuk sayısı, eğitim durumu, eşin eğitim durumu, aylık kazanç ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Sürekli kaygı; cinsiyet, yaş, eşler arası yaş farkı, çocuk sayısı, eşin eğitim durumu, aylık kazanç ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Depresyon; cinsiyet, evlilik yaşı, çocuk sayısı, eğitim durumu ve eşin eğitim durumuna göre farklılaşmaktadır. Sonuç: Kaygı ve depresyonun evlilik yaşantıları üzerinde olumsuz etkileri olduğu tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Cinsel yönelimin bağlanma stilleri, cinsel doyum ve psikopatoloji yönünden değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2017-01-17) Okci, Burak; Saatçioğlu, İbrahim Ömer; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Problemin Tanımı: Bu araştırmada, farklı cinsel yönelimden çiftlerin, cinsel doyumlarının, psikopatolojilerinin, bağlanma stillerinin, sosyodemografik özelliklerinin ilişkiye yönelik değişkenler ile birlikte değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmaya kartopu yöntemi ile toplamda 45 gönüllü çift (90 kişi) katılmıştır. Çalışma grubuna veri toplama sürecinde sırasıyla Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik Veri ve Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA), Yeni Cinsel Doyum Ölçeği Kısa Formu (YCDÖ-KF), Belirti Tarama Ölçeği (SCL-90-R) uygulanmıştır. Bulgular: Cinsel doyumun alt boyutlarından olan ilişki kalitesinin güvenli bağlanma stili ile homoseksüel kadın katılımcılar için istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki içerisinde olduğu (r = 0,276; p = 0,009), diğer bağlanma stilleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisinin olmadığı görülmektedir (p > 0,05). Psikolojik haz boyutunun saplantılı bağlanma stili ile negatif yönde ve anlamlı (r = -0,279; p = 0,008), toplam cinsel doyum puanının ise güvenli bağlanma stili ile istatistiksel pozitif yönde anlamlı olduğu (r = 0,262; p = 0,013) görülmektedir. Cinsel doyum düzeyinin tüm boyutları, psikopatoloji ile istatistiksel olarak negatif yönde anlamlıdır. Cinsel yönelim yönünden yapılan korelasyon analizi sonucunda ise öfke ile ilişki kalitesi ve somatizasyon ile partnerle uyum arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildir (p > 0,05), diğer tüm boyutların arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p < 0,05). Saplantılı ve kayıtsız bağlanma stilleri ağır basan kişilerde, psikopatoloji boyutları ile bu kişilik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler vardır (p < 0,05). Cinsel yönelim gruplarına göre kontrollü korelasyon analizi yapıldığında, psikotizm ile güvenli bağlanma stilinin de istatistiksel olarak anlamlı ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır (r = 0,222; p < 0,05). Homoseksüel kadın katılımcılarda cinsel doyum toplam puanı ile SCL boyutlarından paranoid düşünce dışındaki tüm boyutlar arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır (p < 0,05). Homoseksüel erkeklerde OKB boyutu ile cinsel doyum toplam puanı arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı (p < 0,01), diğer SCL boyutları arasındaki ilişkiler ise anlamlı değildir (p > 0,05). Heteroseksüellerde ise kişiler arası duyarlılık ile depresyon düzeyleri, cinsel doyum toplam puanı ile istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki içerisindedir (p < 0,05). Sonuç: Literatürde cinsel yönelim ile ilgili bulgular genel olarak heteroseksüel gruba yönelik olduğu için karşılaştırma bu yönde yapılabilmiş ve literatür ile uyumlu sonuç elde edilmiştir. Homoseksüel bireylerin yaşadıkları problemlerin tespiti kadar, sorunlarla başa çıkmaları, cinsel doyumları, psikopatolojileri ve bağlanma stilleri yönünden değerlendirilmesi önemlidir. Heteroseksüel olmayan kişilerin yaşadıkları problemlerin ortaya konulabilmesi ve problemlere dair çözümlerin geliştirilebilmesi önemlidir.