7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Dehb tanısı almış çocukların aile resmi çizimlerinin algılanan ebeveyn tutumları ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2017-08-07) Çakır, Büşra; Mazlum, Betül; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: DEHB çocukluk çağında en sık görülen nörogelişimsel bozukluklardan biridir ve sıklıkla öğrenme güçlüğü, gelişimsel dil patolojileri, içe atım ve dışa vurum sorunları başta gelmek üzere başka bozukluklarla birliktelik gösterir. DEHB’nin tedavisi sırasında bu komorbid durumların tanınması ve tedavisi de oldukça önemlidir. Bu çalışmada, DEHB tanısı alan çocukların aile resmi çizimleri ile çocukların algıladıkları ebeveyn tutumları ve anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma grubu 7-13 yaş arasında 36 çocuk ve annesinden oluşmuştur. Örneklemdeki tüm çocuklara Ana Baba Tutumları Envanteri, Kinetik Aile Çizim Testi ve Durumluk- Sürekli Kaygı Ölçeği uygulanmıştır. Anneler ise Conner’s DEHB Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği ve Sosyodemografik Veri Formu doldurmuştur. Bulgular: DEHB tanılı çocuklar ve kontrol grubu arasında ana baba tutumları bakımından anlamlı fark bulunmuştur. Araştırma grubunun sürekli kaygı düzeyleri kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek bulunurken, durumluk kaygı düzeyleri iki grup arasında farklı bulunmamıştır. Ayrıca DEHB tanısı alan çocukların aile resmi çizimlerinin bu çocuklarda sürekli kaygı düzeyini yordamada faydalı olabileceği görülmüştür. Sonuç: Sonuç olarak çocuk resimlerinin, DEHB tanılı çocukların değerlendirme sürecinde muayeneyi tamamlayıcı önemli bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.Yayın Travmatik yaşantıların obsesif kompulsif bozukluk ve dikkat eksikliği hiperaktive bozukluğu ile ilişkinde aracı ve düzenleyici değişkenlerin etkisinin incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2023-10-02) Uzunoğlu Azman, Gülgün; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora ProgramıTravmatik deneyimler insanların hayatlarında birçok olumsuzluklara neden olabilmekte ve etkisini farklı alanlarda, farklı belirtiler ile gösterebilmektedir. Bununla birlikte, Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi psikopatolojik belirtiler biyolojik kökenli olabildiği gibi, travmatik yaşantıların etkisiyle dışsallaştırma bozukluğu olarak da açığa çıkabilmekte ve travmatik deneyimler sonrası gözlenen belirtiler ile benzer özellikte olabilmektedir. Ayrıca, ergenlerin içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerinin de etkisi ile, bu psikopatolojik belirtiler gelişim dönemine has olarak değerlendirilerek, bireylere yanlış bir bakış açısı sunabilmektedir. Bu doğrultuda, araştırmanın amacı 12-18 yaş arası ergenlerin OKB ile DEHB belirtilerinin varlığında travma ile ilişki ruhsal, duygusal ve bilişsel bileşenlerin önemini ortaya koymak ve DEHB ve OKB ile travma ilişkisinde, travma sebepli koruyucu, biçimlendirici, aracı olan ve risk oluşturan etmenleri değerlendirebilmek olarak belirlenmiştir. 794 katılımcı ile yürütülen araştırmada, Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, DSM-5 Travma Sonrası Stres Belirtileri Şiddet Ölçeği Çocuk Formu, Obsesif Kompülsif Bozukluk Ölçeği Çocuk Formu, Turgay Yıkıcı Davranış Bozuklukları Belirti Tarama Ölçeği, Ergenler için Benlik Algısı Ölçeği, Çocuk ve Ergenler için Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği ve Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Birçok farklı analiz ile verilerin incelenmesi tamamlanmıştır. Araştırma bulgularına göre, travma ile OKB ve DEHB ilişkisinde benlik algısı, sosyal destek, bilişsel esneklik ve içsel işlevsel olmayan ile dışsal işlevsel olmayan duygu düzenlemenin aracı rolünün istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu; travmanın türünün, sayısının ve üzerinden geçen sürenin ise ayrı ayrı biçimlendirici rolünün istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur. Aracı ve biçimlendirici etkinin bir arada incelendiği araştırma modellerinin değerlendirmesinde ise sadece travmanın üzerinden geçen sürenin biçimlendirici değişken; benlik algısı, sosyal destek, bilişsel esneklik ve duygu düzenlemenin aracı değişken; travma belirti düzeyinin yordayıcı değişken ve DEHB belirti düzeyinin ise yordanan değişken olarak belirlendiği araştırma modelinin anlamlı bir etkileşim gösterdiği bulunmuştur. Araştırmanın katkısı, tüm bunlar ışığında, OKB’li ve DEHB’li ergenlerin tedavisinde travmatik yaşam olaylarının ve travma belirti düzeyinin başlı başına psikopatolojiler üzerinde belirleyici olabildiğinin ve bu ilişkilerde aracı ve biçimlendirici ruh sağlığı değişkenlerinin de göz önünde bulundurulması gerekmesinin öneminin anlaşılmasıdır.Yayın Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuk ve ergenlerde sosyal anksiyete ve aleksitimi(Işık Üniversitesi, 2018-06-04) Biçen, Gizem; Mazlum, Betül; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmada, DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) olan çocuk ve ergenlerin aleksitimi ve sosyal anksiyete düzeyleri bakımından sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması ve aleksitimi ile sosyal anksiyete arasında olası birilişkinin araştırılması planlanmıştır. Yöntem: Katılımcılar, İstanbul ili Acıbadem Hastanesi Altunizade Şubesi’ne başvuran 9-16 yaş arası çocuk ve ergenler ile ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 77 çocuk/ergen ve 77 ebeveyn katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Çocuklar için Aleksitimi Ölçeği, Çocuk ve Ergenlerde Davranım Bozuklukları için DSM- IV’e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği, Çocuklar için Sosyal Anksiyete Ölçeği –Yenilenmiş Biçim, Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları, Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli-Türkçe Uyarlaması, Yenilenmiş Conners Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği ve Yenilenmiş Conners Öğretmen Derecelendirme Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucuna göre DEHB tanısı olan çocuk ve ergenlerin aleksitimi ve sosyal anksiyete puanları kontrollerden anlamlı düzeyde daha yüksek çıkmıştır. Ek olarak, KOKGB (Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu) eş tanısına sahip olan DEHB tanılı hastalar, KOKGB eş tanısına sahip olmayan DEHB hastalarından anlamlı düzeyde daha yüksek aleksitimi puanları almıştır. Çocuklar için Aleksitimi Ölçeği alt boyutları olan ‘Duyguları Tanıma’, ‘Duyguları İfade Etme’ ve ‘Dışsal Yönelimli Düşünme’ puanları DEHB grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ayrıca DEHB grubu ve kontrol grubunun her ikisi kendi içinde analiz edildiğinde sosyal anksiyete ile aleksitimi arasında pozitif yönde korelasyon bulunmuştur. Sonuç: Sonuçlar DEHB olan çocuk ve ergenlerin duyguları tanımada ve ifade etmede zorlukları olduğunu ve sosyal anksiyete için yüksek risk altında olduğunu desteklemektedir. Ek olarak sosyal anksiyete ve aleksitimi arasında sadece DEHB’na spesifik olmayan bir ilişki bulunmuştur. Son olarak aleksitiminin, karşıt olma karşı gelme davranışı için bir risk faktörü olduğu öngörülebilir.Yayın Ergenlerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun açıklayıcı fenomenolojik analiz ile incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2022-06-16) Köroğlu, Arif Erdem; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıDikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gelişimsel olarak uygunsuz bir biçimde bozucu dikkatsizlik, motor hiperaktivite ve dürtüsellik ile ayırt edilen, çocuklukta başlayan ve genellikle yetişkinliğe kadar devam eden heterojen ve çok faktörlü nörogelişimsel bir bozukluktur. Son yıllarda yapılan çalışmalar incelendiğinde DEHB ile ilgili yürütülen araştırmaların genellikle nicel metodolojiyle kurgulanmış, kişilerin belirli bir olgudan nasıl etkilendiğiyle ilgilenen ve derleme araştırmalar olduğu görülmektedir. Bu durum DEHB tanılı bireylerin ilgili fenomeni nasıl açıkladıklarına ve neler deneyimlediklerine, bu yaşantıları nasıl tarif ettiklerine yönelik bilgi eksikliğine işaret etmektedir. Uluslararası literatürde benzer sayılabilecek nitelikte bir çalışma olsa da ülkemizde böyle bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmanın amacı ergenlerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun nasıl deneyimlendiğini, ergenlerin bu fenomenle ilgili yaşantılarının neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Araştırmaya 11-18 yaşlarında eş bir tanısı olmayan, DEHB tanısı almış 10 ergen katılmıştır. Katılımcılarla yarı yapılandırılmış mülakat formu aracılığıyla görüşülmüştür. Mülakatlar, görüşmelerin yürütüldüğü online platform üzerinden kayıt altına alınmış ve her bir katılımcıya ait ses kaydının yazı dökümü oluşturulmuştur. Yazı dökümlerinden elde edilen metinler Açıklayıcı Fenomenolojik Analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda akademik zorluk, tanıyı normalleştirme ve olumlama, arzu edilmeyen duygular ve davranışlarla yaşama ve olumsuz sosyal yaşantılar temaları bulgulanmıştır. Bulgular DEHB tanılı ergenlerin DEHB ile ilişkili deneyimlerinin ve DEHB tanısına yönelik açıklamalarının sadece bir nitelikte olmayıp karmaşıklaştığını hem olumlu hem olumsuz nitelikte olduğunu göstermektedir. Sonuçlar DEHB tanılı ergenlerle teması olan meslek profesyonellerinin ve ailelerin farkındalıklarının artırılması gerektiğini, tedavi sürecinde ergenlerin DEHB ile ilişkili olumsuz yaşantılarına yönelik müdahale programlarının oluşturulabileceğini ayrıca bu müdahale programlarına ek olarak deneyimlenen duruma özgü, bireylerin ihtiyaçlarına uygun biçimde güdüleyici müdahaleler düzenlenebileceğini ortaya koymaktadır.Yayın Increased cerebral blood flow in the right anterior cingulate cortex and fronto-orbital cortex during go/no-go task in children with ADHD(Taylor & Francis Ltd, 2021-04-01) Baytunca, Muharrem Burak; de Frederick, Blaise; Bolat, Gül Ünsel; Kardaş, Burcu; İnci İzmir, Sevim Berrin; İpçi, Melis; Calli, Cem; Özyurt, Onur; Öngür, Dost; Süren, Serkan; Ercan, Eyüp SabriObjective: Arterial spin labeling (ASL) is a relatively new imaging modality in the field of the cognitive neuroscience. In the present study, we aimed to compare the dynamic regional cerebral blood flow alterations of children with ADHD and healthy controls during a neurocognitive task by using event-related ASL scanning. Methods: The study comprised of 17 healthy controls and 20 children with ADHD. The study subjects were scanned on 3 Tesla MRI scanner to obtain ASL imaging data. Subjects performed go/no-go task during the ASL image acquisition. The image analyses were performed by FEAT (fMRI Expert Analysis Tool) Version 6. Results: The mean age was 10.88 +/- 1.45 and 11 +/- 1.91 for the control and ADHD group, respectively (p = .112). The go/no-go task was utilized during the ASL scanning. The right anterior cingulate cortex (BA32) extending into the frontopolar and orbitofrontal cortices (BA10 and 11) displayed greater activation in ADHD children relative to the control counterparts (p < .001). With a lenient significance threshold, greater activation was revealed in the right-sided frontoparietal regions during the go session, and in the left precuneus during the no-go session. Conclusion: These results indicate that children with ADHD needed to over-activate frontopolar cortex, anterior cingulate as well as the dorsal and ventral attention networks to compensate for the attention demanded in a given cognitive task.Yayın Interpretative phenomenological analysis of attention deficit hyperactivity disorder in adolescents(Lut TAMAM, 2023-12-29) Köroğlu, Arif Erdem; Aktan, Zekeriya DenizCurrent research on attention deficit hyperactivity disorder (ADHD) is generally based on quantitative methodology. This indicates a lack of information on how ADHD individuals explain this phenomenon, and what they experience. The aim of this research is to reveal how attention deficit hyperactivity disorder is experienced in adolescents and how adolescents explain this phenomenon. The participants in this study were ten adolescents aged 11-18 who were diagnosed with ADHD and did not have a comorbid diagnosis. Participants were interviewed through a semi-structured interview form. The interviews were conducted and recorded on an online platform, and a transcript of the voice recording of each participant was then created. The texts obtained from the transcripts were analyzed with an interpretative phenomenological analysis. As a result of the analysis, the following themes were found: Academic difficulty, normalizing and affirming the diagnosis, living with undesirable emotions and behaviors, and negative social experiences. The findings reveal that the ADHD-related experiences of adolescents and their explanations for the ADHD diagnosis are not of a single nature. Instead, they were also perceived in a positive light as well as negative. The results reveal that the awareness of professionals and families who have contact with ADHD-diagnosed adolescents should be raised, and interventional and motivational programs directed at ADHD treatment-related negative experiences of adolescents can be organized.Yayın Efficacy, all-cause discontinuation, and safety of serotonergic psychedelics and MDMA to treat mental disorders: a living systematic review with meta-analysis(Elsevier B.V., 2025-12) Højlund, Mikkel; Yılmaz Kafalı, Helin; Kırmızı, Begüm; Fusar-Poli, Paolo; Correll, Christoph U.; Cortese, Samuele; Sabé, Michel; Fiedorowicz, Jess; Saraf, Gayatri; Zein, Josephine; Berk, Michael; Husain, Muhammad I.; Rosenblat, Joshua D.; Rubaiyat, Ruby; Corace, Kim; Wong, Stanley; Hatcher, Simon; Kaluzienski, Mark; Yatham, Lakshmi N.; Cipriani, Andrea; Gosling, Corentin J.; Carhart-Harris, Robin; Tanuseputro, Peter; Myran, Daniel T.; Fabiano, Nicholas; Moher, David; Mayo, Leah M.; Nicholls, Stuart G.; White, Tracy; Prisco, Michele De; Radua, Joaquim; Vieta, Eduard; Ladha, Karim S.; Katz, Jay; Veroniki, Areti A.; Solmi, MarcoSerotonergic psychedelics and 3,4-methylendioxtmethamphetamine (MDMA) are promising treatments for mental disorders with a continuously evolving evidence base. We searched Pubmed/Scopus/clinical trial registries up to 08july2025 for double-blind randomized controlled trials (RCTs) testing MDMA or serotonergic psychedelics in patients with mental disorders. Primary outcomes were change in disease-specific symptoms and all-cause discontinuation. Standardized mean differences (SMD) and relative risk (RR) were estimated using random-effects meta-analysis. Risk of bias (RoB) was assessed with Cochrane’s RoB-tool version 2 and certainty of evidence with GRADE. The review is maintained as living systematic review ( https://ebipsyche-database.org/ ). We included 30 RCTs (1480 participants; female=45.8 %; with psychological support=83.3 %; high RoB=83.3 %). In post-traumatic stress disorder (PTSD), MDMA reduced PTSD symptoms compared to any control ( k = 11; SMD=-0.85 [-1.09; -0.60]; I2=0 %; GRADE=low). In major depressive disorder (MDD), psilocybin/ayahuasca/LSD reduced depressive symptoms ( k = 8; SMD=-0.62 [-0.97; -0.28]; I2=55 %; GRADE=very low). In anxiety disorders, both MDMA and serotonergic psychedelics reduced anxiety symptoms (SMDMDMA=-1.18 [-2.04; -0.32]; I2=0 %; k = 2; GRADE=low and SMDserotonergic=-0.88 [-1.70; -0.06]; I2=54 %; k = 5; GRADE=very low). In alcohol use disorder, neither psilocybin nor LSD reduced abstinence rates ( k = 6; RR=1.42 [0.89; 2.26]; I2=7 %; GRADE=very low). In attention-deficit hyperactivity disorder (ADHD), LSD did not reduce ADHD symptoms ( k = 1; SMD=0.22 [-0.32; 0.76]; GRADE=very low). Moderate certainty in evidence was only found for MDMA on PTSD symptoms when compared to placebo. MDMA/serotonergic psychedelics were not associated with higher risk of all-cause discontinuation (RRMDMA=0.74 [0.32; 1.72]; RRserotonergic=0.81 [0.56; 1.15]). Overall, MDMA/serotonergic psychedelics are promising for the treatment of PTSD, MDD, and anxiety disorders with moderate to large effect sizes. Pragmatic trials, long-term, head-to-head trials exploring the role of psychological support, aiming to identify predictors of response, and accounting for expectancy and functional unblinding are needed. Studies addressing these limitations will likely be required for regulatory approval of psychedelic drugs.












