3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın Sanatta kolektivite ve eylemselliğin estetiği(Işık Üniversitesi, 2015-12-23) Erel, Gökçe; Akdeniz, Halil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıBu çalışma sanatın kolektiviteyle ilişkisi bağlamında eylemsel pratiklerin estetik olduğu önermesini ileri sürmektedir. Bu çalışma, önermesini avangard olgusunun sanat-hayat ilişkisi bağlamından hareketle, sanatın bir deneyim yaratma aracı olarak siyasal olduğuna, eylemsel oluşun da siyasal vurgusu yanında kolektif bir deneyim yaratma yoluyla yeni hayat olanakları ortaya koymakla estetik olduğuna dayandırmaktadır. Çalışma özellikle 2000’li yıllarda sıklıkla görülmeye başlanan neoliberal politikalara karşı, kamusal alanı kullanma saikiyle düzenlenen sivil itaatsizlik eylemlerinin, estetik ile ilişkisini kuramsal bir temel üzerine yerleştirmeye odaklanmıştır. Çalışmanın çerçevesini Terry Eagleton, Jacques Ranciére, Gilles Deleuze, Felix Guattari gibi düşünürlerin kuramsal önerileri ve sensorium, rhizome, minörite-majorite ve çokluk gibi kavramları oluşturmaktadır.Yayın Rus avangard sanatının ortaya çıkışı ve sosyo-kültürel bağlamda evrimsel süreci(Işık Üniversitesi, 2022-04-28) Darende, Beyza; Koyunoğlu, Ö. Eren; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans ProgramıRus avangardının evrimsel süreci Rusya’da gerçekleşen kültürel ve siyasi değişimler çerçevesinde gelişmiştir. Rus sanatçılar kendi özgün kültürel değerleriyle, Batı Avrupa’dan gelen sanat hareketlerinin bir sentezini yapmaya çalışmışlardır. Ulusal kültürü yansıttıkları Neo-Primitivizm, Kübizm ve Fütürizm etkilerini yansıttıkları Kübo-Fütürizm, stil olarak Avrupa etkilerinden özgürleşip özgünleşmeye doğru gittikleri Rayonizm ve Süprematizm sanat hareketleri devrim öncesi Rus avangardını yönlendirmiştir. Rusya’yı Batı Avrupa’dan farklı yapan sosyal, felsefi ve kültürel altyapı, yeni bir kültür yaratma düşüncesi Rus avangard sanatına çeşitli şekillerde etki etmiştir. Devrim öncesi Fütürist sanatçılar kendilerinden önceki Sembolist sanatçıların yeni bir hayat yaratımı kavramını devam ettirmekle beraber, onların dilsel ve biçimsel kalıplarını yıkarak yeni olanı formüle etmek istemişlerdir. Yeni bir kültür yaratma düşüncesi sanat kavramını her açıdan şekillendirmiş olup, Rusya’daki avangard sanat hareketleri bazı farklılıklarla beraber aynı amacı paylaşmıştır. Rus avangard sanatçılar, sanata hayatı şekillendirecek bir araç olarak bakmışlardır. Devrim sonrası ise modernizm ve teknolojiyle değişen sanat malzemesi sanatçıları endüstriyel malzemelerle çalışmaya yöneltmiştir. Rusya’da gerçekleşen devrim siyasi ve kültürel yapıda dönüşüme yol açmış olup, bunun etkileri sanata da yansımıştır. Önceden sanatsal yaratım konusunda daha özgür hareket eden avangard sanatçılar artık üretime odaklı ve yararcı projeler üretmeye başlamışlardır. İşte bu noktada devrim öncesi ve sonrası arasındaki sanatsal farklılık, Rusya’nın geçirdiği dönüşüm, sanattaki radikal kırılma, siyasi ideolojinin sanatı ve sanatçıyı nasıl etkilediği ele alınmıştır.Yayın Avangard sanat akımları ve tasarım yaklaşımları bağlamında çağdaş ayakkabı tasarımı(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-05-20) Kastan, Cengiz; Günay, Ayşe; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Moda ve Tekstil Tasarımı Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Fashion and Textile DesignTez çalışmasının amacı; avangard sanat akımları ve tasarım yaklaşımlarının, çağımızda ayakkabı tasarımına etkilerinin incelenmesidir. 19. yüzyıldan itibaren sanat alanında etkin olan avangard kavramı; toplumsal yapının ilerisinde olmayı, öncülüğü, statükoya karşı bir duruşu temsil eden radikal bir paradigmadır. Moda ile sanatın yolları zaman zaman kesişerek sınırları belirsizleşmektedir. Başka bir deyişle; avangard sanatın yansımaları moda evreninde görülmektedir. Ayakkabı tasarımı ise; binlerce yıldır, kültür, moda, teknoloji, ekonomi evrenlerindeki gelişmeler sonucu bireysel ve toplumsal ihtiyaçlar, beklentiler doğrultusunda güncellenen ikonik ürünlerin tasarlandığı bir alandır. Çalışmada yorumlayıcı araştırma paradigması bağlamında epistemolojik bir çerçeve esas alınmıştır. Kuramsal ve pratik çalışmalara yazılı ve görsel literatür taraması ile ulaşılmıştır. Elde edilen veriler yorumlanarak amaç doğrultusunda bulgular ortaya konulmuştur. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada örneklerden yola çıkılarak genellemeler yapılmıştır; tüme varım yaklaşımı benimsenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda; Peter Bürger’in avangard kavramı bir döneme tutsak etme yaklaşımına karşı Renato Poggioli ve Hal Foster’in perspektifleri doğrultusunda; kavram, bir sıfat olarak ele alınarak zamandan bağımsız, sanat ve tasarım çalışmalarını yönlendiren temel bir paradigma olarak kabullenilmektedir. 18. yüzyılın ortalarından itibaren yaşanan toplumsal, bilimsel, teknolojik ve ekonomik gelişmelerin tetiklediği birçok öncü sanat ve tasarım pratikleri ortaya çıkmıştır. Çalışmada bu geniş yelpazedeki avangard sanat ve tasarım yaklaşımlarından daraltılmış örnekleme yöntemi ile seçilenler incelenerek giysi ve ayakkabı modasına yansımaları araştırılmıştır. İncelemeler sonucunda; sanat ve moda tasarımı alanındaki gelişmeler, konumuz bağlamında avangard paradigmanın ayakkabı dahil giysi modasını doğrudan etkilediği açıkça görülmektedir. 21. yüzyılda aksesuarın isteğe bağlı kullanılma niteliği farkına varılarak; ayakkabının aksesuar değil giyim- kuşamın olmazsa olmaz parçalarından birisi olduğu anlaşılmıştır. Bu perspektiften konuyu ele alan moda tasarımcıları giysiler ile aynı bağlamda; form, desen, doku, renkte ayakkabılar tasarlamaktadırlar. Çalışmada yaşadığımız çağda, Avangard ve yeni ayakkabı paradigmasını yansıtan örnekler; Fütürizm, Sürrealizm, Giyilebilir Sanat, Dekonstrüktivizm, Kinetik Moda ve Biyomorfik Moda çıkışlı ayakkabı tasarımlarından seçkiler bağlamında ele alınmıştır: Fütürizm çıkışlı 3D yazıcı teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen ayakkabı tasarımlarında, çoğunlukla ayak formundan oldukça farklı formda ayakkabılar, iç ve dış form olmak üzere iki ana bölüm bağlamında; konvansiyonel olmayan malzeme (plastik türevleri) ve teknoloji ile üretilmektedir. Bu sanat akımı bağlamında tasarlanan diğer ayakkabılarda elektrik ve kinetik enerjinin kullanılması ile pratiğe aktarılan teknolojik uygulamalar görülmektedir. Sürrealist ayakkabı tasarımları ise özgün malzemeler ile özgün taban formları, boş- dolu, denge gibi estetik değerlere göndermeler, dengede kalma ve yürüme konusunda sınırları zorlayan formlar, ilgisiz başka imlerin ayakkabı ile bütünleştirilme uygulamaları, bilinçaltının form ve malzeme bağlamında ayakkabı tasarımına uyarlamaları dikkat çekmektedir. Sürrealizmin ayakkabı tasarımına yansımasında; tasarımcının kullanıcıyı yaşam sorunsalını duyumsaması amacıyla fiziksel olarak zorlaması ayrıca özel bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Giyilebilir Sanat bağlamındaki tasarımların, konvansiyonel ve özgün malzemelerin kombinlenerek kullanılması, etnik çizgiler ile modern perspektifin harmanlanması yoluyla oluşturulmaları, üretimlerinde zanaatkarlık becerilerinin ön plana taşınması temel özelliklerini oluşturmaktadır. Diğer yandan tasarımın tek bir görünümü yerine bir hikayeyi anlatan ardışık görünümler oluşturma çabaları da oldukça öncü bir yaklaşımın ayak izlerini yansıtmaktadır. Dekonstrüktivist paradigmanın uygulandığı ayakkabı tasarımı form, malzeme ve üretim yöntemindeki ilkler ile öne çıkmaktadır. Kinetik Sanat’ tan etkilenen ayakkabı tasarımlarında, taban ve aksesuarlardaki özgün yaklaşımlar ile 3D gibi inovatif üretim teknikleri belirleyici özelliklerdir. Biyomorfik yaklaşımın ayakkabı tasarımına yansımaları; iç ve dış form uygulaması, dünya ve hayal edilen dünya dışı yaratıkların formlarından esinlenme ile insanlığın gelecekteki evrim basamaklarının yansımaları izlenmektedir. İncelenen tasarımcıların/ sanatçıların tasarım ve/ veya sanat eğitimi almış olmaları ve çağdaş ayakkabı yaklaşımı; sanat ile ortak alanlar oluşturan modanın, eğitim evrenine ayakkabı tasarımının eklemleneceğini işaret etmektedir. Diğer yandan başarılı tasarımcıların ve tasarım markalarının ülke ekonomisine olumlu katkı sağladığı bilinmektedir. Çalışmanın son bölümünde bu konulardaki öneriler yer almaktadır.












