Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 4 / 4
  • Yayın
    Sosyal medya kullanımının mekân tasarımına etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-16) Yalgın, Beste; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Tüketim kültürünün temelini oluşturan kavramlardan biri iletişimdir. Bireylerin özgürce iletişime geçebildiği sosyal medya uygulamalarının gelişimiyle birlikte, mekân tasarım algısında psikolojik, fizyolojik, ekonomik ve sosyal-kültürel değişiklikler gözlemlenmiştir. Uygulamalarda yer bulmuş popüler mekânları ziyaret etme isteği duyan bireyler, paylaşılan görsellerin ve yorumların etkisinde kalmaya başlamıştır. Algıyı yönlendiren ziyaretçi değerlendirmeleri, mekân tasarımında dönüşümlere sebep olmuştur. Böylelikle, gösteri toplumu için yaşayan bireylerin sosyal medya uygulamalarında içerik üretebilmesine elverişli olan mekân atmosferleri yaratılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda araştırmada; sosyal medya uygulamalarının bireyler üzerindeki yönlendirici etkisi belirlenerek, mekân tasarımına olan yansımalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama yönteminde ise, anket tekniği uygulanmıştır. Katılımcıların mekân tasarımı bağlamında değerlendirmeleri toplanarak, istatistiksel analiz teknikleriyle yorumlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları, basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Örneklem grubunu; sosyal medya kullanıcısı olan 279’u kadın, 179’u ise erkek olmak üzere toplam 458 birey oluşturmuştur. Sonuç olarak sosyal medya uygulamalarının mekân tasarımı üzerindeki rolü, yeme–içme, turizm, mağaza mekânları kapsamında incelenmiş ve mevcut etkinin var olduğu saptanmıştır.
  • Yayın
    SHMYO Öğrencilerinin dijital teknoloji ile ilişkileri ve bağımlılık durumları
    (Bitlis Eren Üniversitesi, 2022-12-31) İncedere, Levent; Tunç, Sezen
    Çalışmada, meslek yüksekokulu öğrencilerinin dijital teknoloji kullanımı ve dijital teknolojiye yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Ocak 2022-Nisan 2022 arasında bir vakıf üniversitesine bağlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören 405 öğrenci ile yapılmıştır. Veriler, Dijital Teknoloji Kullanımı ve Davranışı ile ilgili anket soruları ile toplanmıştır. Verilerin analizi ve tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis testi ile yapılmıştır. Katılımcıların %63,7’sinin kadın, %76,3’ünün 18-22 yaş aralığında, %60,7’sinin birinci sınıf öğrencileri olduğu, %46,2’sinin günde 4-6 saat arası internette zaman geçirdiği ve %25,4’ünün anadolu lisesi mezunu olduğu tespit edilmiştir. Anketin alt bölümlerine ait puan ortalamaları, yetkinlik (3,76±,607), sosyal ağlar (3,62±,820), derste teknoloji kullanımı (3,70±,867), teknolojiye yönelik ilgi (3,94±,673), olumsuz yönler (4,06±,673), eğlence amaçlı kullanım (2,84±,932), yoksunluk (2,69±,903) olarak tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş ve interneti kullanma süreleri ile alt bölümlerin ortalaması arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<005). Erkeklerin kadınlara göre internette daha fazla zaman geçirdikleri ve internette geçirdikleri zamanın artması ile doğru orantılı olarak yoksunluk hissettikleri saptanmıştır. Geleceğin sağlık profesyonelleri olacak olan sağlık teknikerlerinin yetiştirildiği sağlık hizmetleri meslek yüksekokullarında, dijital teknolojinin öğrencilerin hem kişisel hayatlarında hem de mesleki açıdan kullanılmasına ilişkin konulara derslerde daha fazla yer verilmesi ve özellikle sosyal medya ve dijital teknoloji bağımlılığı ile ilgili farkındalık yaratacak sosyal etkinliklerin düzenlenmesi önerilmektedir.
  • Yayın
    Psikopatolojinin, kumar oynama davranışı ve alkol-madde kötüye kullanımı ile ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2017-01-06) Coşkun, İlkem; Vicdan Yücel, Saime; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Problemin tanımı: Bu araştırmanın amacı kişilerin psikopatolojilerinin kumar oynama davranışı, alkol ve madde kötüye kullanımı arasındaki ilişkiyi incelemekti. Araştırmanın hipotezi psikopatolojik bulgular görülen bireylerde kumar oynama davranışı ve alkol ve madde kötüye kullanımı arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu yönündeydi. Yöntem: Araştırmaya internet üzerinden online olarak (n=189; 140 kadın, 49 erkek) ve elden (n=158; 97 kadın, 61 erkek) dağıtılarak okullarda, iş yerlerinde ve sosyal ortamlarda gönüllü olarak katılmak isteyen katılımcılar dahil edilmiştir. Toplamda 347 kişinin gönüllü katıldığı araştırmada katılımcılara onam formu ve demografik bilgi formu dışında SA-45 Semptom Değerlendirme Ölçeği, South Oaks Kumar Tarama Testi (SOKTT), Alkol Kullanım Bozukluklarını Saptama Ölçeği (AUDIT) ve Madde Kullanım Bozukluğu Tanıma Testi (DUDIT) verilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen veriler üzerinde yapılan korelasyon analizleri sonucunda psikopatolojik bulgular ile kumar oynama davranışı ve alkol ve madde kötüye kullanımı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmada test edilen hipotez desteklenmiştir. Özellikle anksiyete, depresyon, düşmanlık, kişilerarası ilişkilerde duyarlılık, somatizasyon belirtileri ile belirtilerin genel özelliklerine ilişkin veriler (pozitif semptom toplamı ve global şiddet indeksi) kumar oynama ve alkol ve madde kötüye kullanımı ile ilişkili bulunmuştur. Paranoid düşünme, fobik anksiyete ve psikotizm gibi belirtilerin ilişkili bulundukları değişkenler farklılık göstermiştir. Regresyon analizleri sonucunda düşmanca tavırlar, somatizasyon, anksiyete ve psikotizmin kumar oynama davranışını; düşmanlık semptomlarının alkol kötüye kullanımını ve düşmanca, depresyon ve paranoid düşünmenin madde kötüye kullanımını yordadığı bilgisine ulaşılmıştır. Sonuç: Araştırmanın sonucunda elde edilen bulguların ışığında, yukarıda değinilen psikopatolojik bulgulara sahip bireylerin ileride kumar oynama davranışı, alkol ve madde kötüye kullanımı gibi davranışlarda bulunabilecekleri öngörülebilir.
  • Yayın
    Sosyal ağların sorunlu kullanımı: nicel ve nitel inceleme
    (Işık Üniversitesi, 2021-08-24) Ordu, Fatih; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı
    Sosyal ağların işlevsel olmayan kullanımının bilişsel, duygusal ve sosyal düzeyde birtakım sınırlılıklarla ilişkili olabileceği ifade edilmiştir. Davranışsal bağımlılıklarla ilişkili I-PACE modeline göre yüksek düzeyde dürtüsellik, anksiyete, depresyon ve aşerme yaşayanlarda sosyal ağların sorunlu kullanımının gelişme olasılığı bulunduğu bildirilmiştir. Araştırmanın amacı sosyal ağların sorunlu kullanımıyla depresyon, anksiyete, dürtüsellik, yaşantısal kaçınma ve aşerme arasındaki ilişki örüntüsünün incelenmesidir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. On sekiz ve kırk beş yaş aralığında bin yüz kırk katılımcı araştırma grubunda yer almıştır. Depresyon, anksiyete ve dürtüsellik ile sosyal ağların sorunlu kullanımı arasındaki ilişkide aşermenin aracı rolü; yaşantısal kaçınmanın düzenleyici rolü incelenmiştir. Çalışmanın sonuçları göstermiştir ki (1) anksiyete ve motor dürtüsellik ile sosyal ağların sorunlu kullanımı ilişkisinde aşermenin aracı rolü bulunurken; depresyon, plan yapmama ve dikkatle ilişkili dürtüsellik ile sosyal ağların sorunlu kullanımı ilişkisinde aşermenin aracı rolü gözlenmemiştir. (2) Depresyon ile sosyal ağların sorunlu kullanımı ilişkisinde yaşantısal kaçınmanın düzenleyici rolü gözlenirken; anksiyete, plan yapmama, motor dürtüsellik ve dikkatle ilişkili dürtüsellik ile sosyal ağların sorunlu kullanımı arasındaki ilişkide yaşantısal kaçınmanın düzenleyici rolü bulunamamıştır. (3) Nitel yöntem sonuçlarında sosyal ağları sorunlu düzeyde kullananların sosyal ağlarla ilişkili zihinsel uğraş, duygudurum değişikliği, tolerans, yoksunluk, çatışma, başarısız bırakma girişimi ve sosyal ağlara yönelik aşerme yaşadıkları değerlendirilmiştir. Ayrıca gelişmeleri/fırsatları kaçırma korkusu, ketleme kontrol güçlüğü, ipucu reaktivitesi, yadsıma/inkâr, dikkat dağıtma/bastırma, duygudurum düzenleyememe, olumsuz duygulanım, davranışsal kaçınma ve bağımlılık süreçlerinin yaşanıldığı sonucuna varılmıştır. Sosyal ağların sorunlu kullanımının psikososyal incelenmesi ve tedavisinde depresyon, anksiyete, motor dürtüsellik, yaşantısal kaçınma; sosyal ağlarla ilişkili zihinsel uğraş, duygudurum değişikliği, tolerans, yoksunluk, çatışma, başarısız bırakma girişimleri ve sosyal ağlara yönelik aşerme süreçlerinin değerlendirilmesi önerilmiştir.