Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Yayın
    İlk ergenlik döneminde benlik saygısının, evlilik çatışması, akran ilişkileri ve ebeveyn tutumu ile olan ilişkisinde, duygusal güvenliğin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Olcay Atıcı, Sedef; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmada, ilk ergenlik dönemindeki çocukların, ebeveyn tutumları, çocukların evlilik çatışması algısı ve akran ilişkilerinin duygusal güvenlik seviyeleri aracılığı ile benlik saygılarına yordayıcı etkileri incelenmiştir. Yöntem: Araştırma, İstanbul ve Balıkesir illerinde ortaokul seviyesinde eğitim gören, 10-13 yaşları arasında 390 öğrenci(202 kadın, 188 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara; Sosyo-Demografik Bilgi ve Veri Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Duygusal Güvenlik Ölçeği, Çocukların Evlilik Çatışmasını Algılaması Ölçeği, Anne-Baba Tutum Ölçeği ve Akran İlişkileri Ölçeği verilmiştir. MEB tarafından gerekli izinler alınarak belirlenmiş okullarda, ebeveynleri tarafından araştırmaya katılmasına onay verilen çocuklara, ders saatleri içerisinde anket formları dağıtılarak uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda sosyo-demografik değişkenlerin değerlendirilmesi için betimleyici analizler, sosyo-demografik değişkenlerin çocukların duygusal güvenlikleri üzerindeki etkilerini incelemek için t-testi ve ANOVA analizleri, hipotezleri test etmek için ise korelasyon ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda, öncelikli olarak çocukların duygusal güvensizlik seviyeleri üzerinde, cinsiyet, yaşadıkları şehir, tehdit ve kendini suçlama açısından anlamlı farklar bulunmuştur. Evlilik çatışması alt ölçeklerinden tehdit ve kendini suçlama değişkenleri ile ergenlerin duygusal güvensizlik seviyeleri arasında pozitif yönde ilişki vardır. Ergenlerin cinsiyeti (erkek) ve yaşadıkları şehir(Balıkesir), duygusal güvensizlikleri ile negatif yönde ilişkilidir. Bununla birlikte ergenlerin duygusal güvensizliğinin, tehdit ile benlik saygısı arasındaki ilişkide tam aracılık, kendini suçlama ile benlik saygısı arasında ise kısmi aracılık rolü olduğu bulunmuştur. Bu çalışmanın sonuçları, özellikle evlilik çatışması algılarının ilk ergenlik dönemindeki çocuklarda, hem duygusal güvensizlik seviyelerinin belirlenmesinde hem de benlik saygıları gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir. Sonuç: Ergenlik döneminin benlik saygısı gelişimi açısından önemi bilinmektedir. Bu dönemde duygusal olarak güvenli bireylerin, benlik saygısının da yüksek olduğu saptanmıştır. Bulgularımızın, duygusal güvenlik, duygusal güvenliği etkileyen faktörler ve benlik saygısı açısından literatüre katkısı olacaktır.
  • Yayın
    Ebeveyn mükemmeliyetçiliğinin çocuktaki kaygı düzeyine etkisi: çocuktaki mantık dışı inançların aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2020-06-17) Şahingiray, Elif; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışmanın amacı; ebeveynlerin mükemmeliyetçilik düzeyi, çocuktaki kaygı ve mantık dışı inanç düzeyi değişkenleri arasındaki olası ilişkilere odaklanarak ebeveynlerin mükemmeliyetçilik düzeyi ve çocukların kaygı düzeyi arasındaki ilişkide çocuklardaki mantık dışı inanç düzeyinin aracı rolünü incelemektir. Çalışmanın örneklemini Balıkesir ve İstanbul’da yaşayan 10-13 yaş arasında bulunan 5., 6., 7., 8. sınıf öğrencileri ile bu öğrencilerin anne ve babaları oluşturmaktadır. Çocukların kaygı ve mantık dışı inanç düzeylerini belirlemek amacıyla sırasıyla Çocuklar İçin Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (ÇDSKE) ve Ergenler İçin Mantık Dışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ); ebeveynlerin mükemmeliyetçilik düzeylerini ölçmek için ise Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ) kullanılmıştır. Ayrıca sosyodemografik özelliklerin değerlendirilebilmesi için Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu doğrultuda temel hipotezlerin test edilmesi amacıyla yapılan doğrusal hiyerarşik regresyon analizlerinden edilen bulgulara göre annelerin başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik düzeyinin, çocukların durumluk-sürekli kaygı ve mantık dışı inanç düzeyi üzerinde; çocukların mantık dışı inanç düzeyinin çocukların kaygı düzeyi üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu (p<.05) görülmüştür. Annelerin başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik düzeyinin çocuğun durumluksürekli kaygı düzeyi üzerindeki etkisinde çocukların mantık dışı inanç düzeyinin anlamlı bir aracı etkiye sahip olduğu görülmektedir.
  • Yayın
    Çocukluk çağı travmalarının somatizasyon ile ilişkisinde aleksitiminin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Baylan, Nesibe; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırma çocukluk çağı travmalarının somatizasyon ile ilişkisinde aleksitiminin aracı rolünün olup olmadığını incelemek için gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırmaya İstanbul ve Bursa illerinde yaşayan 20-49 yaş grubundaki 361 birey katılmıştır. Araştırmada katılımcıların sosyodemografik bilgilerine ulaşmak için “Kişisel Bilgi Formu’’, çocukluk dönemindeki travmatik yaşantıları ölçmek için “Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ)’’, aleksitimiyi ölçmek için “Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20)’’, somatik belirti düzeylerini ölçmek için “Belirti Tarama Ölçeği (SCL-90-R)’’ uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS programı ile analiz edilmiş ve veriler bağımsız t-test, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve mediatör analizleriyle elde edilmiştir. Bulgular: Çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur. Aynı şekilde çocukluk çağı travmaları ile aleksitimi arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Somatizasyon ile aleksitimi arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide aleksitiminin kısmi aracılık rolü olduğu saptanmış ve hipotezimiz desteklenmiştir. Çocukluk çağı travmaları ile sosyodemografik değişkenler arasındaki ilişkiye bakıldığında; katılımcıların gelir seviyesinin, anne/baba evlilik durumunun ve babanın eğitim durumunun çocukluk çağı travmaları ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Anne babası boşanmış veya ayrı olanlarda, düşük gelir seviyesine sahip olanlarda ayrıca babasının eğitim seviyesi düşük olan katılımcılarda çocukluk çağı travma düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Buna karşılık cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, anne/baba kaybı, annenin eğitim durumu, çocuklukta büyünülen yer ve yetişkinlik yaşamının büyük çoğunluğunun geçtiği yer ile çocukluk çağı travmaları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı saptanmıştır. Somatizasyon ile sosyodemografik değişkenlere bakıldığında ise somatizasyon ile cinsiyet ve babanın eğitim seviyesi arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Kadınların ve babasının eğitim seviyesi düşük olan katılımcıların diğerlerine göre somatizasyon değerlerinin daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bakılmış olan diğer sosyodemografik değişkenler ile somatizasyon arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. Aleksitimi ile sosyodemografik değişkenlere bakıldığında aleksitiminin sadece yaş ile anlamlı bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Artan yaş ile birlikte aleksitimi seviyesinin düşüş gösterdiği görülmüştür. Sonuç: Çocukluk çağı travmaları arttıkça somatizasyon düzeyinin arttığı görülmüştür. Aynı zamanda çocukluk çağı travmaları arttıkça aleksitimi düzeyleri de artmaktadır. Özetle, çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide aleksitiminin kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir.
  • Yayın
    Annelerin Covid-19 korkusunun okul öncesi çocuklarda kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve kaygı davranışları üzerindeki etkisinde annenin ebeveynlik tutumunun aracı etkisinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-16) Şişman, Hilal; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırma, annelerin Covid-19 korkusu ile okul öncesi çocukların kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide annelerin ebeveynlik tutumlarının aracı etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Bununla birlikte, ana değişkenlerin sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma örneklemi özel ve devlet anaokuluna giden 140 okul öncesi çocuk sahibi ve Covid-19 geçirmemiş anneden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Covid-19 Korkusu Ölçeği, Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu aracılığıyla uygun örneklem yöntemi ile çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre otoriter ebeveynlik tutumunun ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği bulunmuştur. Diğer yandan, sosyodemografik veriler ile yapılan analizler sonucunda ise Covid-19 korkusunun Covid-19 aşısı olma durumu, annelerin otoriter ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin izin verici ebeveynlik tutumunun babanın öğretim düzeyi, annenin aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin çalışma zamanı ve şekline göre, çocukların sosyal yetkinlik becerilerinin ise sosyoekonomik düzey değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumlarının tam aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Bulgular doğrultusunda, araştırma annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ilişkisinin annelerin otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Pandemi sürecinde ebeveynlik tutumlarının aracı etkisine yönelik yapılan araştırmaların kısıtlılığı göz önüne alındığında bu araştırma literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca, bu anlamda elde edilen bulgular, ebeveynlik tutumlarının önemini ortaya koyacak ve pandemi sürecinde çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ile ilişkili tedavi planlarına katkı sağlayacaktır.
  • Yayın
    İlköğretim 3,4 ve 5. sınıf öğrencilerinde akran zorbalığı ve sosyal beceri arasındaki ilişkiyi etkileyen ve bu ilişkiye eşlik eden faktörler ile birlikte incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-21) Kurt, Zeynep; Karaman, Mehmet Gökşin; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmada, akran zorbalığı ve sosyal beceri arasında olası anlamlı bir ilişkinin araştırılması planlanmıştır. Yöntem:Katılımcılar, İstanbul’da Anadolu yakasında bulunan özel okulda okuyan, normal gelişim gösteren, 2018-2019 dönemi içinde ilköğretim 3., 4. ve 5. sınıfta okuyan toplam 164 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 17 sınıftan 164 öğrenci ve onların ebeveynleri, 17 sınıf öğretmeni ve 8 rehberlik öğretmeni katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik/Kişisel Bilgi Formu, Olweus Öğrenciler İçin Akran Zorbalığı Ölçeği ve Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular:Araştırma sonucuna göre, zorbalık davranışı ile sosyal beceriler arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerin sosyal becerileri puanlarının anlamlı olarak daha düşük olduğu bulunmuştur. Akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerin ilişki başlatma ve sürdürme, saldırgan davranışlar ve dürtülerle başa çıkma, plan yapma ve sosyal becerilerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Sonuçlar,sosyal beceri problemleri ve akran zorbalığına maruz kalmanın ilişki içerisinde olduğunu desteklemektedir. Bu bulgular ilgili literatür gözönüne alarak tartışılmış ve gelecek araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik öneriler sunulmuştur.
  • Yayın
    4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stillerinin ve duygu düzenleme becerilerini incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2019-01-10) Tulpar, Leyla Burçe; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın temel amacı, 4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stilleri ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın çalışma grubunu, 4-6 yaş aralığındaki çocuklardan okul öncesine devam edenler oluşturmaktadır. İstanbul’da bulunan özel ve devlet okullarından 60 okul öncesi çağındaki çocuk çalışmaya alınmıştır. Araştırmanın tüm verileri Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği ve Güvenli Yer Senaryoları Testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Güvenli Bağlanma Düzeyi ve Duygu Düzenleme Becerisi arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson analizi duygu düzenleme becerileri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi test etmek için bağımsız T testi ve diğer bağımsız değişkenlerin bağlanma stilleri sınıflamasına göre ilişkisini incelemek için ki kare analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma sonucuna göre Güvenli Bağlanma Düzeyi ile Duygu Düzenleme Becerisi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.01). Buna ek olarak güvenli ve güvensiz bağlanma sınıflamasında elde edilen bulgulara göre güvenli bağlanan çocukların (N=30), güvensiz bağlanan çocuklara (N=30) göre duygu düzenleme becerilerinin daha gelişmiş olduğu bulunmuştur (t (45.61) =6.33, p<.001). Yine güvenli bağlanan çocukların dikkat/dürtü kontrolü güvensiz bağlanan çocuklara göre daha yüksek bulunmuştur (t (58) =6.33, p<.001). Sonuç: Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, çocuk ile bakım veren arasındaki bağlanma stilinin, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerine önemli bir faktör olduğunu vurgulamaktadır.
  • Yayın
    Annelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve duygu sosyalleştirme stratejileri ile 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişki
    (Işık Üniversitesi, 2022-02-04) Gürses, Dilara; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın temel amacı, 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde annenin psikolojik dayanıklılığının ve duygu sosyalleştirme stratejilerinin yordayıcı etkisini incelemektir. Araştırma örneklemini 48-72 aylık çocuk sahibi anneler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda 659 katılımcının araştırma verileri analiz sürecine dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği ve Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği’dir. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki yordayıcı etkisi basit ve çoklu regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, annenin psikolojik dayanıklılığının (β=0,279; p<0.01) ve destekleyici duygu sosyalleştirme stratejilerinin (β=0,220; p<0.01) çocuktaki duygu düzenleme becerisini pozitif yönde; destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejilerinin ise çocuktaki duygu düzenleme becerisini negatif yönde (β=-0,260; p<0.01) anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Buna göre, annenin psikolojik dayanıklılık düzeyi ve çocuğun olumsuz duygularına karşı destekleyici tepkileri arttıkça çocuktaki duygu düzenleme becerisi artmakta; çocuğun olumsuz duyguları karşısında destekleyici olmayan tepkileri arttıkça çocuktaki duygu düzenleme becerisi azalmaktadır. Araştırma sonuçları ebeveynin çocuğun duygusal gelişimine etkisini ortaya koyan nitelikte olduğundan bulguların duygu düzenleme becerilerinin gelişimine dair hazırlanacak programlar ve klinik ortamda eşzamanlı olarak ebeveynler ile gerçekleştirilecek psikoeğitimler için katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Ebeveyn tutumlarının çocukların mizaç özellikleri ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki rolü
    (Işık Üniversitesi, 2018-06-04) Yaman, Betül; Yorbik, Özgür; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    AMAÇ: Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarında ebeveyn tutumları ile çocukların duygu düzenleme becerileri ve mizaç özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. YÖNTEM: Araştırmanın örneklemini T.C. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve resmi kreş ve anaokullarında eğitim gören 4 ve 5 ya?ındaki 102 (47 kız, 55 erkek) çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak ailenin demografik özellikleri hakkında bilgi almak için araştırmacı tarafından oluşturulan ''Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu'', ebeveyn tutumlarını ölçmek için ''Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ)'', çocukların mizaç özelliklerini ölçmek için ''Çocuklar için Kısa Mizaç Ölçeği (ÇKMÖ)'' ve çocukların duygu düzenleme becerilerini ölçmek için ''Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ)'' kullanılmıştır. Ebeveyn tutumlarının, çocukların mizaç özellikleri ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisini incelemek için basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. BULGULAR: Bu araştırmada demokratik ve otoriter ebeveyn tutumu ile ''değişkenlik/olumsuzluk'' altölçeği arasında pozitif korelasyon tespit edilmiştir (sırasıyla r2=.21, ?=.24, p<.05; r2=.21, ?=.41, p<.05). Demokratik ebeveyn tutumu ile ''duygu düzenleme'' altölçeği arasında pozitif korelasyon bulunmuştur (r2=.22, ?=.44, p<.05). Demokratik ebeveyn tutumunun, çocuklarda sıcakkanlılık mizaç özelliğinin anlamlı yordayıcısı olduğu bulunmuştur (r2=.11, ?=.28, p<.05). Değişkenler arasında anlamlı olduğu görülen başka bir ilişki bulunmamıştır . SONUÇ: Bu araştırma, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde, demokratik ebeveyn tutumunun olumlu, otoriter ebeveyn tutumunun ise olumsuz etkisinin olduğunu düşündürmektedir. Bu sonuç, çocuğun gelişim özelliklerine göre esnek tutumlar içinde olabilen, sınır koyma becerisini yeterli düzeyde tutabilen ebeveyn tutumlarının önemini göstermektedir.