7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Development of externalizing behaviors in the context of family and non-family relationships(Springer New York, 2016-02-04) Akçinar Yayla, Berna; Baydar, NazlıA longitudinal model was presented, that included reciprocal associations between physically harsh parenting by the mother, child externalizing problems, and support from the father, the extended family, and the neighbors. This transactional process was estimated for the years preceding school entry. The data were from a 4-years longitudinal and nationally representative study of 1009 children and their mothers in Turkey. The results indicated that concurrently, physically harsh parenting and child externalizing problems were strongly associated. Controlling for their within domain stability and cross-domain concurrent correlation, changes in harsh parenting and changes in child externalizing behaviors had significant reciprocal effects in early childhood, although these effects were small. These reciprocal effects were smaller for observer reported harsh parenting than maternal reports. There was a role of the mesosystem in this developmental process. Increases in the support from the father, and the extended family and the neighbors predicted declines in the child externalizing behaviors subsequently. Reciprocally, high child externalizing and maternal physically harsh parenting predicted subsequent declines in the support from these sources. These results were consistent with the hypotheses that negative mother–child relationships could spill over to the other relationships of the mothers, and that positive and supportive relationships of the mother could constitute positive role models for the child.Yayın Reciprocal relations between the trajectories of mothers’ harsh discipline, responsiveness and aggression in early childhood(Springer New York LLC, 2018-01-01) Akçinar Yayla, Berna; Baydar, NazlıTheoretical advances in the study of the development of aggressive behaviors indicate that parenting behaviors and child aggression mutually influence one another. This study contributes to the body of empirical research in this area by examining the development of child aggression, maternal responsiveness, and maternal harsh discipline, using 5-year longitudinal data from a nationally representative sample of Turkish children (n = 1009; 469 girls and 582 boys). Results indicated that: (i) maternal responsiveness and harsh discipline at age 3 were associated with the subsequent linear trajectory of aggression; (ii) reciprocally, aggressive behaviors at age 3 were associated with the subsequent linear trajectories of these two types of parenting behaviors; (iii) deviations from the linear trajectories of the child and mother behaviors tended to be short lived; and, (iv) the deviations of child behaviors from the linear trajectories were associated with the subsequent changes in mother behaviors after age 5. These findings are discussed in the cultural context of this study.Yayın Okul öncesi çocuklarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtilerinin, davranışsal, sosyal problemler, aile işlevselliği ve ebeveyn tutumları ile ilişkilerinin değerlendirilmesi(Işık Üniversitesi, 2017-01-05) Börekçi, Beril; Balkır Neftçi, Nazlı; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıProblemin tanımı: Bu araştırmanın amacı DEHB belirtileri gösteren 4-6 yaş aralığındaki çocukların sosyal, davranışsal problemlerini tespit etmek, aile işlevselliklerini ve ebeveynlerinin tutumlarını incelemektir. Yöntem: Katılımcılar, İstanbul Kadıköy ilçesinde yer alan 2016-2017 yılları arasında anaokullarına devam eden 4-6 yaş aralığındaki öğrencilerin ebeveynlerinden ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 92 ebeveyn ve 14 öğretmen katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik Form, DSM-V Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Formu, Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği, Aile Değerlendirme Ölçeği ve Ebeveyn Tutumları Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeğinin analizi sonucunda DEHB belirtileri gösteren çocukların sosyal problemler, kaygı, karşı gelme, duygusal değişkenlik, mükemmeliyetçilik ve psikosomatik belirtileri, DEHB belirtileri göstermeyen çocuklara oranla daha fazla yaşadıkları tespit edilmiştir. Aile Değerlendirme Ölçeği sonucunda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri gösteren çocukların ailelerinde iletişim, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel işlevler alanlarında sağlıksız işlevsellikleri olduğu görülmüştür. Ebeveyn tutumları açısından bakıldığında ise DEHB belirtileri gösteren çocukların ebeveynlerinin otoriter ve aşırı hoşgörülü tutumu daha fazla sergilediği görülmüştür. Sonuç: Araştırmanın alanyazınına katkısı DEHB olan çocukların ilkokulda yaşayabilecekleri problemlerin önlenmesi yada en aza indirilmesinin okul öncesi dönemde çocukların DEHB belirti düzeylerinin değerlendirilmesi ile sağlanabileceğinin önemini vurgulamaktır. Okul öncesi dönemde DEHB belirtileri gösteren çocukların davranışsal ve sosyal anlamda belirti göstermeyen çocuklardan farklılaşması ayrıca çocukların ebeveynlerinin tutumlarının farklı olması 4-6 yaş aralığında alınacak önemlemlerin önemini göstermektedir. Aile işlevselliği ve bahsedilen diğer alanlardaki problemlerin boyutları büyümeden önemlemler alınması çocuk için olumlu değişimler sağlayacaktır. Bu araştırma ile okul öncesi dönemin ileriki yaşların yordayıcısı olduğu görülmüştür.Yayın Çocukluk çağı amnezisi: Hatırlanan ilk çocukluk anısı yaşı ile ilişkili faktörler(İstanbul Üniversitesi, 2018) Yıldırım, Elif; Büyükişcan, Ezgi Soncu; Çolak, Merve; Akpınar, Sümeyye; Altan, BusenurÇocukluk amnezisi, gelişimin erken evrelerinde üretilen otobiyografik anıların yetişkinlik döneminde tam olarak hatırlanamaması olarak tanımlanan bir durumdur. Genel olarak hatırlanan ilk anıların ortalama 3- 4 yaşa ait olduğu kabul edilse de, ilk çocukluk anısının ait olduğu yaş tartışmalıdır. Bu çalışmada genç yetişkinlerde hatırlanan ilk çocukluk anısına ait yaşın belirlenmesi ve cinsiyet, anıya ilişkin faktörler, bağlanma stilleri ve çocukluk çağı travmatik olaylarının anı yaşı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 137 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcılardan hatırladıkları ilk anıyı yazmaları ve anının yaşı ile sıradanlık düzeyi, netliği, emosyonel yoğunluğu, bütünlüğü gibi anı özelliklerini değerlendiren anketi doldurmaları istenmiştir. Buna ek olarak katılımcıların erken travmatik deneyimleri ve bağlanma stilleri de değerlendirilmiştir. Katılımcıların hatırladıkları ilk çocukluk anısına ait yaşın 24 ve 95 ay arasında değiştiği ve ortalamanın 52.44 (SS = 16.77) ay olduğu bulunmuştur. Kadın katılımcılarda ilk anı yaşının erkek katılımcılara kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Cinsiyete ek olarak, çocukluk çağında yaşanan ebeveynler arasındaki ilişkiye dair travmatik olayların varlığı ilk anı yaşı ile ilişkili bir diğer faktör olarak ön plana çıkmıştır. Çocukluk çağı amnezisi otobiyografik belleğin ortaya çıkışının bir işareti olarak düşünülmektedir. Bulgular cinsiyet gibi bireysel özelliklere ek olarak erken çocukluk çağı deneyimlerinin çocukluk çağı amnezisi ile ilişkili olduğunu öne sürmektedir.Yayın Independent contributions of early positive parenting and mother-son coercion on emerging social development(Springer, 2018-06) Akçinar Yayla, Berna; Shaw, Daniel S.In the current study, we explored associations between parent-child coercion and positive parenting in the toddler period in relation to children's social-behavioral development during the school-age period. The data were drawn from the Pitt Mother & Child Project, a sample of 310 low-income, ethnically diverse boys. Drawing on tenets of both attachment and social learning theory, it was hypothesized that coercive mother-son interaction would lead to reductions in positive maternal parenting in the toddler period, and that both positive parenting and mother-son coercion in the toddler period would contribute to children's conduct problems at school entry and lower social skills and peer rejection in middle childhood. The results were largely confirmed, such that mother-son coercive interaction at 18 months was related to decreases in positive parenting at 24 months. Additionally, mother-son coercive interaction and positive parenting at 24 months were linked to child conduct problems at age 5, which in turn predicted child social skills and peer rejection during middle childhood. In addition to indirect effects through child conduct problems, mother-son coercion continued to be independently related to school-age peer rejection. The findings are discussed with respect to the importance of early coercive interactions in the growth of child social-behavioral development from early to middle childhood.Yayın Associations among adolescents' mindfulness, sympathy, cognitive empathy, and sibling relationships(Sage Publication, 2024-02) Barata, Özge; Acar, İbrahim Hakkı; Bostancı, SelenIn the current study, we examined the direct and indirect paths from mindfulness to adolescents’ sibling relationships through their cognitive empathy and sympathy. The sample consisted of 220 adolescents (50.9 % female) between age of 13 and 17 years (M = 15.86, SD = 0.91). Participants reported their mindfulness (acceptance and awareness), cognitive empathy and sympathy, and sibling relationships. The parallel mediation model revealed that mindful awareness and acceptance predicted kindness, involvement, and empathy within sibling relationships through sympathy. In addition, there was a significant indirect effect of mindful awareness to empathy in sibling relationships through cognitive empathy. Findings provided information regarding the importance of indirect contributions of mindfulness to sibling relationships through cognitive empathy and sympathy.Yayın Annelerin psikolojik dayanıklılığının ve duygu sosyalleştirme stratejilerinin çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki rolü(Galenos Publishing House, 2024-03) Gürses, Dilara; Aktan, Zekeriya Deniz; Ülkümen, İpekAmaç: Bu araştırma, 48-72 aylık çocuklara sahip annelerin psikolojik dayanıklılık puanları ile duygu sosyalleştirme stratejileri puanlarının, bazı sosyodemografik değişkenler kontrol edikten sonra çocuklarının duygu düzenleme becerileri üzerindeki yordayıcı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Kartopu ve kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan, 48-72 aylık çocuğu olan 659 anne ile yapılan araştırmada veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duygularıyla Başa Çıkma Ölçeği ve Erişkin Yılmazlık Ölçeği aracılığıyla gönüllülük esasına göre çevrimiçi olarak toplanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeline dayanan kesitsel bir çalışmadır. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, annelerin psikolojik dayanıklılık puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini pozitif yönde anlamlı düzeyde (?=0,279; p<0,01); annelerin destekleyici duygu sosyalleştirme stratejileri puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini pozitif yönde anlamlı düzeyde (?=0,220; p<0,01); annelerin destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejileri puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini negatif yönde anlamlı düzeyde (?=-0,260; p<0,01) yordamaktadır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarında ise çocuk cinsiyeti ve ailedeki çocuk sayısı sosyodemografik değişkenleri kontrol edildikten sonra, annenin psikolojik dayanıklılığı, destekleyici ve destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejileri puanlarının, duygu düzenleme puanlarının anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur (p<0,01). Sonuç: Bu bulgular annenin psikolojik dayanıklılığının ve annelerin kullandıkları duygu sosyalleştirme stratejilerinin çocuğun duygusal gelişimi üzerindeki önemini göstermektedir. Dolayısıyla çocukların duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik terapötik müdahale ve programlara annelerin de dahil edilmesinin terapi verimliliğini artırabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda araştırma bulgularının, ebeveynin psikolojik dayanıklılığı ve duygu sosyalleştirme stratejileri ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak literatüre ışık tutacağına inanılmaktadır.












