4 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Yayın Çocukluk çağı amnezisi: Hatırlanan ilk çocukluk anısı yaşı ile ilişkili faktörler(İstanbul Üniversitesi, 2018) Yıldırım, Elif; Büyükişcan, Ezgi Soncu; Çolak, Merve; Akpınar, Sümeyye; Altan, BusenurÇocukluk amnezisi, gelişimin erken evrelerinde üretilen otobiyografik anıların yetişkinlik döneminde tam olarak hatırlanamaması olarak tanımlanan bir durumdur. Genel olarak hatırlanan ilk anıların ortalama 3- 4 yaşa ait olduğu kabul edilse de, ilk çocukluk anısının ait olduğu yaş tartışmalıdır. Bu çalışmada genç yetişkinlerde hatırlanan ilk çocukluk anısına ait yaşın belirlenmesi ve cinsiyet, anıya ilişkin faktörler, bağlanma stilleri ve çocukluk çağı travmatik olaylarının anı yaşı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 137 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcılardan hatırladıkları ilk anıyı yazmaları ve anının yaşı ile sıradanlık düzeyi, netliği, emosyonel yoğunluğu, bütünlüğü gibi anı özelliklerini değerlendiren anketi doldurmaları istenmiştir. Buna ek olarak katılımcıların erken travmatik deneyimleri ve bağlanma stilleri de değerlendirilmiştir. Katılımcıların hatırladıkları ilk çocukluk anısına ait yaşın 24 ve 95 ay arasında değiştiği ve ortalamanın 52.44 (SS = 16.77) ay olduğu bulunmuştur. Kadın katılımcılarda ilk anı yaşının erkek katılımcılara kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Cinsiyete ek olarak, çocukluk çağında yaşanan ebeveynler arasındaki ilişkiye dair travmatik olayların varlığı ilk anı yaşı ile ilişkili bir diğer faktör olarak ön plana çıkmıştır. Çocukluk çağı amnezisi otobiyografik belleğin ortaya çıkışının bir işareti olarak düşünülmektedir. Bulgular cinsiyet gibi bireysel özelliklere ek olarak erken çocukluk çağı deneyimlerinin çocukluk çağı amnezisi ile ilişkili olduğunu öne sürmektedir.Yayın Increased cerebral blood flow in the right anterior cingulate cortex and fronto-orbital cortex during go/no-go task in children with ADHD(Taylor & Francis Ltd, 2021-04-01) Baytunca, Muharrem Burak; de Frederick, Blaise; Bolat, Gül Ünsel; Kardaş, Burcu; İnci İzmir, Sevim Berrin; İpçi, Melis; Calli, Cem; Özyurt, Onur; Öngür, Dost; Süren, Serkan; Ercan, Eyüp SabriObjective: Arterial spin labeling (ASL) is a relatively new imaging modality in the field of the cognitive neuroscience. In the present study, we aimed to compare the dynamic regional cerebral blood flow alterations of children with ADHD and healthy controls during a neurocognitive task by using event-related ASL scanning. Methods: The study comprised of 17 healthy controls and 20 children with ADHD. The study subjects were scanned on 3 Tesla MRI scanner to obtain ASL imaging data. Subjects performed go/no-go task during the ASL image acquisition. The image analyses were performed by FEAT (fMRI Expert Analysis Tool) Version 6. Results: The mean age was 10.88 +/- 1.45 and 11 +/- 1.91 for the control and ADHD group, respectively (p = .112). The go/no-go task was utilized during the ASL scanning. The right anterior cingulate cortex (BA32) extending into the frontopolar and orbitofrontal cortices (BA10 and 11) displayed greater activation in ADHD children relative to the control counterparts (p < .001). With a lenient significance threshold, greater activation was revealed in the right-sided frontoparietal regions during the go session, and in the left precuneus during the no-go session. Conclusion: These results indicate that children with ADHD needed to over-activate frontopolar cortex, anterior cingulate as well as the dorsal and ventral attention networks to compensate for the attention demanded in a given cognitive task.Yayın The relationships of neuropsychological factors and loneliness preference in children with attention deficit hyperactivity disorder and cognitive disengagement syndrome(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2025-04-03) İzmir, Sevim Berrin İnci; Aktan, Zekeriya Deniz; Ercan, Eyüp SabriThis study aimed to examine emotion dysregulation and internalizing disorders mediating the relationship between selective and sustained attention and loneliness preference in children diagnosed with attention deficit hyperactivity disorder (ADHD) and Cognitive Disengagement Syndrome (CDS). This study included 176 children and adolescents between ages 8 and 12. The solitude scale for children, Difficulties in Emotion Regulation Scale, Child Behavior Checklist, Barkley Sluggish Cognitive Tempo Scale, and CNS Vital Signs test were used. The results suggest that difficulties in emotion regulation and having an internalizing disorder had a mediating effect between difficulties in selective attention and preference for the loneliness of children with ADHD + CDS. Also, it was likely that the association between sustained attention and preference for loneliness is mediated by internalizing disorders. The results suggest that the social problems commonly exhibited by children with ADHD + CDS may be related to deficits in sustained and selective attention.Yayın Algılanan ebeveyn reddi ve borderline kişilik inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolü: cinsiyet temelli sıralı aracı etki modeli(İstanbul University Press, 2025-07-29) Önürme, Güneş Beyza; Akyunus, Miray; Ünver, BuketBilişsel kurama göre borderline kişilik bozuklukluğu, kökeni çocukluk çağı deneyimlerine dayanan kendine özgü işlevsiz inançlar ile karakterizedir. Çaresizlik, güvensizlik ve terkedilme korkusunu merkezine alan bu inançlar, yoğun öfke tepkileri ve davranışlarda aşırılıklar gibi belirtilere neden olmaktadır. Çocuklukta ebeveynden algılanan red, ilerleyen yıllarda reddedilme duyarlılığının gelişmesine, bu duyarlılık ise kişiler arası ilişkilerde algılanan red deneyimlerinde artışa yol açabilmektedir. Tekrarlayan reddedilme algısı hayal kırıklığı, acı ve öfke gibi tepkileri şiddetlendirebilir. Yıkıcı duygusal ve davranışsal tepkilerin ilişkilere verdiği zarar ise mevcut işlevsiz inançları pekiştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, çocuklukta algılanan ebeveyn reddi ile borderline kişilik bozukluğu inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracı etkisinin sınanmasıdır. Araştırma Türkiye toplumu örnekleminden 18-72 yaş arası 550 katılımcı ile yürütülmüştür. Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form, Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği-Sürekli Öfke alt ölçeği ve Kişilik İnanç Ölçeği/Kısa Formu-Borderline Kişilik Bozukluğu alt ölçeği aracılığıyla çevrimiçi veri toplanmıştır. Araştırma bulguları hem anneden hem de babadan algılanan reddin, reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracılığıyla borderline kişilik bozukluğu inançlarını yordadığını göstermiştir. Ayrıca kadınlarda hem anneden hem de babadan algılanan reddin önce reddedilme duyarlılığını, ardından sürekli öfkeyi artırarak, borderline kişilik bozukluğu işlevsiz inançlarının gelişiminde rol oynadığını ortaya koymuştur. Erkeklerde ise, algılanan anne ve baba reddinin, reddedilme duyarlılığı ve borderline kişilik bozukluğu inançları ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, ancak mevcut çalışmada önerilen sıralı aracı etki mekanizmasının yordayıcı gücünün olmadığı görülmüştür. Bu çalışma borderline kişilik özelliklerinin ve bilişsel işleyişinin cinsiyet temelli farklılıklarının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bulgular, kadınlarda işleyen mekanizmayı açıklamakla birlikte, erkeklerde alternatif modellerin test edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.












