Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 24
  • Yayın
    2010 Sonrası kadın yönetmenlerin filmlerinde kadın temsili: Türkiye örneği
    (Işık Üniversitesi, 2021-09-15) Kalkan Aluç, Yaren; Şeylan, Seher; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans Programı
    2000’li yıllarda Türkiye’de kadın yönetmenlerin filmlerinde bir artış olduğu ve bu yönetmenlerin kendi stillerini oluşturmaya başladıkları görülmektedir. Bu bağlamda yönetmenler, içinde yaşadıkları ataerkil toplumu göz önünde bulundurarak filmler üretmektedirler. Söz konusu yönetmenler, filmlerinde kadınların ataerkil toplumda yaşadıkları sorunları ele almaktadırlar. Bu çalışmada ataerkil bir toplumda yaşamını devam ettiren kadın yönetmenlerin kadın karakterleri nasıl temsil ettikleri tartışılacaktır. 2010 yılı ve sonrasının çalışmaya dahil edilmesinin nedeni; Türkiye’deki kadın yönetmenlerin filmlerinde kadınlara ilişkin sorunları yoğunlukla işlemiş olmalarıdır. Aynı zamanda bu yönetmenlerin filmlerindeki kadın karakterlerin sorunlarında benzerlik görülmektedir. Bu çalışmada kadınların sorunları, özel ve kamusal alanlardaki yerleri Feminist Kuram bağlamında incelenecektir. Çalışmada Türkiye’deki dört kadın yönetmenin dört filmi ele alınmıştır. Bunlar; Yeşim Ustaoğlu’nun Araf (2012), Pelin Esmer’in Gözetleme Kulesi (2012), Emine Emel Balcı’nın Nefesim Kesilene Kadar (2015) ve Ahu Öztürk’ün Toz Bezi (2015) filmidir.
  • Yayın
    New directions for women's political development in Turkey: Exploring the implications of the internet for Ka-der
    (IOS Press, 2014) Karakaya Polat, Rabia; Çağlı Kaynak, Elif
    Underrepresentation of women in Turkish politics is well documented. This is evident in the numbers of women in key decision-making positions, including the Parliament. The role of women's NGOs is significant in educating, motivating and mobilizing women to participate in politics. These organizations increasingly use the Internet for mobilization, opinion formation, recruitment, networking, lobbying and fundraising. The paper explores the extent to which and the ways in which Ka-der as a WNGOs is affected by the Internet, both in terms of its structure and operation, including its relationships with members and adherents and in the way Ka-der communicates with external actors, such as similar organizations, potential members, politicians and the media. We argue that different functions of WNGOs are supported asymmetrically by the Internet. While the e-mail group is mostly used for internal purposes, the website and the use of social media serve to enhance links with the outside environment.
  • Yayın
    Unnecessary bleeding, unnecessary suffering: normalcy and necessity of menstruation in promoting NovaSure (R)
    (Routledge, 2016-08) Erol Jamieson, Maral
    NovaSure (R) is an endometrial ablation procedure that destroys the inner lining of uterus to stop heavy bleeding. It is performed mostly on women entering menopause who are experiencing irregular and heavy bleeding. In this article, this biotechnology, promoted for women approaching the end of their reproductive life, is analyzed. The analysis is informed by a feminist science studies and medical anthropology background. The discourse of normal' menstruation and representations of menstruation in the promotional materials for NovaSure (R) are explored through a textual analysis of the NovaSure (R) website and patient brochure. The themes in the materials analyzed include the idea of getting back to life, normal' bleeding, and having a choice among different medical procedures and interventions. The possibility of getting rid of embarrassment that accompanies heavy bleeding is also emphasized. It will be argued that NovaSure (R) contributes to the redefinition of what is natural' and necessary' by combining the unnecessary period' idea of pills such as Seasonale (R), which is aimed toward women in their reproductive years, with the unnecessary suffering' idea related to menopausal complaints. While advertising the procedure, NovaSure (R) promotional materials co-construct the ideal user for the technology and reproduce the taboos and embarrassment that accompany menstruation.
  • Yayın
    The relationship between a mother's attitude toward domestic violence and children's schooling outcomes in Turkey
    (Sage Publications Inc, 2014-09) Rende, Sevinç
    This study explores the relationship between a mother's attitude toward domestic violence and her children's schooling outcomes in Turkey. The sample is drawn from the 2003 Turkish Demographic and Health Survey and consists of 7,951 children within the ages of legally mandated compulsory education. A probit regression model is used to analyze the data. The results suggest that the daughters of mothers who find domestic violence acceptable are 2.6 percentage point less likely to enroll in school, all else being equal, than the daughters of mothers who do not tolerate abuse. In comparison, the schooling outcomes of male children are not statistically sensitive to the mother's attitude toward wife beating. The policy implications of the results are discussed.
  • Yayın
    Babaların toplumsal cinsiyet rolleri ve çocuklarının uyumlu sosyal davranışı arasındaki ilişkide çocuk yetiştirme tutumunun rolü
    (Aydın, Alper Remzi, 2022-12-30) Karadağ, Atahan; Akçinar, Berna
    Bu çalışmanın amacı; toplumsal cinsiyet rollerinin, babaların ebeveynlik davranışlarına ve çocukların uyumlu sosyal davranışlarına olan etkilerini incelemektir. Çalışmanın örneklemini, Türkiye’nin farklı illerinde yaşayan 2-6 yaşında çocuğu olan evli ve tam zamanlı bir işte çalışan babalardan oluşmaktadır. Katılımcılar, basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle 12 farklı ilden seçilmiş ve 300 kişiden oluşmuştur. Çalışmada Çocuk Yetiştirme Anketi, Uyumlu Sosyal Davranış Envanteri ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Ölçeği ve Erkeklik Algısı ölçekleri kullanılmıştır. Çalışma bulguları göstermektedir ki, babaların eşitlikçi toplumsal cinsiyet rollerine sahip olmaları, çocuklarına gösterdikleri cezalandırıcı ebeveynlik davranışlarıyla olumsuz olarak ilişkilidir. Babaların toplumsal cinsiyet rollerinde eşitlikçi olmaları sıcaklık ve açıklayıcı akıl yürütme ebeveyn davranışlarını ve çocuklarının uyumlu sosyal davranışları ile olumlu bir şekilde ilişkilidir. Babaların toplumsal cinsiyet rolleri ile çocukların uyumlu sosyal davranışları arasındaki ilişkide babaların cezalandırıcı, sıcaklık ve açıklayıcı akıl yürütme tutumları aracı rolü üstlendiği bulunmuştur. Ataerkil rollere sahip babaların, bu tutum ve algılardan dolayı ebeveynlik davranışları, ve dolayısıyla çocuklarının da uyumlu sosyal davranışlarının etkilendiği; buna bağlı olarak babaların toplumsal cinsiyet ve babalık davranışlarıyla ilgili eğitimler alarak kendilerini geliştirmelerinin önemi vurgulanmaktadır. Ekolojik Sistemler Kuramı’na göre mikro sistemde gerçekleşen babaların bu gelişimi toplumsal açıdan da olumlu dönüşümlerin yaşanacağını göstermektedir. Bu çalışmayla birlikte toplumsal cinsiyet rollerinde eşitlikçi olmanın hem babalara hem de küçük yaştaki çocukların gelişmesine katkısı olacağı vurgulanmaktadır.
  • Yayın
    Film okuryazarlığı: sosyolojik açıdan Kız Kardeşler’i okumak
    (Mehmet Dursun Erdem, 2021-12-30) Şeylan, Seher
    Günümüz yüzyılında gelişen teknoloji ile beraber dört bir taraftan bilgi bombardımanı altında kalan bireyin, doğru bilgiye ulaşması için bir takım okuma yazma becerilerine sahip olmasını gerekmektedir. Çoğu zaman birincil bilgilenme kaynağı olan medyadan soyut, somut, ses ve hareket aracılığıyla bireye ulaşan iletilerin ardında yatan toplumsal, kültürel ve politik mesajların farkına varabilmek için medya okuryazarı olmak şarttır. Öte yandan, medyayı okuma becerisi geleneksel ve yeni medya iletilerini çözümleyebilme noktasında yeterli olabilmekle beraber, günümüzde etki alanı gittikçe genişleyen sinema filmlerinin örtük dilini anlamak ve filmi eleştirebilme becerisine sahip olmak film okuryazarlığı olarak adlandırılmaktadır. Filmleri edilgen bir şekilde seyretmekten öte, anlama ve değerlendirme niteliklerine sahip bir seyirci kitlesi yaratmayı hedef edinen film okuryazarlığı, filmin derinliklerinde yatan anlam katmanlarına ulaşır. Bu yaklaşım, film seyretmeyi vakit geçirmek için bir araç olarak görmek yerine, filmi kültür ve sanat ürünü olarak değerlendirir. Sosyolojik analiz filmleri sosyal bir sanat ve kültür ürünü olarak okuyan yöntemlerden biridir. Bu yöntem filmleri toplumun değer yargılarını ve ideallerini yansıtan kültürel birer ürün olarak görür. Filmleri sosyolojik anlayışla okumanın temelinde ulus, sınıf, ırk, cinsiyet çerçevesinde toplumun değer yargılarını, toplumsal hafızasını, yaşam biçimini, toplumsal rolleri saptamak hedeflenir. Bu tür okumada, filmler üretilmiş oldukları ya da ele aldıkları dönemin toplumsal verilerine göndermede bulunur. Bu çalışmada Kız Kardeşler filmi (Emin Alper, 2019), sınıf, iktidar, toplumsal cinsiyet ve roller bağlamında sosyolojik açıdan analiz edilmektedir. Sosyolojik okuma ile analiz edilen filmin sınıf mücadelesi, toplumsal cinsiyet, roller ve iktidar bağlamında veriler barındırdığı görülmektedir.
  • Yayın
    Secular but conservative? youth, gender, and intimacy in Turkey
    (Routledge, 2023-01-01) Özbay, Cenk; Erol Jamieson, Maral; Bağcı, Çiğdem; Özkaplan, Nurcan
    This article contributes to studies on youth in Turkey by exploring gender, sexuality, intimacy, and relationship practices among college students. Our findings show that there is change (a) towards greater gender equality; (b) about attitudes regarding family, sexuality, and romance; and (c) in understanding and experiencing gendered violence in the groups of students we examined. Progressive values appear to become more common among the participants despite the increasingly conservative tone of the political and cultural climate. However, traditional relationship patterns and norms, including the idealization of monogamous relationships, robust familial ties, and sensitivity for moral reputation, seem prevalent even though these were not associated with the ascendant politico-religious conservatism. By constituting ‘secular but conservative’ intimate selves and relations, our respondents approve the freedom and right to explore possibilities for others, and yet not immediately for themselves, as they preserve an unequivocal moral self.
  • Yayın
    Pedestrian crossing behavior at midblock crosswalks
    (Elsevier Ltd, 2019-12) Tezcan, Hüseyin Onur; Elmorssy, Mahmoud; Aksoy, Göker
    Introduction: This study investigated the pedestrian crossing behavior at midblock crosswalks, in Istanbul. Method: Data were compiled from field studies at four selected crosswalks that were on one-way streets. Three of the crosswalks were located on three-lane streets while the other one was on a two-lane street. By using two-hour video recordings at each crosswalk, information was collected about pedestrian crossing preferences, pedestrian platoons both at curbside and during the crossing, traffic characteristics including volume, crosswalk occupancy and illegal parking, and pedestrian characteristics comprising age, gender and distraction status. These data were stratified with respect to the number of lanes and two multinomial logit models for platooning and individual crossing behavior was estimated for each stratum. Results: The results showed that the likelihood of platooning increases as the traffic volume and platoon size increase. Moreover, pedestrians who waited for little or no at the curbside and started to cross when one or more lanes were occupied generally lost time during the crossing. In terms of policy, the formation of platoons should be prevented by enforcement or demand-responsive traffic signals with push-to-walk buttons, etc. Overall, the study revealed that the presence of midblock crosswalks is questionable.
  • Yayın
    Digital exclusion in Turkey: A policy perspective
    (Elsevier Inc, 2012-10) Karakaya Polat, Rabia
    This article explores the patterns of the digital divide in Turkey and analyzes policies related to this issue. Our analysis reveals that the digital disparities are interwoven with other social inequalities. This finding is parallel to the conclusions of previous research which suggests that digital exclusion can have a 'reinforcing' effect on social and/or economic inequalities. Having considered the current range of policies targeting either ICT access or skills, we argue that techno-centric solutions with huge budgets occupy the policy agenda at the expense of more sophisticated programs that take into account the social context of digital exclusion. These policies fail to address the most disadvantaged groups. Those who are old, disabled, female and reside in rural areas are less likely to be internet users and existing policies do not reach out to these groups.
  • Yayın
    Ev kadınlarında tükenmişlik ve somatizasyon: depresyonun yordayıcıları
    (Cyprus Mental Health Institute, 2022-03-09) Karaköse, Selin; Ulusoy, Ayşe Nehir
    Öncül belirtilerinden biri somatik semptomlar olan depresyonun, evli ve çalışmayan kadınlarda daha yaygın görüldüğü bilinmektedir. Ev kadınlarında depresyon araştırmacıların sıklıkla üzerinde çalıştığı bir konu olsa da, alan yazına son yıllarda kazandırılan ve depresyonun yordayıcılarından biri olan tükenmişlik kavramı, somatizasyon ile birlikte henüz ev kadınlarında araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı ev kadınlarında tükenmişlik ve somatizasyonun depresyon üzerindekini rolünü araştırmaktır. Kesitsel ve ilişkisel araştırma modeli ile yürütülen bu çalışmaya Türkiye’de yaşayan, evli ve çalışmayan, 20-65 yaş arasında (Ort. =41.74, SS=11.09) 388 kadın katılmıştır. Sosyo-Demografik Bilgi ve Veri Formuna ek olarak, Ev Hanımlarında Tükenmişlik Ölçeği (EHTÖ), Kısa Semptom Envanteri-Somatizasyon alt boyutu (SCL-90-SOMA) ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21)- Depresyon alt boyutunu içeren anket bataryası katılımcılara çevrimiçi olaraksunulmuştur. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, yaş, çocuk sayısı ve psikiyatrik tanı kontrol edildiğinde,tükenmişlik ve somatizasyon depresyonu pozitif yönde yordamaktadır. Elde edilen bu bulgular dahilinde, ev kadınlarında tükenmişliğe yönelik müdahale çalışmaları yapılmasının ve somatik belirtilerin depresyonun öncül sinyalleri olarak değerlendirilmesinin depresyonun klinik tablosu ile mücadelede yol göstereceği olacağı düşünülmektedir.