7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Genel öz yeterlik ve kişilerarası problemler arasındaki ilişkide utanç, suçluluk ve öfkenin aracı rolü(Işık Üniversitesi, 2022-06-17) Abay, Hatice Hale; Akyunus, Miray; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmanın amacı genel öz yeterlik ile kişilerarası ilişkilerde aşırı uyumluluk ve sosyal çekiniklik arasındaki ilişkide utanç, suçluluk ve öfkenin aracı etkisinin araştırmasıdır. Genel toplumdan, yaşları 18 ile 65 değişen (Ortalama=33.75; Standart Sapma=11.86) değişen 331 yetişkin katılımcı (149 erkek ve 182 kadın) çalışmaya katılmıştır. Data, Demografik Bilgi Formu, Genel Öz-Yeterlilik Ölçeği (GÖYÖ), Suçluluk- Utanç Ölçeği (SUTÖ), Suçluluk Envanteri (SE), Öfkeye İlişkin Derin Düşünme Ölçeği (ÖİDDÖ) ve Kişilerarası Problemler Envanteri Döngüsel Ölçekleri Kısa Formu (IIP-C) ile toplanmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, genel öz yeterlik ile utanç arasında anlamlı bir ilişkili bulunmazken, suçluluk ve öfke arasında negatif yönde zayıf düzeyde ilişkidir. Genel öz yeterlik ile kişilerarası güçlük düzeyi, aşırı uyumluluk ve sosyal çekiniklik arasında negatif yönde zayıf düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Utanç, suçluluk ve öfke ile aşırı uyumluluk ve sosyal çekiniklik arasında pozitif yönde zayıf ilişkiler bulunmuştur. Genel öz yeterlik ile kişilerarası ilişkilerde aşırı uyumluluk ve sosyal çekiniklik arasındaki ilişkide suçluluğun aracı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ilgili literatürün ışığında değerlendirilmiş, ileri araştırma ve klinik uygulamalar için öneriler eşliğinde sunulmuştur.Yayın Algılanan ebeveynlik biçimlerinin kişiler arası döngüsel model üzerinde temsili(ODTÜ- AYNA Klinik Psikoloji Destek Ünitesi, 2022) Akyunus, Miray; Akbay, SergenŞema Terapi Kuramına göre farklı ebeveynlik biçimleri, çocukluk çağında karşılanmayan veya fazlasıyla karşılanan temel psikolojik ihtiyaçlar aracığıyla erken dönem uyumsuz şemaların gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Bu şemaların da farklı psikolopatolojilerin gelişiminde ve kişiler arası işlevselliğin bozulmasında etkili olduğu öne sürülmektedir. Bu çalışmada, algılanan farklı ebeveynlik biçimlerinin özgül kişiler arası problem türleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, yaşları 18 ile 65 arasında değişen 498 yetişkin (324 kadın, 174 erkek) katılmıştır. Ölçüm araçları olarak Kişiler Arası Problemler Envanteri, Young Ebeveynlik Ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Döngüsel analiz ile anne ve babadan algılanan ebeveynlik biçimlerinin kişilerarası döngü üzerindeki temsilleri incelenmiştir. Sonuçlar, anne ve babadan algılanan cezalandırıcılık ile, babadan algılanan sömürücü/istismar eden ve anneden algılanan aşırı izin verici/sınırsız ebeveynlik biçimlerinin düşmancıl-baskın problemler çeyreğinde, anne ve babadan algılanan koşullu/ başarı odaklı ebeveynlik biçiminin yakın-baskın problemler çeyreğinde, anneden algılanan aşırı koruyucu ebeveynlik biçiminin yakın-itaatkar problemler çeyreğinde, anneden algılanan duygusal bakımdan yoksun bırakma ve babadan algılanan değişime kapalı/duygularını bastıran ebeveynlik biçiminin ise düşmancıl-itaatkar problemler çeyreğinde konumlandığı göstermiştir. Bulgular, şema terapi kuramına sağladığı görgül destek ve klinik doğurguları açısından tartışılmıştır.Yayın Genç yetişkinlerde algılanan ebeveyn biçimleri ve kişilerarası problemlerin borderline kişilik bozukluğu inançları üzerindeki yordayıcı rolü(Işık Üniversitesi, 2020-05-20) Akbay, Sergen; Karaköse Çelik, Selin; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBorderline Kişilik Bozukluğu (BKB) gelişimi sıklıkla ebeveynler ile erken çocukluk deneyimleri ve kişilerarası alanda bozulmalar ile ilişkilendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, genç yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn biçimleri ve kişilerarası problemlerinin, BKB inançları üzerindeki yordayıcı rolünün klinik olmayan bir örneklemde araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini 18-39 yaş (Ort=27.12, SS=6.34) aralığında 293 (154 kadın, 139 erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada, Sosyo-Demografik ve Diğer Veri Formu, Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ), Kişilerarası Problemler Ölçeği (KPE) ve Kişilik İnanç Ölçeği (KİÖ-KTF) BKB alt boyutu kullanılmıştır. Verilerin analiz sürecinde betimleyici analizler, t-test, ANOVA, Pearson korelasyon, basit doğrusal ve çoklu regresyon analizleri SPSS programı ile yürütüldü. Bulgular, algılanan olumsuz ebeveynlik biçimlerinin BKB inançları üzerinde yordayıcı bir rol oynadığını ortaya koymuştur. YEBÖ alt boyutları incelendiği zaman ise küçümseyici/kusur bulucu ve aşırı koruyucu/ evhamlı anne ve baba, aşırı izin verici/sınırsız anne ve koşullu/başarı odaklı baba ebeveynlik biçimleri BKB inançlarını yordayıcı rolü olan ebeveynlik biçimleri olarak bulunmuştur. Ayrıca, kişilerarası problemlerin BKB inançları üzerinde yordayıcı bir rol oynadığını da bulgular ile desteklenmiştir. KPE alt boyutları incelendiği zaman dominant/kontrolcülük, soğuk/mesafelilik, sosyal çekiniklik ve aşırı uyumluluk BKB inançlarını yordamaktadır. Bu çalışma, BKB’nin teorik arka planı ile tutarlı olarak ebeveyn davranışlarının kişilik gelişimi için önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, kişilerarası davranışların BKB inançlarını diğer değerli bulgusudur.Yayın Erken dönem uyum bozucu şemaların ve işlevsel olmayan şema baş etme modlarının kişilerarası baskınlık ve boyun eğicilik ile ilişkisi: çiftlerde algılanan benzerlik(Klinik Psikoloji Araştırmaları Derneği, 2022-04) Gültekin, Büşra Fatma; Akyunus, MirayŞema Terapi Modeli ve Kişilerarası Kişilik Kuramı, kişilik ve kişilerarası ilişki örüntüsünün gelişimsel açıklaması açısından tutarlılık göstermektedir. Şema modeline göre, yakın ilişkilerde erken dönem uyum bozucu şemalarının yanı sıra işlevsel olmayan şema baş etme modları da ilişkilenme örüntüsünü etkileyebilir. Kişilerarası döngüsel modelin tamamlayıcılık ilkesi ise kişilerarası ilişkilerde davranışların baskınlık boyutunda karşılıklılık gösterdiğini öne sürer. Bu çalışmada, erken dönem uyum bozucu şemalar ve işlevsel olmayan baş etme modlarının kişilerarası baskınlık ve boyun eğicilik ile ilişkisi romantik ilişkiler bağlamında incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 18-61 yaş arasında 731 (408 kadın ve 317 erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Kişilerarası Problemler Envanteri-Döngüsel Ölçekleri-Kısa Formu öz bildirim ve gözlemci versiyonu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 ve Şema Mod Envanteri aracılığı ile toplanmıştır. Şema alanları ve şema baş etme modlarının (aşırı telafi ve teslimci) etkisi kontrol edildiğinde, baskınlık ve boyun eğiciliğin, algılanan partner-baskınlığı ve algılanan partner-boyun eğiciliği ile ilişkisini belirlemek amacıyla çoklu hiyerarşik regresyon analizleri uygulanmıştır. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi bulgularına göre iki bağımsız sıralı aracılık modeli test edilmiştir. Sonuçlar, kopukluk şemasının partnerde algılanan kişilerarası problemler (algılanan partner boyun eğiciliği ve baskınlığı) ile ilişkisinde sırasıyla kişinin kullandığı baş etme şema modları (teslimci ve aşırı telafi) ve kendi kişilerarası problemlerinin (boyun eğicilik ve baskınlık) aracı rolünü göstermiştir. Kişilerarası problemlerde, katılımcılar partnerlerini kendilerine benzer algılamıştır. Elde edilen bulgular alanyazın kapsamında tartışılmış ve klinik doğurguları değerlendirilmiştir.Yayın The mediator role of negative cognitive emotion regulation strategies between interpersonal problems and borderline personality beliefs(Springer, 2021-09) Akyunus, Miray; Gençöz, Tülin; Karaköse Çelik, SelinInterpersonal difficulties and emotion regulation are the core characteristics of borderline personality disorders (BPD). However, how emotion regulation strategies contribute to the association between interpersonal problems and borderline personality symptomatology have not been highlighted within cognitive theory. The current study aims to examine the mediator role of cognitive emotion regulation strategies between interpersonal problems and borderline personality beliefs. The study consisted of 648 (381 women and 267 male) people from Turkey. In addition to Socio-Demographic Form, Cognitive Emotion Regulation Questionnaire (CERQ), Inventory of Interpersonal Problems Circumplex Scales (IIP-32), and Borderline Personality Belief Subscale (BPBS) were used to collect data from participants. Results showed that negative cognitive emotion regulation strategies, particularly catastrophizing, blaming-others and self-blame, mediated interpersonal problems, and borderline personality beliefs. Since the current study used thought-based assessment, the findings provide enlightening information to understand the underlying cognitive processes of the borderline personality pattern, and promising clinical implications to improve intervention programs within cognitive therapy approaches.Yayın Beliren yetişkinlik döneminde bozulmuş yeme davranışı, kişilerarası duygu düzenleme stratejileri, kişilerarası problemler ve aleksitimi arasındaki ilişki: aracı ve düzenleyici roller(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-11-08) Hoşceylan Türkün, Ece; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Ph.D. in Clinical PsychologyAraştırmada yaş ortalaması 23.18 (SS = 3.13) olan beliren yetişkinlik dönemindeki (18-29 yaş arası) bireylerin bozulmuş yeme davranışlarının özelliklerini, koruyucu ve risk faktörlerini kişilerarası bağlamda incelemek amaçlanmıştır. Bozulmuş yeme davranışları olarak klinik bir tanı olmaksızın gözlemlenen problemli yeme alışkanlıkları ifade edilmiştir. Aleksitimi, kişinin duygularını tanımlamakta ve ifade etmekte zorlanarak duygularını bedensel belirtiler aracılığıyla ifade etmesi sebebiyle bozulmuş yeme davranışlarıyla sıklıkla ilişkilendirilmiştir. Kişilerarası duygu düzenleme stratejileri, bireylerin kendilerini güvende hissetmek veya olumsuz duyguların şiddetini azaltabilmek için diğer insanları kullanma eğilimi olarak tanımlanmıştır. Kişilerarası problemler ise kişilerarası ilişkilerdeki güçlük ve stres alanlarını tanımlayan sekiz problem alanından oluşan döngüsel bir model olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında ilk olarak aleksitimi ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkide kişilerarası problem alanlarının aracı rolününün sınanması, ikinci olarak kişilerarası problemler ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki yordayıcı ilişkide Türkiye’de yeni bir çalışma konusu olan kişilerarası duygu düzenleme stratejilerinin düzenleyici rolünü anlamak amaçlanmıştır. Araştırma 18-29 yaş arası 454 (369 kadın ve 85 erkek) katılımcı ile yürütülmüştür. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği, Kişilerarası Problemler Envanteri, Kişilerarası Duygu Düzenleme Stratejileri Ölçeği ve Toronto Aleksitimi Ölçeği kullanılmıştır. Aracı etki analiz sonuçları, aleksitimi ile bozulmuş yeme davranışı arasındaki ilişkide baskın-kontrolcü, intrusif-muhtaç, aşırı uyumlu ve aşırı fedakar problem alanlarının anlamlı bir aracı rolünün olduğunu göstermiştir. Düzenleyici etki analiz sonuçlarına göre kişilerarası duygu düzenleme stratejisi olan bakış açısı edinme ve yatıştırılma stratejilerinin kişilerarası problemler ile bozulmuş yeme davranışı arasındaki ilişkiyi anlamlı derecede zayıflattığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre bozulmuş yeme davranışlarının tedavisinde hem kişilerarası duygu düzenleme stratejilerinin düzeyinin ve şiddetinin farkındalığına yönelik hem de kişilerarası problem alanlarını belirlemeye odaklanan müdahaleler geliştirilmesi, bu bireylerin duygularını ifade edebilmek için ihtiyaç duydukları sosyal desteğin ve risk faktörlerinin önemine vurgu yapacak kamusal çalışmalar düzenlenmesi ve bozulmuş yeme davranışı açısından risk grubu olarak görülen beliren yetişkinlik dönemindeki bireylere yönelik farkındalık çalışmalarının düzenlenmesi önerilmiştir.Yayın Çocukluk çağı travmaları ve narsisizm türleri arasındaki ilişkide kişilerarası problemlerin aracı rolü(Işık Üniversitesi, 2023-01-23) Bostancı, Selen; Sarıot Ertürk, Özge; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyBu çalışmada, kişilerin çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile narsisizm türleri arasındaki ilişkide kişilerarası sorunların rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Türkiye’deki örneklemle yürütülmüş kişilerarası ilişkiler ve narsisizm türleri arasındaki ilişkinin incelendiği az sayıda çalışma olduğu görülmüştür. Kişilerarası problemlerin ve erken dönem yaşantıların, narsisizm patolojisine olan rolünün ortaya konması adına literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve narsisistik boyutlar kişilerarası problemler arasındaki ilişkiden yola çıkılarak, bu araştırmanın ana sorusu “Çocukluk çağı travmaları ile büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm arasında kişilerarası problemlerin aracılık rolü var mıdır?” olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklemi, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile ulaşılan, yaşları 22-65 arasında değişen 351 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler Google Forms aracılığıyla çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Çevrimiçi ölçüm araçları katılımcılara kolay erişilebilir örnekleme metoduna uygun olarak sosyal medya ve eposta gruplarına yapılan duyurular aracılığıyla ulaştırılmıştır. Çalışma katılımcıları için psikiyatrik tanı almak ve psikiyatrik ilaç kullanıyor olmak dışlama ölçütüdür. Araştırma verileri, Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kişilerarası Sorunlar Ölçeği ve Patolojik Narsisizm Ölçeği aracılığıyla çevrim içi ortamda toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) v.25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik çoklu regresyon analiziyle incelenmiştir. Kişilerarası sorunların çocukluk çağı travmaları ve narsisizm türleri arasındaki ilişkideki aracı rolünü test etmek için PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Bulgular kişilerarası sorunlardan Dominant/Kontrolcünün duygusal istismar ve büyüklenmeci narsisizm arasındaki ilişkide, Dominant/Kontrolcü ve Sosyal Çekinikliğin ise duygusal istismar ile Kırılgan Narsisizm arasındaki ilişkide aracı rolü olduğunu göstermiştir. Kişilere uygulanan envanterler öz bildirimine dayalı ve online olarak katılım gösterdikleri düşünüldüğünde, katılımcıların envanterdeki maddelere yanlı olarak cevap verebileceği araştırmanın sınırlılıklarından biridir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, çalışmanın sahip dolduğu sınırlılıklarla birlikte gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.












