Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 7 / 7
  • Yayın
    Belirsizliğe tahammülsüzlüğün ayrılma anksiyetesi ile ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü: sağlık çalışanları ve toplum örneklemi karşılaştırması
    (Işık Üniversitesi, 2022-01-31) Çulha, Emel; Akyunus, Miray; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Koronavirüs (Covid-19) salgını döneminde gerçekleştirilen, sağlık çalışanları ve toplum örnekleminin yer aldığı araştırmada, belirsizliğe tahammülsüzlüğün ayrılma anksiyetesi ile ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi yaşları 19-77 arasında değişen (X= 33.62 SS= 10.43) 525 kişiden (264 kadın, 261 erkek) oluşmakta olup, grup karşılaştırmalı yürütülen bu araştırmada, 265 sağlık çalışanı ile 260 sağlık çalışanı olmayan gönüllü katılımcı yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12), Yetişkin Ayrılma Anksiyetesi Envanteri (YAA-27), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ-16) ve Yaygın Anksiyete Bozukluğu Testi (YAB-7) ile toplanmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, sağlık çalışanlarının belirsizliğe tahammülsüzlük, ayrılma anksiyetesi, duygu düzenleme güçlüğü ve yaygın anksiyete belirtileri düzeylerinin, sağlık çalışanı olmayan katılımcılara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca belirsizliğe tahammülsüzlük, ayrılma anksiyetesi, duygu düzenleme güçlüğü ve yaygın anksiyete belirtileri değişkenleri arasında pozitif yönde ilişkilerin varlığı tespit edilmiş, yaygın anksiyete belirtilerinin etkisi kontrol edildiği durumda dahi belirsizliğe tahammülsüzlük ile ayrılma anksiyetesi arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
  • Yayın
    Covid-19 pandemi sürecinde meme kanseri tanısı olan kadınlarda psikolojik sıkıntı ve travma sonrası gelişimin belirleyicileri: kontrollü bir çalışma
    (Işık Üniversitesi, 2022-01-24) Taş, Beyza; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışmanın temel amacı, Covid-19 pandemisinden önce kanser gibi yoğun stresli bir yaşam olayı deneyimlemiş olan meme kanserinden sağkalan kadınların Covid-19 pandemi sürecindeki psikolojik sıkıntı (depresyon, anksiyete ve stres) ve travma sonrası gelişim (TSG) düzeyleri ile ilişkili olan faktörleri incelemektir. Çalışmanın örneklemini çalışma grubu olarak yaşları 26-74 arasında (Ort.= 49.86, SS= 9.31) değişen 95 meme kanserinden sağkalan ve kontrol grubu olarak yaşları 27-69 arasında (Ort.= 47.60, SS= 10.04) değişen 87 kanser tanısı bulunmayan olmak üzere toplam 182 kadın oluşturmaktadır. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DAS-21), Travma Sonrası Gelişim Envanteri (TSGE), Sosyal Destek Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) ve Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği Kısa Formu (BÇSÖ-KF) uygulanmıştır. Çalışmanın hipotezlerini test etmek için sosyodemografik değişkenler, Covid-19 ile ilişkili değişkenler, sosyal destek, belirsizliğe tahammülsüzlük ve başa çıkma stratejileri ile psikolojik sıkıntılar ve TSG arasındaki ilişkiler bağımsız gruplar T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarında, meme kanseri tanısının kadınların Covid-19 pandemisindeki depresyon ve anksiyete düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı ancak azalan stres düzeyi ile ilişkili olduğu ve meme kanseri tanısı almış olmanın artan TSG düzeyi ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bağımsız değişkenlerden azalan sosyal destek düzeyi, artan belirsizliğe tahammülsüzlük ve artan duygu odaklı başa çıkmanın artan psikolojik sıkıntıları yordadığı azalan problem odaklı başa çıkmanın ise yalnızca artan anksiyete ve stres düzeylerini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. TSG düzeyini arttıran değişkenler ise artan sosyal destek düzeyi, artan belirsizliğe tahammülsüzlük ve artan problem odaklı başa çıkma olarak belirlenmiştir. Covid-19 ile ilişkili faktörlere bakıldığında, kadınların bir yakınının Covid-19 tanısı alması ve kadınların Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden yakınlarının olması artan stres düzeyi ile ilişkiliyken kadınların kendisinin Covid-19 tanısı alması artan TSG düzeyi ile ilişkili bulunmuştur. Sosyodemografik değişkenler incelendiğinde ise yaşın stres düzeyi ile negatif, eğitim düzeyinin ise TSG düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Son olarak, anksiyete düzeyi arttıkça TSG düzeyinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde sosyal destek, belirsizliğe tahammülsüzlük ve başa çıkmanın hem psikolojik sıkıntılar hem de TSG üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Bu sebeple alanda hem genel popülasyon hem de kanser gibi travmatik bir süreç yaşayan bireyler ile çalışan profesyonellerin mevcut faktörlere odaklanması uygulayacakları terapötik müdahalelerin Covid-19 dönemindeki olumsuz psikolojik sonuçların azalırken olumlu psikolojik sonuçların artmasına katkı sağlayacaktır.
  • Yayın
    Psychological distress of breast cancer survivors during the Covid-19 pandemic and related factors: a controlled study
    (KARE Publication, 2023-07) Taş, Beyza; Anuk, Dilek; Akçinar Yayla, Berna
    OBJECTIVE: Although the prevalence of breast cancer is high among women, survival rates are increasing. How-ever, breast cancer survivors (BCS) continue to experience various psychological problems after their treatments and are also exposed to additional stressors, such as the current Coronavirus disease 2019 (COVID-19) pandemic. The aim of this study was to examine the psychological distress and related factors (social support, intolerance of uncertainty, coping strategies) of BCS during the COVID-19 pandemic and the role of breast cancer diagnosis in this process. METHODS: This study included 95 BCS and 87 healthy women. Sociodemographic Information Form and depression anxiety stress scale, social support scale, intolerance of uncertainty scale, and coping strategies short form scales were administered to the participants. T tests and regression analyses were performed to examine the relationships between the variables. RESULTS: There was no significant difference between the two groups in terms of depression and anxiety, but the stress of BCS was lower than that of healthy women. In the regression analysis, the diagnosis of breast cancer was not a predictor for depression and anxiety, but it was a significant predictor for stress. Com-mon predictors of increased depression, anxiety, and stress were decreased social support, increased uncertainty intolerance, and increased emotion-focused coping. CONCLUSION: Focusing on the development of intolerance of uncertainty, social support, and problem-focused coping strategies of psychological interventions for women BCS during epidemics such as COVID-19 may reduce their psychological distress while maintaining and increasing their psychological well-being.
  • Yayın
    Obsesif kompulsif belirtiler, belirsizliğe tahammülsüzlük ve kaygı arasındaki ilişki: Covid-19 sürecine özgü bir çalışma
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-16) İskenderoğlu, İrem; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemi sürecindeki bireylerde obsesif kompulsif belirti, belirsizliğe tahammülsüzlük ve durumluk kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmada 233’ü (%70.2) kadın ve 99’u (%29.8) erkek olmak üzere toplam 332 yetişkin katılımcıya internet üzerinden ulaşılmış olup yaş ortalaması 32.11±10.89 yıldır. Tüm katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Padua Envanteri-Washington Eyalet Üniversitesi Revizyonu (PE-WEÜR), Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği Kısa Formu (BTÖ-12) ve Durumluk Kaygı Ölçeği (DKÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmada katılımcılar DKÖ toplam puanı bakımından karşılaştırıldığında, bekar, yalnız yaşayan, toplu taşıma kullanan, evinde Covid-19 risk grubundan bireyler ile yaşayan, ekonomik düzeyi düşük katılımcıların kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre BTÖ-12 alt boyutlarından hem ileriye yönelik kaygının hem de engelleyici kaygının kaygı düzeyini yordadığı görülmüştür. Yapılan çoklu regresyon analiz sonuçlarına göre ise birlikte ele alındıklarında belirsizliğe tahammülsüzlük kaygıyı yordarken obsesif kompulsif belirtilerin kaygıyı yordamadığı saptanmıştır. Sonuçlar: Çalışmanın bulgularından yola çıkarak belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin obsesif kompulsif belirti düzeylerini yordayıcı bir etken olduğu gözlenmektedir. Pandemi sürecinin belirsizlik içeren doğası düşünüldüğünde, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi yüksek olan bireylerin bu dönemde kaygı düzeylerinin de yüksek olması beklenen şekilde doğrulanmıştır.
  • Yayın
    Başa çıkma tutumları, belirsizliğe tahammülsüzlük ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişki: Covid-19 sürecine özgü bir çalışma
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-15) Salihoğlu, Hanife Nur; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, bireylerin başa çıkma tutumları, belirsizliğe tahammülsüzlükleri ve psikolojik belirtilerin ilişkisini Covid-19 süreci içerisinde incelemektir. Yöntem: Çalışmaya 370’i kadın ve 205’i erkek olmak üzere toplam 575 yetişkin katılımcı dahil edilmiş olup yaş ortalaması 32.10±11.54’tür. Araştırma kapsamında veri toplama araçları olarak sırasıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12), Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılmıştır. Veri analizinde Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Anova, Pearson Korelasyon ve Basit Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Örneklemin çoğunluğunu kadın (%64.3), evli olmayan (%56.2), ekonomik durumu orta düzeyde (%67.5) ve sağlık sigortası olan (%90.4) bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların çoğunun hane halkından biri Covid-19 tanısı almamış (%89) ya da bu nedenle yakın kaybı yaşamamıştır (%85.2); ayrıca, büyük çoğunluğu evinde kişisel alana sahip (%85.9) olup çoğunluğunun hanesinde risk grubu (%84.3), 65 yaş üzeri (%64.2) ya da kronik hastalığı olan (%71.8) kişiler bulunmamaktadır. Sonuçlarımız, belirsizliğe tahammülsüzlüğün işlevsel olmayan başa çıkma tutumlarını yordadığını; belirsizliğe tahammülsüzlük ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumlarının ise psikolojik belirtileri yordadığını göstermektedir. Aynı zamanda bu değişkenler sosyodemografik özelliklerle ve pandemi ile ilişkili tutumlarla ilişkili bulunmuştur. Sonuç: Belirsizliğe tahammülsüzlüğü yüksek olan bireylerin işlevsel olmayan başa çıkma tutumlarına yönelme eğiliminde oldukları; Covid-19 sürecinde belirsizliğe tahammülsüzlüğü yüksek olan ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumlarına yönelen bireylerde psikolojik belirtilerin görülme sıklığının daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Bireylerin duruma yönelik algıları, belirsizliğe tahammülsüzlükleri, başa çıkma tutumları ve psikolojik faktörler salgınları yönetme stratejilerinin başarısında kritik bir öneme sahiptir.
  • Yayın
    Son ergenlik döneminde belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin aracı etkisinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2022-02-04) Özmen, Fatma Hilal; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın temel amacı, son ergenlik dönemindeki bireylerde belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin aracı rolünü incelemektir. Araştırma kapsamında içleme ve dışlama kriterlerine uygun bulunan 430 katılımcının verisi ile analizler gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak kişilerin sosyodemografik bilgilerine ulaşmak için Kişisel Bilgi Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ - 20) ve Beck Anksiyete Envanteri kullanılmıştır. Araştırmamızdaki temel hipotezleri test etmek için, basit regresyon ve doğrusal hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre belirsizliğe tahammülsüzlük ile aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin anlamlı kısmi aracı etkisi (p=0,000) olduğu tespit edilmiştir p<0.05. Araştırma, belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkinin anksiyete aracılığı ile gerçekleştiğini ortaya koymuştur.
  • Yayın
    Belirsizliğe tahammülsüzlük çalışmaları üzerine bibliyometrik bir analiz
    (Sadık Hacı, 2023-12-29) Aktay, Habibe; Bozkurt, Serdar
    Bireylerin belirsizliği anlamlandırma ve belirsizliğe tahammülsüzlük seviyelerinin açıklanmaya çalışıldığı kavramlardan biri belirsizliğe tahmmülsüzlüktür. Belirsizliğin içinde bulunduğumuz çağın en temel dinamiklerinden olması dolayısıyla, gerek organizasyonların gerekse bireylerin belirsizliğe karşı tahammüllerini nasıl arttıracakları veya belirsizliğe tahammülsüzlük seviyelerini nasıl düşürecekleri organizasyonel yaşamın en çok tartışılan konulardan biridir. Organizasyonların en değerli kaynağı çalışanlarıdır. Çalışanların belirsiz durumları anlamlandırma biçimine gönderme yapan ve risk alma davranışını doğrudan etkileyen belirsizliğe tahammülsüzlük kavramı organizasyonların sürdürülebilir rekabet etmeleri noktasında anahtar bir role sahiptir. Dolayısıyla belirsizliğe tahammülsüzlük seviyesi üretkenlik ve organizasyon çıktıları ile de ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı, Scopus veri tabanında taranan belirsizliğe tahammülsüzlük konusundaki İşletme, Yönetim ve Sosyal Bilimler alanlarındaki 1953-2023 yılları arasında yapılmış araştırmaların bibliyometrik analize tabi tutularak değerlendirilmesidir. Çalışmanın örneklemini ise Scopus veri tabanında yayınlanan 81 makale oluşturmaktadır. Elde edilen verilerin bibliyometrik analizi için Python ve Vosviewer programları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler ışığında tanımlayıcı istatistiklere ilaveten; eş-oluşum, ortak yazarlık, atıf, bibliyografik birleştirme ve ortak atıf özellikleri incelemeye tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda; 2020 yılı sonu itibariyle dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ile belirsizliğe tahammülsüzlük çalışmalarının arttığı görülmektedir. Belirsizliğe tahammülsüzlük ile ilgili en çok makalenin yer aldığı dergiler; “Mindfulness”, “Journal of Contextual Behavioral Science” ve “Child Development” ve “Nurse Education in Practice” dergileridir. 81 makalede toplam 226 anahtar kelime kullanılmıştır. Belirsizliğe tahammülsüzlük ile ilişkili makalelere uygulanan ortak kelime analizinde en sık geçen kelimeler “intolarence”, “uncertainity”, “anksiyete”, “covid-19”, “pandemi” ve “mindfulness” kelimeleridir. Belirsizliğe tahammülsüzlük konusunda en çok yayın araştırmacıların ülkesi ABD’dir. Araştırma örneklemini oluşturan 81 makale toplam 249 yazar tarafından kaleme alınmıştır. Tek yazarlı makale sayısı 11 iken birden fazla yazarlı makale sayısı 70’dir. Yazarlar arasındaki işbirliği indeksi 3.11’dir. Maximum H-indeksi 1’dir. Toplam atıf sayısı 1113’tür.