Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Yayın
    Primary versus secondary psychopathy: Coping styles as a mediator between psychopathy and well-being
    (Springer, 2022-09) Saltoğlu, Seren; Uysal Irak, Doruk
    This study investigated the differences in the levels of adaptiveness of primary and secondary psychopathy in the context of psychological well-being (depression, anxiety, stress, and life satisfaction) and the mediating role of three different coping styles (task-focused coping, emotional coping, and avoidance coping) in this relationship. In a non-clinical sample of 297 participants, results indicated that both primary and secondary psychopathy facets were likely to rely on maladaptive coping styles and have poor psychological well-being. Nevertheless, in comparison to secondary psychopathy, primary psychopathy was related to less maladaptive choice of coping styles and to comparatively higher levels of psychological well-being. These findings indicated the need for clinical prevention and intervention programs for teaching sub-clinical psychopaths – particularly people with high levels of secondary psychopathy – effective coping skills and, consequently, ameliorating their psychological well-being and diminishing their negative impact on other people, while taking psychopathy’s multidimensional nature into account.
  • Yayın
    Being tolerated and being discriminated against: Links to psychological well-being through threatened social identity needs
    (Wiley, 2020-12) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem; Verkuyten, Maykel; Koç, Yasin; Türnüklü, Abbas; Piyale, Zeynep Ecem; Bekmezci, Eyüp
    We investigated whether and how the experience of being tolerated and of being discriminated against are associated with psychological well-being in three correlational studies among three stigmatized groups in Turkey (LGBTI group members, people with disabilities, and ethnic Kurds, totalN = 862). Perceived threat to social identity needs (esteem, meaning, belonging, efficacy, and continuity) was examined as a mediator in these associations. Structural equation models showed evidence for the detrimental role of both toleration and discrimination experiences on positive and negative psychological well-being through higher levels of threatened social identity needs. A mini-meta analysis showed small to moderate effect sizes and toleration was associated with lower positive well-being through threatened needs among all three stigmatized groups.
  • Yayın
    Group efficacy as a moderator on the associations between perceived discrimination, acculturation orientations, and psychological well-being
    (Wiley, 2020-01-01) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem; Canpolat, Esra
    We investigated whether associations between perceived discrimination (PD), acculturation orientations (desire for culture maintenance and desire for contact), and well-being (psychological well-being and life satisfaction) were moderated by group efficacy beliefs-the extent to which group members believe in their ability to achieve social change collectively. We recruited 163 Syrian refugees (M-age = 36.43, SD = 12.68; 88 females and 75 males) from a south-eastern city in Turkey. PD was negatively associated with desire for culture maintenance and positively associated with desire for contact, indicating an assimilation trend as a response to PD. Both acculturation orientations in turn predicted well-being positively. However, the ones with higher group efficacy did not experience the detrimental effects of PD on well-being and indicated a stronger desire for contacting mainstream society. Further conditional indirect effects demonstrated that only among the ones with lower group efficacy, PD was related to lower psychological well-being through reduced culture maintenance. Findings indicate the critical role of group efficacy beliefs in the understanding of disadvantaged group members' reactions to PD.
  • Yayın
    Intended, unintended, and unknown consequences of contact the role of positive-negative contact on outgroup attitudes, collective action tendencies, and psychological well-being
    (Hogrefe & Huber Publishers, 2019-01) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem; Türnüklü, Abbas
    We investigated the role of positive and negative contact on outgroup attitudes, collective action tendencies, and psychological well-being among minority (Kurds) and majority (Turks) group members in a conflict area (N = 527), testing ingroup identification, relative deprivation, are perceived discrimination as potential mediators in these associations. Contrary to recent research studies demonstrating the superiority of negative contact effects, positive contact was generally a stronger determinant of the dependent variables, directly and indirectly, in both groups, although negative contact also had some direct and indirect associations with the outcomes. Findings highlight the need to incorporate the role of positive and negative contact to provide a full understanding of the potential benefits/costs of the contact strategy it conflict settings.
  • Yayın
    Cross-group friendships and psychological well-being: A dual pathway through social integration and empowerment
    (Wiley, 2018-10-01) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem; Türnüklü, Abbas; Bekmezci, Eyüp
    This study investigated the associations between cross-group friendships and psychological well-being among a sample of physically disabled adults. A total of 269 disabled people (M-age=39.13, SD=13.80; 114 females, 152 males, 3 unknown) completed questionnaires including the quality of their friendships with non-disabled people, perceived majority group's attitudes towards the minority group, collective self-esteem, collective action tendencies, own outgroup attitudes, and psychological well-being. Findings demonstrated that disabled people's cross-group friendships were directly and indirectly associated with higher levels of psychological well-being via two routes: one by promoting perceived majority attitudes which consequently led to more positive own outgroup attitudes (well-being through social integration hypothesis) and the other by leading to higher levels of collective self-esteem which enhanced collective action tendencies (well-being through empowerment hypothesis). Findings offer important insights into the study of cross-group friendships in relation to the psychological well-being of stigmatized minority group members.
  • Yayın
    Geç ergenlik döneminde psikolojik iyi oluşun yordayıcıları olarak romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar ve öz yeterlik
    (Işık Üniversitesi, 2021-01-15) Aydemir, Ece; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın temel amacı geç ergenlik dönemindeki bireylerde romantik ilişkilere dair akılcı olmayan inançların ve öz yeterliğin psikolojik iyi oluş üzerindeki yordayıcı etkisini saptamaktır. Bunun yanında, katılımcıların romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlarının, romantik ilişkilerde öz yeterliklerinin ve psikolojik iyi oluşlarının sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Yöntem: Araştırmaya 18-24 yaş aralığında ve romantik ilişkisi olan 257 kişi katılmıştır. Veriler sosyodemografik bilgi formu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Romantik İlişkilerde Öz Yeterlik Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmadan elde edilen verilere göre romantik ilişkilerine dair öz yeterliği yüksek olan bireylerin psikolojik iyi oluşlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sosyodemografik verilere göre yapılan analizlerde ise katılımcıların romantik ilişkilerine dair akılcı olmayan inançlarının ilişki süresine göre, romantik ilişkilere dair öz yeterliğin cinsiyet ve algılanan gelir durumuna göre, psikolojik iyi oluşun ise yaş, ilişki süresi ve algılanan gelir durumuna göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Sonuç: Bireylerin romantik ilişkilere dair öz yeterlik algısının yüksek olmasının psikolojik iyi oluşlarını yükselttiği bulunmuştur. Buradan hareketle psikolojik iyi oluşun yükseltilmesinde etkili olan faktörlerden birinin ortaya koyulmasıyla literatüre katkı sağlandığı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Genç ve yaşlı yetişkinlerdeki sosyal medya kullanımının psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisi
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Hanbay, Yağmur Hilal; Yıldırım, Elif
    Günümüzde sosyal medya (SM), insanların birbirleriyle iletişim ve etkileşimde olmasını sağlayan uygulamalar olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, SM’nin bazı olumsuz etkileri de gözlenmeye başlamıştır. Yapılan çalışmalar, SM kullanım sıklığının artmasıyla gençlerde psikolojik belirtilerin de artış gösterebildiği ve bu durumun psikolojik iyi oluşu olumsuz yönde etkileyebileceği yönündedir. Diğer bir taraftan, bilgi ve iletişim teknolojisi yoluyla sosyal etkileşimin yaşlı bireylerde psikolojik iyi oluşu arttırdığı öne sürülmekle birlikte, yaşlı yetişkinlerde SM kullanımının psikolojik iyi oluş üzerindeki etkileri konusunda bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bu çalışmada SM kullanım özelliklerinin genç ve yaşlı yetişkinlerin psikolojik iyi oluşları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel bir araştırma olan bu çalışmanın örneklemini 18-25 yaşları arasındaki 112 genç ve 65-85 yaş arasındaki 76 yaşlı yetişkin oluşturmaktadır. Katılımcılara SM Kullanım Formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği Kısa Formu ve Beck Depresyon Ölçeği verilmiştir. Yapılan analizler sonucunda kullanım özelliklerinin yaş grupları arasında farklılık gösterdiği ve SM kullanımının psikolojik iyi oluş ile ilişkili olduğu; fakat yaşlı yetişkinlerde ilişkili olmadığı saptanmıştır. Bulgular, SM ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide yaşın etkili bir faktör olabileceğine işaret etmektedir. Buna ek olarak, SM kullanımının yaşlı bireylerin psikolojik iyi oluşlarını üzerinde etkisi olmayacağı fakat artmış SM kullanımının gençlerdeki psikolojik iyi oluşu olumsuz yönde etkileyebileceği öne sürülebilir.
  • Yayın
    Okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin şefkat korkusu düzeyleri ve çocuklarının psikolojik iyi oluşu arasındaki ilişkide ebeveynlik stresinin aracılık rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-08-22) Kamhi, Eda; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırma 60-72 ay aralığında çocuğu olan ebeveynlerin şefkate ilişkin korku düzeyleri ve çocuklarının psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkide ebeveynlikle ilişkili stres düzeylerinin aracı rolünü değerlendirmeyi amaçlamıştır. Buna ek olarak, ebeveynlerin şefkat korkusu ve stres düzeylerinin, çocuklarınınsa psikolojik iyi oluşlarının sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemeyi hedeflemiştir. Araştırmanın örneklemi, 60-72 ay aralığında en az bir çocuğu olan 332 anneden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında veriler çevrimiçi ve yüz yüze olarak Şefkat Korkusu Ölçeği (ŞKÖ), Ebeveynlik Stresi Ölçeği (ESÖ), 5-6 Yaş Çocukları için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (5-6 Yaş ÇOPİOÖ) ve Demografik Bilgi Formu’nu ebeveynlerin doldurması aracılığıyla toplanmıştır. SPSS v26 kullanılarak gerçekleştirilen araştırma değişkenleri arasındaki regresyon analizi bulguları başkalarına şefkat gösterme, kendine şefkat gösterme ve başkalarından gelen şefkati kabul etmeye yönelik korkular olmak üzere şefkat korkusunun alt boyutlarının ebeveynlik stresini pozitif yönde ve çocukların psikolojik iyi oluşunu negatif yönde; ebeveynlik stresinin ise çocukların psikolojik iyi oluşunu negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. PROCESS 4. modeli ile gerçekleştirilen aracı etki analizi ise ebeveynlerin şefkat korkularının (tüm alt boyutları için) çocuklarının psikolojik iyi oluşunu ebeveynlik stresi aracılığıyla etkilediğini göstermiştir. Ebeveynlerin aylık toplam gelirlerinin şefkat korkusu düzeyleri ile negatif yönde ilişkili olduğu; ebeveynlerin (babaların) eğitim düzeylerinin katılımcı annelerin şefkat korkusu ve stres düzeyleri ve çocuklarının psikolojik iyi oluşu üzerinde anlamlı farklılaştırıcı etkileri olduğu; çocukların cinsiyetlerinin ise ebeveynlerin stres düzeyleri üzerinde anlamlı farklılaştırıcı etkileri olduğu bulunmuştur. Ebeveynlerin stres düzeylerinin kapsamlı bir şekilde şefkatle ilgili korkuları ve çocuklarının bütüncül bir açıdan sağlıklı psikolojik gelişimleri arasındaki ilişkide tam aracı rolünü gösteren bu çalışmanın araştırma ve uygulama alanında önemli bir katkı sunabileceği düşünülmüştür.