6 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 6 / 6
Yayın Boşanmış ve boşanmamış ailelere sahip üniversite öğrencilerinde reddedilme duyarlılığının bağlanma stilleriyle ilişkisinin incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2016-11-25) Kotan, Tuğçe Şebnem; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu araştırmanın amacı boşanmış ve boşanmamış ailelere sahip üniversite öğrencilerinin reddedilme duyarlılığı düzeylerinin, onların yetişkin bağlanma stilleri ile ilişkilendirerek incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise; konu ile ilişkili olduğu düşünülen cinsiyet, ebeveynlerinin evlilik durumu, yaş, anne ve babalarının eğitim durumu ve sosyoekonomik düzey gibi değişkenlerin reddedilme duyarlılığı düzeyi ve üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesidir. Araştırma, 2015 - 2016 eğitim öğretim yılında üniversitelerin çeşitli bölümlerde lisans öğrenimi gören öğrencilerden 118 kişilik örneklemde rastgele seçki yöntemi ile seçilerek yapılmıştır. Araştırma kapsamında; sosyo - demografik bilgilerin yer aldığı araştırmacı tarafından oluşturulan “Sosyo - Demografik Bilgi Formu”, ''Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği'' ve “İlişki Ölçekleri Anketi” kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde; İki Yönlü ANOVA ve Pearson Korelasyon ve Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığının boşanmış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı düzeyinden daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca, reddedilme duyarlılığı yüksek olanların reddedilme duyarlılığı düşük olanlara göre korkulu bağlanma stilinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı ile güvenli, saplantılı ve kayıtsız bağlanma ölçeği puanı arasında anlamlı bir ilişki elde edilememiştir. Boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı ile korkulu bağlanma ölçeği puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre boşanmamış ailelere sahip bireylerin reddedilme duyarlılığı ölçeği puanı arttıkça korkulu bağlanma ölçeği puanı artmaktadır. Bulgular, konu ile ilgili araştırma sonuçları doğrultusunda yorumlanmış ve tartışılmıştır.Yayın Boşanmış aileye sahip bireylerde bağlanma stillerinin ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2020-05-21) Kaçmaz, Özge Nur; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmanın amacı boşanmış aileye sahip olan bireylerin bağlanma stillerinin ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise cinsiyet, medeni durumları, kardeş sayısı, kaçıncı çocuk olduğu, ebeveynin boşanmışlık durumu, ebeveyn boşandıktan sonra kiminle kaldığı, ebeveynin boşanma sonrası medeni durumları, anne babayı görme sıklığı, ebeveynin boşanma nedeni gibi sosyo-demografik değişkenlerin bağlanma stilleri, ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Yaş aralığı 18-33 olan araştırma örneklemini oluşturan 174’ü kadın ve 126’sı erkek olmak üzere toplam 300 katılımcı uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Grup karşılaştırmalı yapılan araştırmanın gruplarını 150 boşanmış aileye sahip, ilişkisi olan üniversite öğrencisi ve 150 boşanmamış aileye sahip, ilişkisi olan üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu, Sosyo-demografik Özellikler ve Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri -II (YİYE-II) İlişki İstikrarı Ölçeği’nin İlişki Doyumu alt boyutu (İDO) ve Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (RDÖ) uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler IBM SPSS for Windows Statistics Standard v.22.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın betimsel analizinde Bağımsız Örneklem T- Testi ve Tek Yönlü ANOVA; değişkenler arası ilişkileri incelemek için Bağımsız Örneklem T- Testi, Pearson korelasyon ve Çoklu Regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular: Çalışma sonucunda boşanmış ve boşanmamış aileye sahip bireylerin bağlanma stillerinin kaygı ve kaçınma toplam puanları ile ilişki doyumu toplam puanı arasında negatif yönde, reddedilme duyarlılığı toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bununla birlikte kaçınmacı bağlanma stili toplam puanının ilişki doyumu toplam puanını; kaygılı bağlanma stili toplam puanının reddedilme duyarlılığı toplam puanını ve reddedilme duyarlılığı toplam puanının ilişki doyumu toplam puanını yordadığı belirlenmiştir. Bağlanma stilleri, reddedilme duyarlılığı ve ebeveynlerin boşanmışlık durumu, ronmantik ilişki doyumuna yaptıkları göreli katkıları belirlemek amaçlı yapılan hiyerarşik regresyon sonucunda yalnızca kaçınmacı bağlanma stillerinin bireylerin romantik ilişki doyumları üzerinde yordayıcı etkisi olduğu bulunmaktadır. Çalışma değişkenlerinin demografik özelliklerden boşanmış aileye sahip bireylerin kaygılı bağlanma stilleri ile kaçıncı çocuk ve ebeveynin boşanma nedeni arasında ve kaçınmacı bağlanma stilleri ile cinsiyet kardeş sayısı, kaçıncı çocuk, ebeveyn görme sıklığı ve ebeveyn boşanma nedeni arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. İlişki doyumu ile kardeş sayısı, boşanma sonrası ebeveyn görmek sıklığı ile arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Ebeveyn boşanmışlık durumu ile araştırma değişkenlerinden bağlanma stilleri ve ilişki doyumu arasında anlamlı farklılık elde edilmiştir. Sonuç: Boşanma sürecinin ev içindeki her birey için zorluğu ve etkileri bilinmektedir. Bu süreçte yaşanılan zorluklar göz önünde bulundurulduğunda boşanmış aileye sahip bireylerin bağlanma stilleri ile reddedilmeye karşı duyarlılıkları ve ilişki doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi, boşanmış aileye sahip olan bireylerin bağlanma stillerine bağlı olarak ilişki doyumuna yönelik yaşadıkları problemleri anlayıp yardımcı olmak adına önemli olacaktır ve literatüre katkı sağlayacaktır.Yayın Çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ve bağlanma stilleri ile ağrı duyarlılığı ilişkisi: reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı rolü(Işık Üniversitesi, 2023-07-03) Koçyiğit Ocak, Buket; Deveci, Ezgi; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora ProgramıBiyolojik, sosyal ve psikolojik bir deneyim olarak tanımlanan ağrı, multidisipliner yapısı gereği hemen hemen her kültürde yaygın bir sorundur. Yüksek ağrı duyarlılığının, ağrının kronik hale gelmesinde önemli bir rolü olduğu bilinmektedir. Ağrı duyarlılığı ile ilişkili sosyal ve psikolojik risk faktörlerinden birkaçı; çocukluk çağı olumsuz yaşantıları, yetişkin güvensiz bağlanma stilleri, reddedilme duyarlılığı ve kaygı olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı; çocukluk çağı olumsuz yaşantıları, yetişkin kaygılı bağlanma stili ve yetişkin kaçıngan bağlanma stili ile ağrı duyarlılığı arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı rollerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemi 18-63 yaş arası (yaş ortalaması=29.50, SS=10.29) 252 kişiden (182 kadın, 70 erkek) oluşmaktadır. Katılımcılardan; çocukluk çağı olumsuz yaşantılarına maruziyeti belirlemek üzere Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği (ÇÇOYÖ), bağlanma stillerini belirlemek üzere Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-2 (YİYE-II), reddedilme duyarlılığını belirlemek üzere Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (YRDÖ), ağrı duyarlılığını belirlemek üzere Ağrı Duyarlılığı Anketi (PSQ-T) ile kaygı puanlarını belirlemek üzere Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeklerinin (STAI-S, STAI-T) doldurulması istenmiştir. Analiz sonuçları, çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ile ağrı duyarlılığı arasındaki ilişkide, reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı etkisine dair modelin anlamlı olduğunu göstermiştir. Bu sonuç; çocukluk çağı olumsuz yaşantılarındaki artışın yüksek reddedilme duyarlılığı ve yüksek sürekli kaygı üzerinden ağrı duyarlılığındaki artış ile ilişkilendiğini göstermektedir. Diğer yandan, yetişkin kaygılı bağlanma stili ile ağrı duyarlılığı arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı etkisine dair modelin anlamlı olduğu bulunmuştur. Bu sonuç; yetişkin kaygılı bağlanma stilindeki artışın yüksek reddedilme duyarlılığı ve yüksek sürekli kaygı üzerinden ağrı duyarlılığındaki artış ile ilişkilendiğini göstermektedir. Analiz sonuçlarına göre, yetişkin kaçıngan bağlanma stili ile ağrı duyarlılığı arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli kaygının aracı etkisine dair modelin anlamlı olduğu bulunmuştur. Bu sonuç; yetişkin kaçıngan bağlanma stilindeki artışın yüksek reddedilme stilindeki artışın yüksek reddedilme duyarlılığı ve yüksek sürekli kaygı üzerinden ağrı duyarlılığındaki artış ile ilişkilendiğini göstermektedir. Son olarak, sonuçlara dair limitasyonlar ve gelecek çalışmalara dair öneriler paylaşılmıştır.Yayın Algılanan ebeveyn reddi ve borderline kişilik bozukluğu inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolü(Işık Üniversitesi, 2023-02-23) Önürme, Güneş Beyza; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın temel amacı toplum örnekleminde algılanan ebeveyn reddi ile borderline kişilik bozukluğu (BKB) inançları arasında reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolünün incelenmesidir. Aynı zamanda katılımcıların BKB inançlarına dair bulgularının bazı sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi de araştırmanın amaçlarından biridir. Yöntem: Araştırma 18-72 yaş arası 550 katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırmanın amacı doğrultusunda Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form, Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği-Sürekli Öfke alt ölçeği ve Kişilik İnanç Ölçeği/Kısa Türkçe Formu-BKB alt ölçeği aracılığıyla katılımcılardan online olarak veri toplanmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre algılanan anne reddi ile reddedilme duyarlılığı, öfke ve BKB inançları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Benzer olarak algılanan baba reddi ile reddedilme duyarlılığı ve BKB inançları arasında; BKB inançları ile reddedilme duyarlılığı ve öfke arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ancak, algılanan baba reddi ile öfke arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ek olarak BKB inançlarının bazı sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Process ile yapılan aracı etki analizi sonucuna göre algılanan anne ve baba reddi ile BKB inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığının aracı rolünün bulunduğu görülmüştür. Ancak, algılanan anne ve baba reddi ile BKB inançları arasındaki ilişkide öfkenin aracı rolünün bulunmadığı raporlanmıştır. Sonuç: Araştırmada BKB boyutsal perspektiften ele alınarak işlevsiz kişilik inançlarının ölçümü ile incelenmiş ve toplum örneklemi ile yürütülen geçmiş çalışmaların sınırlı sayıda olmasından dolayı mevcut araştırma ile literatüre katkı sağlandığı düşünülmektedir. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışıldıktan sonra mevcut araştırmanın sınırlılıklarına yer verişmiştir. Son olarak gelecekte yapılacak çalışmalar için de önerilere değinilmiştir.Yayın Bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişki : reddedilme duyarlılığının aracı rolü(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2017-01-05) Özdemir, Hazel Esin; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyBu araştırmanın temel amacı, bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide reddedilme duyarlılığının aracı rolünü incelemektir. Araştırma, İstanbul’da üç farklı üniversiteden seçilen 452 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Narsistik Kişilik Envanteri, Kırılgan Narsisizm Ölçeği ve Red Duyarlığı Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis Testleri gruplar arası farkları belirlemek için kullanılmıştır. Spearman rho Korelasyonu ise araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirmek amacıyla kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bağlanma stilleri ile narsistik kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bu sebeple, reddedilme duyarlılığının bu ilişkideki aracı rolüne bakılamamıştır. Ancak araştırma sonuçları, reddedilme duyarlılığı ile kırılgan narsisizm arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, reddedilme duyarlılığı ile grandiyöz narsisizmin kendine yeterlilik boyutu arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler belirtilmiştir.Yayın Algılanan ebeveyn reddi ve borderline kişilik inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolü: cinsiyet temelli sıralı aracı etki modeli(İstanbul University Press, 2025-07-29) Önürme, Güneş Beyza; Akyunus, Miray; Ünver, BuketBilişsel kurama göre borderline kişilik bozuklukluğu, kökeni çocukluk çağı deneyimlerine dayanan kendine özgü işlevsiz inançlar ile karakterizedir. Çaresizlik, güvensizlik ve terkedilme korkusunu merkezine alan bu inançlar, yoğun öfke tepkileri ve davranışlarda aşırılıklar gibi belirtilere neden olmaktadır. Çocuklukta ebeveynden algılanan red, ilerleyen yıllarda reddedilme duyarlılığının gelişmesine, bu duyarlılık ise kişiler arası ilişkilerde algılanan red deneyimlerinde artışa yol açabilmektedir. Tekrarlayan reddedilme algısı hayal kırıklığı, acı ve öfke gibi tepkileri şiddetlendirebilir. Yıkıcı duygusal ve davranışsal tepkilerin ilişkilere verdiği zarar ise mevcut işlevsiz inançları pekiştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, çocuklukta algılanan ebeveyn reddi ile borderline kişilik bozukluğu inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracı etkisinin sınanmasıdır. Araştırma Türkiye toplumu örnekleminden 18-72 yaş arası 550 katılımcı ile yürütülmüştür. Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form, Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği-Sürekli Öfke alt ölçeği ve Kişilik İnanç Ölçeği/Kısa Formu-Borderline Kişilik Bozukluğu alt ölçeği aracılığıyla çevrimiçi veri toplanmıştır. Araştırma bulguları hem anneden hem de babadan algılanan reddin, reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracılığıyla borderline kişilik bozukluğu inançlarını yordadığını göstermiştir. Ayrıca kadınlarda hem anneden hem de babadan algılanan reddin önce reddedilme duyarlılığını, ardından sürekli öfkeyi artırarak, borderline kişilik bozukluğu işlevsiz inançlarının gelişiminde rol oynadığını ortaya koymuştur. Erkeklerde ise, algılanan anne ve baba reddinin, reddedilme duyarlılığı ve borderline kişilik bozukluğu inançları ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, ancak mevcut çalışmada önerilen sıralı aracı etki mekanizmasının yordayıcı gücünün olmadığı görülmüştür. Bu çalışma borderline kişilik özelliklerinin ve bilişsel işleyişinin cinsiyet temelli farklılıklarının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bulgular, kadınlarda işleyen mekanizmayı açıklamakla birlikte, erkeklerde alternatif modellerin test edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.












