Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 9 / 9
  • Yayın
    İlk ergenlik döneminde benlik saygısının, evlilik çatışması, akran ilişkileri ve ebeveyn tutumu ile olan ilişkisinde, duygusal güvenliğin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Olcay Atıcı, Sedef; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmada, ilk ergenlik dönemindeki çocukların, ebeveyn tutumları, çocukların evlilik çatışması algısı ve akran ilişkilerinin duygusal güvenlik seviyeleri aracılığı ile benlik saygılarına yordayıcı etkileri incelenmiştir. Yöntem: Araştırma, İstanbul ve Balıkesir illerinde ortaokul seviyesinde eğitim gören, 10-13 yaşları arasında 390 öğrenci(202 kadın, 188 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara; Sosyo-Demografik Bilgi ve Veri Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Duygusal Güvenlik Ölçeği, Çocukların Evlilik Çatışmasını Algılaması Ölçeği, Anne-Baba Tutum Ölçeği ve Akran İlişkileri Ölçeği verilmiştir. MEB tarafından gerekli izinler alınarak belirlenmiş okullarda, ebeveynleri tarafından araştırmaya katılmasına onay verilen çocuklara, ders saatleri içerisinde anket formları dağıtılarak uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda sosyo-demografik değişkenlerin değerlendirilmesi için betimleyici analizler, sosyo-demografik değişkenlerin çocukların duygusal güvenlikleri üzerindeki etkilerini incelemek için t-testi ve ANOVA analizleri, hipotezleri test etmek için ise korelasyon ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda, öncelikli olarak çocukların duygusal güvensizlik seviyeleri üzerinde, cinsiyet, yaşadıkları şehir, tehdit ve kendini suçlama açısından anlamlı farklar bulunmuştur. Evlilik çatışması alt ölçeklerinden tehdit ve kendini suçlama değişkenleri ile ergenlerin duygusal güvensizlik seviyeleri arasında pozitif yönde ilişki vardır. Ergenlerin cinsiyeti (erkek) ve yaşadıkları şehir(Balıkesir), duygusal güvensizlikleri ile negatif yönde ilişkilidir. Bununla birlikte ergenlerin duygusal güvensizliğinin, tehdit ile benlik saygısı arasındaki ilişkide tam aracılık, kendini suçlama ile benlik saygısı arasında ise kısmi aracılık rolü olduğu bulunmuştur. Bu çalışmanın sonuçları, özellikle evlilik çatışması algılarının ilk ergenlik dönemindeki çocuklarda, hem duygusal güvensizlik seviyelerinin belirlenmesinde hem de benlik saygıları gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir. Sonuç: Ergenlik döneminin benlik saygısı gelişimi açısından önemi bilinmektedir. Bu dönemde duygusal olarak güvenli bireylerin, benlik saygısının da yüksek olduğu saptanmıştır. Bulgularımızın, duygusal güvenlik, duygusal güvenliği etkileyen faktörler ve benlik saygısı açısından literatüre katkısı olacaktır.
  • Yayın
    Does everyone benefit equally from self-efficacy beliefs? The moderating role of perceived social support on motivation
    (Sage Publications Inc, 2018-02) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem
    This study investigated whether perceived goal support from family and friends may moderate the relationship between academic self-efficacy and motivational outcomes among early adolescent students recruited from a low-middle socio-economic status(SES) background school in Turkey (N = 319, Xa(ge) = 13.13, SD = .80). Self-report questionnaires included measures of academic self-efficacy, perceived family and friend support, and academic and career motivations. Academic self-efficacy and perceived support from family related positively to both types of motivation. Children who perceived lower family support benefited more from the positive effects of self-efficacy on motivations, whereas children with higher family support seemed to gain less (or not gain at all) from self-enhancing functions of self-efficacy. Same findings were found for peer support, but only when family support was excluded from analyses. Findings implied the need to study larger family and peer contexts under which self-efficacy beliefs may be more or less effective on motivation.
  • Yayın
    Implicit theories and self-efficacy in an introductory programming course
    (Institute of Electrical and Electronics Engineers Inc, 2018-08) Tek, Faik Boray; Benli, Kristin Surpuhi; Deveci, Ezgi
    Contribution: This paper examined student effort and performance in an introductory programming course with respect to student-held implicit theories and self-efficacy. Background: Implicit theories and self-efficacy help in understanding academic success, which must be considered when developing effective learning strategies for programming.Research Questions: Are implicit theories of intelligence and programming, and programming-efficacy, related to each other and to student success in programming? Is it possible to predict student performance in a course using these constructs? Methodology: Two consecutive surveys ({N}=100 and {N}=81) were administered to non-CS engineering students in Işik University, Turkey. Findings: Implicit theories of programming-aptitude and programming-efficacy are interrelated and positively correlated with effort, performance, and previous failures in the course. Although it was not possible to predict student course grade the data confirms that students who believe in improvable programming aptitude have significantly higher programming efficacy, report more effort, and get higher course grades. In addition, failed students tend to associate the failure with fixed programming aptitude; repeating students favor fixed programming aptitude theory and have lower programming-efficacy, which increases the possibility of further failure.
  • Yayın
    Benlik gelişiminin öz-yeterlik algısı ve ebeveyn davranışlarıyla ilişkisi
    (2017) Akçinar Yayla, Berna; Özbek, Ebru
    Bu çalışma, erken yetişkinlik dönemindeki üniversite öğrencilerinin ebeveynlerinin davranışlarının onların öz-yeterlik algıları ve benlik (özerk, ilişkisel, özerk--ilişkisel) ile olan ilişkisini araştırmayı amaçlamıştır. Ebeveynlik davranışları olarak, otoriter--itaat bekleme, sıcaklık/yakınlık ve psikolojik kontrol alt başlıklarından sevgiyi esirgeme ve suçluluk yaratma incelenmiştir. Çalışmada, benlik modeli olarak, Kağıtçıbaşı'nın (l996a) "özerk-ilişkisel benlik' modeli temel alınmıştır. Çalışmanın örneklemini yaşları 18--23 arasında değişen, uygunluk yöntemi ile seçilmiş, 332 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri, üniversite öğrencilerinin kendi benlik stillerini, öz--yeterlik algılarını ve ebeveynlerinin (hem anne hem de baba) davranışlarını ölçekler aracılığıyla değerlendirdikleri niceliksel yöntemlerle elde edilmiştir. Çalışma bulgularına göre (i) cinsiyetin ilişkisel ve özerk--ilişkisel benlik düzeyleri ile ilişkili olduğu; (ii) öz-yeterlik algısının, özerk benlik ve özerk--ilişkisel benlik ile pozitif yönde ilişkili olduğu; (iii) sıcak ve yakın anne--baba davranışlarının, bireyin ilişkisel benlik düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olduğu; (iv) anne--babaların sevgilerini esirgeme yoluyla uyguladıkları psikolojik kontrolün bireyin özerk- ilişkisel benlik düzeyi ile negatif yönde ilişkili olduğu; (v) öz--yeterlik algısı düşük olan bireylerde, babalarının sıcak ve yakın davranışlarının, bireylerin özerk-ilişkisel benlik düzeyi ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Bu çalışmanın en önemli katkısı, Türk kültüründeki ebeveyn davranışlarını, bu davranışların bireylerin farklı benlik tipleri ile ilişkisini ve bu ilişkiyi, hem anne hem de baba davranışlarına odaklanarak araştırmasıdır. Özellikle, babaların genç yetişkin çocukları ile olan ilişkilerine yönelik yapılan ender çalışmalardan olması, bu çalışmanın literatüre katkıları bakımından önem taşımaktadır.
  • Yayın
    Programlamaya giriş dersi öğrencilerinin öz yeterlilik algıları ve derse yönelik tutumlarının cinsiyet ve eğitim diline göre incelenmesi
    (IEEE, 2017-10-31) Deveci, Ezgi; Aydın, Damla; Benli, Kristin Surpuhi; Tek, Faik Boray
    Bu araştırmanın amacı F.M.V. Işık Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin genel öz-yeterlilik algılarının ve Programlamaya Giriş(CSE101) dersine yönelik tutumlarının; cinsiyet ve eğitim aldıkları programın diline (Türkçe-İngilizce) göre incelenmesidir. Araştırmaya 40 kadın ve 74 erkek olmak üzere toplam 114 üniversite öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin öz yeterlilik algılarını ölçmek için Genel Öz Yeterlilik ölçeği kullanılmış, ders sonucunu (başarı ve başarısızlık) değerlendirmeleri için açık uçlu sorular sorulmuş ve yaş, cinsiyet gibi temel demografik bilgileri alınmıştır. Açık uçlu sorular niteliksel (kalitatif) analiz yöntemi ile incelenmiştir. Yapılan niceliksel analiz sonucunda öğrencilerin genel öz-yeterlilik puanları ile genel not ortalaması arasında anlamlı, CSE101 dersi dönem sonu not ortalaması arasında ise anlamsız bir ili ki olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin öz-yeterlilik puanlarının cinsiyete ve eğitim aldıkları dile göre (Türkçe-İngilizce) değişmediği görülmüştür. Öğrencilerin motivasyon puanları da eğitim aldıkları dile göre farklılaşmamaktadır. Niteliksel analiz bulgularına göre ise öğrencilerin verdiği cevapların yüzde sıklık değerlerinin cinsiyetleri açısından değiştiği görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçları özellikle öğrencilerin derse yönelik tutumlarında cinsiyet açısından bir farklılık olduğunu göstermesi ile mühendislik programlama eğitiminde öğrenci başarısını yordayan değişkenlerin tespit edilmesi sürecine katkı sağlaması beklenmektedir.
  • Yayın
    Improving employee coping capabilities amid pandemic-induced remote working conditions via the application of MBSR (Mindfulness-based stress reduction) training
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-17) Yelkencioğlu, İhsan; Yüksel, Ahmet Hakan; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Çağdaş İşletme Yönetimi Doktora Programı
    Remote working has become an essential part of the work environment since the COVID-19 pandemic. The old habits of business life changed instantly. Accordingly, some challenges emerged for both organizations and employees in adapting to the new situation. These challenges have created stress among employees, affecting their personal lives and business lives. This study examines the perceived stress, well-being, self-awareness, self-efficacy, and resilience levels of remote-working employees in Turkey before and after the eight-week, online Mindfulness-Based Stress Reduction (MBSR) Program was implemented during the Covid-19 pandemic. For the implementation of the study, three groups of employees - all working remotely – were assembled. The first experimental group was 20 employees from an insurance company. The second experimental group was 14 employees from a beverage company. They all received the MBSR training, which was given by the author, for eight weeks. The third group was the control group of 33 employees from different sectors, and they did not receive any MBSR training. Before and after the MBSR program, a survey was conducted among both the control group and the experimental groups. In this current study, “The Perceived Stress Scale” was used to determine the stress level of the participants, “The WHO Well-being Scale” was used to determine the well-being level of the participants, “The Mindfulness Attention Awareness Scale” was used to determine the self-awareness level of the participants, “The Brief Resilience Scale” was used to determine the resilience level of the participants, and “The General Self-efficacy Scale” was used to determine the self-efficacy level of the participants. The data collected from the surveys were evaluated through the IBM SPSS Statistics 25 program. The model employed by the research intends to indicate that there is a significant change in the perceived stress, self-awareness, self-efficacy, well-being, and resilience levels of those who received the MBSR training rather than in the levels of those who did not receive the MBSR training.
  • Yayın
    Cross-ethnic friendship self-efficacy: A new predictor of cross-ethnic friendships among children
    (SAGE Publications Ltd, 2020-10-01) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem; Cameron, Lindsey; Turner, Rhiannon N.; Morais, Catarina; Carby, Afiya; Ndhlovu, Mirina; Leney, Anaise
    Across two studies (N-Study 1 = 101; N-Study 2 = 262) conducted among children in the UK, we incorporate Bandura's (1986) self-efficacy theory to intergroup contact literature and introduce the new construct of cross-ethnic friendship self-efficacy (CEFSE), the belief that one can successfully form and maintain high-quality cross-ethnic friendships. Study 1 examined whether sources of CEFSE beliefs (prior contact, indirect contact, social norms, and intergroup anxiety) predicted higher quality cross-ethnic friendships through CEFSE. Study 2 replicated Study 1 and extended it by including perceived parental cross-ethnic friendship quality as a further predictor. In both studies, sources of self-efficacy beliefs (except social norms) were related to CEFSE, which predicted higher quality cross-ethnic friendships. Study 2 demonstrated that parental cross-ethnic friendships had direct and indirect associations with children's cross-ethnic friendships through sources of CEFSE and CEFSE beliefs. Findings are discussed in the light of self-efficacy and intergroup contact theories.
  • Yayın
    Geç ergenlik döneminde psikolojik iyi oluşun yordayıcıları olarak romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar ve öz yeterlik
    (Işık Üniversitesi, 2021-01-15) Aydemir, Ece; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın temel amacı geç ergenlik dönemindeki bireylerde romantik ilişkilere dair akılcı olmayan inançların ve öz yeterliğin psikolojik iyi oluş üzerindeki yordayıcı etkisini saptamaktır. Bunun yanında, katılımcıların romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlarının, romantik ilişkilerde öz yeterliklerinin ve psikolojik iyi oluşlarının sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Yöntem: Araştırmaya 18-24 yaş aralığında ve romantik ilişkisi olan 257 kişi katılmıştır. Veriler sosyodemografik bilgi formu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Romantik İlişkilerde Öz Yeterlik Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmadan elde edilen verilere göre romantik ilişkilerine dair öz yeterliği yüksek olan bireylerin psikolojik iyi oluşlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sosyodemografik verilere göre yapılan analizlerde ise katılımcıların romantik ilişkilerine dair akılcı olmayan inançlarının ilişki süresine göre, romantik ilişkilere dair öz yeterliğin cinsiyet ve algılanan gelir durumuna göre, psikolojik iyi oluşun ise yaş, ilişki süresi ve algılanan gelir durumuna göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Sonuç: Bireylerin romantik ilişkilere dair öz yeterlik algısının yüksek olmasının psikolojik iyi oluşlarını yükselttiği bulunmuştur. Buradan hareketle psikolojik iyi oluşun yükseltilmesinde etkili olan faktörlerden birinin ortaya koyulmasıyla literatüre katkı sağlandığı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Psikiyatrik tedavi gören ergenlerde ebeveyn kabul-reddi ve içselleştirilmiş damgalama arasındaki ilişkide öz şefkat ve öz yeterliğin rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-04-02) Aydın, Çağla Selin; Yılmaz Kafalı, Helin; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School Of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırmada, psikiyatrik tedavi gören ergenlerde algılanan ebeveyn reddi ile içselleştirilmiş damgalama arasındaki ilişkide öz şefkat ve öz yeterliğin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak algılanan ebeveyn reddi, içselleştirilmiş damgalama, öz şefkat ve öz yeterlik değişkenlerinin sosyodemografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Çalışmamıza 12-17 yaş aralığında, ortalama yaşı 15.08±1.48 olan 160 katılımcı dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında veriler, özel bir psikiyatri hastanesi ve iki özel psikiyatri kliniğinden toplanmıştır. Katılımcıların ebeveyn reddi algısı düzeylerini değerlendirmek için Çocuk/Ergen Ebeveyn Kabul Red Ölçeği, içselleştirilmiş damgalama düzeylerini değerlendirmek için Çocuklar ve Ergenler için İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği, öz şefkat düzeylerini değerlendirmek için Öz-Duyarlık Ölçeği ve öz yeterlik düzeylerini değerlendirmek için Genel Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca sosyodemografik değişkenleri değerlendirebilmek adına katılımcıların ebeveynlerinin sosyodemografik bilgi formunu doldurmaları istenmiştir. Korelasyon analizine göre, ebeveyn reddi ile içselleştirilmiş damgalama arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde, (r = 0.639, p = <0.001), öz şefkat ile içselleştirilmiş damgalama arasında negatif yönlü ve ve orta düzeyde (r = -0.630,p = <0.001), algılanan öz yeterlik ile içselleştirilmiş damgalama arasında ise negatif yönlü ve orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. (r = -0.555, p = <0.001). Aracı değişken analizi sonuçları, ebeveyn reddinin içselleştirilmiş damgalama üzerindeki toplam etkisinin (B = 1.1277, p = <0.001) öz şefkat ve algılanan öz yeterlik dahil edildiğinde (B = 0.6455, p =<0.001) azaldığını göstermektedir. Bu kesitsel çalışmadan elde ettiğimiz bulgular, içselleştirilmiş damgalamanın ebeveyn reddi ile artış gösterdiği; öz yeterlilik ve öz şefkatte azalmanın da, içselleştirmiş damgalamadaki artışa yol açtığını göstermiştir. Ayrıca, öz şefkat ve algılanan öz yeterliğin ebeveyn reddi ile içselleştirilmiş damgalama arasındaki ilişkide kısmi bir aracı rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bulgularımız psikiyatrik tedavi sürecindeki ergenler için ebeveyn desteğinin önemini vurgularken, bulgularımızın kohort çalışmaları ile de doğrulanması durumunda, öz şefkat ve öz yeterlik temelli müdahalelerin damgalama algısını azaltmada etkili olabileceği söylenebilir.