Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 13
  • Yayın
    Resim kursunun cezaevindeki tutuklu ve hükümlü kadınların üzerinde yarattığı etkileri : Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
    (Işık Üniversitesi, 2019-01-16) Cığırlı, Eda; Kara Sarıoğlu, Didem; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans Programı
    Sanatın gelişim süreci ve insanların iç dünyasındaki değeri ilk çağlardaki insanların yapmış oldukları üretimlerden itibaren gözlemlenebilmektedir. Sanat, semboller ve imgeler ile bir araç olarak yüzyıllar boyu kullanılmış, değişen insanların ve toplulukların ifade biçimi olmuştur. Günümüzde dinamik, değişken, iyileştirici ve dışavurumcu yapısı ön plana çıkarak önem kazanmış ve önemli bir bilim dalı olan psikolojide yerini almıştır. Psikoloji, sanatın katmanlarıyla birleşerek pozitif sonuç veren sağaltım metotları geliştirmiştir. Sanatın yaygın dalı olan görsel sanatlar, psikolojinin uygulamalı alanlarında “görsel sanatlar terapisi” tanımlamasıyla bir sağaltım yöntemi olarak kullanılmaktadır. Uygulama örneklerini dünyanın dört bir yanına taşıyan ve Türkiye’de de yerini bulan bu metotlardan biri “sanatla terapi” başlığı olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde toplumlar yeni hümanistik değer yapılanmalarını oluşturmakta ve sanatla terapiyi insanların öz saygınlığına, korkularına, tükenmişliğine, sevgisizliğine, hissizlik duygularına odaklayarak çalışmalarını sürdürmektedir. Korkunun güvene, öfkenin de şefkate dönüştürülebildiği bir süreçten söz edilmektedir. Bugün sanatın bu işlevi, sadece toplumsal normlarla uyumlu bir birliktelik sürdüren bireyleri kapsamamaktadır. Sanat artık bu çerçevenin dışına doğru genişleyerek, özel koşullar altında yaşayan insanlar için de bir ifade alanı yaratmaktadır. Bu tez çalışmasının örneklendirdiği gibi uzun zamandır farklılaştırılmış ve panoptikon mimari yapısı içinde hapis, nezaret altında tutma, tecrit, zorla çalıştırma, eğitim ve hastane gibi kurumların içinde yaşamakta olan insanlar için resim dersleri özgür ifade alanları olmaktadır. 20. yüzyılda başlayan yeni toplum sistemi içinde bütünü gözetlemek anlamına gelen “panoptikon” sistemi, bireyleri kendi gözetiminde tutarak belirli sınırlar içinde sağaltım ve motivasyon etkinlikleri oluşturmaktadır.21. yüzyılda tüm dünyada yaygınlık kazanan bu sistemin kendi modelini, topluluklar üzerinde sessiz bir baskıyla görünür kıldığı ve bireyleri yalnızlaştırdığı, sosyologlar tarafından ifade edilmektedir. Panoptikon sisteminin yaygın olarak hapishanelerde uygulandığı bilinmektedir. Yalnızlaşan ve her an gözetlendiğini hisseden insanların davranışları böylece kontrol altına alınmaktadır. Bu ortam içinde bulunan bireylerde kişilik bozuklukları oluşabilmektedir. Panoptikon sistemi bu oluşuma karşı bir çözüm olarak sanatı ön plana çıkartmaktadır. Bu incelikli müdahale ile yapı içinde yaşamakta olan insanlara, sınırlı zaman ve alan içinde “ikincil savunma” olarak sanat üretim hakkı tanınmaktadır. Bu tez çalışması hapishane örneği üzerinden, toplumdan tecrit edilmiş insanların sanat yoluyla yeniden beceri kazanabilecekleri ve bu süreç içinde sağaltımlarını gerçekleştirebilecekleri düşüncesini referans almaktadır. Çalışma çerçevesinde Ekim 2015–Haziran 2016 tarihleri arasında Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalmakta olan adli ve siyasi tutuklu ve hükümlü kadınların yaptıkları resimlerden –kursa katılımları ve üretimdeki devamlılıkları esas alınarak- oluşan bir seçki incelenmiş, atölye çalışmalarında resim yapabilirlik süreçleri ortaya konmuştur. Tez çalışması kapsamında, kurs süresince katılımcıları gözlemleme ve onlarla birebir çalışma deneyimi edinilmiştir. Bunun sonucunda beceri gelişimleri, içerisinde bulundukları kapalılık ortamında baskılanmış olan duygularının resim aracılığıyla aktarımını ortaya koymuştur. Bu aktarım süreci içerisinde ortak ifade biçimleri, sembol ve renkler kullanıldığı belirlenmiş bunun yanı sıra gruplar arasında tercihe bağlı olarak farklılaşan sanat malzemesi kullanımı olduğu tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Unnecessary bleeding, unnecessary suffering: normalcy and necessity of menstruation in promoting NovaSure (R)
    (Routledge, 2016-08) Erol Jamieson, Maral
    NovaSure (R) is an endometrial ablation procedure that destroys the inner lining of uterus to stop heavy bleeding. It is performed mostly on women entering menopause who are experiencing irregular and heavy bleeding. In this article, this biotechnology, promoted for women approaching the end of their reproductive life, is analyzed. The analysis is informed by a feminist science studies and medical anthropology background. The discourse of normal' menstruation and representations of menstruation in the promotional materials for NovaSure (R) are explored through a textual analysis of the NovaSure (R) website and patient brochure. The themes in the materials analyzed include the idea of getting back to life, normal' bleeding, and having a choice among different medical procedures and interventions. The possibility of getting rid of embarrassment that accompanies heavy bleeding is also emphasized. It will be argued that NovaSure (R) contributes to the redefinition of what is natural' and necessary' by combining the unnecessary period' idea of pills such as Seasonale (R), which is aimed toward women in their reproductive years, with the unnecessary suffering' idea related to menopausal complaints. While advertising the procedure, NovaSure (R) promotional materials co-construct the ideal user for the technology and reproduce the taboos and embarrassment that accompany menstruation.
  • Yayın
    Just a progressive step: women’s empowerment in Turkish microcredit practices
    (Universidad de Granada, 2019-12-15) Soykut Sarıca, Yeşim Pınar; Çağlı Kaynak, Elif; Bal, Esra
    In developing countries, the economic potential of women has long been under-utilized as a means of lifting households and communities out of poverty. In this respect, microcredit schemes offer an innovative form of social welfare, widely accessible to women. This study examines one such program from the Turkish context: the Maya Enterprise for Micro Finance, a conditional credit opportunity for women to start and/or develop their own businesses, granted by the Foundation for the Support of Women's Work (KEDV). Our study aimed to explore the impact of KEDV's credit transfer scheme on the lives of users, especially in terms of the psychological and economic empowerment of women. Deploying a mixed methods research strategy, we administered and analyzed quantitative surveys (n=336) in order to determine the perceptions, thoughts, insights and reactions of KEDV program users, also conducting qualitative interviews with 21 participants. Our findings indicate that the program was influential in empowering women by increasing their self-confidence and changing their relationship with other people in the household.
  • Yayın
    Women's empowerment and welfare traformation in the context of microcredit in Turkey
    (Pressacademia, 2015-06-04) Soykut Sarıca, Yeşim Pınar; Çağlı Kaynak, Elif
    Gender inequalities are of the main problems in almost every society. Like all other parts of the system, economic and business environment haven't attempted sufficiently in struggling with this issue. When these inequalities combined with development problems the growth of poverty among women and their exclusion from society multiplies. Although there is so much struggle for constructing equal society women are still considered as ignorant part of the society and hence, vulnerable beings, who have to be protected and taken care of. In this sense women have not much chance for being "independent individual" both in social and economic terms. However these constraints upon women's vulnerability and inability are tried to be changed by Microfinance system to move from the perspective of women's empowerment. In this paper, we try to analyze whether the performance of practices by the non-governmental organizations ability to achieve objective to improve the living conditions and interest of the women in the society or not by comparing to micro credit organizations in Turkey. We also try to answer whether women's participation in employment contributes to well-being their lives and contributes their role in working life.
  • Yayın
    Secular but conservative? youth, gender, and intimacy in Turkey
    (Routledge, 2023-01-01) Özbay, Cenk; Erol Jamieson, Maral; Bağcı, Çiğdem; Özkaplan, Nurcan
    This article contributes to studies on youth in Turkey by exploring gender, sexuality, intimacy, and relationship practices among college students. Our findings show that there is change (a) towards greater gender equality; (b) about attitudes regarding family, sexuality, and romance; and (c) in understanding and experiencing gendered violence in the groups of students we examined. Progressive values appear to become more common among the participants despite the increasingly conservative tone of the political and cultural climate. However, traditional relationship patterns and norms, including the idealization of monogamous relationships, robust familial ties, and sensitivity for moral reputation, seem prevalent even though these were not associated with the ascendant politico-religious conservatism. By constituting ‘secular but conservative’ intimate selves and relations, our respondents approve the freedom and right to explore possibilities for others, and yet not immediately for themselves, as they preserve an unequivocal moral self.
  • Yayın
    Ev kadınlarında tükenmişlik ve somatizasyon: depresyonun yordayıcıları
    (Cyprus Mental Health Institute, 2022-03-09) Karaköse, Selin; Ulusoy, Ayşe Nehir
    Öncül belirtilerinden biri somatik semptomlar olan depresyonun, evli ve çalışmayan kadınlarda daha yaygın görüldüğü bilinmektedir. Ev kadınlarında depresyon araştırmacıların sıklıkla üzerinde çalıştığı bir konu olsa da, alan yazına son yıllarda kazandırılan ve depresyonun yordayıcılarından biri olan tükenmişlik kavramı, somatizasyon ile birlikte henüz ev kadınlarında araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı ev kadınlarında tükenmişlik ve somatizasyonun depresyon üzerindekini rolünü araştırmaktır. Kesitsel ve ilişkisel araştırma modeli ile yürütülen bu çalışmaya Türkiye’de yaşayan, evli ve çalışmayan, 20-65 yaş arasında (Ort. =41.74, SS=11.09) 388 kadın katılmıştır. Sosyo-Demografik Bilgi ve Veri Formuna ek olarak, Ev Hanımlarında Tükenmişlik Ölçeği (EHTÖ), Kısa Semptom Envanteri-Somatizasyon alt boyutu (SCL-90-SOMA) ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21)- Depresyon alt boyutunu içeren anket bataryası katılımcılara çevrimiçi olaraksunulmuştur. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, yaş, çocuk sayısı ve psikiyatrik tanı kontrol edildiğinde,tükenmişlik ve somatizasyon depresyonu pozitif yönde yordamaktadır. Elde edilen bu bulgular dahilinde, ev kadınlarında tükenmişliğe yönelik müdahale çalışmaları yapılmasının ve somatik belirtilerin depresyonun öncül sinyalleri olarak değerlendirilmesinin depresyonun klinik tablosu ile mücadelede yol göstereceği olacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    1950'den günümüze basın reklamlarında kadın imgesinin göstergebilim açısından incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2018-01-19) Ergün, Gül; Uyan Dur, Banu İnanç; Arslan, Doğan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Görsel İletişim Tasarımı Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın amacı; Türkiye’de 1950’li yıllardan günümüze, kadınların yer aldığı basın reklamlarına derinlemesine bir bakış açısı getirebilmek ve bunu göstergebilim inceleme yöntemlerinin ışığı altında yapmaya çalışmaktır. İncelemeye başlarken kadının toplumsal açıdan rol ve konumlarının kısa tarihine ve değişim sürecine göz atılarak, göstergebilimin inceleme yöntemlerine değinilecektir. Daha sonra, bilimsel bir inceleme yöntemi olan göstergebilim daha detaylı olarak ele alınarak çözümleme yöntemleri üzerinde durulmuştur. Göstergebilimsel çözümleme yönteminde, incelenecek şey (reklam, afiş, fotoğraf vb. görsel ürünler) ve onu etkileyen unsurlar (dönemsel değişkenler) hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olunursa, yorumlama ve anlamlandırma o kadar doğru ve gerçekçi bir sonuç verir. Bu nedenle, kadın reklamları, tarihsel süreç içinde dönemin toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasi dinamikleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. 1950’den Günümüze Basın Reklamlarında Kadın İmgelerinin göstergebilim üzerinden ele alınarak örnekler üzerinden ayrıntılı olarak incelendiği bu çalışma, araştırmacılara, akademisyenlere ve bu konuda bilgi sahibi olmak isteyenlere kaynak olma amacı taşımaktadır.
  • Yayın
    Türkiye’de genç yetişkin kadınların işgücü durumuna yönelik bir inceleme
    (Birleşik Metal İş Sendikası, 2022-10-24) Görkey, Selda; Çağlı Kaynak, Elif
    Gençlikten yetişkinliğe geçiş aşamasında olan bireylerin oluşturduğu genç yetişkinler, genellikle işgücüne yeni katılmış ya da katılmak üzere olduklarından birtakım sorunlarla karşılaşırlar. Bu sorunlar cinsiyet bazında incelendiğinde, kadınların bu süreçte daha fazla güçlükle karşılaştığı görülür. Genç yetişkin kadınlar, öncelikle kadın işgücünün karşılaştığı hane içi sorumluluklar nedeniyle kadın istihdamının ikincil olarak görülmesi problemiyle yüzleşmektedir. Bu durumun da etkisiyle, doğurganlık çağında olan genç yetişkin kadınların sıklıkla çocuk sahibi olma ile işgücünde bulunma arasında tercih yapmaları gerekmektedir. Türkiye’de kadın işgücüne ait problemler ve genç işgücünün karşılaştıkları problemlerin kronikleşerek ileri yaş gruplarına yansıması, işgücünde genç yetişkin kadınların ayrı bir grup olarak incelenmesini önemli hale getirmektedir. Türkiye’de, 25-34 yaş grubundaki genç yetişkin kadınlara ilk kez yönelerek, bu grubun işgücü durumunu makro açıdan araştırmayı amaçlayan çalışma, konuya ilişkin bir durum tespiti yapmayı ve politika önerilerinde bulunmayı hedeflemektedir. Türkiye’de genç yetişkin kadınlarda işgücüne katılım ve istihdam oranları erkeklere göre daha düşük, işsizlik oranı ise daha yüksektir. Yarı-zamanlı çalışanlar içinde, özellikle 30-34 yaş grubunda, kadınların oranı erkeklere göre çok daha yüksek olup; aradaki fark giderek artmaktadır. İstihdamın sektörel dağılımı, genç yetişkin kadınların oldukça büyük bir kısmının hizmetler sektöründe istihdam edildiğini; eğitim düzeyinin incelenmesi ise işgücünde aktif genç yetişkin kadınların yarısından fazlasının yükseköğretim mezunu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, genç yetişkin kadınların erkeklere kıyasla daha nitelikli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma ile son olarak, genç yetişkin kadınlara yönelik bakım yükünü azaltarak işgücüne katılımı arttırmayı ve işsizliği azaltmayı hedefleyen çeşitli politikalar önerilmiştir.
  • Yayın
    Beyond a paycheck: the influence of workforce participation on women’s cancer screening in Turkey
    (Springer/Plenum Publishers, 2016-12-01) Şen, Celia K Naivar; Lemi, Baruh; Kumkale, Gökçe Tarcan
    The present study investigates the influence of workforce participation on women’s cancer screening behaviors in Turkey. In cultures with predominantly Muslim populations like Turkey, emphasis is typically placed on a woman’s traditional role as a child bearer. Although the impact of workforce participation on women’s welfare has been studied in various contexts, the relationship between workforce participation and health protective behavior has received scant attention. Using quantitative data from a survey of women aged 40 and above from 33 urban cities in Turkey (N = 483), we examine the influence of workforce participation on breast and cervical cancer screening behaviors. Homemakers were less likely than working/retired women to be up-to-date on screenings. Women with lower income and education screened less; however, workforce participation seemed to have a positive effect on screening among these women. Additionally, working/retired women and homemakers differed from each other in terms of their perceptions regarding their risk of developing cancer (perceived susceptibility). In addition, both perceived susceptibility and women's perceptions regarding their ability to get cancer screening (self-efficacy) were significant predictors of intention to engage in screening in future. In Turkey, homemakers are in a vulnerable position due to lower rates of cancer screening. Furthermore, targeting homemakers for interventions may be easier than trying to identify other low screening groups of women such as those with lower education or income. Interventions raising perceptions of susceptibility to cancer, possibly by targeting neighborhoods during working hours, could be useful in increasing screening rates at risk women.
  • Yayın
    Technological change and unemployment nexus from a gender perspective: empirical evidence from a panel cointegration approach
    (Routledge, 2022-06-27) Görkey, Selda
    This study investigates the long-run relationship between technological change and unemployment, focusing on a gender perspective in developed economies. Considering the obstacles women face in accessing labor markets, this study aims to empirically combine the technological change and unemployment nexus with a gender perspective in 20 OECD economies from 1985 to 2019 by using multifactor productivity (MFP) as a proxy for technological change. The findings from Westerlund Panel Cointegration Test and Pedroni's Panel-Dynamic Ordinary Least-Squares (PDOLS) estimator indicate the presence of a long-run relationship between MFP and unemployment rate with diversified gender effects. Even though MFP affects total and male unemployment significantly and negatively in the long run, there is no significant effect on female unemployment for the whole panel. However, the findings by economies are diversified and they indicate the presence of technological unemployment for women in some economies. Thus, the empirical results clearly show that the long-run relationship between MFP and unemployment is affected by gender differences.