Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Yayın
    Nöroestetik ve görsel düşünme perspektifinden sanatsal ve bilimsel yaratıcılık
    (Işık Üniversitesi, 2018-05-31) Çiftçi, Talat; Akdeniz, Halil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora Programı
    Sanat ve bilim alanlarındaki yaratıcılık ulusların rekabet gücünü oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, Görsel Düşünme’nin yaratıcılıktaki rolünün ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bu maksatla, beynin yapılaşması ile Gestalt, Nöroestetik ve Ayna Nöron kavramları incelenmiştir. Ayrıca, zihin modelleri ışığında beynin stratejik işlevleri ele alınmıştır. Sanat ve bilimin arakesitinde çalışan insanlar incelenerek, sanatsal ve bilimsel yaratıcılık arasındaki ilişki araştırılmıştır. Sahip olduğu görsel sanat eserleri ve iletişim yöntemleri, bir toplumun Görsel Okuryazarlık seviyesini belirlemektedir. Bu çalışmada, beynin yapılaşmasını yansıtan beş farklı stratejik bakış ile dış dünyanın gözlemlendiği ortaya çıkmıştır. Tarih boyunca oluşan sanat eserlerinden örnekler seçilerek, bu bakış açılarına göre Sanatın Periyodik Tablosu oluşturulmuştur. Sahip olunan Görsel-Uzamsal Zekâ, eğitim ve deneyimler, bireylerin özgün Görsel Düşünme yaklaşımlarını ortaya çıkarmaktadır. Önemli sanatsal ve bilimsel yaratıcılık örnekleri incelenerek, bu süreçlerde Görsel Düşünme’nin rolü tartışılmıştır. Özellikle sanat ve bilimin arakesitinde çalışan insanların hem sanat hem de bilim alanında çoklu beceriye sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bu tez çalışmasında ortaya çıkarılan bulgulara dayanarak, küresel rekabet için yeni bir inovasyon kültürünün oluşturulması gerektiği anlaşılmıştır. Bu amaçla, Görsel- Uzamsal Zekâ açısından seçkin gençler belirlenerek, özel olarak yetiştirilmesi planlanmalıdır. Ayrıca, lise eğitiminde Görsel Düşünme’nin öğretilmesi gerekmektedir.
  • Yayın
    Yaratıcı makinelerin insan sanatına müdahalesi üzerine bir inceleme
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2022-05) Yücel, Ece
    Teknolojik dönüşüm ve dijitalleşmenin etkisinin insan hayatında en fazla hissedildiği çağımızda özellikle Yapay Zekâ bazlı teknolojideki atılımlar sonucunda birçok meslek grubunda otonom ve robotik sistemler insan gücünün ve emeğinin yerini alırken, kendini bu müdahaleden muaf, güvenli bölgede hisseden insan sanatı ve sanatçılar da zamanla tehdit altında kalmaya başlamıştır. Tarih öncesinden, mağara duvarlarından bugüne insanın en özgün yaratımlarından olan ve insanı diğer canlı ve cansızlardan ayıran öncelikli kavramlardan biri olan yaratma arzusu ve becerisi, sanat üretimi makinenin de yetilerinin arasına girdiğinde insanın bizzat kendini koyduğu üstün ve farklı statüsü ve sanatının geleceği sorgulanmak durumunda kalacaktır. Günümüzde şiir yazan, resim çizen, küratörlük yapan, heykel üreten, beste yapan, senaryo yazan makinelerin/robotların giderek artan başarılı varlığı ve iddialı söylemleri insan zihnine şu soruyu yerleştirmiştir: “Sanat da mı elden gidiyor?” Bu metinde Deniz Yılmaz, Ai-Da, Sophia, Jarvis … gibi sanatçı makineler örneklendirilirken, ürettikleri sanat nesneleri ve sanatları aracılığıyla iletmek istedikleri mesajlar oldukça faal olarak yer aldıkları sosyal medya paylaşımları, demeçleri, katıldıkları sergi ve etkinlikler ve ilk insansı sanatçı robot Ai-Da ile yapmış olduğum röportaj üzerinden değerlendirilecektir. Bir yandan Sanatçı makinelerin ortak mesajları belirlenirken diğer yandan bu bağlamda insanın kendine özgü olanı korumak ve geliştirmek adına hem kendini, insan ve sanatçı kavramlarını, hem de sanatını yeniden betimlemeye duyacağı ihtiyaç irdelenecektir. Çalışmada bu yeni kimliğin sanatına dair örnekler transhümanist sanat akımları ve Siborg sanatı üzerinden sunulacaktır. Sonuç olarak Yeni Sanatçı’nın makineyle sürekli iletişimde, makineden- teknolojiden öğrenen, destek alan ama salt aldığı desteğe dayanmayan, kapasitesini teknoloji ile azaltmak yerine arttıran, kendini geliştirdiği için değişen dönüşen, yeni bir seviye ve düzlemde “ustalaşan” sanatçı olacağı görülecektir.
  • Yayın
    Çağdaş sanatta mekan ve aura: Papa Francesco'nun desteklediği etkinliklerde kutsallık ve dünyevilik
    (Işık Üniversitesi, 2019-08-09) Sepin, Sema; Hızal, Meriç; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Çağdaş Sanatta her ne kadar mekânın belleği, tarihsel, inançsal, proporsiyonel ve ek unsurlarla sanata katkı yapsa da tarihi mekanda olduğu gibi yalın mekânın olanakları da faydaya dönüştürülerek etkili bir sanat alanı olabilmektedir. Bu nedenle mekan algısını sanat bağlamında değerlendirerek, mekanın estetik algıyı etkileyen faktörlerini anket ve örneklerle inceledim. Sergilenen mekanın algılanma biçimleri, mekanı dışavurum mekanı olarak değerlendirmeme yardımcı oldu. Kutsallık ve dünyevilik bağlamlarında mekanın aurasını, günümüzde sanata teşvik ettiğini gözlemlediğim/düşündüğüm 21. yüzyıl mesenleri arasında yerini alan Katolik lider Papa Francesco’nun düşüncesi, desteği ve yaratıcı zekası ile etkili olduğu çağdaş sanat uygulamalarıyla değerlendirdim. Bu çalışmada, sanatçı ve sanatçıların yaratımının, müdahalesinin ve mesenin desteği ve zekasıyla ortaya çıkan sanatın tarihi ve yalın mekanlarda aynı etkide gerçekleştirilebileceği sonucuna varılmıştır. Disiplinlerarasılık ve her türlü teknolojik olanak, algılamada kutsal ya da dünyevi etkiyi ayrıca güçlendirmektedir. Günümüzde Vatikan’ın bakış açısı ve mesenliği, dolaylı yoldan sanatın desteklenmesine, yeni diller aranmasına, yeni yöntemler bulunmasına ve uygulanmasına neden olmaktadır. Çünkü soyut kavramları görselleştirme becerisi ancak sanatçının gücüyle gerçekleşmektedir.
  • Yayın
    Güzel sanatlar alanında öğrenim gören üniversite öğrencilerinin yaratıcılıklarının psikopatolojileri ve kişilik özellikleri üzerindeki etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2017-01-05) Gürhan, Büşra; Yücel, Saime Vicdan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmada, Güzel Sanatlar alanında öğrenim gören bir grup gönüllü üniversite öğrencisinin; yaratıcılıklarının psikopatoloji ve kişilik özellikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza, alanyazında bulunan konuyla ilgili makaleler de yaratıcılık ile psikopatoloji ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkilerin anlatılması ve tartışılması kaynak olmuştur. Çalışma kapsamında; sosyodemografik özellikler, bölüm seçimleri, eğitim alanları, kişilik yapıları, psikopatoloji gibi değişkenler yaratıcılık düzeyleri açısından incelenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 22.0 programının kullanımıyla analiz edilmiştir. T test, Anova testi ve Ki Kare testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında değişkenler arasındaki ilişki farklılıklarını belirlemek için tamamlayıcı olarak Post Hoc Tukey testi, sürekli değişkenler ile arasındaki ilişki Pearson Korelasyon ve Regresyon analizi uygulanarak incelenmiştir. Araştırmaya 2015-2016 ve 2016-2017 eğitim öğretim yıllarından Işık Üniversitesi’nin ve Pamukkale Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar fakültelerinin 1., 2., 3. ve 4. sınıflarında öğrenim gören toplam 200 gönüllü öğrenci katılmıştır. Uygulama, araştırmacı tarafından geliştirilen, ‘’Sosyodemografik Bilgi Formu’’, psikopatolojik değerlendirme için, “Kısa Semptom Envanteri”; yaratıcılık düzeylerini belirlemek için ‘’Raudsepp Ne Kadar Yaratıcısınız Ölçeği’’, kişilik özelliklerini belirlemek için ise ‘’On Maddelik Kişilik Ölçeği’’ yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular alanyazın ile paralellik göstermektedir. Yapılan korelasyon analizinde yaratıcılık ile anksiyete, depresyon, olumsuz benlik, somatizasyon ve hostilite arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuşken, yapılan regresyon analizinde ise yaratıcılık ile depresyon, anksiyete ve somatizasyon arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Yapılan analizde yaratıcılık ile deneyime açıklık arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuşken, yaratıcılık ile duygusal dengelilik arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan Anova ve ki kare analizlerinin sonucunda yaratıcılık ile sosyo demografik değişkenlerin alt boyutlarından, yaşamının büyük bir bölümünü geçirdiği şehir, anne-baba eğitim düzeyi, ekonomik düzey, ailenin sanatsal eğilimi, eğitim alanları, alan dışı ilgilenilen başka sanatsal alanlar, görsel ve yazılı yayın takibi arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Yaratıcılık ve sosyo demografik değişkenlerin regresyon analizinde, baba-anne eğitiminin, ailenin sanatsal eğiliminin ve eğitim alanının yaratıcılığı yordadığı, yaratıcılık ile psikopatolojik boyutlar, kişilik özellikleri ve sosyo demografik değişkenler üzerine yapılan regresyon analizinde ise baba-anne eğitiminin, eğitim alanının ve görsel ve yazılı yayın takibinin yaratıcılığı yordadığı saptanmıştır.
  • Yayın
    Kültür imleri - Kavramlar ve sınırlar ötesi
    (Istanbul Univ, Research Inst Turkology, Dept Art History, 2018) Akdeniz, Halil
    Bu makale, ağırlıklı olarak kendi sanat çalışmalarım, kısmen de üniversitedeki sanat eğitimi yaklaşımım üzerinedir. Sanat çalışmalarım çevresel sanattan, tarihi ve kültürel çevreye uzanan, yaklaşık 40 yıllık bir sanatsal üretim sürecini kapsar. 1978 sonrası ve 1980’li yıllarda İzmir Körfez Kirlenmesi İle İlgili Görsel Değerlendirmeler resim dizisi ile başlayan fiziki çevre sorunları ile ilgili çalışmalarım, bilimsel araştırma laboratuvarlarının bilimsel verileriyle de destekli, sanat ve sanat dışı ögelerin kullanıldığı sanatsal çözümlemelerden oluştu. Daha sonra tarihi ve kültürel çevreye yönelik çalışmalarla; Efes-Ören Görsel Notlar dizisi, ardından Anadolu’nun değişik kültür bölgelerini kapsayan çalışma dizileri; Anadolu Uygarlıkları – Kültürlerarası, Anadolu Uygarlıkları – Kültür Çevresi, Anadolu Uygarlıkları – Kültür Logoları, Anadolu Uygarlıkları – Kültür Bakiyeleri ile devam etmiştir. Geldiğim nokta itibariyle de, son dönem Kültür İmleri – İmgenin İzinde yoğunlaşan çalışma dizileri ile devam etmektedir. İçinde yaşadığım coğrafya Anadolu, tarih boyunca Grek, Hitit, Likya, Frigya gibi çok sayıda kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Anadolu Uygarlıkları kültürel zenginliği, farklı kültürler ve kültür katmanları ile benim çalışmalarımın konsept ve düşünce kaynağını oluşturmaktadır. Sanat dili evrenseldir. Fakat insanların yaşam tarzları, kültürleri ve görme alışkanlıkları farklıdır. Yani sanatlarının kendi kültür ve coğrafyalarından beslenen kanalları ve kökleri vardır. Çalışmalarım resim ekseninde olmasına rağmen tuval ve boya estetiği ile sınırlı değildir. Yüzeyden mekâna uzanan bir boyutu içerir. Sanatım düşüncelerimin notlarıdır. Konseptlerime göre değişik malzeme ve araştırma materyalleri yer alır. Bu makalenin eğitim açısından da hedefinde, bugün geldiğimiz “Üçüncü Kültür Dönemi“ aşamasında geleceğin eğitim modeli gibi gözüken sanattaki yaratıcılıkla bilimdeki yaratıcılığın birleştirilmesine yönelik, bilim ve sanatın birlikteliğini öngören içinde sanatın da yer aldığı bilim teknoloji ve mühendislik dalları; STEAM- Science/Bilim, Technology/Teknoloji, Engineering/Mühendislik, Arts/Sanat ve Mathematics/Matematik eğitim modelinin önemine işaret edilmiştir. Bu konuda dünyada bazı üniversitelerde ve araştırma kurumlarında, örneğin NASA uzay araştırma programlarına bile sanatçıların da dahil edilmeye başlaması, ve Austuralya Western Üniversitesinde biyo-konstrüktif deney ve araştırmalar yapan Symbotica A programı gibi çok özel eğitim programlarının yer aldığı geleceğin eğitim yönelimlerine işaret edilmeye çalışılmıştır.
  • Yayın
    Ortaöğretim öğrencilerinin ruh sağlığı belirtilerini gözlemlemeye yönelik görsel sanatlar eğitim modeli tasarısı
    (Işık Üniversitesi, 2019-01-17) Kireç, Deniz; Akdeniz, Halil; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora Programı
    Sanat, insanın yaratıcılık ve dışavurumuyla kendi dünyasını yansıttığı yegane alandır. Bu sebepten ötürü sanat, hem var olan psikolojik problemlerin saptanmasına hem de tedavi edilmesine yardımcı olabilmektedir. Tasarlanan eğitim modeli, yaratıcılık ve dışavurum üzerine şekillenmektedir. Tezin başında yaratıcılık kuramsal olarak açıklanmakta, yaratıcılık ölçütleri, yaratıcı kişilik özellikleri, yaratıcılığın ölçülmesi ile yaratıcılıkla kişilik, zeka, yetenek ve hayal gücü arasındaki ilişki incelenmektedir. Bilim adamları ve sanatçıların gözünden yaratıcılıkla devam etmektedir. Dışavurum ise tarihin başlangıcından itibaren insanın kendini yansıttığı alan olarak ele alınmakta ve modern sanatta nasıl şekillendiği incelenmektedir. Sonrasında sanat terapisinin kavramı, amacı ve önemi açıklanmakta, bir terapi yöntemi olarak ortaya çıkışına ve günümüzde nasıl yer bulduğuna değinilmektedir. Sanat terapisine farklı yaklaşımlar ve sanat terapisinden örnek çalışmalar yer bulmaktadır. Sanat terapisinin son kısmını ise sanat eğitimindeki yeri oluşturmaktadır. Modelde gözlemlenebilecek rahatsızlıklar başlığı altında kaygı ve depresyonun karakteristik özellikleri açıklanmış, psikolojik rahatsızlıkların sanatta yansımaları seçilen sanatçılar, sanatla ilgilenen hastalar ve çocukların çalışmaları üzerinden gösterilmiştir. Bu modelin ortaöğretim çağındaki öğrencilere uygulanacağı göz önüne alınarak bebeklikten ergenliğe kadar geçen süreçte sanat, yaratıcılık ve dışavurum ele alınmaktadır. Takip eden bölümde sanat eğitiminin gelişimi ile eğitim sistemindeki yerine ve amacına değinilmektedir. Model tasarlanmadan önce, sanat eğitimde geleneksel olarak kullanılan malzemelerden bahsedilmiş, ayrıca yaratıcı tekniklere de yer verilmiştir. Son bölümde ise oluşturulan model için metod ve yönelimler açıklanmış ve modelin içeriği 16 çalışmadan oluşacak şekilde detaylı olarak açıklanmıştır.
  • Yayın
    Psikanalitik kuram çerçevesinde psikolojik rahatsızlıkların yaratıcılığa ve sanat eserlerine yansıma biçimleri
    (Asos Eğitim Bilişim Danışmanlık San. Tic. Ltd. Şti., 2019-02-01) Kireç, Deniz
    Yaratıcılık olgusunun hastalıklı bir sürece ait olduğu süregelen bir tartışma konusu olmuştur. Bu düşünce de beraberinde psikolojik rahatsızlıkların sanat eserlerine yansıma biçimlerinin incelenmesini getirmiştir. Bu makalede, psikolojik rahatsızlıklar ve sanat eserleri arasındaki bağ, psikanalitik kuram çerçevesinde incelenmektedir. Öncelikle psikanalitik kuramın kurucusu olan Freud’un öne sürdüğü insan kişiliğinin yapıları olan id, ego ve süperego üzerinden yaratıcılıkta çatışma faktörleri açıklanmaktadır. Bunu takiben, Jung’un psikanalize getirdiği yeniliklere arketipler ve ortak bilinç üzerinden değinilmektedir. Sonraki bölümde, psikolojik rahatsızlıkları olan sanatçılardan Vincent van Gogh ve Yayoi Kusama örnek gösterilerek yaratıcılık ve delilik arasındaki bağa değinilmektedir. En son bölümde ise; Şizofreni, Manik-Depresif, Depresyon, Bipolar ve Asperger’li danışanların sanat eserlerine; renk ve biçim gibi unsurların yansımaları açıklanmaktadır.
  • Yayın
    Tasarımda mekân algısının öyküler üzerinden incelenmesi: Ayşegül Öyküleri örneği
    (UBAK Yayınevi, 2019-06-01) Ürtekin, Özge; Özker, Serpil
    Tasarım, hayal etmekle başlar. Zihinde oluşturulan soyut kavram, yapılan eskizlerle somut çıktıya dönüşür. Eskiz aşamasında veri birikimleri hayalde biçim kazanır ve anlamlar yüklenir. Düşüncede şekillenen tasarım, hayal gücünün yardımıyla yaratıcı hale gelir. Tasarlama aşamasında hayal gücünün yeri ve önemi daha iyi anlaşılır. Her bireyin hayal gücü belleğinde farklı imgeler bulunmaktadır. Bu imgeler tasarımda farklılaşmayı, özgün düşünce ve düşünmeyi de beraberinde getirir. Hayal gücünün temelini, etkilendiği ilk etmeni bulmak oluşturmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada hayal gücünü etkilediği düşünülen öykülerde mekânların tasarıma etkisi ve algısı ele alınmaktadır. Masal ya da öyküler ile mimarlık arasında, mekân üzerinden ilişki kurulmaktadır. Mimarlık bağımsız bir disiplin olduğu kadar diğer disiplinleri etkilediği gibi diğer disiplinlerden de etkilenmektedir. Mekân kavramı ise bireyin çevresini, eylemlerini, algısını ve yaşamını ifade eden bir kavramdır. Mekân, kendisini sınırlandıran formu, renk, biçim, doku gibi detayları ve özellikleri ile tanımlı hale gelmektedir. Bu nedenle diğer disiplinlerde olduğu gibi edebiyatın bir alanı olan masal ve öykü kitaplarında da kendini göstermektedir. Öykülerin içinde yer alan karakterler her ne kadar hayali karakter de olsa gerçek varlıklardan esinlenen özellikler taşımaktadır. Bu özellikler ait olduğu kurgu içerisinde mekânlarla bütünlük kazanmaktadır. Benzer şekilde hikâye, olay örgüsü gerçeküstü olarak kurgulansa da aslında hikâyelerde var olanın izlerini taşıdığı görülmektedir. Öykülerin içinde yer alan karakter ve olay örgüsü gerçekçi ya da hayal öğesi olarak tasarlanabilir. Bu noktada öyküyü oluşturan iki ana elemanın (karakter ve kurgunun) gerçeklikle olan ilişkisi mekân aracılığıyla oluşturulur. Bu şekilde birey ya da çocuk, anlatılan öyküyü kendi yaşamından izler bağdaştırarak zihninde yarattığı bir gerçekliğe oturtur. Bireyin çocukluk döneminde özellikle okul öncesi dönemde yapılan öykü dinletileri, masallardaki mekânsal okumalar, çocukların mekân algılarının ve hayal kurma kurgularının gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Öykülerde işlenen; çocukların gerçek yaşamlarından alınan konuların duyarlılık ve gerçeklik ilkelerine uyması aynı zamanda mükemmele yakın dünyayı anlatması, süper güçlere sahip olan gerçeküstü karakterlerin kahramanlıklarını konu edinmesiyle çocuğu etkiler. Etkilenen çocuğun öyküye olan ilgisi artar, hayal dünyası gelişir. Dinleyeni bu denli etkileyen bir öyküde yer alan mekân, çocuğun hayal dünyasında da önemli bir yer tutmaktadır. Çocuk öykülerinde yer alan özelliklerin başında mekanı oluşturan ögelerin açık, okunabilir, anlaşılabilir ve gerçeğe uygun olarak, okuyucuda iyiye ve güzele karşı duyarlılık oluşturacak biçimde belirtilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda araştırmada öykülerdeki mekân kavramı ve algısının irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Gilbert Delahaye‟nin öykü dizisi “Ayşegül” serisinden 10 öykü örnek olarak seçilmiştir. Sonuç olarak, çocukluk döneminde okunan öykü-masal kitapları ve bu kitaplardaki betimlenen mekânların, mekân tasarım sürecinin gelişimine katkı sağladığı gözlenmiştir.