7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Mülteci temsillerinde kültürel farklılık inşası ve toplumsal kabule etkileri(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2021-06-30) Pandır, MüzeyyenTürk toplumu ve Suriyeli mülteciler arasında toplumsal kabul ve uyum konusuna odaklanan kamuoyu çalışmaları, coğrafi yakınlıkları ve ortak dini hassasiyetlerine rağmen Türk toplumunun Suriyeliler’i kültürel olarak uzak ve farklı gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Suriyeli mültecilerin ülke gündeminde oldukları dönemlere dönerek, o dönemin haber fotoğraflarında nasıl temsil edildiklerini, fotoğraflarda nasıl bir “Suriyeli mülteci” kimliği inşa edildiğini ve bu temsillerin Türkler ve Suriyeliler arasında kültürel farklılık ve uzaklık algısını nasıl beslemiş olabileceklerini sorgulamaktadır. Suriyeli nüfusun Türkiye’de en fazla artış gösterdiği 2014 ve 2015 yıllarında beş günlük gazetede yayınlanan Suriyeli mülteci fotoğrafları içerik analizi yöntemi ile incelenmiş, fotoğraflarda Suriyeliler’e dair hangi anlamların üretildiği belirlenmiş, biz-onlar ayrımının nasıl ve hangi temsil pratikleri ile inşa edildiği gözlemlenmiş ve bu temsillerin toplumsal kabule yönelik olası etkileri tartışılmıştır. Sonuç olarak, gazete temsillerinde Suriyeli mültecilere karşı önyargılı bir temsil biçiminin açık bir şekilde kullanılmadığı, ancak bazı temsil pratikleri ile daha örtülü şekillerde Suriyeliler’in toplumdan (bizden) farklı, uzak ve yabancı bir grup olarak inşa edildiği savunulmaktadır. Bu temsil biçimi, üç buçuk milyonun üzerinde Suriyeli nüfusa sahip Türkiye’de, Suriyeliler’e yönelik toplumsal kabulün oluşumuna olumsuz etki edecek niteliktedir. Toplum içerisinde barışın hâkim olabilmesi için medya temsillerinde, Suriyeli mültecilerin “görünmez” kılınan ancak “bize” benzer “sıradan” ve olumlu özelliklerinin görünür kılınması önerilmektedir.Yayın Türk basınında Suriyeli sığınmacı temsili üzerine bir içerik analizi(Marmara Univ, 2015) Pandır, Müzeyyen; Efe, İbrahim; Paksoy, Alaaddin FarukBu çalışmada Türk basınında Suriyeli sığınmacı temsilleri incelenmektedir. Örneklem için, en yüksek tiraja sahip ilk beş gazetede (“Hürriyet”, “Sabah”, “Posta”, “Sözcü”, “Zaman”) 2014 yılında yayımlanan ilgili tüm haberler, köşe yazıları ve görseller seçilmiştir. Mevcut çalışma, Suriyeli sığınmacıların Türk basınında 2011-2015 yılları arasındaki temsillerini inceleyen (TÜBİTAK destekli) daha geniş çaplı bir araştırma projesinin bir kısmını oluşturmaktadır. Mevcut literatürde sıkça ihmal edilen ya da ayrı bir inceleme alanı olarak ele alınan haber görselleri, bu çalışmada haber metinleri ve köşe yazılarıyla beraber incelenmektedir. Araştırma sonuçlarında görülmüştür ki, Türk gazetelerinde Suriyeli sığınmacılarla ilgili haber ve görsellerin içerikleri çoğunlukla olumlu ya da yansız özelliklere sahiptir. Temsil özelliklerine odaklandığımızda ise temsillerde bir ikilem olduğu görülmektedir. Temsiller Suriyeli sığınmacıyı zorlu koşullar içinde “yoksul” ve “yardıma muhtaç” olarak gösterirken, aynı sıklıkta toplum güvenliği için bir “tehdit” olarak da göstermektedir. Sıkça tekrarlanan bu temsiller ve ikilem göstermektedir ki Türk basınının Suriyeli sığınmacı temsili, uluslararası çalışmalarda tanımlanan stereotipik sığınmacı temsillerini yeniden üretmektedir.Yayın Bilim ve gelenek karşıtlığında tohum söylemleri: bir eleştirel söylem analizi(Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022-12-27) Pandır, Müzeyyen; Erol, MaralBu çalışma, yaşamın sürdürülebilir kılınması için önem kazanan günümüz ekolojik tartışmalarına, sosyokültürel bir bakış açısı ile katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışma, ekolojik tarım uygulamalarının en önemli öğelerinden olan tohuma dair, özellikle de atalık (yerel) tohuma dair algı, söylem ve bilgi üretimini çalışmaktadır. Türkiye’de tohum alanında farkındalık, bilgi ve eylem üreten çeşitli aktörler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları resmi devlet kurumları olduğu gibi (Tarım ve Orman Bakanlığı), sivil toplum kuruluşları (Buğday Derneği, Tohum İzi Derneği), meslek örgütleri (TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Çiftçi-Sen) ve akademisyenler de olmaktadır. Bu çalışmada, ismi geçen bu aktörlerin atalık tohum üzerine söylemleri çalışılmış ve söylemler arasındaki argümanların çeşitliliği, benzerlikler ve çatışma noktaları belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, kurumların atalık tohum ya da tohum üzerine yayınları incelenmiş, kurum yetkilileri ve akademisyenler ile mülakatlar yapılmıştır. Eleştirel söylem analizi ile aktörlerin yerel tohuma dair bakışları, olumlu/olumsuz değerlendirmeleri ve çeşitli argümanlarını hangi bakış açıları ile gerekçelendirdikleri saptanmıştır. Elde edilen bulgulardan biri, STK’ların, meslek örgütlerinin ve akademisyenlerin arasında genel olarak bir görüş birliği olduğu ve atalık tohum ve tarıma dair görüşlerinin oldukça benzer olduğu, bakanlık söylemleri ile ise bir ayrışma halinde olduklarıdır. Bu söylemler arasındaki farklılıklara dair argümanlarımızdan biri şudur: STK, meslek örgütleri ve akademisyenlerin söylemlerinde, toplumun sağlıklı beslenebilmesi, biyoçeşitliliğin korunması, tohum ve çiftçi egemenliği bakış açıları öne çıkmakta; bu bakış açıları ile atalık tohumun kullanımı desteklenmekte ve tarım uygulamalarında eski jenerasyonların kullandığı tarım uygulamalarının yeniden yaygınlaşması savunulmaktadır. Bu nedenle, holistik bir bakış açısı ile yüzyıllar boyu çiftçiler tarafından uygulanmış ve aktarılmış kültürel tarım pratiklerini, uygulamalarını ve bilgilerini savunmaktadırlar. Bakanlık söylemlerinde ise öne çıkan bakış açısı gıda güvenliği olup, nüfusun doyurulması öncelik olarak görülmekte ve bu nedenle yüksek verim veren hibrit/sertifikalı tohumların kullanımı desteklenmektedir. Bu söylemlerde hibrit tohumlar üstün özellikli olarak tanımlanırken üstün olmalarının en büyük nedeni, en yeni bilimsel bilgi ve teknolojik araştırmalar ile belli özelliklere sahip olacak şekilde geliştirilmiş olmalarıdır. Bu şekilde, tohuma ve tarımsal faaliyetlere dair aktörlerin argümanlarının farklılık göstermesinin arka planında, eski ve bildik bilim-gelenek çatışmasının olduğu görülmektedir.Yayın Göçmen anlatılarının insanileştirilmesi ve etkileri(Yeditepe Üniversitesi Yayınevi, 2024-10-11) Pandır, Müzeyyen; Bayındır Goularas, Gökçe; Çağatay Tekin, Beyza; Türkan İpek, Işıl ZeynepBu çalışma, yeni adı ile Sosyal Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin (SGDD-ASAM) internet sitesinde yayınlanan göçmen hikâyelerini tematik ve içerik analizi yöntemlerini kullanarak incelemektedir. “İnsan Hikayeleri” başlığı altında yayınlanan yedi makaleden dördü, dört farklı Suriyeli göçmeninin (üçü çocuk, biri kadın) Türkiye’de yaşadıkları göç deneyimlerini, başarılarını ve geleceğe dair hayallerini konu almaktadır. Başlıkla tutarlı olarak, hikayelerin en çarpıcı özelliği göçmenleri insanileştirme etkileridir. Bir temsil biçimi olarak insanileştirme, özellikle kişiselleştirme ve bireyselleştirme yoluyla gerçekleşmektedir. İlk olarak, göçmenler anlatılarda ilk isimlerinin kullanımı ve kişisel hikayelerinin anlatımı ile kişiselleştirilmiştir. Anlatılarda etnik kimlik ve göçle ilgili terimler (göçmen, mülteci, sığınmacı) kullanılmayarak göçmenlere yönelik kültürel farklılık algısı ve ayrıca göçmenlerin kimlik çatışmaları ortadan kaldırılmıştır. İkinci olarak, göçmenler ilgi duydukları alanlar ve hayata dair konular hakkında kendi görüşlerini sunarak ve geleceğe yönelik kişisel planları ve beklentileri hakkında konuşarak bireyselleştirilmiştir. Anlatılarda eğitim, umut ve yetkinlik ortak temalar olarak öne çıksa da göçmenler farklı becerileri ve geleceğe yönelik farklı beklentileriyle birbirlerinden farklılaşmaktadır. Göçmen olarak yaşadıkları olumsuz deneyimler ise anlatılarda dışarıda bırakılmıştır, bu da stereotipleştirmeye karşıt bir taktik olarak öne çıkmaktadır. Sonuç olarak, göçmen anlatılarında kullanılan bu stratejiler, göçmenlere yönelik kültürel farklılık algısını ortadan kaldırmakta ve göçmen hikayelerini kendi hayatlarını inşa etmeye çalışan sıradan insanların hikayelerine dönüştürmektedir. Bu şekilde, göçmenin insanileştirilmesi aynı zamanda göçmeni fail olarak konumlandırmakta ve bir güçlendirme etkisi yaratmaktadır.Yayın Uyum çalışmalarında göç ve sığınmacı anlatıları(Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023-12-22) Pandır, MüzeyyenKamu kurum ve kuruluşları tarafından sosyal uyum faaliyetleri kapsamında düzenlenen farkındalık yaratma ve bilgilendirme kampanyaları, topluma yeni katılan yabancılar hakkında olumlu algı yaratmayı ve yerel halkın yabancılara yönelik kabulünü desteklemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, bu amaçla düzenlenen bilgilendirme faaliyetlerindeki göç ve sığınmacı anlatılarını incelemektedir. Özellikle Göç İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan bilgilendirme amaçlı videolarda, sığınmacıların yeni katıldıkları toplumla ilişkilerine dair anlatılan hikayelerin içerikleri incelenmektedir. Akademik çalışmalar sıklıkla, sığınmacıların medya temsillerinde mağdur ve tehdit ikililiğinde temsil edildiğini, bu tarz temsillerin sığınmacıları pasif özneler olarak inşa ettiğinden onlara yönelik toplumsal algıyı da olumsuz yönde beslediklerini belirtmektedir. O halde, sığınmacılara yönelik farkındalığı ve kabulü arttırmayı amaçlayan bilgilendirme kampanyalarındaki anlatı ve mesajlar bu tasvirlerden ne kadar ayrışmakta, sığınmacılar ve göç, yerel halka hangi bilgilerle ve mesajlarla anlatılmaktadır? Çalışmanın bulgularına göre, Türkiye’de yaşayan sığınmacılar hakkında bilgi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan videolarda, sığınmacılara dair az miktarda bilgi paylaşılmaktadır. Sığınmacıların eğitim düzeyleri, uzmanlık alanları gibi bilgilerden çok, halkın, “farklı” olarak görülen insanları tanımasının önemine dair bazen didaktik bazen duygusal mesajlar paylaşılmaktadır. Dolayısıyla bu videoların temel görevi halkı bilgilendirmekten çok, topluma yeni katılanların iş ve çalışma ortamlarında kabul edilmeleri yönünde mesaj paylaşmak olarak gözlenmiştir. İkinci olarak, bu mesajlarda topluma yeni katılanların “farklılığı” çeşitli şekillerde tekrarlanmakta ve halka, farklılıklarla beraber yaşama olgusunun önemi ve değeri anlatılmaktadır. Birlikte yaşam teması toplumsal kabul ve huzurun sağlanması için yerinde bir mesaj olsa da, araştırmalara göre yabancıların yerel halk tarafından kabulünü destekleyecek doğru temsil biçimi farklılıklar yerine benzerliklerin öne çıkarılması ve ortaklıklar üzerinden mesaj verilmesidir. Bu açıdan, gruplar arasında kültürel farklılıkları vurgulayan uyum faaliyetleri, halk arasında sığınmacılara yönelik kültürel uzaklık algısını arttırabilir ve sosyal kabulün yaygınlaşmasına olumsuz katkı sunabilirler.Yayın Suriyeli mülteci kadınların temsili: temsilde stereotipler ve zorluklar(Asos Yayınevi, 2018-10-12) Pandır, Müzeyyen; Keskin, HalitBu çalışma Türk gazetelerinde Suriyeli mülteci kadın temsillerini konu edinmektedir. Toplumsal cinsiyet ve etnisite faktörlerinin kesişmesini göz önünde bulundurarak çalışma, gazetelerdeki Suriyeli kadın temsilleri "çaresizlik" ve "edilgenlik" temaları etrafında stereotipik ve hegemonik kadın ve mülteci temsillerini yeniden mi üretiyor, yoksa çeşitli temalar etrafında mülteci kadınların koşullarını, durumlarını ve hikayelerini farklı yeni biçimlerde anlatarak konvansiyonel temsillere karşı mı çıkıyor sorularına cevap aramaktadır. Çalışmada kullanılan örneklem, 2011 ve 2015 yılları arasında beş Türk gazetesinde yayınlanmış 1272 Suriyeli mülteci fotoğrafından oluşmaktadır. Çalışma özellikle mülteci kadınların hangi temalar etrafında temsil edildiği ve hangi temsil pratiklerinin kullanımıyla ne tür anlamlarla ilişkilendirildikleri konularına vurgu yapmaktadır.Yayın Algılar ve Gerçekler Arasında: Türk Basınında Suriyeli Sığınmacılar(Nobel Bilimsel Eserler, 2018-12) Efe, İbrahim; Pandır, Müzeyyen; Paksoy, Alaaddin F.[No abstract available]












