7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören hisse senetlerinin fiyatlandırılmasında likiditenin rolü(Bilgesel Yayıncılık San Tic Ltd, 2010-08) Yüksel, Aslı; Yüksel, Sadettin Aydın; Doğanay, MeteBu çalışma hisse senetlerinin likiditesi ve fiyatı arasındaki ilişkiyi bu konunun henüz araştırılmadığı bir pazar olan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın verisi kullanarak incelemektedir. Çalışmada iki sorunun cevabı aranmıştır. İlk olarak, likiditenin yatay kesit hisse senedi getirilerini etkileyen firma karakteristikleri arasında yer alıp almadığı araştırılmıştır. İkinci olarak ise Fama ve French (1993) modeli baz alınarak ilave bir risk faktörü olarak likiditenin rolü incelenmiştir. Fama ve MacBeth (1973) tarzı analizler yatay kesit hisse senedi getirilerini etkileyen istatistiki açıdan anlamlı değişkenlerin defter değeri/piyasa değeri oranı ve likidite olduğunu belirlemiştir. Zaman serisi regresyon analizleri ise Fama ve French modelinin likiditeyi temsil eden risk faktörü eklenmiş şeklinin, modelin determinasyon katsayısı ve Gibbons, Ross ve Shanken(1989) testi baz alındığında, iyi bir performans sergilediğini göstermiştir. Bu bulgular ışığında çalışmanın kapsadığı 1997-2007 arasındaki dönemde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören hisse senetlerinin fiyatlamasında likiditenin önemli bir rolü olduğu sonucuna varılmıştır.Yayın Türkiye’nin Kürt sorunu: Arap Baharı ile değişen yurtiçi ve bölgesel dinamikler(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2014-06) Kayhan Pusane, ÖzlemTürkiye’nin PKK ile mücadelesi ve daha genel olarak Kürt sorunu, 1980’lerden itibaren uluslararası gelişmelerden etkilenen konular olmuştur. 2010’da Tunus’ta başlayan ve kısa zamanda çeşitli Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerine yayılan Arap Baharı da son yıllarda Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) aldığı çeşitli kararları ve örgütün davranışlarını önemli ölçüde şekillendirmiştir. Bu çalışma, Arap Baharının PKK ve Kürt sorunu ile ilgili bölgesel ve Türkiye içi dinamikleri nasıl etkilediğini, PKK’nın karar alma süreçleri çerçevesinde incelemektedir. Makalede öncelikle Arap Baharı’nın Kürt sorununu kavramsal olarak nasıl etkilediği üzerinde durulmakta, daha sonra Suriye’de yaşanan iç çatışmaların, PKK’da ve daha genel olarak Kürt sorunu üzerinde neden olduğu değişiklikler tartışılmaktadır. Son olarak, Türkiye’de Kürt sorununun çözüm süreci ile ilgili hız kazanan gelişmeler, Arap Baharı çerçevesinde değerlendirilmektedir.Yayın Yeni savaş ve siber güvenlik arasında NATO’nun yeniden doğuşu(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2012-06-01) Bıçakcı, Ahmet SalihSoğuk Savaşın bitişinden sonra uluslararası sistemin güvenlik dinamikleri değişti. Soğuk Savaş tehditlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte Kuzey Atlantik Paktı Örgütü (NATO) yeni durumun gereklerine göre yeniden yapılanmak zorunda kaldı. Bu makale NATO’ya karşı siber tehditlerin ortaya çıkışını ve onun bu yeni güvenlik ortamına nasıl tepki vereceğini incelemektedir. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemde, geleneksel savaş taktikleri savaş meydanının gereklerini yerine getirmekte yetersiz kalıyordu. Asimetrik savaş diğer yöntemlere göre daha öne çıktı. Kosova çatışması sırasında, NATO bombalamasına Sırp bilgisayar korsanları tarafından siber saldırılarla karşılık verilmiştir. Farklı durumlarda da benzer eğilimler görülmüştür. NATO yeni bir siber savunma stratejisi inşa etmeye ve uluslararası sistemdeki güncel tehditleri de kapsayacak bir strateji oluşturmaya başladı. Lizbon Zirvesinde siber savunma ve kritik bilgi altyapısının korunmasını da içeren yeni stratejinin hazırlanmasına onay verildi. NATO, siber savunmayı içeren hibrit savaş stratejisini başlattı ve bu yaklaşımı bütün üyelerinde uygulamaya başladı.Yayın Bilgi yoğun profesyonel hizmet firmalarında bilgi yönetimi: Türkiye'deki reklam ajansları üzerine bir çalışma(Bilgesel Yayıncılık San Tic Ltd, 2010-12) Şahin, Çiğdem; Ansal, HacerBu çalışma, bilgi yoğun hizmet üreten firmaların performanslarına etki eden bilgi ile ilgili faktörleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Günümüz ekonomisinde firmaların en önemli stratejik gücü olarak değerlendirilen bilginin özellikle bilgi yoğun hizmetlerde yönetimi detaylı bir analizi gerektirmektedir (Grant, 1996). Bu çalışmada firmanın bilgiye ulaşım, bilgiyi paylaşım ve bilgi biriktirme yöntemlerinin firmanın performansı ile ilişkisi firmanın yerli ve yabancı kaynaklı olması çerçevesinde araştırılmaktadır. Önemli bilgi yoğun sektörlerden biri olan reklamcılık sektöründe yürütülen araştırmada, Türkiye'de faaliyet gösteren farklı performans seviyelerine ve kaynağa sahip altı adet reklam ajansı ile örnek olay çalışması yürütülmüştür. Araştırma firmanın yerli veya yabancı kaynaklı olmasının, firmanın bilgisini ve onu rekabet avantajına dönüştürebilme becerisini etkileyebildiğini göstermektedir. Bu çalışmanın bir diğer önemli sonucu ise farklı sektörlerde ve birçok müşteriye hizmet vererek kazanılan deneyimin bilgi yoğun firmalar için önemli bir rekabet avantajı sunuyor olmasıdır.Yayın Etnik ve ulusal kimlikler ile dış grup tutumları ilişkisinde çatışma algısı ve dış gruba sorumluluk yükleme(Turkish Psychological Association, 2017-12) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem; Çelebi, ElifBu araştırmada etnik ve ulusal kimliklerle özdeşim ile dış grup tutumları arasındaki ilişki, algılanan çatışma düzeyi ve dış gruba sorumluluk yükleme değişkenlerinin aracı rolü incelenerek değerlendirilmiştir. Sosyal kimlik teorisi ışığında, etnik kimliklerin olumlu dış grup tutumlarıyla negatif yönde ilişkili olacağı ve bu ilişkinin artan çatışma algısı ve dış gruba sorumluluk yükleme seviyeleri ile açıklanacağı; ortak iç grup kimlik teorisi ışığında ise ulusal kimliklerin olumlu dış grup tutumlarıyla pozitif yönde ilişkili olacağı ve bu ilişkinin azalan çatışma algısı ve dış gruba sorumluluk yükleme seviyeleri ile açıklanacağı öne sürülmüştür. Veriler Türkiye'nin değişik illerindeki üniversite kampüslerinde toplanmış, toplamda 320 Türk ve 153 Kürt üniversite öğrencisi arasında sınanmıştır. Yol analizleri sonuçlarına göre, her iki kimlikle özdeşim dış grup tutumlarıyla önerilen yönlerde ilişkili iken, algılanan çatışma seviyesi ve dış grup sorumluluk yükleme seviyesi bu ilişkilerde kısmi aracılar olarak rol almıştır. Ayrıca, Türk ve Kürt gruplar arasında dış grup tutumları ve algılanan çatışma seviyeleri arasında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Türklerle karşılaştırıldığında Kürtler daha yüksek çatışma algısı ve dış gruba sorumluluk yükleme seviyeleri belirtmiştir. Aynı şekilde, Kürtler Türklere göre dış gruba karşı daha negatif tutumlar sergilemiştir. Türkiye'deki Türk-Kürt etnik gruplar arasındaki ilişkiler sosyal kimlik ve ortak iç grup kimlik teorileri göz önüne alınarak tartışılmıştır.Yayın Türkiye’nin Kuzey Irak politikasında değişim: Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan dönemleri karşılaştırmalı analizi(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2017) Kayhan Pusane, Özlem1960’lardan itibaren Türk politika yapıcıları Irak’taki Kürt hareketine karşı mesafeli bir tutum takınmış ve benzer olayların Türkiye’de de yaşanmasından kaygı duymuşlardır. Fakat, Türkiye, öncelikle 1990’ların başında, sonra da 2007/2008 yıllarından itibaren, Kuzey Irak’a karşı mesafeli tutumunu bir tarafa bırakarak, aktif ve Iraklı Kürtlerle yakın ilişkiler geliştirme odaklı politikalar izlemiştir. Bu çalışmada, söz konusu iki dönemde Türkiye’nin Kuzey Irak politikası değişikliklerinin ne kadar lider kaynaklı olduğu ve ne ölçüde yapısal/çevresel unsurların etkisiyle gerçekleştiği sorularına yanıt aranmaktadır.Yayın Alzheimer hastalığında olağan durum ağı bağlantısallığı(Türkiye Sinir Ve Ruh Sağlığı Derneği, 2019-12) Yıldırım, Elif; Soncu Büyükişcan, EzgiAmaç: Alzheimer hastalığı (AH) beyinde yapısal ve işlevsel değişimler meydana getiren nörodejeneratif bir hastalıktır. Gelişen beyin görüntüleme yöntemleri sayesinde AH patolojisine eşlik eden yapısal ve işlevsel bağlantılardaki bozulmalar gitgide daha görünür hale gelmiştir. AH’de dinlenim durumu bağlantısallığında, özellikle de olağan durum ağı (default mode network - DMN) olarak adlandırılan içsel bağlantısallık ağında farklılaşmalar görülmektedir. Bu çalışmada DMN bağlantısallık bulgularının incelenmesi ve tartışılması amaçlanmıştır. Yöntem: İşlevsel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmalarında en yaygın kullanılan 2 temel metodoloji (tohum temelli ve bağımsız bileşen analizi) temel alınarak alanda yapılan çalışmalar incelenmiştir. Bulgular: Çalışmalar genel olarak, DMN bağlantısallığının AH süreci boyunca ilerleyici bir şekilde bozulduğunu göstermektedir. DMN alt sistemlerinin AH’nin preklinik ve prodromal evrelerinde farklı bağlantısallık örüntüleri gösterdiği de belirtilmektedir. DMN’deki bozulmanın diğer bağlantısallık ağlarındaki farklılaşma ile ilişkili olabileceğini öne süren kanıtlar da mevcuttur. Buna ek olarak, bulgular DMN’nin AH ile ilişkili nöropatoloji ve genetik risk faktörleri ile olan ilişkisine de işaret etmektedir. Sonuç: AH’nin beyinde başta DMN olmak üzere diğer dinlenim durumu ağlarında işlevsel bozulmalara yol açan yaygın bir diskonneksiyon sendromu olduğu öne sürülebilir. Buna ek olarak, preklinik vakalarda ve risk taşıyan kişilerde de saptanabilen AH ile ilişkili işlevsel bağlantısallık değişimleri AH için muhtemel bir biyo-belirteç olabilir.












