Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Yayın
    Ebeveyn erken dönem uyumsuz şemalarının çocuğun problem davranışları ile ilişkisinde ebeveyn bağlanma stilinin aracı etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2023-01-24) Demirtürk, Ecem; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın temel amacı, annelerin erken dönem uyumsuz şemalarının çocuğun problem davranışları ile ilişkisinde ebeveyn bağlanma stilinin aracı etkisini incelemektir. Buna ek olarak annenlerin erken dönem uyumsuz şemaları, annelerin bağlanma stilleri ve çocukların problem davranışları değişkenleri sosyo-demografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma örneklemini 4-6 yaş döneminde çocuğu olan 211 anne oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan annelere Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri – II (YİYE-II, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3), Güçler ve Güçlükler Anketi (4/17) Ebeveyn Formu (GGA) ve Sosyo-Demografik Bilgi Form uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, annenin zedelenmiş otonomi şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı bağlanma stili aracı etki göstermezken kaçıngan bağlanma stilinde kısmi aracılık etkisi görülmüştür. Annenin kopukluk ve reddedilmişlik şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Annenin zedelenmiş sınırlar şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili tam aracı etki göstermektedir. Annenin diğeri yönelimlilik şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanması kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Ayrıca annelerin yüksek standartlar şema alanının çocuk sayısı ve öğrenim düzeyi değişkenlerine göre, zedelenmiş sınırlar şema alanının annenin yaşı ve çocuğun yaşı değişkenlerine göre, diğeri yönelimlilik şema alanının çocuğun yaşı değişkenine göre ve anne kaçıngan bağlanma stilinin anne öğrenim düzeyine göre, çocuk problem davranışlarının ise annenin öğrenim düzeyi ve annenin yaşı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği görülmüştür. Araştırma sonuçlarının çocukların problem davranışlarının ortaya çıkmasında ebeveynlerin erken dönem uyumsuz şemalarının, bağlanma stillerinin ve diğer risk faktörlerinin değerlendirilebilmesine katkı sağlamasının yanı sıra elde edilen bulguların ebeveyn psiko-eğitim programlarına da kaynak oluşturulabileceği düşünülmektedir.
  • Yayın
    The mediating effect of humour in relation to early maladaptive schema domains and psychological wellbeing
    (Klinik Psikiyatri Dergisi, 2021) Yavuz, Burak Baran; Aka, Başak Türküler
    Objective: Early Maladaptive Schemas may accompany and affect different areas of life and may cause psychological problems. Therefore, psychological wellbeing may get affected negatively. Individuals prefer different ways to cope with stress caused by schemas and humour is a common method that has been used since the very early ages of humanity. Recent study examines the mediational effect of humour in relation to early maladaptive schemas and psychological wellbeing. Method: 268 individuals (181 female, 87 male) between the ages of 17 and 67 (M = 29.09, SD = 9.58) participated in the current study and the data were collected online. The study measures were Young Schema Questionnaire (YSQ), The Humor Styles Questionnaire (HSQ) and the Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale (WEMWBS). Results: Correlation analyses showed that psychological wellbeing negatively associated with maladaptive humour styles, and positively associated with adaptive humour styles. Only impaired autonomy and disconnection schema domains were found in association with psychological wellbeing, both negatively. Results of the bootstrap mediation indicated that aggressive humour mediates the relationship between impaired autonomy domain and psychological wellbeing, self-enhancing humour mediates the relationship between disconnection, impaired autonomy, impaired limits and psychological wellbeing. Lastly, self-defeating humour mediated the relationship between other-directedness, unrelenting standards and psychological wellbeing. Discussion: The results indicated that humour has a mediating role in the relationship between schema domains and psychological wellbeing. Specifically, it was discussed that the mediational roles of self-enhancing, self-defeating and aggressive humour might allow the therapists to intervene subtle mediums of self-harm (i.e. maladaptive humour) or strengthen the self-help (i.e. adaptive humour) and enhance psychological wellbeing.
  • Yayın
    Evlilik doyumunun öncülleri ve sonuçları: depresyon, kaygı, erken dönem uyumsuz şemalar
    (Işık Üniversitesi, 2018-06-05) Yıldız, Özge Zelal; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırma evlilik doyumunun erken dönem uyumsuz şemalar, depresyon ve kaygı belirtileri ile ilişkisini incelemeyi ve algılanan sosyal desteğin evlilik doyumu ile depresyon ve kaygı arasındaki ilişkide aracı rolünü ele almayı amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırmada 106’sı kadın 44’ü erkek olmak üzere 150 evli birey yer almıştır. Veri toplama aşamasında katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi Formu, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada yapılan analizlere göre katılımcıların güvensizlik ve iç içe geçme/bağımlılık şema boyutları evlilik doyumunu öngörmektedir. Tüm erken dönem uyumsuz şema alt boyutlarının depresyon ve kaygı ile istatistiksel açıdan pozitif yönde ve anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Ek olarak evlilik doyumu düşük olan katılımcıların depresyon düzeyleri, duygusal yoksunluk şema boyutu ile; kaygı düzeyleri ise yüksek standartlar şema boyutu ile açıklanmaktadır. Çalışmada algılanan sosyal desteğin değişkenler ile ilişkisi incelendiğinde evlilik doyumu ile algılanan sosyal destek arasında ters yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Algılanan sosyal destek ile depresyon düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken kaygı düzeyi ile algılanan sosyal destek arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır. Son olarak evlilik doyumu ile depresyon düzeyi arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin rolü incelendiğinde evlilik doyumu artıkça depresyon düzeyinin azaldığı; algılanan sosyal desteğin aracı rolü incelendiğinde ise yine evlilik doyumu artarken depresyon düzeyinin azaldığı ancak algılanan sosyal destek artarken depresyon düzeyinin de arttığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmada erken dönem uyumsuz şemaların evlilik doyumunu öngördüğü bulunmuştur. Bunun yanında evlilik doyumu düşük olan katılımcıların depresyon ve kaygı düzeylerinin erken dönem uyumsuz şemalar ile açıklandığı görülmüştür. Algılanan sosyal desteğin evlilik doyumu ve depresyon ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda algılanan sosyal desteğin evlilik doyumu ile depresyon arasındaki ilişkide aracı role sahip olduğu görülmektedir.
  • Yayın
    Erken dönem uyum bozucu şemaların ve işlevsel olmayan şema baş etme modlarının kişilerarası baskınlık ve boyun eğicilik ile ilişkisi: çiftlerde algılanan benzerlik
    (Klinik Psikoloji Araştırmaları Derneği, 2022-04) Gültekin, Büşra Fatma; Akyunus, Miray
    Şema Terapi Modeli ve Kişilerarası Kişilik Kuramı, kişilik ve kişilerarası ilişki örüntüsünün gelişimsel açıklaması açısından tutarlılık göstermektedir. Şema modeline göre, yakın ilişkilerde erken dönem uyum bozucu şemalarının yanı sıra işlevsel olmayan şema baş etme modları da ilişkilenme örüntüsünü etkileyebilir. Kişilerarası döngüsel modelin tamamlayıcılık ilkesi ise kişilerarası ilişkilerde davranışların baskınlık boyutunda karşılıklılık gösterdiğini öne sürer. Bu çalışmada, erken dönem uyum bozucu şemalar ve işlevsel olmayan baş etme modlarının kişilerarası baskınlık ve boyun eğicilik ile ilişkisi romantik ilişkiler bağlamında incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 18-61 yaş arasında 731 (408 kadın ve 317 erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Kişilerarası Problemler Envanteri-Döngüsel Ölçekleri-Kısa Formu öz bildirim ve gözlemci versiyonu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 ve Şema Mod Envanteri aracılığı ile toplanmıştır. Şema alanları ve şema baş etme modlarının (aşırı telafi ve teslimci) etkisi kontrol edildiğinde, baskınlık ve boyun eğiciliğin, algılanan partner-baskınlığı ve algılanan partner-boyun eğiciliği ile ilişkisini belirlemek amacıyla çoklu hiyerarşik regresyon analizleri uygulanmıştır. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi bulgularına göre iki bağımsız sıralı aracılık modeli test edilmiştir. Sonuçlar, kopukluk şemasının partnerde algılanan kişilerarası problemler (algılanan partner boyun eğiciliği ve baskınlığı) ile ilişkisinde sırasıyla kişinin kullandığı baş etme şema modları (teslimci ve aşırı telafi) ve kendi kişilerarası problemlerinin (boyun eğicilik ve baskınlık) aracı rolünü göstermiştir. Kişilerarası problemlerde, katılımcılar partnerlerini kendilerine benzer algılamıştır. Elde edilen bulgular alanyazın kapsamında tartışılmış ve klinik doğurguları değerlendirilmiştir.
  • Yayın
    Erken dönem uyumsuz şemalar somatizasyon ilişkisi: kişilerarası duygu düzenlemenin aracı etkisi
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-09-09) Karagöz Ay, Sedef Nergiz; Yılmaz Kafalı, Helin; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırma erken dönem uyumsuz şemaların somatizasyon ile ilişkisinde kişilerarası duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünü incelemektedir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini 18-45 yaş aralığındaki toplam 1112 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılara uygun örnekleme yoluyla ulaşılmış ve çevrimiçi anket yardımı ile veriler toplanmıştır. Katılımcılara sırayla; Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ- KF3), Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği (KDDÖ), Somatizasyon Ölçeği uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Analizler neticesinde; yatıştırılma duygu düzenleme stratejisinin ve erken dönem uyumsuz şema alanlarının somatizasyon üzerinde pozitif yordayıcı etkisi bulunmuştur. Bakış açısı edinme duygu düzenlemesinin ise somatizasyon üzerinde negatif yönde yordayıcılığı tespit edilmiştir. Process Makro v4.2 Model 4 ile yürütülen paralel aracılık analizi neticesinde yatıştırılma, bakış açısı edinme, olumlu duyguları artırma duygu düzenleme biçimlerinin erken dönem uyumsuz şemalar ve somatizasyon arasındaki ilişkide aracı rolünün olduğu görülmüştür. Sosyal model alma duygu düzenleme stratejisinin ise erken dönem uyumsuz şemalar ve somatizasyon ilişkisine aracılık etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: Araştırmada erken dönem uyumsuz şemalar, kişilerarası duygu düzenleme ve somatizasyon değişkenlerinin ilişkileri incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Yatıştırılma duygu düzenleme stratejisinin kullanımı erken dönem uyumsuz şemalar ve somatizasyon arasındaki ilişkinin güçlenmesinde rol oynarken, bakış açısı edinme ve olumlu duyguları artırma duygu düzenleme stratejilerinin kullanımının aradaki ilişkiyi zayıflattığı görülmüştür.
  • Yayın
    Kekemeliği olan ve olmayan 18-24 yaş arası bireylerin erken dönem uyumsuz şemaları ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-25) Özkan, Nilüfer; Ünver, Buket; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, PhD (Doctorate) Program in Clinical Psychology
    Bu araştırmada, kekemelik tanısı olan ve olmayan 18–24 yaş arası geç ergenlik dönemindeki bireylerde, erken dönem uyumsuz şemalar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 103’ü kekemelik tanısı olan, 110’u olmayan toplam 213 kişi katılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖKF3), Şema Başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS Process Macro v4.2 (Model 5) kullanılmıştır. Bulgular, “zedelenmiş otonomi”, “zedelenmiş sınırlar”, “aşırı uyarılmışlık” ve “kopukluk” şema alanlarının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve negatif etkileri olduğunu; teslimiyet ve kaçınma stratejilerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Aşırı telafi stratejisinin ise aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca kekemelik tanısının, yalnızca "zedelenmiş sınırlar" şema alanı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi düzeyi, demografik ve klinik değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Kekemelik tanısı, cinsiyet ve kronik hastalık öyküsüne göre yaşam kalitesi düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak psikiyatrik veya psikolojik rahatsızlık tanısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin, bu tanıya sahip olmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik destek alma durumu ise yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark yaratmamıştır. Ek olarak, cinsiyet ile kekemelik tanısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; erkek bireylerde kekemeliğin görülme oranının kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, kekemelik tanısı olan bireylerin eğitim seviyelerinin görece daha düşük olduğu belirlenmiş ve bu durum kekemeliğin akademik yaşama olası olumsuz etkilerine işaret etmektedir. Çalışma durumu ile kekemelik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olsa da literatür bu ilişkinin bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyal ve mesleki işlevsellik üzerinde de çok boyutlu etkiler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, kekemeliğin yüzeyde gözlemlenebilen bir konuşma bozukluğuna indirgenemeyeceğini; bireyin derin psikolojik yapısı, şemaları, bu şemalarla baş etme biçimleri ve psikiyatrik geçmişi gibi çok katmanlı içsel dinamiklerle şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle teslimiyet ve kaçınma gibi başa çıkma stratejilerinin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olması, psikolojik müdahalelerde yalnızca semptomlara değil; bu semptomların kökeninde yatan bilişsel ve duygusal yapıya odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, şema terapisi gibi yapısal yaklaşımlar, kekemelikle başa çıkan bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli ve dönüştürücü bir potansiyel taşımaktadır.
  • Yayın
    Erken dönem uyumsuz şemaların psikoz benzeri yaşantılar üzerindeki etkisinde şema başa çıkma biçimlerinin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-30) Karataş, Melda; Yılmaz Kafalı, Helin; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Bu araştırmanın amacı erken dönem uyumsuz şemaların psikoz benzeri yaşantılar ile ilişkisinde şema başa çıkma biçimlerinin aracı rolünü incelemektir. Çalışmanın örneklemini, 18-65 yaş aralığında, okur-yazar ve gönüllü 904 katılımcı oluşturmuştur. Çalışma örnekleminin %71.7’sini kadın katılımcılar oluşturmaktadır. Katılımcıların yaş ortalaması (X = 28.91, SS = 10.95) olarak hesaplanmıştır. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖ-KF3), Toplumda Psişik Yaşantıları Değerlendirme Ölçeği (TPYÖ-A) ve Şema Başa Çıkma Biçimleri Ölçeği (ŞBÇBÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve aracılık analizleri Hayes’in geliştirdiği PROCESS makrosunun Model 4 versiyonu ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan aracılık analizleri sonucunda, şema alanları ile psikoz benzeri yaşantılar arasındaki ilişkide bazı şema başa çıkma stratejilerinin ilişkiyi güçlendirici bir aracı rol oynadığı bulunmuştur. Kopukluk ve reddedilme şema alanının psikoz benzeri yaşantılar üzerindeki etkisi, kaçınma (β = .049, p < .05) ve teslim (β = .089, p < .05) başa çıkma stratejileri aracılığıyla artmaktadır. Zedelenmiş özerklik ve kendini ortaya koyma alanında, yalnızca teslim başa çıkma stratejisi (β = .127, p < .05) aracılık etmektedir. Zedelenmiş sınırlar alanında ise aşırı telafi (β = .077, p < .05) ve teslim (β = .187, p < .05) stratejileri aracılık rolü üstlenmektedir. Başkaları yönelimlilik şema alanında (β = .218, p < .05) ve aşırı uyarılma ve ketlenme şema alanında (β = .154, p < .05) teslim başa çıkma stratejisi bu ilişkiyi artırıcı bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, şema başa çıkma stratejilerinin (kaçınma, teslim ve aşırı telafi) şema alanları özelinde psikoz benzeri yaşantılar arasındaki ilişkiyi güçlendirdiğini göstermektedir. Özellikle teslim başa çıkma stratejisinin birçok şema alanında etkili bir aracılık rolü üstlendiği ve psikoz benzeri yaşantılar üzerinde artırıcı bir etki yarattığı anlaşılmaktadır. Bulgularımız geniş örneklemli kohort çalışmaları ile desteklenirse, özellikle teslim başa çıkma stratejisinin, psikoz benzeri yaşantıların gelişiminde önemli bir rol oynayabileceğini ve bu stratejilerin klinik müdahalelerde göz önünde bulundurulması gerektiği söylenebilir.
  • Yayın
    Erken dönem uyumsuz şemalar ve algılanan ebeveyn tutumlarının alkol kullanım özellikleri ile ilişkisi: kontrollü bir çalışma
    (Işık Üniversitesi, 2023-10-12) Arslan, Eylem Simay; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical Psychology
    Amaç: Bu çalışmanın amacı alkol kullanım bozukluğu tanılı erkekler ile sağlıklı kontroller arasında erken dönem uyumsuz şemalar, kaçınma davranışları ve algılanan ebeveyn tutumları açısından fark olup olmadığını incelemek ve ayrıca alkol kullanım bozukluğu olan grupta aynı değişkenlerin alkol kullanım özellikleriyle ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmamız, çalışma grubunda alkol kullanım bozukluğu tanısı bulunan 92 erkek hasta ve kontrol grubunda yer alan ve alkol kullanım bozukluğu olmayan 102 erkek katılımcı ile yürütülmüştür. Çalışma ve kontrol grupları arasında yaş (sırasıyla, 44.04±9.97 ve 41.96±11.64) ve aldıkları toplam eğitim yılı ortalaması (sırasıyla, 12.74±4.26 ve 12.62±4.05) bakımından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark belirlenmemiştir. Çalışmanın verileri Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Young Rygh Kaçınma Ölçeği ve Bağımlılık Profil İndeksi kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışma ve kontrol grubu erken dönem uyumsuz şema puanları açısından karşılaştırıldığında, duyguları bastırma, kendini feda, tehditler karşısında dayanıksızlık ve yüksek standartlar hariç diğer tüm alt boyutların alkol kullanım bozukluğu olan grupta anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Algılanan ebeveyn tutumları açısından karşılaştırıldığında anne reddedicilik, baba reddedicilik ve anne aşırı koruyuculuk puanlarının çalışma grubunda anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Kaçınma davranışları bakımından karşılaştırıldığında ise kaçınma toplam puanın çalışma grubunda daha yüksek olduğu bulunmuştur. Alkol kullanım bozukluğu tanılı çalışma grubunda yüksek standartlar şeması hariç diğer tüm şema puanları, bağımlılık şiddetiyle pozitif yönde anlamlı olarak ilişkili bulunmuştur. Anne duygusal sıcaklık ve baba duygusal sıcaklık puanları bağımlılık şiddeti ile negatif yönde, anne aşırı koruyuculuk, anne reddedicilik, baba reddedicilik puanları pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Kaçınma davranışlarından ise sadece psikosomatik semptomlar bağımlılık şiddeti ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Hiyerarşik regresyon analizinde baba reddedicilik alt boyutunun bağımlılık şiddetini yordadığı görülmüştür. Aynı zamanda anne reddedicilik, baba reddedicilik, anne aşırı koruyuculuk ve baba aşırı koruyuculuk boyutları ile bağımlılık şiddeti arasındaki ilişkide erken dönem uyumsuz şemaların tam aracı rolü olduğu bulunmuştur. Sonuç: Alkol kullanım bozukluğu olan erkek hastalarda algılanan ebeveyn tutumlarından baba reddedicilik bağımlılık şiddetini yordamaktadır. Anne reddedicilik, anne aşırı koruyuculuk, baba reddedicilik ve baba aşırı koruyuculuk tutumları ile bağımlılık şiddeti arasındaki ilişkide erken dönem uyumsuz şemaların tam aracılık etkisi olduğu görülmektedir.